uygur türklerinde kamlık

uygur türkleri arasında kam sözcüğü "hekim, usta", "tedavi edici" manalarında kullanılmıştır. bu açıdan bakıldığında, uygurların ataları eski devirlerde "şaman"ı; "kam" ve "kaman" olarak adlandırmışlardır. günümüzde ise uygur türkleri arasında "şaman" için "perihon", "cinkeş", "bahşi" ve dahan gibi terimler kullanılmaktadır. "perihon" sözcüğündeki peri "cin"- han ise "okuyucu, okuyan, çağıran" anlamındadır. kıssahan ve gazelhan gibi. perihon teriminin yanı sıra "bahşı" ("dilenci ve gezginci budist rahibi"; fa-she }£}£ "din üstadı, ruhani"; bakçı/bakıcı), "dahan" (dua-han "dua ile hasta tedavi eden"; darhan "demirci saman"), "cinkeş", "molla" ve "büvi" terimleri de kullanılmaktadır. cinkeş sözcüğündeki "keş" eki "verilen", "meftun olan" manalarına sahip olup, "cinkeş" sözcüğü "cinlerle ilişkili olan", "cinlere meftun olan" anlamına gelmektedir. "perihon", "bahşı", "dahan", "molla" ve "büvi" denilen kişiler, bugün daha çok fal bakma, kötü ruhları kovup hasta tedavi etme işleriyle uğraşmaktadırlar. bunlardan "perihon" ya da "perihonluk" bazı araştırmacılar tarafından "büyücü" veya "büyücülük" anlamında, bazıları tarafından da "şamanlık" anlamında kullanılmıştır. her ne kadar "şaman", çeşitli milletlerde ve tarihin farklı devirlerinde değişik şekillerde adlandırılmışsa da, kam'ın inanç sistemi içerisinde sahip olduğu yer ortak bir tutum olarak muhafaza edilmiştir.
1 yıl önce

sümerlerde din

sümerlerde yaratılış efsanesi
sümer inanışına göre başlangıçta gök ile yer birdi.daha sonra gök ile yer tanrılar tarafından ayrılmıştır.sümer inanışında evrenin kökeni şu şekilde açıklanır:

1-başlangıçta ilksel deniz vardı; kökeni veya doğuşu konusunda bir şey söylenmemektedir, sümerliler onu her zaman varmış gibi düşünmüş olabilirler.

2-ilksel deniz gök ile yerin birliğinden oluşan kozmik dağı vücuda getirdi.

3-tanrılar insan biçiminde kişileştirildiğinde, anu (gök) eril, ki (yer) dişildi. onların birleşmesinden hava tanrısı enlil doğdu.

4-hava tanrısı enlil yerden göğü ayırdı ve babası anu göğü ele geçirirken, enlil annesi ki'yi, yeri, ele geçirdi. enlil ile annesi ki'nin birleşmesi- tarihsel devirlerde ninmah, "yüce kraliçe", ninhursag, ("kozmik dağın kraliçesi"; nintu, "doğurgan kraliçe" gibi çeşitli adlar verilen tanrıçayla özdeşleştirilmiş olabilir- evrenin düzenlenmesini, insanın yaratılışı ve uygarlığın kuruluşunu başlattı.(kramer, samuel noah, sümer mitolojisi, s.83)

bu konu aşağıdaki "gılgamış, enkidu ve ölüler diyarı" adlı sümer şiirinin giriş bölümünde şöyle anlatılmaktadır:

gök yerden uzaklaştıktan sonra, yer gökten ayrıldıktan sonra, insanın adı konduktan sonra,
anu göğü ele geçirdikten sonra, enlil yeri ele geçirdikten sonra, ereşkigal kur'un ödülü olarak ele geçirilip götürüldükten sonra,

o denize açıldıktan sonra, baba kur'a doğru denize açıldıktan sonra, enki kur'a doğru denize açıldıktan sonra; (kur) krala ufak taşlar fırlattı, enki'ye koca taşlar fırlattı; onun küçük taşları, el kadar taşlar, onun koca taşları,... kamışların taşları, enki'nin gemisinin omurgası, saldıran kasırgaya benzeyen savaşta yenildi;

krala karşı, geminin serenindeki sular, kurt gibi yutuyordu, enki'ye karşı, geminin ardındaki sular, aslan gibi vuruyordu' (kramer, samuel noah, sümer mitolojisi, s.80)

şiiirden anlaşıldığı üzere başlangıçta bütün olan gök ve yer birbirlerinden ayrıldı ve böylece insanın yaratılışı buyuruldu. ardından gök tanrısı anu göğün, yer tanrısı enlil de yerin hakimi oldular.

