22

puiverion [bölüm-4] [çıkar ilişkileri]

kraliçe beatrice, ne kadar yetkisi olursa olsun, saraydan kolay kolay ayrılamayacağını biliyordu. kılığını değiştirerek ve nöbetçileri atlatarak saraydan ayrılabildiğinde istemsizce öfkelenmişti. gardiyanlarının onu fark edemeyecek kadar beceriksiz olmaları, can güvenliğinin sarayında bile olmadığını gösteriyordu. artık izinin sürülmesinin epey zorlaşacağı ormana yöneldi. ne pahasına olursa olsun , kahin kızı bulmalıydı.

merhum kralın tek çocuğu olduğu için ,tahta oturmak zorunda kalmıştı, yine de hayatından hiç mi hiç memnun değildi. savaş, isyanları bastır, idamlar, nefret dolu ancak kibar sözlerle gizlenmiş kralliklararası toplantılar... kraliçe olmak hiç de güzel değildi. evet, elinde güç olması çok hoşuna gidiyordu. yine de krallar ve kraliçeler sıradandı ona göre. babası tüm ömrü boyunca, savaşlarla ve isyanlarla uğraşmıştı. gerektiğinde katliamlar yapmak zorunda kalmıştı, kurunun yanında yaşın yanması umrunda bile değildi. köylülerin can vermesini de umursamazdı hatta kendi ırklarından olmayanlar masum bile olsalar yok edilmeliydiler babasına göre. yüzyıllardır puiverion yüzyıllardır, karanlığın egemenliği altındaydı. bırakın diğer ırkları insanlar bile birbirlerinden nefret ediyorlardı. beatrice, yine de kendini dışarıya buzdan bir kalbe sahipmiş gibi tanıtacaktı. ancak içten içe bu karanlığın bütün evrenden uzaklaşmasını istiyordu. bir kraliçe olarak tüm ömrünü monoton saray hayatıyla geçirme düşüncesi bile midesini bulandırıyordu. beyazlar içindeki kıza ulaşarak , geleceği hakkında bilgi almalıydı. bir an önce. kararlaştırdıkları yere vardıklarında, komutan kurt çoktan onu bekliyordu. iri yarı savaşçıya bu yolda ona eşlik etmesi görevini vermişti. kendi halkının bireylerinin bile ondan nefret edebileceklerini biliyordu. güvenebileceği nadir kişilerden biri de sinir bozucu komutan kurt'tu. komutan kurt'un kullanacağı at arabasına binerken, parayı verdiği yeraltı habercisinin kahın kızın son görüldüğü yeri belirtirken , dürüst davranmış olmasını umdu.

kuşların muazzam sesleriyle gözlerini açan beyazlar içindeki kız , yavaşça doğruldu. yattığı zeminin altında soğuğu önleyecek geniş yapraklar kaplıydı, üzerine ise rencrow'un ceketi örtülüydü. o bu sahneye alışmıştı artık, ren her zaman onun için en iyisini yapmaya çalışıyordu. kendini bakıma muhtaç bir bebek gibi hissediyordu ve bu duruma çok üzülüyordu. rencrow, onun yüzünden koşuşturma dolu bu hayata katlanıyordu. kendini kötü hissetmeye başlayacaktı ki duyduğu sesle irkildi.
"günaydın." mağaranın ona pek de uzak olmayan diğer köşesinde, karanlığa gömülmüş, ren meditasyon yapıyordu.
"günaydın ren" beyazlar içindeki kız kısa bir süre bekledikten sonra ayağa kalktı ve genç adama yaklaştı. onun yaklaştığını hisseden ren , tek gözünü açarak kıza baktı. "her şey için teşekkür ediyorum" dedi lunaria usulca.

"ben de teşekkür ediyorum." dedi ayağa kalkan ren, "sen olmasaydın uğruna savaşabileceğim hiçbir şey olmazdı."
"neden hep beni düşünüyorsun! neden benim için kendini tehlikeye atıyorsun!" rencrow gülümsedi "tek bir soru soracağım" dedi "tam şu anda rolleri değişsek napardın?"
lunaria kaşlarını çattı, gafil avlanmıştı. tabi ki de ren'in yaptığını yapardı. "senin yaptıklarını..." diye mırıldandı sessizce."o zaman şu mağaradan ayrılalım bir an önce, yağmur da uzun süre önce dindi, hem belki bir şeyler de avlayabilim.

rencrow mağaradan ayrıldıktan sonra ilk adımı atar atmaz bir ok bacağına saplandı. hemen okun geldiği yere baktı, bir orman korucusuydu bu. yanındaki kısa ve zayıf kadındaysa garip bir aura seziyordu. "iyi atıştı hedap, sonunda bir işe yaradın. lunaria endişeyler yaralanan ren'in yanına koşsa da ren elini uzatarak yolunu kesti ve "hemen içeri dön!" diye emretti.

