9

hücrelerimizin ömrü

biraz da şu , yapı taşları dediğimiz hücrelerimizin yaşam sürelerine bakalım mı? biz yüz sene yaşayamadığımız için yakınıp duralım bizim içimizdeki kainatta neler olup bitiyor, kim ne kadar yaşıyor?
mesela, anüs örtü epitelmizi oluşturan hücrelerimizin ömrü ise sadece 19 gündür.
şimdi bu kitabı tutuğunuz elinize bir bakın. orada gördüğünüz ve öylece yerinde duruyormuş gibi görünen derinizdeki hiçbir hücre 20 günlük bile değil. ne kadar ilginç değil mi ? insanın , derisini öpüp başına koyası geliyor .
kalın bağırsak örtü epiteli hücresinin ömrü 10 gün, ince barsak mukoza hücresinin ömrü ise 1,4 gündür.
şimdi elinizi dudaklarınıza götürün ve usulca dokunun. çünkü şu anda dokunduğunuz hücreler 15 gün sonra olmayacak. o da, elini dokunduğun anda hayat bulmuşsa tabi! çünkü dudak epidermis hücresinin ömrü sadece 14,7 gündür. ayak taban derisi hücresinin ömrü 19 gün, akciğer hücresi 8 gündür. midenin giriş bölgesi hücresi 9, çıkış bölgesi hücresi 2 gün içinde ölür gider.
kulak içini döşeyen epitel hücrelerinin ömrü 34.5 alyuvarların ömrü 120 gün, akyuvarların ömrü 10 gün,karaciğer hücresinin ömrü 222, böbrek epitel hücresinin ömrü 286 gün, kemik hücresinin ömrü 25-30 yıldır. beden evreninde en uzun yaşam kemik hücrelerine verilmiş. ölen hücrenin yerine hemen yenisi gelir. ve eskinin yerine gelen hücre yapacağı işle ilgili hiçbir acemilik çekmez. o, dâhil olduğu yapinın neresinde görev almışsa orada yapılacak bütün hizmet ve işlevleri bilerek geliyor.
mesela dilimizin üzerinde tad hücreleri vardır. dilin üst arka kısmında yer alan bu tat hücreleri ortalama 120 bin tadı ayırt edebilir. oradaki hücrelerin ömrü de diğerleri gibi son derece kısadır yani bir iki hafta yaşarlar ve her gelen yeni dizi daha önce takılıp tadı geçici hafızasına kaydedilmiş bütün o tatları bilerek göreve başlıyor. şimdi kıyas edin bir insan bir göreve başlar acemidir. diyelim ki bir aleti kullanmaktadır o aletin teorik olarak kullanılmasını öğrenmiş olsa bile uygulamada karşılaşacağı sorunları olur ve ikide bir çevresindekilere "bu nedir şu nedir?" diye sorup durur. işte hücrelerin böyle bir şansı da yok. onlar var edildikleri andan itibaren var oluş sebepleri ne göre hareket eder ve işlerini hiç şaşırmadan yapıp dururlar. değil bedenimize, görülüyor ki şu minnacık hücreye bile minnet borcumuzu ödeyemeyiz. bir de şu muazzam kainatı var eden ve bu bedeni hiçbir fiyat ödemeden bize bağışlayan yaratıcı'mızın huzuruna bütün bu borç ile nasıl çıkacağımızı düşünelim.
ona nasıl anlatacağız tembelliğimizi, "sen bize bu muazzam cihazları verdin ama ben kullanamadım" mazeretini yüzümüz kızarmadan nasıl diyeceğiz? her saniye özür dileyip teşekkür etmemiz gerekirken bir de şikayetçi oluyoruz bize ağır bir hayat veya kötü bir kader yazdı diye..

kaynak ruhun deşifresi
  • 0
    fuckultyoflav 2 ay önce
    şu bahsettiğiniz harikulade bedenimizi (eksiklerini ya da daha iyisi, işe yaramayan yahut görevinin dışana çıkan bölümlerimizden bahsetmenizi tabiki de beklemezdim), ve mükemmel evreni(baya mükemmel ya kaotiklikle hiç alakası yok , saf düzen) hangi tanrının yarattığını da kanıtlayabilirseniz, biz de ona göre devam edelim , yanlış olana tapıp gerçeği kızdırmak istemeyiz
  • 0
    speace 2 ay önce ~ 2 ay önce
    yaşam süresi, bağışıklık kazanılan hastalıkları bir köşeye bırakırsak, hücre yenilenmesinin zaman içerisinde eskisi kadar verimli olmayışından kaynaklı tek hücreli organizmalarda doğma- büyüme - ölüm üçgenini açıklamanın en sade yöntemi bilmem katılırmısınız ? eğer çok değerli bilim insani yada, astronomik banka hesaplarına sahipseniz, metabolizmada hücre yenilenmesi ve direnç seviyesine müdahale etmek, sistematik ve periyodik alışkanlıkların yaşam standartlarına direkt olarak etki ettiği sonucu ile karşılaşıyorum, dogmalardan yada doğrusunu öğrenmekten korkulan yanlışlardan dikkatimizi kendi bedenimizi ve ruhsal sağlığımızı tanımaya daha fazla özen gösterebilirsek bahsettiğim varsayım günlük hayatın bir parçası olabilir, antiseptik gereksinimlerin %20-30 oranında gereklilik varsa, diğer paydalar reklamcılık ve psikolojik bunalım ile alakalı olduğunu düşünüyorum herkes kadar.

    edt: kemik olarak nitelenen iskeletin, jeolojik oluşumların fosili olduğu bakış açısı da kıskandırmadı değil nacizane

  • biliyor muydun

    başkalarının bilmedi şeyleri paylaş herkes bilsin bilgilensin

    4 takipçi
  • abone ol
  • moderatörler
    samurai
  • bir şey paylaşmadan önce takip et yoksa banlanırsın !

    küfür etmek yasaktır