13

veda hutbesi rasulullahın vasiyeti bir kere dahi olsa okuyalım


peygamber efendimiz (asm) veda haccında birden çok yerde konuşma yapmıştır.
resûl-i ekrem efendimiz (asm), vedâ haccı sırasında arafat, mina ve akabe gibi yerlerde ashaba hitap etmiş ve kısa, veciz bir şekilde tavsiyelerde bulunmuştur. bu hitabeler, câhiz’in el-beyân ve’t-tebyîn (ıı, 31-33) adlı eseri başta olmak üzere bazı tarih kitaplarında derlenerek uzunca bir vedâ hutbesi metni teşkil edilmiştir. "hutbetü’l-vedâ" ifadesini ilk defa câhiz kullanmış, bu ifade daha sonraki müelliflerce de benimsenmiştir.


veda haccı'nda hz. muhammed (sav)'in yaptığı  konuşmanın tam metni

allah'a hamd olsun. o'nu över, o'na şükrederiz. o'ndan medet umarız. o'ndan bağışlanma dileriz, tevbe ederek o'na ita­ate yöneliriz. nefislerimizin kötülük telkin­lerinden ve kötü ameller işlemesinden al­lah'a sığınırız. allah kime doğruyu göste­rirse, kimse onu hak yoldan uzaklaştıra­maz. kimin de hak yoldan uzaklaşmasına özgürlük tanırsa, kimse ona doğruyu gös­teremez. tek allah'tan başka tanrı olma­dığını, ilahlığında, otoritesinde, mülkün­de, tasarruflarında ortağı bulunmadığını kabul ve tasdik ederim. muhammed'in o'nun kulu ve rasûlü olduğunu kabul ve tasdik ederim. (1)

ey allah'ın kulları, size allah'a sığın­manızı, emirlerine yapışmanızı, günahlar­dan arınmanızı, azabından korunmanızı öğütlerim. size tekrar tekrar, o'na itaati tavsiye ederim. sözlerime hayırlı olanla, o'nun izni ve yardımıyla başlıyorum. (2)

ey insanlar! ben sizin hepinize, al­lah'ın; emirlerini tebliğ ile görevlendirdiği, ilahî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur et­tiği tek yetkili rasûlüyüm. beni dinleyin, size bazı açıklamalar yapacağım. bu yıldan sonra, bir daha burada sizinle buluşup buluşamayacağımı bilemiyorum. (3)

ey insanlar! kanlarınız, canlarınız, yaşa­ma hakkınız, mallarınız, namuslarınız, haysiyet ve şerefleriniz, vücut bütünlü­ğünüz rabbinizle buluşacağınız güne ka­dar bu ayınızda, bu beldenizde, bu günü­nüzün saygıya, korunmaya layık olduğu gi­bi, saygıya ve korunmaya layıktır, doku­nulmazdır. ancak islam'ın koyduğu sorumluluk gereği uygulanan gerekçeli kara­ra dayalı cezalar müstesnadır. (4)

benim sözlerimi iyi dinleyin ki, izzet ve şerefle huzurlu yaşamaya devam edesiniz. sakın haksızlık yapmayın ve zulmetmeyin. sakın baskı, zulüm ve işkenceye alet olmayın. sakın zulme boyun eğmeyin. haksızlığa rı­za göstermeyin. iyice anlatabildim mi?

allah'ım, sen de şahit ol. (5)

ashabım! siz rabbinizin huzuruna vara­caksınız, size işlediğiniz bilinçli amellerin hesabını sorulacak. iyice tebliğ edebildim mi?