insanın yaratılışı

sümer mitolojisinde insanın tanrılara hizmet etmesi için yaratıldığı anlatılır.hava tanrısı enlil tanrılara hizmet etmeleri maksadıyla enki'nin tavsiyesiyle tahıl tanrıçası aşnan ile sığır tanrı lahar'ı yaratmıştır. ancak bu iki tanrı bir gün öyle bir kavgaya tutuşmuşlar ki tüm işleri yapmaz olmuşlar. kendilerine hizmet edilmeyen tanrılar bu konuya enki'ye götürüp şikayette bulunmuşlar. uyuduğu için olan bitenden haberi olmayan enki, tanrıça nammu ve doğum tanrısı ninmah'a insanı yaratması emrini vermiştir. ninmah ve nammu "derin suların üzerindeki" balçığı kararak insanı yaratmışlar.insanın yaratılışı şerefine verilen şölende bütün tanrılar içerek sarhoş olmuşlar. sarhoşluğun tesiriyle ninmah'ın yarattığı altı insanın hepsi kusurlu olmuş.ardından enki'nin yarattığı insan da akli ve fiziksel bakımdan kusurlu olmuş. hatasını düzeltmesi için ninmah'tan yardım isteyen enlil'i tanrı ninmah yaptığı hatadan dolayı lanetlemiş.
1 yıl önce

inançsızların inananları test eden ilginç soruları

kader ve özgürlük hakkında

1. bu serüvene katılmayı "ezelde" insan istemiştir, cennet cazip gelmiştir, ve insan ilk seçimini "insan olmayı kabul ederek" yapmıştır. anne karnında hazırlanan minik bedene de böylece ruh getirilir, bebe canlanır. insan, kendisine verilen minik bedenle çıkar hayat serüvenine. rabbisine söz vermiştir, "sana teslim olucam, ve göndereceğin kılavuzu takip edeceğim.." ancak oyunun kuralları bellidir: "verilen bu söz, dünyadaki yaşamda hatırlanmayacaktır." ve böyle bir sözü daha önce rabbimize verdiğimiz bize bildirilecektir, ki bildirildi. kılavuzumuz kuran, muhammed (s.a.v.) dir. dört yaşındaki bi çocuğun meraklı gözlerle keşfe çıkması da temelde "kılavuz arayışı"dır. kaderimiz elbette bellidir, bütün bu sistemi var eden allah'ın, bilmeyeceği zerre kadar bilgi olabilirmi. ancak, o yüksek ilmiyle, bize seçim yapma hakkı tanımıştır. "madem bana söz verdin, senden 'beni sevmeni ve bu sevginin gereğini yerine getirmeni' istiyorum" demiştir. irade bizdedir, bu iradeyi dilediğimiz yönde kullanabiliriz, seçim bizim. seçimlerimizin ne olacağının allah tarafından bilinmesi, özgür iradeye sahip olmamızı engellemez. seçimlerimizden sorumlu tutulmamızın nedeni de vermiş olduğumuz bu sözdür, hatta söz vermemiş olsaydık bile, bunca nimete nankörlük etmek, allahı işaret eden bunca delili görmezden gelmek bile sorumlu tutulmamız için yeterdi. akıl var mantık var, muhabbet kuşunun desenine tesadüf diyenlere bu sözlerin tesiri nasıl olabilir ki. şüphesiz allahın dilediğinden başkası hidayete ermez, hidayete ermemelerinin sebebi ise kendi seçimleridir. allah hakedene hakkını fazlasıyla verir, sınırsız adaletlidir.

2. ikinci sorunun cevabı da yukarıda yazılı zaten. bu arada parantez içindeki yorum gözüme ilişti, çevresel faktörlerden falan bahsediyor. ortada bir imtihan söz konusuysa, seçim yapabilmek için elbette faktörler olacaktır, iyi ve kötü olacaktır. babasından dayak yiyen bir çocuğun, büyüdüğünde oğlunu dövdüğü sık görülür. etki- tepki. oysa iradesi vardı ve dayak atmanın yanlış olduğunu biliyordu. hata yaptı, ve hatalar cezayı hakettirir. "şeytanın ihlaslı müminlere bi etkisi yoktur". olumsuz çevre koşullarına vesile olan da; şeytanın insanı kışkırtmasıdır. dolayısıyla insan seçimini olumlu yönde yapma şansına herzaman sahiptir. yaratılışı gereği hata da yapacaktır elbette. hatalar olmasa nasıl af dileyip göz yaşı dökerek yücelirdik. allah tüm eksiklerden münezzehtir, kötülüğü şerri allah yaratır, ancak bu yaratmayı da şeytanın ve özgür irade verilenlerin seçimleriyle yapar. dolayısıyla mükemmel bi sistem söz konusu, zaten aksi beklenemezdi.

