35

' özel gereksinimli çocuklar engelli değildir. '


öncelikle hepinize merhaba puvolar,

bugün bir konuya değinmek istiyorum ve sizden ricam bu yazıyı sonuna kadar okumanız. sadece okumanız bile yeterli benim için, inanın bana.

bilenler bilir ben özel öğretim adayıyım. yani halk arasında ‘engelliler öğretmenliği-. insanlar neden özel gereksinimli olan bireylere ‘engelli’ diye hitap eder hala anlamlandırmam. öncelikle burada bir anlaşalım, asla ama asla o bireylere ‘engelli’ diye hitap etmeyin. ne şekilde olursa olsun, onlar bir engelli değil.

engel akılda başlar, bunu asla unutmayın.

staj dönemimde benim gibi bir stajer, sorumlu olduğumuz çocuğumuzun annesine; ‘’engeli nedir?’’ diye sormuştu ve o an size yemin ederim o annenin dudakları buruk bir tebessüm halini almıştı. ben lisede öğretmenlerimden ilk şunu öğrendim, ‘’ o çocuklar bir engelli değil, özel gereksinimli çocuklardır.’’ ve çevreye yaydığım ve yaymaya devam edeceğim tek algıdır.

gerek kendi sorumlu olduğum çocuklarda olsun, gerek araştırmalarda ve gerek başka öğretmenlerden duyduklarıma dayanaraktan size bildirmek isterim ki, o çocukların çoğu annesi veya babası tarafından terkedilmiş çocuklardır. kabullenememe sonucu, sadece ufak bir rahatsızlığı olduğu için ya da sadece insanlara göre ‘normal’ bir bebek olarak doğmadığı için gelecek hayatlarında arkalarında bırakmak istedikleri bir sorundur. ‘benim çocuğum öyle olamaz, bana bu olamaz.’ diye anne ve babaların cümleler kurmalarını ve bunu kabullenememelerini ilk başta anlıyorum ama bu terk etme durumuna dayanınca kusuruma bakmayın ama burada vicdani değerlerim kalmıyor.

daha yeni, 1 hafta önce kadar bir kızla tanıştım. 18 yaşındaydı kendisi ve ismi su gibiydi; yağmur. yağmur yaşıtlarına göre hafif boyu kısa ve zayıf bir kızdı. kendisi 38 kilo. konuşamıyor, bir limit sonra hareket edemiyor, sadece dizlerinin üzerinde emekliyor. annesi ile derin bir konuşmaya girdim bu konu hakkında. annesini görmelisiniz, o kadar hayat dolu bir kadın ki. doğum sırası doktorun hatası doğrultusunda yağmurun böyle bir rahatsızlığı olmuş. ancak annemiz yağmur’un altıncı ayında öğrenmiş durumu. o kadar çok çocuğunun üzerine titriyormuş ki, yağmurun sesler çıkaramadığını, hiçbir şekilde hareket edemediğini gözleri görmüyormuş. bir süre sonra akrabalarının yardımı ile doktora gitmeye karar verdiğinde yağmur henüz altı aylıkmış. su gibi kızımız sedyede yatarken doktor bebeğimizi incelemiş ve anneye dönerek; ‘’aptal mısın kızım sen, görmüyor musun çocuğu? hiçbir şekilde tepki vermiyor, sadece gözlerini oynatıyor.’’ demiş. o sıra doktorun bu sözleri ardından annenin nasıl hissettiğini siz tahmin edin. tedaviler, fizyoterapiler, yurt dışından getirdikleri yağmur’u biraz daha iyi edebilecek tüm imkanları denemişler. ve puvolarım, bunu ceplerindeki tüm parayı harcayarak ve borca girerek yapmışlar. yağmur şuan emekleyebiliyor, o da annesinin sayesinde. bu durum doktorları çok şaşırtmış hatta, böyle bir rahatsızlıkta, yağmur’un bu şekilde ilerleyiş sağlamasını çok imkansız karşılanmış.

değinmek istediğim bir diğer konu işte, sevgi.

sevgi kökten bir çözüm sağlamaz böyle durumlarda belki ama olan durumu daha iyi hale getirebilir, bunu da asla unutmayın. mesela down sendromlu çocuklar ortalama 45 yaşına kadar yaşayabilir. ama gerekli ilgi ve sevgi ile bu 80’e kadar uzatılabilir.

buradaki yazarlarımız inanıyorum ki zaten bunun bilincinde olan insanlardır ama benim sizden istediğim diğer vatandaşlarımıza da bu bilinci aşılamak.

şunu asla unutmayalım;

özel gereksinimli çocuklarımız engelli değillerdir.
  • 3
    pass 8 gün önce
    iyi ki okumuşum, ben de bu yazıdan kendime dersler çıkardım puvo
    1
    mathillda 8 gün önce
    ne mutlu sana, ne mutlu bize. buna o kadar sevindim ki, hem senin adına hem de çocuklarımız adına.