allah'ım, sen de şahit ol! (6)

ey insanlar, allah'a sığının, emirlerine yapışın, azabından korunun. insanların mallarını eksik teslim etmeyin, değerlerini düşürmeyin, bedellerini eksik ödemeyin, mallarını kötülemeyin, haksız rekabet yap­mayın, aldatarak, hile yaparak, fırsat kollayarak, gasp ederek insanların haklarını zayi etmeyin, zayiine sebep olmayın. ül­kede, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmakta ve küfürde ileri git­meyin. (7)

ashabım! kimin yanında bir emanet varsa, bu emaneti sahibine versin. size hediye verene hediye ile karşılık verin. kefil borçlu gibidir. borcun ödenmesi gerekir. (8)

soyunuzdan sopunuzdan medet umarak benim yanıma yaklaşmayın. işlediğiniz bi­linçli amelleri vesile ederek yanıma gelin. ben bütün insanlara da, size de aynı şey­leri söylüyorum. (9)   

cahiliye döneminin faizli alışverişleri kaldırılmıştır. yüce allah, kaldırılan ilk fa­izin,  abbas b. abdilmuttalib'inki olmasını emretmiştir. ancak ana paralarınız sizindir. ne siz haksızlık edebilirsiniz, ne de haksız­lığa uğratılacaksınız. allah, faizli alışverişin yapılmayacağını icrası kesin hüküm haline getirdi. kaldıracağım ilk faiz amcam ab­bas b. abdilmuttalib'in faizli alış verişlerindeki faizdir. (10)

ey insanlar! hangi ayda, hangi günde, hangi ülkede olduğunuzu biliyor musu­nuz? (11)

(insanlar, ‘saygıya layık korunan bir günde, dokunulmazlığı olan ülkede ve bir ayda', dediler.)

ey insanlar! kanlarınız, canlarınız, yaşa­ma hakkınız, mallarınız, namuslarınız, haysiyet ve şerefleriniz, vücut bütünlüğü­nüz, rabbinizle buluşacağınız güne kadar bu ayınızda, bu beldenizde, bu gününüzün saygıya, korunmaya layık olduğu gibi, saygıya ve korunmaya layıktır, dokunul­mazdır. ancak islam'ın koyduğu sorumluluk gereği uygulanan gerekçeli karara da­yalı cezalar müstesnadır. (12)

ashabım! şunu belirteyim ki, cahiliye dönemindeki bütün kan, su ve mal dava­ları, kıyamet gününe kadar şu ayaklarımın altındadır. (13)   

 kıyamet gününe kadar cahiliye döneminde var olan kan da­vaları kaldırılmıştır, cahiliye döneminde var olan kan davaları kaldırılmıştır, kaldıracağımız ilk kan davası, amir (iyâs) b. rebîa b. el-hâris b. abdülmuttalib'in kan davasıdır. o sa'd b. leysoğulları'nda süt anneye verilmiş bir çocuktu. hüzeyl, onu öldürdü.

iyice tebliğ edebildim mi?

(insanlar; ‘elbette tebliğ ettin', dediler)

-allah'ım sen de şahit ol! burada bulu­nanlar sözlerimi bulunmayanlara iletsin. (14)   

kâbe hizmetkarlığı ve hacıların su ihtiya­cını karşılama dışında cahiliye devrinin hükümet görevleri kaldırılmıştır. (15)   

kasten adam öldürmenin cezası, kısas­tır. kasten öldürmeye benzeyen cinayet, sopa ve taşla öldürmedir. diyeti, yüz deve­dir. kim daha fazlasını isterse, o islam'ı benimsemeyen cahiliye dönemini özleyen biridir. en büyük allah düşmanı, kendisine herhangi bir kastı olmayan birini sebepsiz yere öldürendir, kendisine el kaldırmayana sebepsiz yere vurandır.

