4

bilmem ne

ben insanların deneyimlerini paylaşmasına ve kendimkilerininde başkalarına yardımcı olmasına çok değer veririm. o yüzden öğüt dinlemeyide vermeyide severim. ama bu öğütlerin bir yaş ve kültür sınırı olduğunuda bilirim. yaşlı bir amcanın hayat hakkındaki öğüdünü dinlerim ama mesleğimi seçerkenki verdiği öğüdü kale almam. herkesten alacakların vardır almak istersen ama doğru şeyi almak en önemlisidir. ben öğretmenlerimin hepsinide dinlemezdim. bazıları egosunu tatmin ederdi üzerimizde bazılarıda başarısızlığımızı hçliğimizi yüzümüze çarpardı. ben annemide dinlemezdim. çünkü annem hayat ona vurdukça yatağının altında hayatın gitmesini yani bitmesini bekledi ömrü boyunca. o yatağın altından sadece fedakarlık yapmak için çıkardı. kendi hayatı o kadar değersizdiki gözünde hergün bir parça başkasına vererek en azından birişe yaradığını düşünüyordu. ondan öğrendiğim şeyde işte bu korkularımı yenmek için fedakarlık yapmak..
en çok kitapları dinlerim. yazılmaya değmeyecek şeyleri çok az kişi yazar zaten onlarıda okumam. kitaptaki bilgler duygular havada yakalanmış uçurtma gibi gelirler. ayaklarımın üzerine basmayı onlardan öğendim o ktabın arkasındaki fikirlerden. yaşarken çok şey öğrenirsin işinden sevdiklerinden sevmediklerinden. ama kiapta öğrenilenin başka bir forma var olduğunu hiç görmedim. kitap okumayan insanların bazı halleriyle karşılaşırım ve içimden şöyle derim basit bir tuzağa düşmüşsün. kitap oksaydın böyle olmazdı. hepimiz kendi tuzaklarımızın kurbanıyız. bu tuzağın ya göklerden ya hayattan yada başkalrndan geldiğini düşünürdüm. beni aşşağı çeken şeyin benim dışımda herşey herkes olabilirdi çünkğ ben kendim için kötü bir şey istemeyeceğimi düşünürdüm. gerçektende kendim için kötü bir şey istemiyordum ama yapıyordum işte. en büyük kötülüğü başkalarında aramakta buldum. hatta kötlüğün doğamız gerçekliğimiz olduğu yanılsamasına bile vardım. bizim doğamız kötü değil aç. aç birini doyurmazsanız aşktan sevgiden histen bigiden yaşamdan bahsedemezsiniz. sanırım en büyük hatam egomu beslememek oldu. egoyu çirkin algıladım. ama egonun içinde sevmekte vardır sevilmekte. benlğimi küçümsedikçe başkalarını ya büyüttüm gözümde yada küçülttüm. sevgide var dedim ya işte sevgi adaletsizliğin eşitsizliğin üstünlüğün alçaklığın arasındaki tutkal gibidir. bizi aynı düzlemde tutar.
kendimi başka düzlemde tutarak uzaktam izledim sizleri. sizden olamazdım. çünkü siz ne yaptığınızı çok iyi biliyordunuz. sizinle boyun ölçüşemezdim. sonra anladım ve sizinle aynı kata çıktım. ve anladım sizde ne istediğinii bilmiyorsunuz ama sizin sevginiz sizi bir arada tutuyormuş. bende bağlandım insanlara. sizin ne yapmaya çalıştığınızı anladım. sizler anlamadan her an yaptıınız en küçükmüş gibi görünen hareketlerle bile olsa başkasının acısını bitiremesenizde azaltmaya çalıştınız.
sürekli siz diyorum sizin kim olduğunuzu söylemedim. insandan bahsediyorum. ama hertür insan formundan bahsetmiyorum. bu insan hali anlayan insan halidir. anlayışa geçmi birisini hali. bende yaşadım ama şimdi iyiyim ama şimdi o kötü diyebilen insan hali.
öğütlerden bahsetmiştim. vermeyi sevdiğimdende. en iyi öğütün bizi birbirimize bağlayan şeyleri koparmamamız gerektiğini söylemektir herhalde.
çok hoş bir söz var. doğruyu söylmekle kibarlık arasında bir seçim yapmak zorunda kalırsanız kibar olmayı seçin. insanların eksikliklerini yüzüne vurmaktansa anlamayı seçtim. ben gerçekleri doğruyu bidim ama kibar olamyı seçtim sizde seçin.
  • 1
    hedap 21 gün önce
    yaşamak ama hedefe gider gibi değil, yolculuğun tadını çıkarır gibi yaşamak.