hüseyin siret bey

    2
    mrnoworry 14.2.2018 13:07
    bir bahar günü mürşidi fahreddin efendi hazretleri ile beraber çıktığı bir ada gezintisinde söz edebiyat ve şiire gelir. fahreddin efendi hazretleri, sîret bey'e der ki;

    "sîret bey, hoş, iyi şâirsiniz ama neden peygamber efendimize'e dâir bir şiiriniz yok?"

    sîret bey cevâben;

    "efendim, malumunuz biz realist bir edebî mektebin içinden geliyoruz, ancak gördüğümüzü yazarız. görmedim ki ne yazayım?.." deyince fahreddin efendi hazretleri mütebessim;

    "öyleyse gör o zaman" buyururlar...

    ertesi gün sabahın erken saatinde soluğu fahreddin efendi hazretlerinin devlethânesinde alan sîret bey, kapıyı açan fahreddin efendi'ye gözleri yaşlı, elindeki kağıdı uzatır;

    "işte şeyhim, gördüm ve yazdım" der...

    kağıtta aşağıdaki na't-ı şerîf vardır....

    ey mihr-i "lâ yezâl"in mehtâb-ı müstenîri
    envâr-ı kibriyâ'ya sensin yegâne mazhar

    zâtınla zât-ı akdes olmuşdu zarf u mazrûf
    dillerde ism-i pâkin allah ile berâber

    sensin nebiyy-i ümmî ârif kemâl-i hakk'ı
    ârif kemal-i zâtın yalnız hudâ-yı enver

    mir'ât-ı hakk-nümâsın tevhîd ile mücellâ
    kim anda hüsn-i mutlak nûruyla cilve eyler

    uşşâk-ı zârı varken bî-had o kibriyâ'nın
    mâşûk-ı münferidsin mevlâ'ya ey peygamber

    asr-ı seâdetinde gelmek nasîb olaydı
    görmüş olurdu billah allah'ı görmeyenler

    hüsnün yanında mehtâb sönmüş çerâğa benzer
    leylâ misâli hûbân pâyinde zıll-i kemter

    ey yâr-ı kâinâta şâmil füyûz-i sevdâ
    aşkınla müncelîdir bizzât ilâh-ı ekber

    bin yıl çalışsa âbid ma'bûduna erişmez
    vuslat-serâ-yı hakk'a aşkın yegâne rehber

    encümle mâh gökde bir levha-i muallâ
    kim "haccetü'l veda"ı ihtâr ederdi manzar

    nâm-ı bülendin ey yâr menkûş-ı arş-ı izzet
    âyât-ı zü'l-celâlin çepçevre hâle-küster

    münkirlerin yüzünde nâr-ı cahîm alev-rîz
    vechinde mü'minînin tâbende nûr-i akmer

    vahdet-gehimde her şeb sensin enîs-i rûhum
    tenhâ seninle kalmak bir zevk-i vuslat-âver

    mi'râcım oldu cânân rüyâda iltifâtın
    lutfet cemâl-i pâkin bîdâr iken de göster

    olsam gubâr-i pâyin mevlâ'ya yol bulurdum
    derdim habîbinin ben pâmâliyim serâser

    maşûk-ı bî-rakîbin müştâkıyım ki ben de
    pây-i seâdetinden vardır mübârek izler

    ben hâkisar-ı aşkı dûr etme devletinden
    senden budur ilâhî maksûd-i abd-i ahkar

    boynum bükük yüzümde ağlardı seyyiâtım
    takbîl ederdi pâyin gözyaşlarım mükerrer

    mahbûb-i müctebâsın sultân-ı enbiyâsın
    uşşâka reh-nümâsın sen ey şefî'-i mahşer

    sîret ne söyleyim ben meddâhı kibriyâ'dır
    tavsîfe muktedir mi mehtâbı kirm-i ahter