iyice tebliğ edebildim? allah'ım, sen de şahit ol! (16)

ey insanlar! sizi uyarıyorum, herkes yal­nızca kendi işlediği suçtan sorumludur. suçlu evlattan dolayı baba sorumlu tutula­maz, suçlu babadan dolayı evlat da sorum­lu tutulamaz. (17)

ey insanlar! şeytan, sizin bu toprakla­rınızda kendisine tapınılmasından ümit kesmiş bulunuyor. ancak, bunun dışındaki önemsiz gördüğünüz davranışlarda, ara­nızda çıkardığı fitne fesatla sizi birbirinize düşürdüğünde   sözünün   dinlenmesinden hoşnut olacaktır. dininizde sebat ederek, dininize sahip çıkarak, şeytanın, şeytan tıynetli ahlaksız azgınların, şeytani düzen­lerin vesvesesinden, daleveresinden kendi­nizi koruyun. (18)  

ey insanlar, yalan yere allah'ın adını anarak yemin etmeyin. yalan yere allah adına yemin edenin yalanını allah açığa çıkarır. (19)

ey insanlar! zaman, allah'ın gökleri ve yeri yarattığı gündeki düzenli sistemine girerek seyrediyor. ayların sayısı, on ikidir. dört tanesi, savaşın haram olduğu aylar­dır. bunlardan üçü birbiri peşinden gelir. biri tektir. bunlar zilkade, zilhicce, mu­harrem ve cumade'l-ahire ile şaban ara­sındaki mudar kabilesinin adını koyduğu ay recep'tir.

allah'ın, gökleri ve yeri yarattığı gün, levh-i mahfuz'da tesbit ettiği kayıtlarda, allah katında, ayların sayısı on ikidir. on iki aydan dördü savaşın haram olduğu ay­lardır. işte bu haram aylarla ilgili hüküm, insanlığı, insani değerleri ve düzeni ayakta tutan dinin, medeniyetin, zamanla değiş­meyen tabii hukuk kurallarını içeren şe­riatın hükmüdür. bu aylarla ilgili allah'ın koyduğu yasakları çiğneyerek kendinize, birbirinize zulmetmeyin.

ilahlığında, otoritesinde, mülkünde, ta­sarruflarında, allah'a ortak koşan müşrik­ler nasıl size karşı topyekün savaşıyorlarsa, siz de onlara karşı topyekün savaşın. bilin ki, allah kendisine sığınıp, emirlerine ya­pışarak günahlardan arınıp, azaptan koru­nanlarla,  kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görev­lerinin bilincinde olan müminlerle, müttakilerle beraberdir.

saldırmazlığın gelenek haline geldiği, al­lah'ın savaşı haram kıldığı ayları erteleyerek, yerlerini değiştirerek, on iki aya ay ilave ederek, hileli takvim düzenlemek, ke­sinlikle allah'ın sene ve aylarla ilgili koy­duğu hükmü inkarda ileri gitmektir. kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, al­lah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkarda ısrar edenlerin, kafirlerin, bu yüzden hak yol­dan uzaklaşmalarının, dalaleti tercihlerinin önü açılır. erteleyerek, değiştirerek ilave ettikleri aydaki savaşları, bir yıl helal ve meşru, bir yıl haram sayarlar. allah'ın ha­ram kıldığının sayısına uydursunlar da, al­lah'ın haram kıldığını helal ve meşru kılsın­lar, isterler. onların bilinçli kötü amelleri kendilerine süslenip güzel gösterilmiştir. allah kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, allah'a iman, kulluk ve sorumlu­luk bilincini şuur altına iterek örtbas edip, küfürde, nankörlükte ısrar eden bir kavme doğru yolu gösterme lütfunda bulunmaya­cak, başarı nasip etmeyecektir. (tevbe, 9/ 36-37).

onlar bir yıl, safer ayını helal sayıyorlar, bir yıl muharrem'i haram sayıyorlardı. nesî (yıla ekleme), işte budur. allah'ım, sen de şahit ol!. (20)

