4

başlama noktası - bölüm 1 - başlangıç

peki sonunda ne olacak ? sonunu görebiliyor musun ?

miyopati, iltihaplanma veya hastalık nedeniyle kaslarda işlev bozukluğuna neden olur ve bir takım belirtilere yol açar. miyopatinin yaygın görülen belirtileri şunlar ;
halsizlik
eklemlere kramp girmesi
ağrı
felç geçirme
kaslarda sertleşme
atrofi (normal büyüklükteki bir vücudun, organın, dokunun ya da hücrenin sonradan küçülmesi)

harika bir tanışma değil mi ? karşılıklı kurduğumuz ilişkinin kelime ile değilde dişleri kitlenmesin diye parmağımı ağzına sokmamla başlaması. ne kadar güzel. ne kadar fantastik yada büyüleyici.

doktor sabaha kadar burada kalması gerektiğini sabahta bölüm doktorunun bakacağını söylemiş nurcana. "sen git istersen 9da bizde yukarı çıkarız muhtemelen tahlil falan akşama kadar burada oluruz" dedi çayın bir tanesini uzatırken. saat 9 olmuştu işe gitmem gerekliydi ama aklım burada kalacaktı yinede hoşgörü ve tebessüm ile "işe gitmeliyim bende zaten geç kaldım biraz bir şey olursa arayın yine benim için sorun olmaz." diyerek arabaya yürüdüm ama sanki birşey içimden kalmamda ısrarcıydı. iş yerinde gittiğimde moralim bozuk havası verip kimseye günaydın demeden yerime oturdum. dikkat çekiciydi tabiki her gün mutsuz bile olsam bi kaç kişiye laf atmadan yerime oturmazdım. karanlığı arkasından getiren, mutlu bir köyü yıkmaya gelen sel gibi evrak dağıttım. işimi erken bitirmek için ağzımı açmadan yemek yemeden çalıştım. sorun açlığım değildi aklıma takılan şey neden kendimi tanımadığım birisi için yorgun düşüyordum yada neden bunları bilmediğim birisi yapıyordum ? bana bir defa güldü diye mi ? yada beni o boktan çiftliğe davet ettiği için mi ?

boktan. detaylardan bahsetmeyi unuttum. özür dilerim. merdivenlerden indiğinizde sizi bir kapı karşılıyor. sanırım 150 metre karelik bir alan. kapıdan girince sol tarafta içe doğru bir girinti var içerisinde demir elbise dolapları. bir masa ve sandalye. diğer alan ikiye bölünmüş kapıdan tarafta inşattaki gibi masalar ama oradan çok daha lüks deri koltuklar, mermer masalar, ayaklarınızı uzatmak için deri puflar, koltukların yanında mini buzdolapları, bazı masaların karşısında televizyonlar. diğer tarafı çok göremedim. masaların bitimiyle arasına alçı duvar çekilmiş ve bir kapı koyulmuş ama kapının aralığından aradaki duvarla alanın bitimine kadar sıralı ranza olduğunu farkettim.

saat 15:00 şefime bozuk bir suratla "işim bitti patron izninle çıkabilir miyim ?" diyip istemeyerek gülmüş havası vererek evet demesini bekledim. "yarında geç geliceksen bilgim olsun yada gün içinde işini bitir kaçta gelip gittiğin bu aralar pek önemli değil biliyosun biz kapanıyoruz". bilmez miyim kapanıyoruz. "birde ne zaman kapanacağımızı söylesen daha iyi olacak abi iş bulmam lazım biliyorsun" ortalıkta gezinen bir bilgiye göre kapanacağız aslında ortalıkta gezinen değilde üst mercilerin yaptığı süresiz kapanma duyurusuna göre diyelim ne zaman olacağı belli olmayan bir duyuru. "seni bir doktorun yanına veririz sıkma canını takılma bu duruma bana laf getirme yeter hadi sen çık bende senin dosyaları kontrol edip onaylarım bugün dikkatin dağınık gözden geçirmek istiyorum" dağınıkta olsa basit bir iş sadece kontrol ve açık bulma düz mantık kontrol. "görüşmek üzere patron" diyip ayrıldım.