"kızı teslim edersen zarar görmeden, ayrılabilirsin." bu esnada çalıların arasından çıkan ona yakın kurt etrafını sarmıştı bile. korucu ise yayını germiş, ucundaki oku her an ona saplanmaya hazırdı. rencrow, güldü, bacağına saplanan oku çıkarıp kırarken canı yanmamıştı bile.
sadece birkaç kurt ve iki insan mı? cesaretinize hayran kaldım."

kurtların hanımı sıkılmış bir tavırla, "zor yolu seçeceğini zaten biliyordum, öylesine söylemiştim." arkasından atılan ilk kurdu, ardına bile dönmeden kesti, bir anda siyah kıyafetlerinin kolundan fırlayan bıçaklar herkesi şaşırtmıştı. ardından gelen iki kurdu daha keserken korucunun bir başka okundan başını korumak amacıyla kolunu kaldırdı. ok sağ koluna saplanmışken sol koluyla bir kurtu daha indirebildi. bir sonraki oka kadar kısa bir süresi vardı, kurtlar her ne kadar bozkırın insafsız yırtıcıları da olsalar, bir günahkarın karşısında , tavşan veya sincaptan pek farklı değildiler.

tüm kurtlar yerde cansıa yatarken, kurtların hanımı, adeta çıldırmak üzereydi. elleriyle , kurtlardan birinin cansız bedenine dokunarak yelesini okşadı. rencrowun sağ bacağına bir göğsüne iki ok daha saplanmıştı. okları çıkarmasına rağmen hala yaralıydı. lunaria, ren'in uyarılarına rağmen mağaradan ayrıldı. "en karanlık gecede, beyaz kuğuda olun! " diye bağırdı. korucu hedap okunu hala ren'e doğrultmuştu. kurtların hanımı öfkeyle başını kaldırdı ve nefretle günahkar'a baktı. "seni geberteceğim!" diye üzerine doğru koşacaktı ki, korucunun ayağına taktığı çelmeyle çimenlere kapaklandı. "gidin!" dedi orman korucusu hedap. "lunaria..." dedi ren hemen koş. eliyle ardını gösterdi. okçunun kızı vuramayacağı kadar uzaklaştığından emin olunca, bir gölge gibi hızla orayı terk etti. lunaria , yaralarını sarmaları gerektiğini söylese de , oradan bir an önce uzaklaşmaları gerektiğini düşünen ren, durmalarına izin vermedi.

madoka, neden bir kumarbazla birlikte olduğu hakkında kendi kendine kızıyordu. dün gece adamı bir kere bile yenememişti, karşılığında bir şeyler vermek zorunda olsaydı şimdiye bırak tüm parasını kaybetmeyi, borca bile girmişti. daha önce kütüphane ve şehir arasındaki yol dışında pek görememişti dış dünyayı. şimdi ise kumarbazın tekiyle şehirde geziyordu. adam, genç akademisyenin, kahin'in yerini harita kullanarak tespit ettiğini öğrenince , buna epey ilgi duymuştu. muhtemelen , ladin kütüphanesinin büyücüsü oschemat, şimdiden peşine düşmüştür. o zamana kadar kıza göz kulak olmalıydı. zaten ondan birçok şey de öğrenebilirdi.

bütün bir gün, insan vücudunun, beynin, atomların, yerçekimi kanunlarının, kimyasal bileşenlerin ve daha çok fazlasını dinlemek zorunda kalan adam, sabahki fikrine pek de katılmadığını düşünmeye başlamıştı. madoka, geleceği tahmin edebilmenin bilimsel bir açıklaması olduğuna inanıyordu ve bunu açığa kavuşturmadan , geldiği yere dönmeyecekti. adam'ın burada olmasının asıl sebebiyse. kahin'in peşinde kimlerin olduğundan emin olmasıydı. istihbarata göre kızın yanındaki oğlan bir günahkar olma olasıliğına sahip, her ne kadar düşük de olsa.

"kraliçe beatrice , çoktan komutan kurtu, kızı ele geçirmesi için görevlendirmiştir bile " dedi aadece karşısında oturan madoka'nın duyabileceği kadar kısık bir sesle. ellerinde hala kartlar vardı, dışarıdan sıradan kumar bağımlıllarıymış gibi görünmeye çalışıyorlardı.
"beatrice'in de kendi çıkarları olmalı" dedi madoka.
"senin yok mu ki?" adam kartlardan gözünü bile ayırmamıştı.
"benim çıkarım, bilime katkıda bulunmak ve bu konuda bir tez yazabilmem"
"eminim profesör bit (@8bit) de böyle düşünüyordur." adam son cümlesini dalga geçer gibi söylemişti.
bilimin gelişmesi için, canlıların denek olması madoka'yı her ne kadar üzse de bu kaçınılmaz bir gerçekti.
"sizin buradaki çıkarınız nedirpeki sayın adam bey?" madoka sinirlenmişti.
"benim mi?' diye sordu gülümseyen adam. şimdilik bir çıkarım yok, sadece eski bir dostla görüşmeyi bekliyorum."
genç akademisyen ona şaşkın bir bakış atarken hanın kapısı açıldı. içeri kara pelerimli ve başına gecirdiği kukuletasından yüzü görünmeyen biri girdi. girer girmez , adam'ı gören darkier önce bunun gerçek olmadığını düşünse de , usta kumarbaz oradaydı ve karşısında da gözlüklü bir kadın oturuyordu. "bu ne anlama geliyor" diye mırıladanarak onların masasına yaklaştı, bir sandalye çekerek oturdu.