ey insanlar! kadınlarınızın sizler üze­rinde hakları, sizin kadınlarınız üzerinde haklarınız vardır. sizin onlardaki hakkınız, minderinize sizden başkasını oturtmama­ları, meşru tavsiyelerinizde size karşı çık­mamaları, hoşlanmadığınız kişileri izniniz olmadan eve sokmamaları, kötü söz söyle­memeleri kötü fiil ve davranışta bulunma­malarıdır. şayet bunları yaparlarsa, allah onları engellemenize, sıkıştırmanıza yatak­larında tek başlarına bırakmanıza ve hafif­çe, incitmeden vurmanıza izin vermiştir. bun­lardan vazgeçer ve size itaat ederlerse, meşru, örfe uygun ölçüler içerisinde rızıklarını ve giyimlerini sağlama sorumluluğunuz var. kadınların iyiliğini isteyin, durum­larının iyileşmesi için çaba sarfedin. çünkü onlar müşterek hayatın gereği kendileri adına bir şey yapma gücüne ve imkanına sahip olmayan, sizinle birlikte yaşamak mecburiyetinde olan hayat arkadaşlarınızdır. siz onları allah'ın emaneti olarak aldı­nız. allah'ın emri ve hükmüyle onlarla iliş­kiyi helal edindiniz. eğer haklarını ararlar, sorumluluklarına riayet ederlerse onlara tavır takınmanıza, cezalandırmaya hakkı­nız yoktur. onların serkeşliğinden ve şid­dete başvurmasından endişe ederseniz, onlara öğüt verin ve yataklarınızı ayırın. aşırı gitmeden hafifçe vurun. onların yi­yeceği ve giyimi konusunda cömertçe her türlü iyilik ve ihsanda bulunmanız, onların haklarıdır. kadınların haklarına riayet ko­nusunda allah'ın emirlerine yapışın, aza­bından korunun, onların iyiliğini isteyin, durumlarının iyileşmesi için çaba sarfedin. hanımlarınız, sizlerin izni ve bilgisi olmadıkça, evinizin mali imkanlarını cömertçe harcamasınlar. sözlerimi iyice anlayarak hatırınızda tutun.

iyice tebliğ edebildim mi? allah'ım, sen de şahit ol! (21)

ey insanlar! meşru şekilde sahip oldu­ğunuz, üzerlerinde meşru haklarınız ve düzgün insani ilişkileriniz olan köle ve ca­riyelerinize, iş akdiyle bağlı işçilerinize ha­yırla muameleyi size tavsiye ederim. sof­ranızda bulunanları ölçü alarak onların ka­rınlarını doyurmanızı, giydiklerinizi ölçü alarak onların giyimlerini sağlamanızı tav­siye ederim. affetmeyi düşünmediğiniz bir suç işledikleri takdirde aranızda aynı cins­ten suç işleyenlere uyguladığınız cezaları ölçü alınız. onlara işkence etmeyiniz, onları cezalandırmayınız.!. (22)

ey insanlar! sözlerimi iyi dinleyin, iyi muhakeme edin. bütün ırklara mensup müslümanların, müslümanların kardeşi ol­duğunu bilin. bütün müminler kardeştir. kimseye, gönül rızası olmadıkça, kardeşi­nin malı helal değildir. sakın haksızlık etmesin, hile yapmasın, haince davranma­sın.

müslümanın kim olduğunu size anlata­yım mı? müslümanların, dilinden ve elin­den zarar görmediği kişidir.

müminin kim olduğunu size anlatayım mı? insanların mallarına ve canlarına za­rarı dokunmuyacağından emin olduğu ki­şidir.

muhacirin kim olduğunu size anlatayım mı? kötülükleri ve günah işlemeyi terk eden kişidir.

mücahidin kim olduğunu size söyleye­yim mi? allah'a itaat yolunda nefsiyle mücadele eden kişidir.

bu günün dokunulmazlığı gibi, müminin mümine zarar vermesi haramdır. etini yeme mesabesinde olan müminin mümini gıybeti de haramdır. namus ve haysiyetine zarar vermesi de haramdır. müminin yü­züne tokat vurmak da mümine haramdır. onu itip kakarak incitmesi de haramdır.