    çok teşekkür ediyorum, vermek istediğim düşünceyi aldığın için.
  • 2
    diesel 8 gün önce
    işini seviyor olman büyük bir kazanım bu ülkede. zor bir işin var.
    1
    mathillda 8 gün önce ~ 8 gün önce
    tam olarak hala mesleğim değil ama o yolda ilerliyorum. cok teşekkür ederim, onların bir tebessümü tüm zorlukları alıyor üzerimden.
  • 2
    sena564 8 gün önce
    bir eğitimci zihniyetine sahip biri olarak bu yazinin ne kadar önem taşidiğinin bilincindeyim. özel gereksinimli çocuklarimiza özel gereksinimleri doğrultusunda, eksikliğine göre etiket konuluyor. insanlar da bu etiketleri "engel" olarak algiliyor ve sözel ifade bicimi olarak yine bu "engel"kelimesini kullaniyor. bu da beraberinde herhangi bir "engele" sahip olan bireyin "engelli" olarak anilmasini getiriyor. bizler ne kadar empati kurarsak kuralim, özel gereksinimli çocuklarimizin ailelerinin yaşadiği psikolojiyi, onlarin ruh sağliğini tam olarak anlayamayiz.
    2
    mathillda 8 gün önce
    öncelikle yazımı bilinçli olarak okuduğun için çok teşekkür ediyorum. ben engel kelimesinin anlamına hep ruhbilimi dahilinde bakmışımdır. ruh biliminde ise engel; eylemin nesnel, ruhsal ve toplumsal açıdan kısıtlanmasıdır. bu özel gereksinimli bir birey olsun veya olmasın, bir insana 'sen bunu yapamazsın' dersen o kişi ruhsal olarak yapamayacağına inanır ve yapma olasılığı düşer. özel gereksinimli çocuklarımızda da benim için böyledir. ve evet, ne kadar empati kurabilsekte onları tam olarak anlayamayız ama şu bir gerçek ki, bir çocuk terkedilmemelidir. bunun hakkında daha çok yazım olacaktır.
  • 3
    kumrengi 8 gün önce
    engelli lafı gerçekten kırıcı, tabi önceden özürlü deniyordu o daha vahim. engel akıldadır, aslında bir çok engelli var fakat onlar bu çocuklarımız değil.
    1
    mathillda 8 gün önce ~ 8 gün önce
    özürlü diye hitap edenleri şahsen ben insan olarak görmüyorum. özürlü kelimesi bana göre lügatımız da bile olmaması gereken bir sözcüktür. hiçbir şekilde iyi bir yanı yoktur. engeli ise bir nesne olarak bile adlandırabilirken, özrün 'eksiklik, bozukluk, kusur ve sakatlık' olarak geçmesi bir gider yanı olmadığını bana düşündürüyor.
  • 2
    tuz 8 gün önce
    dünya sizin gibi insanların sayesinde dönüyor
    1
    mathillda 8 gün önce ~ 8 gün önce
    biz bir mekanizma isek siz ise en can alıcı noktalarımız olan motorsunuz.
  • 0
    kahvelipuding 8 gün önce
    tek engelleri insanoğlu ve onun önyargıları. bunlar kırıldığı taktirde başaramayacakları şey yoktur. çok güzel bi konuya değindin matilda. herkes gibi olmadığın, insanlara umut mutluluk taşıdığın ve bu güzel düşüncelere sahip olduğun için iyi insanlar adına sana çok teşekkür ediyorum.

    bendeki o aptal olgunun yıkılmasında mesleğim rol oynamıştı. sağlıkçı eğitimci olmak zordur bilirim. ama çok tatlı da bir yönü vardır dediğin gibi. yüzlerindeki ufak bile olsa o tebessüm. siz sağlamışsınızdır bunu. aldığınız alacağınız tüm maddiyattan daha üst seviyede bi değer katar ruha da bedene de. bazı şeyler gerçekten paha biçilemez.

    kariyerinde en iyi yerlere geleceğine inanıyorum. hem meslek hem insan sevgin bunu hak ettiğinin en büyük delilidir. aynen devam.
  • 0
    banabubade 8 gün önce
    bende özel eğitim öğretmenliği okumak istiyorum ama korkularım var yani yapabileceğime inanıyorum ama yinede korkuyorum
  • 0
    ibo35 8 gün önce
    bende özel eğitim uzmanı olarak şunu eklemek isterim ki çok acıdır; önceden özel alt sınıfların kapısında ''geri zekalılar sınıfı'' diye yazılırdı. bu günlere şükür gene tabi daha iyisi olabilir ama engelli denilmesi bir nebze olsun teselli olmaktadır.

  • derin düşünce

    eleştirel bir fikrin varsa, yeni bir teori ürettiysen, kayda değer planların varsa, insanlara bir gerçeği göstermek istiyorsan veya düşünceni akım haline getirip kendine yeni nökerler kazanmak istiyorsan, derin düşünce bölümü emrine amade.

    409 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    roxic7

    ersals
  • görünürde bir kural yok. fakat gizli saklı bir kaç kural var. onları ihlal etme. düşün bakalım, sence hangileridir?