12

hz.meryem'in susma orucu

allah hz. meryem’i evlenmediği halde hz. isa’nın annesi olmakla imtihan etti. bu çok ağır bir imtihandı. çünkü insanlar allah’ın hz. adem’i ve eşi havva’yı bir anne-baba olmaksızın yarattığını bildikleri halde, bir kadının bir erkek olmadan çocuk sahibi olmasının neredeyse imkansız olduğu konusunda şartlanmış bir zihin yapısına sahiptirler.

doğum zamanı gelince o, kavmine ne diyeceğini bilemiyordu. çünkü hem kendisine hiç bir erkek eli değmediğini, hem de bu çocuğun kendisine ait olduğunu söyleyecekti. kim inanırdı buna? zaten o zamanın müslümanları olan israil oğulları inanmadılar. onu zina etmekle suçladılar. hz. meryem bile evlenmeksizin hamile kalışına şaşırdığı içindir ki “bana bir insan eli değmediği, iffetsiz de olmadığım halde benim nasıl çocuğum olabilir?”(meryem/20)demişti.
kur’anda allah’ın şahitliğiyle hz. meryem’in hz. isa’yı babasız doğurduğuna tanık olmamıza rağmen, bugün bile allah, iffetiyle bilinen bir müslüman kadını böyle bir imtihana tabi tutsa, acaba biz müslümanların ne kadarı buna inanır? kesinlikle çoğunun inanmayacağından eminim. o inanmayan müslümanlara “bak allah kur’an-ı kerimde hz. meryem’i anlatmış. niçin böyle bir şey mümkün olmasın?” deseniz bile o müslümanlar “bunu hz meryem’le karıştırma, o meryem, bu ise sıradan bir kimse, hem o bir mucize…” diyerek işin içinden çıkarlar.
kısaca o gün sadece hz meryem imtihan olunmamıştı, bunun yanında o gün bu olaya şahit olan herkes imtihan olmuştu ve çoğu kaybetmişti. eminim bu gün de böyle bir imtihana uğrasak çoğumuz kaybederiz.
nihayet doğum zamanı geldi. bir hurma ağacının altına çekilince allah ona şöyle buyurdu:
“hurma dalını kendine doğru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma dökülsün. ye, iç gözün aydın olsun. eğer insanlardan birini görürsen de ki: ben, çok merhametli olan allah’a oruç adadım, artık bugün hiç bir insanla konuşmayacağım”(meryem/25,26)
böyle bir durumda o ne söylerse söylesin kimseyi inandıramayacak ve iffetli olduğunu da ispat edemeyecek. bu yüzden o allah’ın emriyle susma orucu tuttu. meryem’in susması onu allah’ın müdafaa edeceği anlamına geliyordu. nitekim allah onun kucağındaki bebeği konuşturmak suretiyle imtihan sürecini tamamladı ve olayı çözdü.
“bunun üzerine meryem çocuğu gösterdi. ‘biz, dediler, beşikteki bir bebek ile nasıl konuşuruz? çocuk şöyle dedi: ben allah’ın kuluyum. o, bana kitabı verdi ve beni peygamber yaptı. nerede olursam olayım o beni mübarek kıldı.
yaşadığım sürece bana namazı ve zekatı emretti. beni anneme saygılı kıldı, beni bedbaht bir zorba yapmadı. doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağım gün esenlik banadır. işte hakkında şüphe ettikleri meryem oğlu isa hak söz olarak budur”(meryem/29-34)
neticede meryem’in iffeti mucizevi bir şekilde ispatlanırken, onu zina ile suçlayanların iftira attıkları anlaşılmış oldu ve böylece imtihanı kaybettiler.
işte allah kur’anda hz. meryem’in imtihan esnasındaki susma orucunu böyle anlatıyor. şüphesiz biz bugünün müslümanları olarak susma orucu diye bir oruçla mükellef değiliz. üzerimize farz kılınan oruç bellidir. ancak allah kur’anda bir şeyden bahsediyorsa, mutlaka hikmeti vardır, diye düşünüyorum. bu susma orucunda da mutlaka bizim alacağımız dersler vardır.
bu sebeple uzun süredir susma orucu tutmayı düşünüyordum. bilindiği gibi bir şeyi en iyi bir şekilde anlamanın yolu onu yaşamaktır. rabbim bu arzumu şu geçen ramazan ayının son gününde gerçekleştirmeyi bana nasip etti ve ramazan orucuyla birlikte bir de susma orucu tuttum. gerçekten bereketli geçti. susma orucu sebebiyle anladığım şeyleri şimdi sizinle paylaşıyorum:
1-susma orucunu insanların içinde geçirmeniz gerekiyor ki bir anlamı olsun. çünkü tek başına iseniz zaten konuşacak kimse yok, isteseniz de konuşamıyorsunuz. ama insanların içinde her vesile ile ortam sizi konuşmaya sevkediyor, fakat siz susma bilinciyle sürekli uyanık olmak zorundasınız. bu hal size bir irade eğitimi sağlıyor.
2-susma orucunun yemek orucundan daha zor olduğunu anladım. mesela, otuz günlük normal oruçta bir kez olsun unutarak yeme içme olmadığı halde, bir günlük susma orucunda tam yedi kez bir kaç kelimelik de olsa unutarak konuşmaya teşebbüs ettim. belki de bu zorluk hayatımda ilk defa susma orucu tutmamdan, diğer orucun kolaylığı da yıllardır ona alışmamdan kaynaklanıyor olabilir. böyle olsa da ağzı ve dili olanın susması zor bir şey.
3-susmanın konuşmaktan daha zor olduğunu anladım. bu vesile ile susmanın en az konuşmak kadar bir erdem olduğunu farkettim. peygamberimiz bize “allah’a ve ahiret gününe inanan ya hayır konuşsun veya sussun” buyurmuştur. bizler her aklımıza ve ağzımıza geleni, ya da her duyduğumuzu konuşmaya alıştığımız için susmakta çok zorlanır olmuşuz. susma orucu sayesinde susmanın da hayır konuşmak kadar bir hayır olduğunu anladım.
4-susmanın ağız terbiyesine katkı sağladığını anladım. çünkü biz insanlar çok konuştuğumuz için gerek nefsimizden gerekse sosyal ortamdan etkilenerek bir şekilde ağzımızı argo kelimelerle, küfürlerle yada buna benzer şeylerle kirletiyoruz, ağzımızın ayarı bozuluyor. bu şekilde kirlenen ağzımızı temizlemek ve bozulan ayarını düzeltmek gerekiyor. işte susma orucu bu konuda bize yardım ediyor.
5-susmanın tefekküre yol açtığını anladım. şöyle ki; insanın gözü, kulağı ve ağzı dış dünyaya açılan pencereleridir. gözümüzle gördüklerimiz, kulağımızla duyduklarımız ve ağzımızla konuştuklarımız bizi ve zihnimizi hep dışımızdaki şeylerle meşgul ediyor. bu yüzden gözümüzü ve kulaklarımızı kapattığımızda ya da sessiz ortamlarda daha iyi tefekkür imkanı buluyoruz.
tıpkı bunun gibi suskunluğa bürünmek de doğal olarak tefekküre zemin hazırlıyor. insan sustuğu zaman dış ile bağlantıyı kestiğinde haliyle içe yani kendisine yöneliyor. bir başka ifade ile insan, insanlarla konuşmayı kestiğinde kendisiyle konuşmaya yöneliyor. zaten insanın kendi iç alemine yönelerek kendisiyle diyalog kurması, tefekkür etmesi allah ile konuşması anlamına geliyor. bunlar hep birbirine bağlı iç içe olan şeylerdir, hepsi aynı kapıya çıkar.
6-insanların sadece konuşarak değil, aynı zamanda susarak da anlaşabileceklerinin farkına vardım. öteden beri bizlere hep şunu öğretirler: “insanlar konuşa konuşa, hayvanlar ise koklaşa koklaşa anlaşırlar” ben, susma orucu sayesinde bu cümlenin her zaman doğru olmadığını, tam tersine bazı durumlarda insanların konuştukça meseleyi çözmek yerine daha da çıkmaza soktuklarını, dolayısıyla böyle durumlarda susarak daha iyi anlaşabileceklerini anladım. hatta çoğu zaman tek kişinin susması bile problemi çözmeye yeter, ya da en azından konunun probleme dönüşmesini önler. özellikle karı-koca arasındaki bazı meselelerde bence tarafların konuşarak değil, susarak daha iyi anlaşabileceklerini düşünüyorum.
düşünsenize, karıkocanın her birinin kendisini tamamen haklı gördüğü, bundan dolayı her defasında seslerini bir derece daha yükselterek birbirlerine cevap yetiştirmeye çalıştıkları bir manzara hayal edin… işin sonunun kavgaya varacağını, ya da sonu boşanmaya varan bir sürecin başlangıcı olacağını tahmin etmek zor olmasa gerek.
bu durumda konuşmak mı yoksa susmak mı gerekir? inanın sadece bir tarafın sabır gösterip susması bile her geçen saniye daha da kötüye giden süreci bitirmeye yetecektir. öyleyse konuşmayı öğrendiğimiz kadar susmayı da öğrenmemiz gerekir. özellikle birbirleriyle çok tartışan eşlere susma orucunu tavsiye ediyorum.