iyice tebliğ edebildim mi? allah'ım, sen şahit ol! (23)

ey insanlar! yeryüzü allah ve rasûlüne aittir. insanlar, 'allah'tan başka ilah yok­tur' deyip, benim allah'ın rasûlü olduğu­mu kabul edinceye kadar, insanlarla mücadele etmem, savaşmam emredildi. in­sanlar kelime-i tevhidi söyleyince, kan­larını, canlarını ve mallarını korumuş olur­lar. ancak islam'ın koyduğu sorumluluk gereği uygulanan gerekçeli karara dayalı cezalar müstesnadır. ahiretteki hesapları ise allah'a aittir. kendinize, birbirinize haksızlık etmeyin!(24)

ey müminler, benden sonra küfre dön­meyin, birbirinin boynunu vuran kafirler haline gelmeyin. size, sımsıkı sarıldığınız sürece asla hak yoldan uzaklaşmayacağınız apaçık dinî, ilmî, idari, siyasi kuralları içe­ren allah'ın kitabı kur'ân'ı ve rasûlü'nün sünnetini bıraktım. bunlarla amel ediniz, davranışlarınıza kur'ân ve sünneti yan­sıtınız. bir de soyumdan yakınlarımı, ehl-i beytimi bıraktım.

iyice tebliğ edebildim mi? allah'ım, sen şahit ol! (25)

ey insanlar! rabbiniz birdir, babanız bir­dir. islam'da insanlar eşittir. hepiniz adem'in çocuklarısınız, adem de toprak­tan yaratıldı. allah katında en değerliniz, en çok allah'a sığınanız, emirlerine yapışa­nınız, günahlardan arınanınız, azabından korunanızdır. bir arab'ın, arap olmaya­na, bir başkasının arab'a, bir siyahın bir kızılderiliye, bir kızılderilinin bir siyaha, takvanın dışında bir üstünlük sebebi yok­tur.

"ey iman edenler, biz sizi bir erkekle bir kadından, bir asıldan yarattık. birbirinizle tanışmanız, işlerinizi tedbirle idare etme­niz, karşılıklı olarak, islami kurallarla örtüşen milletlerarası teamüllere uymanız, yardımlaşmanız, kültür ve medeniyet alış­verişinde bulunmanız, birbirinize iyiliği tav­siye etmeniz için, sizi milletler ve kabileler haline getirdik. allah yanında en değerli­niz, en üstününüz, en çok allah'a sığınanı­nız, emirlerine yapışanınız, en çok günah­lardan arınıp azaptan korunanız, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgür­lüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davrana­nınız, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olanınızdır. allah her şeyi bilir, gizli-açık her şeyden haberdardır." (hucurat, 49/13.) (26)

ey insanlar! görünürdeki organları kesil­miş bir habeşli bile başınıza getirilse, size allah'ın kitabındaki hükümleri uyguladığı sürece, dinleyin ve itaat edin.

iyice tebliğ edebildim mi? allah'ım, sen de şahit ol! (27)

(insanlar, ‘evet' dediler)

burada bulunanlar, sözlerimi bulun­mayanlara iletsinler.

ey insanlar! iyi dinleyin! bütün peygam­berlerin daveti geçmişte kalmış, görevleri sona ermiştir. yalnızca benim davetim ve görevim devam etmektedir. ben insanların ihtiyacı sebebiyle rabbimin katında davetimi, görevimi kıyamet gününe kadar muhafaza ettim. ben önceki ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla övüneceğim. beni mahcup etmeyin, yüzümü kara çıkarma­yın. (28)

iyi dinleyin, bir kısım insanlar için elim­den bir şey gelmezken bir kısmını kurtaracağım. ya rabbi ashabım, diyeceğim. ba­na, ‘senden sonra din adına neler icat et­tiklerini bilmiyorsun', buyuracak. ben cen­netteki havuz başında sizi bekleyen öncünüzüm. (29)   

