başlama noktası - bölüm 1 - dinleyici

    8
    gridgross 19.2.2019 22:00
    yaşadıklarımın hepsi bir kelime ile başladı "unutmak". ilk duyduğumda hayata tutunmak, yeniden başlamak gibi bir anlamı olduğunu düşündüm ama sonra, her şey bittikten sonra farkına vardım alışmakmış. anlatacaklarım sadece sana özel ve sana ait.

    tamamen ayrıldıktan bir kaç ay sonra başladım. ilk günlerde gerçekten unutuyorum sanmıştım. mutlu değildim ama kullandığım anlarda mutsuz da değildim. sürüklendim. doz arttıkça mutsuz olmayacakmışım gibi hissettim. yanılmışım. geçmedi. olduğundan fazla boka sarmaya başladı. önce bi kaç bağımlı ile gezdim sonrasında daha fazlasını istedim. çok daha fazlasını. ve daha çok batacağım ilk gün. hazır mısın ?

    başlıyoruz.
    eski bir inşaat veya toplantı noktası diyebiliriz. tüm camları örülmüş. köyden uzak bir kilise gibi. girişinde kimse yok. kapının yarısı plastik ile kapatılmış içeriden boğuk bir gürültü geliyor. ilk adımı atıp atmamak arasında serzenişteyim. ya köküne kadar bırakacağım olayları yada gidip yatacağım. böyle bir durumda doğamız gereği o adımı atarız sanırım bende öyle yaptım. ilk girdiğimde üst kata yöneldim biraz gezinip kimseyi bulamadığımda -2 de bir otopark olduğu aklıma geldi. yaşamayı yıllar önce unutmuş kilosuzluktan yanaklarına elmacık kemiklerinin gölgesi düşen bir kız karşıladı. ilk tavrı hiç sevecen olmamakla birlikte sorgulamaya başladı. "kim gönderdi ? takılmak için mi geldin ? hediyen mi var ?" kafam o kadar doluydu ki 5 - 6 sorudan sonra bi kaç cümle saçmalayıp kendimi içeri atabildim. saat 22:00 civarıydı. dışarı ışık sızmaması için mi yoksa oturanların kafası daha güzel olsun diye mi bilmem ama loş bir ışık hakimdi. bazı kolonların arası çarşaflarla kapatılmış içlerinden kahkahalar geliyordu. biraz daha uzağa sessizliğin baş gösterdiği bir masanın yanına yürüdüm. l şeklinde koltuğa sırtımı dayayıp ayaklarımı uyurcasına uzattım. bir kaç dakikanın ardından masaya koydukları kül tabağı sesiyle kendime geldim. dünden kalma 25 cc'lik viskiden bir yudum alıp sarmaya başladım. sabah işe nasıl gideceğimi düşündüğümü ellerim titrerken farkettim. düşünmekten vazgeçtiğimde elimde bir sigara ve yanımda biri kız olmak üzere 3 kişi vardı. ben orada yokmuşum gibi yada varlığımdan haberleri yokmuş gibi kahkahalar atıp durulduklarında birisi tek bir kelime söylediğinde yeniden kendilerini tutamıyorlardı. anlamı olmamasına rağmen bende gülmeye başladım. 15 - 20 dakikalık kahkaha sonrası sessizlik çöktü. anlamını biliyordum. vakit dertleri anlatmaya gelmiş gibiydi sanırım o gün dinleyici olmayı öğrendim. dinlemekle yetindim. saat 04:00 olduğunda kimse kalmamıştı. kapıdaki kız ayakta durmaktan vazgeçip sandalyeye oturmuş, kahkahalar kesilmiş, benim dışımda bir kaç sokak çocuğu kalmış. gözlerimi açtığımda tatlı ve hoş bir kız sesi " burada mı kalacaksın battaniye ister misin ?" diye sordu bu sesin o cılız kızdan nasıl çıktığına inanamadım. kafamı olur dercesine sallayarak yeniden sızdım. anlamsız rüyalar dizesinden sonra uyandığımda saat 12:00 civarıydı. 7 cevapsız arama, bir kaç kişiden merak etmiş gibi görünen mesajlar. dönmek için caddeye kadar yürüyüp tanımadığım bir amcanın arabasına bindim. ülke sorunlarını çözüp kaliteli bir kaç mal hakkında konuştuktan sonra istediğim yere bıraktı. işe girip rapor verdikten sonra düzensiz bir çalışma stili ile akşamı ettim. eve gittiğimde gece tekrar gidip gitmeyeceğimi düşünürken uyuyakalmışım.