anti parantez hemen belirtmeliyim ki, böyle durumlarda susmayı düşündüğünüzde içinizden bir ses “sakın susma! eğer susarsan karşıdaki senin cevap veremediğini dolayısıyla yenilgiyi/haksızlığı kabul ettiğini anlayacak” diyecek. bilmiş olasın ki o ses şeytanın sesidir. boşuna dememişler, “söz gümüşse, sükut altındır” diye…
7-ancak zamana bırakılarak bir müddet sonra anlaşılacak durumlarda konuşmaktansa susmanın gerekli olduğunu anladım. çünkü hayatta bazı şeyler vardır ki o an konuşularak anlatılmaz. bunun yerine susarsınız, sizin yerinize onu zaman anlatır, yani zamanla anlaşılır.
mesela, siz çok dürüst bir kimsesiniz. ama toplumda güvenin son derece sarsıldığı günümüzde bunu başlangıçta anlatamazsınız. çünkü dürüstlük sözle anlatılmaz, yaşanır. eğer doğru yaşarsanız zamanla dürüst bir kimse olduğunuz görülür ve anlaşılır.
8-hayatta bazen öyle durumlar yaşarız ki %100 haklı olduğumuz halde bunu asla ispat edemeyiz. haklı ve tertemiz olduğumuzu bir allah biliyor, bir de biz. tıpkı hz. isa’yı doğurduğunda hz. meryem’in ve iftiraya uğradığında hz. aişe’nin tertemiz oldukları gibi… ama bunu sadece allah ve kendileri biliyor. ne yazık ki tertemiz olduklarını ispat etme imkanları da yok.
işte böyle durumlarda insan susacak, onun yerine allah konuşacak! yani allah bir müddet sonra insanı temize çıkaracak. tıpkı hz. meryem’i çocuğu konuşturarak, hz. aişe’yi de indirdiği ayetle temize çıkardığı gibi…
9-biz insanlar genelde konuştukça bir şeyi izah ettiğimizi/açtığımızı zannederiz. bu zannımız genelde doğrudur. fakat bazen öyle durumlarla karşılaşırız ki, meseleyi konuştukça açacağımıza, tam tersine konuştukça tıkarız. işte böyle durumlarda susmak gerekir. çünkü biz hep, cevap vermek için konuşmamız gerektiğini zannederiz. oysa bazen susmak en iyi cevap olabilir. yani susarak cevap vermek…
mesela, yıllar önceki bir anımı anlatayım: aynı yurtta kalan ama meşrepleri farklı iki müslüman kardeşimiz vardı. biri ötekine zaman zaman takılırdı, laf atardı. rahatsız edici laflar olmasına rağmen diğer kardeşimiz hiçbir şey olmamış gibi davranırdı ve susarak geçiştirirdi.
yıllar sonra rahatsız edici sözlerle takılan müslümanla karşılaştığımda bana yıllar önce o yaptıklarının yanlış olduğunu anlatarak dedi ki; “hasan hocam, ben ona laf attığımda onun cevap vermemesi beni öyle kahrediyordu ki, anlatamam”
evet, demek ki susmak bazen en güzel cevap olabiliyormuş. öyleyse susma orucunu sadece kur’anda anlatılan hz. meryem’e ait geçmişte kalmış bir anı olarak düşünmeyelim. hayatın akışı içinde onun da bir yeri ve zamanı vardır. böyle olmasaydı allah bize anlatırımıydı?
10-susma orucunu tuttuğum günde insanlarla konuşamadığım için tefekkürün dışında bazen sesli bir şekilde kur’an okurdum, ya da sesli olarak tesbihat ifadelerini söylerdim. bizim çocuk hemen “baba, konuştun, orucun bozuldu” derdi. ben de, “hayır, oğlum! susma orucunda insanlarla konuşmak yasak ama allah ile konuşmak yasak değil ki… ben böyle yapmakla allah ile konuşmuş oluyorum!” diyordum.
böylece çocuklar hem susma orucuyla tanışmış oldular, hem de susmanın aslında bir nevi allah ile konuşmak! olduğu anlaşılmış oldu.
bu yazıyı boş verin! beni anlamanız için size susma orucu tutmanızı tavsiye ediyorum.
  • 0
    biooody 7 ay önce
    deneyeceğim, teşekkürler.

  • karışık

    Karışık

    135 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    gaddarus

    oxygen
    tombalaci
    kaygusuzyazar
    hellomyfriend
    ilteris
    darkier
  • bölüm kuralları

    - bölümü takip etmeyi unutmayınız..

    aklınıza bölüm ismi gelmediyse bu bölüme ekleyebilirsiniz..

    ekleyeceğiniz bölümü bulamadıysanız bu bölüme ekleyebilirsiniz..

    bölüm seçmek istemeden paylaşmak istiyorsanız bu bölüme ekleyebilirsiniz..

    başlık fark etmez istediğiniz başlıkta açabilirsiniz..

    - reklam yapmak yasaktır..