ey insanlar! allah, her hak sahibinin hakkını, her varisin, mirastaki payını belirlemiştir. varise vasiyet yapılamaz. vasiyet terekenin üçte birini de geçemez. çocuk meşru eşe aittir. zina edenin hak sahipliği söz konusu değildir. hamisinin, amirinin, ortağının, işvereninin, efendisinin sağladı­ğı imkanlara nankörce davranan, allah'ın muhammed'e indirdiği kur'ân'ı inkar edi­yor demektir. babasından başkasına men­subiyet öne süren veya efendisinden başkasını veli edinen, allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetine uğrasın. böylesinin ne azabı geri çevrilir, ne ceza yeri­ne fidye alınır. (30)

ey insanlar! dinde aşırılıktan sakının. sizden öncekileri kesinlikle dinde aşırılık­ları helak etmiştir. hacdaki amelleri, dav­ranışları benden öğrenin. bu seneden sonra bir daha haccedip edemeyeceğimi bile­miyorum. bu öğütlerimi burada bulunan­lar bulunmayanlara ulaştırsın. öğütlerimin ulaştırıldığı bazı kimseler burada dinleyenlerden daha iyi anlayarak, daha iyi mu­hafaza edebilirler, nice kimseler uygulaya­rak daha mutlu olabilirler. (31)   

ey insanlar! allah sözlerimi işitip de bel­leyene, rahmetini merhametini ihsan et­sin. allah yüzünü ağartsın. mana yüklü sözlerimi anlamadan ezberleyen birçok in­san var. derin manalar içeren sözlerimi bilen birçok insan, kendisinden daha yük­sek anlayış sahiplerine bu sözlerimi ulaş­tırsın. üç vasfa, üç davranışa sahip olan;

-samimiyetle allah rızası için dinî görev­lerini yerine getiren,

-müslüman idarecilere samimi davranan ve itaat eden,

-islam toplumunun birliğini ve bütünlüğü­nü koruyan müminlerin islam'a hıyanet etmeyeceğini, kalplerinden islam'ı atma­yacağını bilin.

bütün müminler gelecek nesilleri, islam ile şereflenmemiş insanları islam'a davet ederek islam'ı tebliğ ve davet görevini yeri­ne getirmelidirler. (32)

benim dışımda benden sonra peygam­ber görevlendirilmeyecektir. sizin dışınız­da ümmet de olmayacaktır. rabbinizi ilah tanıyın, candan müslümanlar olarak rabbinize teslim olun, saygıyla rabbinize kulluk ve ibadet edin. rabbinizin şeriatine boyun eğin, adabına, erkanına riayet ederek beş vakit namazı aksatmadan aşikare kılın. vicdanı, serveti, sosyal bünyeyi arındıran, berekete vesile olan zekatı verin. ramazan orucunu tutun. yöneticilerinize itaat edin ki rabbinizin cennetine girersiniz. (33)   

ey insanlar! yarın beni size soracaklar. ne dersiniz? peygamberlik görevimi yeri­ne getirdim mi? vazifemi yaptım mı?

(orada bulunanlar, ‘evet yemin ederiz ki, tebliğ ettin, bize tavsiyelerde ve öğütlerde bulundun, böylece şehadet ederiz' dediler).

-şahit ol ya rabbi, şahit ol ya rabbi, şahit ol ya rabbi...

size selam ve selamet diliyorum, al­lah'ın rahmet ve bereket ihsanını niyaz ediyorum. (34)   

(sonra insanlara veda etti. bunun üzerine insan­lar, ‘bu veda haccı' dediler).






1) m. hamidullah. mecmûatü´l-vesaikü´s-siyasiyye (vesaik) 360; ibn abdirabbih 4/53-55.

2) vesaik, 360.

3) yakubî, 2/110;vesaik, 360; beyhaki, sünen-i kübra, 10/180; sahih-i ibn huzeyme, 4/255;kur`ân-ı kerim, 7/158.

4) vesaik, 361; buharî, “hac” 132; “megazi 78;“tevhid” 24, “edahi” 5, “fiten” 8; “edeb” 42;müslim, “hac” 283; müsned-i ahmed, 7/ 307.

5) müsned-i ahmed. 7/307.

6) müslim,“kasame” 26; müsned-i ahmed, 7/307; ibn sa´d, 2/186.