    ertesi gün gece yarısı, sadece alkol kullanmak isteyerek kendimi avutuyorum. sanırım dayanamayacağım. başlıyorum. bir nefes sonra yine gücüm tükenip mutsuzluğu unutuyorum. etrafımda aynı 3 kişi aynı masa ve sanki yerinden hiç kımıldamamış her an düşmekte olan kül tabağı. kahkahaların artık son demleri. dertler gün yüzüne çıkmaya hazır. ancak onları sakinleştirmek için bi kaç cümle biraz espri ile karışık hepsi geçecek cümleleri yeterli. benim içinse durum biraz farklı kelimelerden çok fiziksel bi desteğe ihtiyacım var. ağlayacak bir omuz, başımı koyacağım dizler veya sarılacak iki kol. bunları bulduktan sonrada güven meselesi var tabi ki. bulunduğum ortamda kime anlatsam her zaman ki gibi normal ayrılık ve bağımlılık diyeceğinden eminim yüzüme söylemeseler bile içlerinden en az bir defa diyecekler o yüzden sadece dinlemeyi seçiyorum. diğer kişilerin dertlerini düşünüp kendi derdimden feragat ediyorum. saat ilerledikçe muhabbet duruluyor bazıları gidiyordu saat 4 civarında sadece göz görmesi işe tanıdığım birisi gideceğin yere kadar bırakabilirim dediğinde kalktım yoksa sabah yine işe geç kalmak ve yürümek zorunda olacaktım. canının hiç değeri yokmuş gibi davranmaya çalışan kendini yüksek göstermek isteyen bir gerizekalıydı. sürekli bir gecede ne kadar çok kullanabileceğimi sorup sonrada " sana daha çok getiririm hem kaliteside buradan çok daha iyi" cümlesi ile bitiyordu cazip bi teklifti ama amacım daha fazlasını istemek değildi daha iyisiydi. biraz konuştuktan sonra 3 gün sonra yeniden geleceğini o zaman tekrar konuşacağımıza dair konuşup indim. huyumdur hep evimden yürüme mesafesi uzaklığında inerim. deşifre olmasından korktuğumdan falan değil temiz havada kafamın açılması ve ev halkına bitkin görünmemek için. bu arada tabiki bir ailem var eve geç gittiğim zamanlarda iş yerimde mesai yaptığımı yada arkadaşımda kalacığımı söylediğim, orta güçlükte geçinen bir ailem. haberleri var mı bilmiyorum ama henüz konusu hiç açılmadı ve bana güvendikleri için sadece alkoldür diyip geçtikleri tahminlerim arasında hem zaten en çok güvendiklerimiz kırmaz mı bizi ? konuyu duygusala bağlamadan geçmek isterim. 2 gün hiç gitmedim evde dinlenmeyi seçtim biraz kendime gelmek istiyordum en azından fiziksel olarak. kararlaştırdığımız gün oraya gitmek için yola çıktım önce otobüs ile 38 dakika sonra yürüyerek 13 dakika. gittiğimde kapının önünde dikiliyordu kapıdan geçerken kafamla içerde konuşalım der gibi yaptım ama artık oraya giremeyeceğini korkulu bi ses tonuyla söyledi. içeride işler nasıl yürüyor yada neden polis hiç gelmediği soruları o ara kafama dank etti. bu düzeni sağlayan kişiler yüzünden içeri girememesi benimde onunlaymış gibi görünmem hiç hoş olmazdı yada işin aslı daha iyilerine ulaşamazdım. kafamı çevirip içeri geçtim. ince cılız kızın yerini alan doğal bir güzellik. ipek.