2

hayatından 15 dakika çalarım evet, ama buna değer.

"umut" değerli bir kelime. değerli bir kavram. hatta bir çok şeyden bence değerli bir kelime. hatta biraz düşününce sanırım en değerli kavram.

bu zamana kadar umut ettiğiniz şeyleri düşünün.. veya şuan umut ettiklerinizi. haftasonu yapılacak olan sınava, geleceğe dair olan umudunuz, sevdiğiniz/hoşlandığınız insana karşı olan umudunuz. bir şeylerin daha basit ve kafa yormayacağına dair olan umudunuz yada. veya her hangi başka bir şeye karşı olan umudunuz.


azımsanmayacak seviyede kötü şeyler yaşıyoruz. yaşamayada devam edeceğiz. yeri geliyor umudumuzun tükendiği zamanlar oluyor, yerin yarılıp içerisine girmek istediğimiz çok an oluyor. oldu. ve olacakta. bir efsane vardır, der ki; "her zaman bir umut vardır" öyle mi dersiniz gerçekten?

insanlar konuşup durur. sevdikleriniz, hayatınızda yeri olanlar, olmayanlar, sokakta gördüğünüz her hangi biriyle ettiğiniz 5 dakikalık sohbette bile size tavsiyeler verebilirler, veya daha nice örnek. ben ise odaklanmak ile alakalı olduğunu düşünüyorum bazı şeylerin. umudumuzu kaybettiğimizde, motivasyon şarkılarına, videolarına, yada yazılarına mı ihtiyaç duyarız gerçekten? yada sevdiklerimizin tavsiyelerine? peki ya bunların hepsinin yok olduğu zamanlar veya dönemler olduğunda ne yapacağız? ne yapmalıyız? nasıl düşünmeliyiz? neye odaklanmalıyız? doğru olan nedir? yada doğru yada yanlış olan şey nedir? bu kime göre doğrudur? kime göre yanlıştır? ne doğrudur? ne yanlıştır? yüzlerce soru sorabiliriz, hiç cevaplandıramayabiliriz. hepsini cevaplandırabiliriz. yada bazılarını cevaplandırabilir ama bazılarını cevaplandıramayabiliriz. (bu cevaplandıramayız kelimesini çoğunuzun hızlı bir şekilde tek seferde hafifte olsa hecelemeden veya hafifte olsa gözlerinizi kırpmadan okuyamadığınızı biliyorum. yalnız değilsiniz merak etmeyin. panik yapmaya gerek yok. normal bir şey. çünkü bilinç altı bir kelime. harflerin diziliş bakımından, ifade ettiği anlamdan vb) şimdi sizlere bir formül vereceğim. hiçte sevmem matematiği aslında.. fakat;

matematik asla yanlışı göstermez.

umut + hırs + ve zararsız seviyede öfke =

sizce neyi verir? sizce işlemin sonucunda ne elde edebilirsiniz? öznel bir sorudur, herkesin cevabı farklı olabilir. ama hadi biraz kurcalayalım bunu ne dersiniz?

muhakkak hayatınızda tutunacağız, umut edeceğiniz değerler vardır. buda öznel bir yargıdır. kiminin bir insan olurken, kaldı ki bunu pek tasvif etmiyorum. çünkü bence;

"bir insan, bir insana umut bağlamamalı."

bu aslında derin bir konu. yani yazıldığı kadar basit değil. okunduğu gibi derinde değil. fakat biraz açmak gerekirse, ki açmak gerek bence. şunları söyleyebiliriz sanıyorum, çok net ve basit bir yargı ile bunu yıkacağım. bir insan bir insana umut bağlamamalı. geniş ve genel olarak tabi. çünkü; hiç bir insan umut bağladığı bir şey yok olduğunda bunun etkisinden bir anda kurtulamaz. ve muhakkak kalıcı hasarlar bırakır. ve malesef ki; anneniz babanız olsa dahi, her insan bir gün muhakkak gider. ama terk eder. ama istemeden gider. ama ölür. ama yok olur uzaklaşır. ama, gider. hepsi gider bir gün. ve sonunda yalnız kalırsınız.

