5

solmuş çiçekleri tomurcuklandırma çabası üzerine, deneme.

adalet insanlığın var oluşundan beri bulunan bir kavramdır. her toplumun kendine göre bir düzeni, örfü, adeti olduğundan toplulukların genellikle kendine koyduğu kurallar farklılık içerir. hiçbir toplumun adalet konusu üzerinde sorduğu sorular, düşünceler bir olmamaktadır. aslında olayın derinine inersek, adalet kavramının oluşmasının en büyük nedeni insanların doğuştan beri içinde bulunan duygularıdır, bunların hepsi yüzünden insanlar belli topluluklarda birlikte yaşamak için kendilerini bazı konularda sınırlandırırlar. peki, gerçekten herkes sınırlandırılır mı, yoksa sınıflandırılır mı? bağımsızlığın teminatı adalettir derler, yıl 2019; herkes bağımsız mı, herkes kanunlar önünde eşit mi, yazılanı değil; ben bu yazımda gerçeği sorgulayacağım. jefferson’un da dediği gibi: ‘’yasaların uygulanması, yapılmasından daha zordur.’’
-
anayasanın 26. maddesinin 1. fıkrası: “herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.
bildiğimiz gibi bağımsızlığın sağlanmasındaki en önemli temellerden biri düşünce özgürlüğüdür. insanın, önemli bir özelliğidir bu; fikir beyan etmek en önemli haklarından biridir.
bir rapordan bahsedeceğim. yıl 2015, avrupa insan hakları mahkemesi açıklıyor, türkiye, hakkında en fazla karar açıklanan ülkeler arasında ikinci sırada. 823 içinden 87 karardan bahsediyoruz. en çok ihlal edilen madde ise, adli yargılanma hakkı. işin derinine indiğimizde bu rapora göre türkiye’nin düşünce özgürlüğü ihlalinde ülkeler arasında birinci sırada olduğunu görüyoruz.
-
madde 14- (değişik: 3/10/2001-4709/3 md.): anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmaz ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. anayasa hükümlerinden hiçbiri, devlete veya kişilere, anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz. bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.
anayasanın yirmi altıncı maddesi ve on dördüncü maddelerinin buluştuğu bir olayı örnek vermek istiyorum.
hasan baki hakkında, siyasi kuruluşlar ve bazı bağımsız insanlar tarafından ‘’atatürk’e hakaret’’ tarafından suç duyurusunda bulunuldu. başsavcılık, suç duyurusunu kabul etti ve davayı açtı. hasan baki’nin sözleri şöyle:
‘’keşke olmasaydı. türk değil, orijinal yunan’’
mahkeme ise sarf edilen sözlerin düşünce özgürlüğü olduğuna karar vererek hasan baki’nin beraatine karar verdi. burada görmüş olduğumuz üzere, anayasanın yirmi altıncı maddesi yanlış bir şekilde yorumlanmış, ortaya ironik bir durum çıkarmıştır.
-
konuyu biraz da sosyolojik yönüyle ele almak istiyorum. ülkemizde bazı doğru bilinen yanlışlar dolayısıyla ortaya çıkan yargılar bağımsızlığı etkilemektedir. bilimsel araştırmalara göre genele bakılınca, kadınların erkeklerden psikolojik anlamda, erkeklerinse fiziksel güç anlamında daha üstün olduğu ortaya çıkmıştır. kanunsal anlamda ise kadın ve erkeklerin eşit haklara sahip olmasının özellikle altı çizilmiştir. mustafa kemal atatürk’ün kadın hakları için verdiği mücadeleyi şu sözleriyle açıkça belirtir:
31 ocak 1923 günü atatürk izmir’de: “bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmekle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur. bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurun sonucudur. bir toplumun bir uzvu faaliyette bulunurken öteki uzvu atalette olursa, o toplum felce uğramış demektir.
bizim toplumumuz için ilim ve fen lüzumlu ise, bunları aynı derecede hem erkek ve hem de kadınlarımızın elde etmeleri gerekir... bundan dolayı kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim basamaklarından geçeceklerdir... kadınlar toplum yaşamında erkeklerle birlikte yürüyerek birbirinin yardımcısı ve destekçisi olacaklardır.”
gördüğünüz gibi yıl 1923, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi için, kadın erkek eşitliği için harcanan bunca çaba, bundan tam 96 yıl geçmesine rağmen hala tamamen etkili olabilmiş değil.
