6

melâmîlik

melâmîliğin bir tarikat olduğunu söyleyenler yanında; kuralları belli bir tarikat olmadığını, her türlü gösterişten ve dünya kaygısından uzak kalmayı benimseyenlerin genel adı olduğunu ileri sürenler de vardır. melâmîliğin bir tarikat olmadığı düşüncesi, kurucusunun ve kuruluş tarihinin bilinmediğinden dolayıdır. birinci dönem melâmîlik, melâmetiye adıyla tanınır. ilk defa nişabur'da hicrî ııı. asrın başlarında ebu salih hamdun b. ahmet b. ammâr el-kassâr, melâmîliğin yayılmasında büyük rol oynamıştır. melâmîlik, hamdun kassar'dan önce varsa da, bir tarikat haline onun zamanında gelmiştir.

melâmîlikte muhyiddin ibnü-l arabî'nin vahdet-i vücud görüşünün derin etkisi vardır. melâmîler kaçınılması mümkün olmayan cemaatle namaz dışındaki ibadetlerini ve allah'a yakınlıkla ilgili hallerini halktan gizlerler. bunları açığa çıkarırlarsa kendilerini kınarlar. gerçek durumlarını sezdirmemek için halk içinde sıradan bir insan gibi giyinip kendilerini belli etmeden yaşamaya çalışırlar. görünüş ve gösterişe değer vermezler. insanlara yalnız kötü taraflarını gösterip iyiliklerini gizlemede çok ileri gittiklerinden, çevresindekiler onları kusurlu kimseler sanarak ayıplar ve kınarlar. en hoşlanmadıkları şey, kibir ve gösteriştir. bu kötü huylardan korunmak, melâmîlikte bir kuraldır. özel giysileri ve tekkeleri yoktur. melâmîler kimseye dertlerini açmazlar.

çünkü kula ihtiyacı bildirmek, muhtaçtan yardım istemektir. bu sebeple ihtiyacı allah'tan dilemek ve peygamber'in yolundan gitmek, kulluğun iki esasıdır. birbirlerinin yardımına koşarlar. bu konuda hamdun kassar; "mümin, kardeşi için gece kandil, gündüz asa olmalıdır" der.

melâmîlik başta mevlevîlik olmak üzere ıv. asrın sonlarında oluşmaya başlayan, v. ve vı. asırlarda gelişen tarikatları etkilemiştir.

melâmîlik tarihi bakımından üç devreye ayrılır.

1. devre: kassariye melâmîliği. hamdun kassar'a ait olan ve melâmetiyye denen ilk devre melâmîliği. hicri ııı. yüzyılda nişabur'da ortaya çıkmıştır.

2. devre: bayramiyye melâmîliği. ilk devre melâmîliği zamanla bâtınî grupların melâmîliğe girmesiyle asıl sağlığını kaybetmiştir. bunun yerini, hicri ıx. asırda bolu göynük'de hacı bayram veli ile ortaya çıkan ve ilk melâmîlerin bütün özelliklerini taşıyan bayramî melâmîliği almıştır. anadolu'da melâmîliğin yayılması, hacı bayram velî vasıtasıyla olmuştur.

3. devre: nuriyye melâmîliği. seyyid muhammed nur el-arabî'ye ait olan bu kol, hicri xııı. asırda üsküp'te ortaya çıkmıştır.
  • 0
    yuceltanay 1 yıl önce
    melâmet, sözlükte kınamak, ayıplamak ve sitem etmek manalarına gelir. melâmîlik yoluna bağlanan kimseye de "melâmî" denir.
  • 0
    gameofthrones 1 yıl önce
    ülkemizde herkesin melami olması gerekiyor. gösterişten uzak yaşamayı seviyorlar. bu arada ilk defa duydum böyle birşeyi. teşekkürler.
    0
    yuceltanay 1 yıl önce
    var olun
  • 0
    shewolf 1 yıl önce
    benim dedeme mela diyorlardı bundan dolayı mı acaba? dedem çok sert birisiymiş ama aynı zamanda merhametli iyi huyluymus. ve çok fazla öğrencileri falan varmış
    0
    yuceltanay 1 yıl önce
    olabilir
  • 0
    ecemcemiss 1 yıl önce
    yazı için tebrikler,
    bu konuyu bu denli araştırıp sunmanız yaşama dair umutlarımızı arttırıyor. bir makedon göçmeni olarak, içinde büyüdüğüm yaşlı insanları gözlemlerim sonucu melamiliği söyle özetleyeyim. hasan fehmi divanını neredeyse okumayan yoktur.
    gir de gör derler bizim starisa'lar(yaşlılara makedonca verilen addır)
    ritüelleri arasında genelde cuma okumaları vardır. bu cuma okumalarında ilahiler okunur,zikirler yapılır. dışarıdan baktığınızda da melami kadınlar türbanlı değil, eşarplıdır. kendimce değerlendirecek olursam, melamilik tarikatı şekilcilikten arınıp özde birleşme düşüncesi üzerine kurulmuştur. ve bu şekilde bir yol izlemektedir.

    hu...

    0
    yuceltanay 1 yıl önce
    çok teşekkürler katkılarınızdan dolayı
  • dünya dinleri

    Dünyanın büyük dinlerinden yerel dinlere ve inançlar hakkında bilgi vermek

    51 takipçi
  • abone ol
  • moderatörler
    yuceltanay

  • bu bölüm #kültür-sanat bölümünün alt bölümüdür.

  • hangi, dinden, inançtan olursa olsun önce saygı.
     küfür ve hakaret yok.