"gelirken olduğunuz gibi. hikaye başa sarar."

geçelim. insan dışı şeylere umut bağlamayı daha sağlıklı bulanlardanım ben. bir değere. bir duyguya. bir eşyaya. mesela benim bir yüzüğüm vardır. viking tamgası taşıyan her hangi bir yüzük. aslında bir albenisi pek yok ne yalan söyleyim normal kıytırık bir yüzük. yani -tü.. onu ben özel yaptım. düşünce gücümle. şans yüzüğüm olduğuna inandırdım kendimi ve bir zaman sonra gerçekten işe yaradığını gördüm. yani aslında yüzüğün bir boka yaradığı yokta ben kendimi kandırdım ve öyle inandırdım. ve o kadar güzel kandırdım ki kendimi, gerçekten olduğunu düşünüyorum çoğu zaman biliyor musunuz? öyle güzel kandırdım kendimi. insan bazen yalancıktanda olsa kendini kandırabilmeli.. bu hayatın her alanında gerekli diye düşünüyorum. tabi şahsınıza bir faydası olacak bir konuda.

umut bağladığınız şeyleri düşünün.
düşünmeye devam edin.
neden bağladığınızı, ne işe yarayabileceğini, size neler katabileceğini, sizi nasıl oyalayabileceğini, hepsine odaklanın.. yavaş yavaş düşünün. acele etmeyin. acelemiz yok. acelemiz yok.

ölmedik henüz.
şuan değil.
var biraz daha,

neden umut ediyorsunuz?

bunu gerçekten soruyorum.

neden?

çünkü bir şeylerin olacağına inanıyorsunuz veya en basit tanımı ile bir beklentiniz var. aslında asıl soru bu değil, bunu başlıkta soracağım.

peki hırs, ben hiç hırslı insan olamamışımdır.. diyen çok model vardır. onlara sadece kısaca şunu söylemek istiyorum. yalan söylüyorlar. kendilerini kandırıyorlar. tıpkı benim yüzüğümde kendimi kandırdığım gibi. çünkü hiç bir zaman tam anlamıyla uğruna hırs yapacak gerçek değerleri olmadı. yani aslında oldu. onlar farkına varamadı. yada vardı işlerine gelmedi. yada başka sebepler. fark etmiyor. sonuç olarak "hırs" yapabilmiş olsalardı, hırs yaparlardı. ve böyle cümleler kurmazlardı. tek yaptıkları kendilerini kandırmak. fakat bunun benim yüzüğümden tek farkı, benim yüzüğüm bana bir inanç katıyor. yeri geliyor bazı şeyler için ayakta tutuyor. iyi hissettiriyor. sizin hırs etmeyişiniz size iyi hissettiriyor mu? size bunu yapamıyor olmak bir şey katıyor mu sahiden? biraz öz eleştriden kimseye zarar gelmez diye düşünüyorum.

birazcık öfke. bak bundan herkeste olduğuna eminim. bunun püf noktasıda ne biliyor musunuz? kontrol etmek. öfkeyi kontrol edebilmek zordur. hatta aşırı zordur. arada öylesine ince bir çizgi vardır ki.. o ince çizgide kalabilen, ayaklarını taşırmadan beyaz çizgiden parmak ucunda yürüyebilen insanlar şunu başarır,bu öfkeleri, zararsız olan öfkeleri yani, onlara yol su elektrik olarak geri döner. ve bu öfkeyle sentezlenmiş birazda tatlı zararsız intikam oldu mu.. tadından yenmez. bütün bunları başarabilsek zaten mutsuz olmayız ve dünyada mutsuz insan kalmaz değil mi?

hıh.
-cık.
çok basit değil mi? yazıldığı konuşulduğu gibi olmuyor değil mi?

evet haklısınız.

iş neyde bitiyor biliyor musunuz? kararlılık.

"tanrı şahidim olsun, bir gün;

hayatıma girmiş, bende kötü iz bırakmış kim varsa, başarısızlık ile dışlayan, sevgisizlik ile dışlayan, hayat şartlarım ile yargılayan, başarısız biri olacağıma inanan, benim düzgün sevebileceğime inanmayan, benim yarı yolda bırakan biri olduğumu düşünen, bana "yapamaz" diyen kim varsa,

hepsine bir bir göstereceğim.
hepsinden intikamımı alacağım. ve bunu yaparken hiç birine zerre zarar vermeyeceğim. kalp kırmayacağım.

ne kaybettiklerini onlara göstereceğim.
yanıldıklarını yüzlerine vuracağım.
onlara ikinci bir şans için yalvartacağım.