"selam darkiii, görmeyeli nasılsın dostum?" adam cümlesini bitirmeden suikastçi darkier'in önüne çoktan bir deste koymuştu bile. "

"anlaşılan bu gece de uzun geçecek." diye mırıldandı siyahlar içindeki suikastçi.


bölümde adı geçen yazarlarımız
(pi: @hedap) (pi: @shewolf) (pi: @besiktasli) (pi: @bizanskurdu) (pi: @oschemat) (pi: @adamlar) (pi: @madam_aylak) (pi: @darkier)

hem bu yazarlarımıza hem de okuyan herkese teşekkürlerimi sunuyorum.
  • 1
    plumerion 10 ay önce
    arkadaşlar öncelikle özür dileyerek başlıyorum. bu gece yazmaya başlama zamanımı yaklaşık, iki buçuk saat aksattım, bu da bazı arkadaşların, bırakıp gittiğim gibi algılamasına neden olmuş. onlara tüm gece burada oldugumu belirteyim.
  • 1
    anarchist 10 ay önce
    okuyamadım durumumuz yoktu ama attım artını
  • 2
    madam_aylak 10 ay önce
    her bittiğinde sayfayı çevirme isteği duyuyorum bi bakıyorum kitap yok 😀 iyiydi 👍
    0
    plumerion 10 ay önce
    çok teşekkür ediyorum gerçekten, zevkle yazmaya devam ediyorsam, başlıca sebebi sizlersiniz.
  • 0
    besiktasli 10 ay önce
    kraliçesin diye mutlu sanıyolar 😕
    1
    plumerion 10 ay önce ~ 10 ay önce
    al benden de o kadar.
    bir maceracı olmak, kral veya kraliçe olmaktan çok daha eğlenceli değil mi?

    ayrıca bu bölüm sanki biraz daha sıkıcıymış gibi geldi bana,
    0
    besiktasli 10 ay önce
    kesinlikle öyle... tek başına kraliçe olmak sıkıcı ama maceracı kraliçe olmak tam bana göre 😂
    0
    canki 10 ay önce
    ben diğer senaryada beşiktaşlı ileydim :(
    1
    plumerion 10 ay önce
    ablamız, kraliçe oldu hocam sizden ayrıldıktan sonra =]
  • 1
    adamlar 10 ay önce
    güzel devam ediyor. acaba benim amacım ne :d açıkçası bende merak uyandıran ve sürekleyici bir hikaye dört gözle bekliyorum :d
    1
    plumerion 10 ay önce
    eyvallah, saolasınız.
  • 0
    shewolf 10 ay önce
    güzel :)
    0
    plumerion 10 ay önce
    dedim, şiwolf kızar şimdi =]
    neyse ki yanılmışım ve bu iyi bir şey √
    1
    shewolf 10 ay önce
    kızmadım tabiki de öteki bölümde bunu telafi edeceğini biliyorum plumerim :d
  • 2
    oric 10 ay önce
    canım kurtlar telef oldu ya :( acısını içimde hissettim. çok başarılı buldum, tebrikler
    0
    plumerion 10 ay önce
    gerçekten ben de bir ara masum hayvanların arada kaynamasına üzüldüm, değiştermeyi düşündüm ancak yazarken duygular bir kenara bırakılabilmeli gerektiğinde.
  • 1
    gaddarus 10 ay önce
    bu bölüm de bayağa sürükleyici olmuş sabirsizlikla diğer bölümü de bekliyorum..

    ren e fazla ok saplamişsin cüneyit arkın'ı geçmiş :)
    1
    plumerion 10 ay önce
    ee hocam, ren insan değil sonuçta =)

    ha bir de sizi yenmek için o oklardan çok daha fazlası gerekiyor ;)

    bu arada başından beri olan ilginiz için çok teşekkür ediyorum.
  • 1
    illedeo 10 ay önce
    adam yazıyor maşallah
    0
    plumerion 10 ay önce
    eyvallah da, keşke biraz ilgi çekse.
  • 1
    horseman 10 ay önce
    guzel merak uyandiriyor sürüklüyor hikaye biraz teneffüs versem iyi olacak bi kerede bitmesin :)
    0
    plumerion 10 ay önce
    nasıl isterseniz =)
  • 1
    ghostrider 6 ay önce
    reyiz burada da döktürmüşün. ne güzel kurguluyorsun. neyse ben 5.bölüme gider.
    0
    plumerion 6 ay önce
    çok teşekkür ediyorum puvolin, hoşunuza gidiyorsa ne mutlu bana.
  • 0
    aydakigunes 5 ay önce
    bir kraliçe rolü (pi: @besiktasli)'ya yakıştığı kadar kimseye yakışamazmış
    0
    besiktasli 5 ay önce
    canımsın 😽