3. seçme yeteneğimiz var, fakat bazı şeyleri seçmemiz bekleniyor, ne anlamı var denmiş. gülmemek için özel çaba sarfediyorum çünkü gülmek esnemeyi beraberinde getiriyor uyumamalıyım. varsayalım ki seçme yeteneğimizle ne seçersek seçelim farketmeyecekti. e asıl şimdi ne anlamı kaldı seçme yeteneğimizin??? seçme yeteneği= irade. iradenin veriliş amacı da, bu imtihanda "doğruyu, güzeli, temizi, sevgiyi" seçmektir. iyiliği seçiyorum ve seçimimin bi anlamı oluyor, aksi takdirde seçmemin ne anlamı olurdu ki. bakalım daha komik soru varmı.

4. bu soru komik değil, üzücü. allaha ezelde söz verdiğimizi söylemiştim, dolayısıyla sözünde durmayan elbette cezayı hak eder. ayrıca, insan neden kendisini yaratana aykırı davranmayı seçmek istesin, yoksa allah o insana kötü şeyler mi emrediyor. yoksa git kan dök, tecavüz et, zinaya yelten, teşhirci ol, alkole batıp batıp çık trajikomik hallere gir, şehevi duygularının peşinden git, konserde ittirmece oyna, yeme içme kendine eziyet et mi diyor rabbimiz. hayır, su gibi temiz olun diyor, arının yücelin diyor, tövbe edin ki paçanıza bulaşan çamurlardan kurtarıvereyim sizi diyor. sonsuz cenneti vaadediyorum size diyor. sevin sevilin diyor. kul hakkını gözetin diyor. ama laf ebesiyiz ya, "ilginç" sorular sorup kafa bulandırmaya çalışıyoruz cılız bakışaçımızla. bu cevaplar da tatmin etmediyse, bizahmet "tanrının var olduğunu farzedelim" yerine, "tanrının olmadığını farzedelim" sorusunu sorun da içine düştüğünüz çıkmaz sizi belki dehşete düşürür.

5.allah elbette herşeyi biliyor, aynı şeyi kaç kere vurgulamam gerekiyor bilmiyorum, soruların seviyesine bakılırsa bir iki defa vurgulamam yetmeyecek. ortada bir imtihan söz konusu, özgür iradeli bireyler söz konusu, ezelde verilen söz yani yapılan bir anlaşma söz konusu, bu anlaşamada kılavuzun gönderileceğine dair veri söz konusu, seçim yapma yetisinin gereği olarak kılavuza uyanlar ve kılavuzdan yüz çevirenler ayrımı söz konusu. yaratılan bu müthiş sistemin özeti budur. evrim de güzel neyse siz onla takılın, "banane bana uymasaydın" demesin de peşinden koştuklarınız size sonra. "belli olan birşeyi değiştirmek için değildir kılavuzların gönderilme sebebi, kılavuzların peygamberlerin neyi değiştirip değiştirmeyecekleri de zaten bellidir".. hey allahım ya.

6. yukarıyı okursanız bu zırvanın cevabını satır aralarından bulursunuz. neyse azimliyim bu gece. sen kim oluyorsun da tanrıya savaş açıyorsun, seni var eden seni yok edemeyecekmidir, tanrının yarattıklarının sayısı arttıkça, yaratılanların yaratana karşı bir üstünlüğü olacak öyle mi. o da güzel. ayrıca, tanrı diye kestirp attığın, senin varolma sebebin. seni rızıklandıran, hareketlerini yaratan o. o olmadığı zaman sen nasıl varolacaksın, yoksa onu yok etmeyeceksin de ellerinden zincirleyecekmisin. soru sayısı arttıkça ateistlerin elleri güçleniyor sanmıyordur umarım kimse. çünkü soruların kalitesi ortada. allah adildir, adaletiyle herşeyi kuşatandır, ölümden sonrasına inanmayanlar için dünya adaletsiz gelir. tanrı tanrı diye zırvalıyorlar hatta o üztün zekalarıyla tanrıya savaş açalım diyorlar da, ölümden sonrasını nasıl göremiyorlar. yoksa kısacık hayatlarında mı yenecekler tanrıyı. değmez ki kısacık hayat için tanrıyı dövüp azarlamak. zaten öleceksin. ha pardon tanrıyı öldürürsen sen ölemezsinki, yoksa yaşaman için neden mi kalmaz tanrı ölürse. yanı görüldüğü gibi kocaman bi zırva. tut neresinden tutarsan. imtihan bilinci olmayanlar, ölümden ötesine bakamayanlar adaletten söz ediyorlar, sen önce nefsine adaletli ol, çünkü şüphesiz kendine zulmediyorsun ve bu zulmü itiraf edeceksin zamanı gelince.
1 yıl önce
@yuceltanay pipinn
  • 4. nesil yazar
  • 202 puiv puan
  • 140 paylaşım
  • 310 yorum
  • 9 takipçi