hürriyet gazetesinin 28 kasım 2018 tarihinde hazırlamış olduğu raporda, türkiye’de 2018 yılında, kasım ayına kadar 363 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü söylendi. türkiye'nin cinsiyet eşitliği sıralamasında da 144 ülke arasında 130'uncu sırada bulunduğu belirtildi.
-
insanların, tamamıyla insanların giyiniş, kılık, kıyafetine göre yargılanması ülkemizde bulunan yanlış görüşlerden sadece bir tanesidir. yıl 2019 ve kadın-kadına giyinişi hakkında ‘’göz var nizam var’’ diyecek, erkek-erkeği dar pantolon ve gömlek giydiği için ‘’kadın gibi’’ diye tabir ederek sokak ortasında dövecek konumda. ülkemiz geriye mi gidiyor yoksa ileriye mi bunun kararını verebilecek bir durumda mıyız ki biz? ülkemizin bağımsızlığını sağlamasındaki en büyük engel, toplumun tabularıdır. (buna en güzel örnek ‘’gece o saatte ne işi vardı, kısacık etekle gezerse böyle olur.’’ gibi söyleyenin kınanması gereken, içinde tabular barındıran sözlerdir.). bağımsızlığın temennisi ise adalet. her şey birbiriyle bağlantılı, her şey örüntü içerisinde gelişiyor.
-
ülkemizde adaletsizliğin nedenleri, açgözlülük, yolsuzluk, önyargı, gelir dağılımındaki uçurumlar gibi kollara ayrılabilir. tüm anlattıklarımın özünde demeye çalıştığım şey: toplumsal tabular yanlış görüşlere, yanlış görüşler sınırlandırmalara, sınırlandırmalar sınıflandırmalara; sınıflandırmalar da adaletsizliğe sebep oluyor. hiçbirimiz buna dur diyemiyoruz, desek de ya ciddiye alınmıyoruz ya da sabıkalı kalıyoruz. ardından gerçekler su yüzüne çıkmaya başlayınca halimize yanıyoruz. hayat bu kadar gizli değil, her şey gözler önüne serili. işimize geleni görüyoruz, gelmeyeni yok sayıyoruz. bunların hepsi bizi bu hale getiriyor. bu hukukun, adaletin, yasanın suçu değil. tamamen bizden kaynaklanıyor. adaletsizliği kendimiz yaratıyoruz ve özgürlüğü kendimiz yok ediyoruz. suçu toplum hazırlar, suçlu işler demiş buckle. belki yaptığımız tam olarak da budur. bağımsızlığın temennisinin adalet olabilmesi için, bilinçlenmemiz gerek. yoksa tartışmalarımız havada asılı kalacak. oysa adaletin bulunmasının nedeni, her şeyin bir çözümü olması değil midir?
  • 1
    hedap 1 ay önce ~ 1 ay önce
    giriş adalet, ortalara doğru kadın erkek eşitliği, atatürk ün kadınlara seçme seçilme hakkı vermesi elde edemedikleri haklarını ve itibarlarını vermesi, ülkemizde ki giyim kuşam kültürü, giyime kuşama karışma yobazlıgi ve sonuç olarak suçu işleyenlerin aslında o suçun işlenmesine toplumun zemin hazırlığı için toplumun da işlenen suçlardan gıyaben sorumlu tutması.
    adalet kelime olarak bulunmuş bir kelime olabilir ama teorikte ismi konmamış olsa bile uygulanan bir yöntemdir.
    toplumlarda işlenen suçların cezasının eşit olması ve her suçu işleyene aynı oranda ceza verilmesini sağlar.
    bu da sadece caydırıcılık amaçlıdır. cezaların tamamı insanı suç işlemekten caydiracak nitelikte ve yeterlilikteyse adalet işler.
    ama hepsinden daha büyük bir adalet günü vardır ki sen insanları o adalet gününe inandıramadigin sürece dünya üzerinde hiç bir zaman suçun önüne geçemezsin.
    çünkü milyonlarca insanın başına tek tek suç işlemesin diye bir bekçi dikemezsin.
    ama insan her an her saniye izlendiğini ve öldükten sonra kendisini işlediği her suçtan yargılayacak bir varlığı bilirse bir insan tarafından gözetlenme ihtiyacı duymaz. cezaların caydırıcılığına ihtiyaç duymaz.

    bu dünyada yaşanan en boktan hayatın hediyesi ölümdür. eğer bir insan inançsız ise ve ölümden sonrasında yapacağı yanlışlardan yargılanacağına inanmıyorsa hiç bir toplum hiç bir adalet sistemi o insanı suç işlemekten alikoyamaz.
    onu o suçu işlemekten ali koyacak tek şey yüreğinde ki allah ve ahiret inancıdır.
dün
  • edebiyat

    kitaplar, şiirler, oyunlar ve niceleri. doldurun efenim

    107 takipçi
  • abone ol
  • moderatörler
    mahmoud

  • bu bölüm #kültür-sanat bölümünün alt bölümüdür.

  • 1-) spoiler olabilecek şeyleri ''-spoiler-''alt başlığı attıktan sonra yazınız ki kimsenin keyfi kaçmasın sayın dostlar.

    sanırım şu anlık tek kural bu .