• -1
    hedap 7 ay önce ~ 7 ay önce
    ne darwin ne de onu izleyen destekleyicileri evrim kuramını
    ispatladıkları savındaydılar. onlar kuramı gözlemsel kanıtlarına
    dayanarak doğruladıklarına inanıyorlardı. darwin'in en ateşli
    savunucusu huxley'ın bile türlerin evriminin doğal seleksiyon
    düzeneğine dayandığı tezine tümüyle katıldığı söylenemez.
    ancak "darwincilik" denen daha sonraki bir gelişme darwin'in
    evrim kuramına doğruluğu kesin bir tür dogma kimliği kazandırma
    bağnazlığı göstermiştir.

    ayrıca bunu paylaşman cok iyi olmuş, çünkü kitapta dini inanca sahip insanlardan çok bu teoriye inanan insanların yaptığı bağnazlıklar anlatılmış ve gördüğüm kadarıyla asıl bağnazlıklar ve tehlikeli bağnazlıklar inançsız insanların ortaya sorun çıkarmasına neden olmuş.
    bu da kesin bir dille inançsız bir toplumun, insanlıktan yoksun bir toplumun ortaya çıkmasına neden olacağını kanıtlıyor:)
    umarım çoğu kişi bu kitabı okur ve ateist materyalist insanların çoğunlukta olduğu toplumların dünya ve insanlık için ne kadar büyük bir tehlike olduğunun farkına erkenden varırlar. gerçi varmasaniz da çok sikimizde.

    türlerin kökeni, incil gibi, istenilen
    anlamda yoruma açık yarı kutsal bir kitaba dönüşür. almanya'da,
    doğal seleksiyon ilkesi prusyalı junkerlerin üstün ulusların
    oluşması için zayıfların yok edilmesi gerektiği inancına aranılan
    "bilimsel" desteği sağlar. prusya'da darwin'i izleyen treitschke ile
    bernhardi savaşı yüceltmeye yönelik yoğun bir çaba içine girerler.
    darwin'in kendi ülkesi ingiltere'de doğal seleksiyona dayanan
    evrim düşüncesi, ticaret ve sanayide acımasız rekabetin, emek
    sömürüsü ile sömürgeciliğin gerekçesi olur. o dönemde sosyalist
    entelektüellerin yorumu daha insancıldı; onlara göre darwin'in
    gözlemleri arasında, canlıların çetin doğal koşullara dayanma ve
    çevreyle uyum kurmada bireyler arası dayanışma ve işbirliği
    savaşım kadar yer tutan bir olaydır. öyleyse, bireyleri birbiriyle
    acımasız vuruşan bir toplumdan çok, dayanışmaya dayanan bir
    topluluğun gelişme ve ilerleme gücü daha yüksek olabilir. ne var
    ki, hızlı sanayileşme sürecine giren geçen yüzyılın kapitalist
    rekabet ortamı evrimde dayanışmayı değil, zayıfın acımasız ayıklanması düşüncesine yatkın olmalı ki, evrim doğal
    seleksiyonla özdeş tutuluyordu. daha insancıl bir yorum öyle bir
    ortamda santimantal bir fantezi olmaktan ileri geçmezdi. oysa
    doğanın tümüyle acımasız ve kırıcı çalıştığı tezine katılmamayı
    salt duygusallık diye nitelemek doğru değildir. doğada, toplumsal
    yaşamda olduğu gibi, yarışma ve savaşım yanında dayanışma ve
    işbirliği de vardır.