7) yakubî, 2/109-110; kur`ân-ı kerim, 11/ 85.

8) vesaik, 361, 364; ibn mace, “sadaka” 9;kur´ân-ı kerim, 2/283.

9) yakubî, 2/109-110.

10) vesaik, 361; darimî. “büyü” 3.

11) yakubî, 2/109-110.

12) darimî,“menasik” 84; müsned-i ahmed, 7/330.

13) müslim, “hac” 132.

14) vesaik, 361; darimî, “menasik” 34; müsned-i ahmed, 7/376.

15) vesaik, 361.

16) vesaik, 361; yakubî, 2/110.

17) tirmizî, “tefsiru´l-kur´ân” 10.

18) vesaik, 361.

19) vesaik, 367; taberanî. mucemu´l-kebîr, 8/229.

20) vesaik, 361, 365.

21) vesaik, 361-362; ibn mace,“menasik” 84; müsned-i ahmed, 7/376; tirmizî, “tefsîru´l-kur´ân” 10; kur`ân-ı kerim, 4/34.

22) yakubî, 2/109-110; kur´ân-ı kerim

23) vesaik, 364-367; tirmizî, “tefsiru´l-kur´ân” 10; yakubî, 2/110 kur`ân-ı kerim, 49/12-13.

24) yakubî ,2/110; vesaik, 363; buharî “cizye” 5; “ikrah” 2; müslim,“cihad” 20.

25) vesaik, 362, 365; tirmizî, “menakıb” 32; müslim, “kasame” 26; buharî, “hudud” 10; yakubî, 2/110; muvatta, “kader” 3; ebû davud, “talâk” 40; darimî, “mukaddime” 24; “talak” 10; müsned-i ahmed, 1/75, 3/212, 286, 4/206, 5/30.

26) vesaik, 362; müsned-i ahmed, 9/127;yakubî 2/110.

27) nesaî, sünen-i kübra, 4/431 (7815. hadis); müsned-i ebî avâne, 4/402.

28) taberanî, mucemu´l-kebîr, 8/141; vesaik, 367.

29) ibn mace, “menasik” 76.

30) vesaik, 362; müsned-i ahmed, 6/207; yakubî, 2/110; ibn hişam, 4/219.

31) ebû davud, “menasik” 77; nesaî, “menasık” 217; ibn mace “menasik” 63; müsned-i ahmed, 1/215, 347, 7/376.

32) darimî, “mukaddime” 24.

33) vesaik, 365; taberanî, mucemu´l - kebîr, 8/115, 136, 138, 303; kur´ân-ı kerim, 21/ 92, 23/52.

34) ebû davud, “menasik” 56.
  • 0
    mybae 26 gün önce
    uzun zamandır okumamıştım teşekkürler 😊
    0
    sevde 26 gün önce
    rica ederim :)
  • 0
    hedap 26 gün önce ~ 26 gün önce
    ey müminler, benden sonra küfre dön­meyin, birbirinin boynunu vuran kafirler haline gelmeyin. size, sımsıkı sarıldığınız sürece asla hak yoldan uzaklaşmayacağınız apaçık dinî, ilmî, idari, siyasi kuralları içe­ren allah'ın kitabı kur'ân'ı ve rasûlü'nün sünnetini bıraktım

    bu söz yalandır.

    cahil diyince de kızıyorsunuz. ulan cahiller, kutibi sitte de ki hiç bir hadis kitabında ben size resulun sünnetini bıraktım demiyor.
    delikanlı gibi çık ortaya, aç kitabı burada yazıyor de.
    bu kadar cahillik araştırmadan inanmak yeter la harbiden nerenin koyunusunuz olm siz.

    resul yalnızca kur'an'ı bırakmıştır, sünneti de kuran'dir.
    bari kendi uyduruk rivayetleriniz doğru düzgün yazın.
    0
    piiuv 26 gün önce
    size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu şaşırmayacaksınız: allah'ın kitabı ve peygamberinin sünneti. ”58 mu1628 muvatta’, kader, 3.hadislerleislam.diyanet.gov.tr/