şimdi ne yapmalıydım eve gidip dinlenmeli mi yoksa hastaneye mi dönmeliydim. muhtemelen hepinizin yapacağı seçimi, hastaneye gittim. gittiğimde nerede olduklarını sormak için defalarca nurcanı aradım ama açmadı. danışmaya sordum ama soyismini bilmedikleri için yardımcı olamayız dediler. karşılarında dikilerek nurcanı aramaya devam ettim. bir anda danışmadaki çalışanların boş olduğunu sadece stajyerin kaldığını gördüm. umarım bu kız asi değildir. "merhaba." endişeli bir gülümseme ile gözlerine baktım. "merhaba, nasıl yardımcı olabilirim size."
-"bir arkadaşımın yerini soracaktım ismi ipek bakabilir misiniz?"
-"tabiki, soy ismi nedir."
-"tam olarak hatırlamıyorum aslında."
-"maalesef yardımcı olamam soy isim olmadan sorgulayamıyoruz."
-"ah öyle mi ? az önceki bayan sizin yardımcı olacağınızı söyleyip gitmişti ama neyse o halde onları beklemem daha iyi olacak." korkmasını veya çekinmesini umarak bir kolumu masa koyup telefonla oynamaya başladım ve beklediğim cevap geldi. "yardımcı olmaya çalışacağım size beklemenizi istemem" diyerek gülümsedi. "bugün sabaha karşı acile gelmiştik ve orada kontrol altına tutup sabah buraya yönlendirdiler" dedim. "evet işte burada ipek hanım. 4. kat göğüs polikliniği müdahale odası 122 numara." söylediklerini yazıp not kağıdını önüme uzattı. "yardımınız için teşekkür ederim ebru hanım iyi günler." merdivenlerden koşturarak çıktım. 122 numaralı odanın kapısını tıklattım cevap veren olmadı tekrar tıklattım ama nafile. içeri girdim, ipek yatağa uzanmış uyuyordu serumu bitmişti. geri çıkıp hemşirelere durumunu sordum. işlemlerinin bittiğini çıkması gerektiğini söylediler hastanın hakkında bilgileride karşı odadaki doktordan alacağımı söylediler. biraz bekledikten sonra doktorun yanına girdim. ilk sorum neden göğüs hastalıklarında olduğuyu. uzun bir görüşmenin sonucunda akciğerlerinde küçülme başlangıcı olduğunu, sürecin henüz başlangıç aşamasında olduğunu ve yavaşlatmanın mümkün olduğunu söyleyen doktor ölümünün kaçınılmaz olduğunu söylerken bu kadar rahat değildi. ilaçlarla 15 aya kadar yaşamını sürdürebileceğini ancak bu vakalarda genel olarak yapılan seçim hasta elden ayaktan kesildikten sonra vefat durumunu ailelerin istediğini belirtti. ölüm basit değildi.

doktorla konuşmam bitip kapısını kapatırken nurcan aradı. nerede olduğunu, ipeği bırakıp nereye gittiğini sordum. "acil bir işim çıktı, hemşirelere ipeğin adresini verdim ambulansla bırakacaklarını söylediler" dedi. fazla uzatmadan kapattım. hemşirelerden adresi rica ettim. asıl soru şuydu ki kucağımda mı taşıyacaktım yoksa yürüyebilir miydi ? tekrar ipeğin yanına döndüm uyandırdım ama sadece kirpiklerinin arasından bakabiliyordu yavaş adımlarla arabaya kadar indik. ön koltuğa oturup kemerini bağladım, ben şoför koltuğuna geçmeden uyumuştu bile. eczaneden ilaçları aldım. garip bir şırınga 16 tüp ilaç, harika nasıl kullanacağımızı anlatması çok daha harika. eve gittiğimizde yaklaşık 45 dakika geçmişti. onu çıkarıp kolunun altına girdim. bahçeli iki katlı üçüncü katında tek bir oda olan muazzam şık bir evdi. kapıya gidip zile bastım burdada açan yoktu ama bu sefer anahtarların yerini bilmiyordum. içeride kimse yok mu diye sorumu yönelttiğimde gözleriyle hayır diyerek sırt çantasını gösterdi. odasına çıkıp yatırdıktan sonra camdan dışarıyı izlemeye daldım.
  • kitap

    Bazen yalnız kaldığınızda en büyük dostunuzdur kitaplar. Dili olmadan bir şeyler anlatan ve sizi olabildiğince yükseğe taşıyan yegane şeylerden biridir. Öneri, tanıtım ve düşüncelerinizi yazabilirsiniz. Abone olmayı unutmayın!

    91 takipçi
  • abone ol
  • moderatörler
    dream0
    doganturgut
    puivundik

  • bu bölüm #kültür-sanat bölümünün alt bölümüdür.

  • karalama, aşağılama vs kesinlikle yasaktır.

    şahıslar, yorumlarve siyasi düşünceler hakkında küfür yasaktır.