15

obsesif kompülsif bozukluğu olan birisinin yazmış olduğu harikulade bir şiir

onu ilk gördüğümde beynimdeki herşey sustu.
tüm sesler, yenilenen görüntüler yok oldu.
obsesif kompülsif bozukluğunuz varsa, sessiz zamanlarınız pek olmuyor.
yataktayken bile düşünüyorum:
kapıları kilitledim mi? evet.
ellerimi yıkadım mı? evet.
kapıları kilitledim mi? evet.
ellerimi yıkadım mı? evet.
ama onu gördüğümde, tek düşünebildiğim dudağının kıvrımıydı.
yada yanağına düşen kirpiği-
yanağına düşen kirpiği-
yanağına düşen kirpiği.
onunla konuşmam gerektiğini biliyordum.
otuz saniye içinde ona altı kez çıkma teklifi ettim.
üçüncüden sonra kabul etti. ama hiç biri doğru gelmedi. o yüzden devam etmek zorunda hissettim.
ilk buluşmamızda, zamanımı onunla konuşmak yada yemeğimi yemek yerine, tabağımdaki yemeği renklerine göre ayırmakla geçirdim.
ama bunu sevdi.
günde ona on altı kez yada yirmi dört kez elveda öpücüğü verişimi sevdi.
eve yürümemin kaldırımdaki çatlaklardan dolayı uzun sürüşünü sevdi.
beraber aynı eve taşındığmızda, kendini güvende hissettiğini söyledi. kapıları on sekiz kez kilitlediğim için hırsız giremiyeceğini düşünüyormuş.
o konuşurken hep onun ağızını izledim-
konuşurken-
konuşurken-
konuşurken.
beni sevdiğini söylediğinde, dudaklarının kenarları yukarı doğru kıvrılırdı.
geceleri, yatağa uzanıp ışığı kapatıp açışımı, kapatıp açışımı, kapatıp açışımı izlerdi.
gözlerini kapatıp gece ve gündüzün önünden geçtiğini hayal ederdi.
ama sonra… onun zamanını çok harcadığımı söyledi.
işe geç kalmasına neden olduğum için ona çok elveda öpücüğü veremeyeceğimi…
beni sevdiğini söylerken, dudakları dümdüzdü…
kaldırımdaki çatlağın üstünde durduğumda, o yürümeye devam etti…
geçen hafta annesinin evinde kalmaya başladı.
ona bu kadar bağlanmama izin vermemesi gerektiğini, herşeyin bir hata olduğunu söyledi, ama…
ona dokunduktan sonra ellerimi yıkama gereği duymamam nasıl bir hata?
aşk bir hata değil, onun bundan kaçabilmesi ve benim kaçamamam beni öldürüyor.
gidip yeni birini bulamam çünkü tek düşünebildiğim o.,
genelde bir şeye çok takıntılı olduğumda, cildim de tomurcuklar görürüm.
arabalar arasında ezildiğimi görürüm…
kafama taktığım tek güzel şey oydu.
uyandığımda onun direksiyonu tutuşunu düşünmek istiyorum.
duşu, kasa açarmış gibi açışını.
mumları üfleyişini-
üfleyişini-
üfleyişini-
üfleyişini.
artık, düşündüğüm şey onu başka kimin öptüğü.
nefes alamıyorum çünkü o adam onu bir kez öpüyor ve mükemmel olması umurunda bile değil!
onu çok istiyorum…
kapılarımı kilitlemiyorum.
ışıklarımı kapamıyorum.
  • şiirsel

    “İçimden geldi ve yazdım” açıklaması ile buradayım.

    3 takipçi
  • abone ol
  • moderatörler
    bertugakengin

  • bu bölüm #kültür-sanat bölümünün alt bölümüdür.


  • bekliyor insan, hep bekliyor..

    beklentilerinin karşılanması için, kimi zaman ise hayatını, beklentilerinin doğrultusunda yönlendirebilmek için doğru anı, zamanı bekliyor insan..

    kısmen birşeyler veriyor hayat, mutlu ediyor ama hiç bir zaman, birşeyler almayı unutmuyor senden. hayat bu acımasız sevgi gösterir tıpkı parasını bekleyen bir kaltak gibi.

    hep birşeyler ters gider ya hayatında.. hani özenerek giyinmişsindir hava bozar, hani bıraktım dersin sigarayı bi arkadaşın sigara uzatır, hani kafede çay istersin ama yanında şeker gelmez ve şeker gelene kadar da çay soğur ama o çayın değiştirilmesini isteyemeyecek kadar cesaretin yoktur zor gelir sana çekinirsin. gecenin bir vakti tek bir dal sigaran kalır ve onu da tersten yakarsın ya hani bilirsiniz böyle ufak tefek sinir bozucu illet şeyler vardır. 

    umarım bunlarla sınırlı kalır sinir bozukluklarınız cansız şeyler canınızı sıkar ancak canlı kişiler canınızdan can alır. ne olursa olsun canlı kalmaktan vazgeçmeyin renginizi kaybetmeyin ufak şeylerin sinirlerinizi bozduğu gibi ufacık şeylerle de mutlu olmayı bilin mutlu yalnızlığınıza asla canınızdan can alacak canlıları gölge etmeyin..