hep kendimi şöyle motive ettim ben dostlar;

"zamanında uğruna kimseyi koyamadığımız kişilerin amına koydukları yetmedi, benimde koydular, ve bir gün, belki bu gün değil ama bir gün, onlar bana ulaşmanın yollarını düşünüyor ve arıyorken, şöminemin karşısında şarabımı içiyor, ve kıçımla gülüyor olacağım. tanrı şahidim olsun bunu yapmadan ölürsem, anamın emdirdiği sütte, babamın hakkıda, rabbimin toprağıda, bana haram zıkkım olsun. ve dilerim bana bu fırsatı versinler. çünkü vermedikleri her saniye, fırsat olmayan yerde gerekirse ben yaratacağım. gerekirse dişimle tırnağım ile kazıyacağım olmayanı yaratacağım, yaratmaya çalışacağım. başaramıyorsamda, bu kutlu yolda "ben gidiyorum, hikayem burada bitti, siz devam edin diyerek çıkacağım" ama en azından "şerefli ve onurlu bir şekilde, ben elimden geleni yaptım!" diyebileceğim.

şimdi ben size soruyorum;

sizler, ağlamaya zırlamaya, acı çekmeye, depresif ezikler gibi takılmaya, anasının babasının eline bakan özgüvensiz bireyler olmaya, seni sevmediğini bildiğin halde ciğeri beş para etmez insanlar için ağlmaya ve acı çekmeye, tanrının sana bir kez sunduğu bu hayat sınavında, sana değer vermeyen, seni önemseyen, kim yada ne varsa onun için acı çekmeye ve geri kalan ömründen günleri harcamaya devam mı edeceksiniz?

yoksa şerefinizle mücadele mi edeceksiniz?

öle-ceksin.

umut nerede biliyor musun?

umut aldığın her nefeste.

hırs nerede biliyor musun?

içinde.

öfke nerede biliyor musun?

aaaaa, tam yüreğinde, hissedebiliyorum. peki sen neden hissedemiyorsun? nasıl kontrol edeceksin biliyor musun? kendine saygı duyarak. kendine saygı duymazsan sen,

"sana kimse saygı duymaz. ve kimse senin için gerçek anlamda acımaz. en ufak bir engebede bırakır giderler."

peki bunların sonunda ne var?

başarı.

başarı nedir?

sadece para, şan, şöhret midir?

asla.

başarı senin karakterini kazzanmış olmandır. senin kendine saygı duymandır. senin yeri geldiğinde bencil yeri geldiğinde paylaşımcı olabilmeyi öğrenmendir.

şimdi git, ve istediklerini almak için elinden ne geliyorsa yap!
çünkü kimse sana bir şey vermeyecek.
ne ailen,
ne sevdiklerin,
ne sevdiğin kadın/adam

verecek tek kişi, kılcal damarlarından, kaderine kadar her şeyini bilen ve duyandır.

al sana umut edecek bir şey..

utandırma yaradanı.

inançlı yada dindar biri olmana gerek yok.

ona saygılı ol yeter.
bununda tek yolu kendine saygılı olmandan geçer.


bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.

dün dün
  • hayata dair

    Bu bölümde ibretlik hikayeler ve komik paylaşımları bulabilirsiniz..

    1878 takipçi
  • abone ol
  • moderatörler
    gaddarus
    hellomyfriend
    darkier
    polinezyali
    caytiryakisi
    plumerion

  • bu bölüm #karışık bölümünün alt bölümüdür.

  • bölüm kuralları

    • bölümü takip etmeyi unutmayınız..!
    • konu dışında paylaşım yapmak yasaktır..
    • reklam amaçlı paylaşım yapmak yasaktır..
    • bölüm ile alakasız paylaşım yapmayınız..
    • başlıklarınızı her zaman ilgili bölüme açınız..
    • +18 başlıkları +18 içeriği işaretleyerek paylaşınız..
    • kurallara ısrarla uymayıp tekrar eden yazarlar bölümden engellenecektir..
    • başlıklarda ve yorumlarda herhangi bir kişinin ailesine hakaret,küfür ve rencide edici içerikler kesinlikle yasaktır..
    • şahsınıza yapılan küfür-hakaret  gibi içerikleri puiv moderatörlerine bildiriniz..