marksizm saçmalıkları

kölelik yalnızca iple, zincirle olmaz. kölelik, sömürü düzenin de aynı zamanda bir parçasıdır. dünya dualiter mantıkla var olur. devlet, mutlak bir devletsizliği doğuracaktır. marksist bakış açısında zaten direkt bir devletsizlik anlayışı söz konusu değildir. yeterli koşullar sağlanmadıkça devletsizlikten söz etmek anarşo bakış açısından öteye gidemez.

proleter dikdatörlük sscb myk üyeleri ayrı demokratik kararlar alırlar, halk komitesi işçiler sınıfında ayrı kararlar alırlar. fabrikalarda dahil olmak üzere her fabrikanın kendi işçi grubunun bir myk'sı oluyor ve bu myk kurulu genel kurallara karar veriyor. bu da bizzat çalışanlar tarafından oluyor. komünist partilerde ilk başta öğretilen şey şudur; kimsenin aldığı görev sayesinde bir diğerinden üstünlüğü söz konusu değildir. yani myk'da olan ile olmayan arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. ve bu alınan kararlar birbirlerine paralel gerçekleşir çünkü iki komit üyeleri de "sınıfsal" olarak olaylara bakmaktadır. proleterya diktatöryası her zaman işçiler için hareket etmiştir. ve çarlığın yıkılmasıyla birlikte kanunlarıyla da "ilerici" olarak bakış açısı getirmiştir. gerici çarlıktan kurtulunmuş ilerici proleterya öncülüğünde halk gücüne geçilmiştir.

marksizmin saçmalıkları diyorsun bir tane marksist teoriden söz etmiyorsun. aynı zamanda lenin zamanındaki bir sscb ile 60 70 80 dönemlerindeki bir sovyet dönemini incelemek çok saçmadır. yaptığın hareket atatürk dönemi türkiye'siyle şu an ki akp türkiyesini karşılaştırmak ve bu tahlilde akp hükümetinin yaptığı şeylerden atatürk'ü suçlamaktan öteye gidemez. aynı şeyi sscb için yapıyorsun. tarihsel yenilgiler, komünizmin yanlışlığını tabii ki ispatlamayacaktır. yenilgi her zaman olacaktır. bu yenilgilere bakarak marksı eleştiremeyiz. marksı marksın kitaplarından, lenini teori ve pratiğinden eleştiririz. tarihsel sendika hareketlerinin başarısızlığının ucunu lenine marksa engelse dayandıramazsın.

1 ay önce

marksizm saçmalıkları #1

selamlar. sınıf savaşının ne kadar doğru olduğu ile ilgili mutlak bir ahlaki yargıya varmayacağız. bu bizim doğrumuz, işçi sınıfının asıl gayesidir. troçki mutlak ahlakın var olduğundan bahseder, ama bu mutlak ahlak alt kollarda farklılaşabilir. küçük çocuğa saldıran bir köpeğe ateş etmek ahlaklı bir davranıştır, ama onu öldürmek için ateş etmek ahklakdışıdır der troçki. dediğim gibi bu doğru sermayedarların doğrusu değil bizim, yani işçi sınıfının mutlak doğrusudur. troçki "onların ahlakı, bizim ahlakımız eserinde şunlardan bahseder";
grev kırıcılar patronlara göre kahramanken, işçilerin gözünden aşağılıktır. burada mutlak bir ahlak değil, işçi haklarını savunması için amaç aracı haklı kılar mantığı söz konusudur.

toplumda bir çok sınıf var diye bakıyoruz olaylara. ama temel çekirdekte 2 asıl önemli sınıf vardır. bu sınıflar burjuva ve proleterler. burjuva sınıfı, patronun meta üretiminde bulunmadan işçiyi kiralayarak artı değer yaratarak ondan kâr elde etmesidir. işçi ise patronu için kendini kiralatıp, meta üretiminde emek sağlayarak patrona artı kâr elde ettirmektir. temel sınıf farkları bundan çıkmaktadır. sendika gereklidir çünkü bazı yerlerde ve bazı ülkelerde sendikal oluşumlar işçi sınıflarına "kapital düzende" anti sömürücü haklar tanımaktadır. iş verenin sendika karşısında direnememeyişi, işçilerin üzerinde atçılık oynayamamayışına sebebiyet verir.
1 ay önce
@ploreterdevrim grima solucandil
  • 5. nesil yazar
  • 108 puiv puan
  • 46 paylaşım
  • 183 yorum
  • 3 takipçi