    öyle boşa sallamadan önce bi düşün bundan sonra
    yoksa her ağzı olan konuşursa olmaz yani😂
    0
    hedap 26 gün önce ~ 26 gün önce
    ulan ağız tadıyla şurada yine sevdenin cehaletini yüzüne vurucam aradan yine sen çıkıyorsun.

    ki ben senden sahih hadis yaz dedim ama sözde sahih olan bir hadis bulamadın:)

    şimdi; birincisi nebinin veda hutbesi gibi önemli bir konuşmasında sahih olmayan ve hani sizin sahih hadisler olacak nitelediğiniz ve kutubi sitte de bulunan hadisler arasında olmayan hadisler dikkate alınmaz.
    alınmamali. eğer ki alınıyorsa orda bir uydurma ve işine geleni kullanma, işine gelmeyeni kullanmamak durumu vardır.

    ikincisi; bu hadis kutibi sitte de yani buharide, geçmez,

    müslim; bu hadiste sadece kur'an'ı kerim'i bıraktığını söylüyor,

    edu davud; allah'ın kitabını bıraktığıni söylüyor

    tirmizi; allah'ın kitabını ve ehli beytini bıraktığını söylüyor,

    nesai; bu hadisi aktarmamış,

    ibn mace; allah'ın kitabını bıraktığıni söylüyor.

    eveeet şimdi bizim işine geleni peygamber efendimiz söylemiştir, işine gelmeyeni peygamber efendimiz söylememiştir diyen iftiracı ve yalancı kesimimiz, kutibi sitte de yani sahih hadisler dedikleri ve mutlak doğru olarak kabul gördükleri sahih hadislerde, bu hadisin sadece allah'ın kitabıni bırakıyorum dediğini gördü mü? gördü...
    peki inanacak mi? asla.
    çünkü attıkları iftirayı onlara öğretenlere karşı, ses çıkarırlarsa, sorgularlarsa, araştırırlarsa, dinden çıkacaklarını düşünürler.

    allah'ın emirlerine karşı gelirken, nebiye iftira atarken dinden çıkmayan yobazciklar, sözde âlimlerine karşı ses çıkarırlarsa dinden çıkarlar.

    çünkü onları allah değil, alım korkusu sarmıştir.

    bitti mi? bitmedi...
    imam malikin muvattasind geçen bu hadisin senetine hiç baktınız mı?
    bakmadıniz.
    imam malik bu hadisi kimden duyduğunu söylemiş mi?
    söylememis.
    ve sadece "bu hadis bana rivayet edildi" demiş.
    kimden? peki ona rivayet edenin kimden, ona rivayet edene edenin kimden diye diye peygamberden duyduğunu iddia edene kadar giden ravi zinciri belli mi? değil.
    cevap yok, ravi yok.

    e peki bizim sazanlar neye dayanarak inanıyor buna?

    şimdi gelelim sonuca; nebinin size öyle bir şey bırakıyorum ki ona sarılırsaniz yoldan sapmazsiniz dediği söz kutibi sitte hadislerin de allah'ın kitabı olarak geçiyor.
    ama muvatta da geçen, senetsiz, kimden duyulduğu belli olmayan ve sahih olarak kabul edilmesi mümkün olmayan bu hadis ne hikmetse her yerde servis edilerek nebiye iftira atılıyor.

    şimdi bir insan cahil olmasa, iki türlü hadisin, kutibi sitte de geçen sadece allah'ın kitabını bırakıyorum sözüne inanmayı bırakıp, senet zinciri bile olmayan ve sahih olmadığı için kutibi sitte de bulunmayan bir hadise inanmayı secmez.

    azıcık aklınız olsa bunu düşünürsünüz ama yok.
    hadislerle islam kurtarsın şimdi sizi. hadi bakalım.

    -1
    piiuv 26 gün önce
    size iki şey bırakıyorum hadisi sahihi buharide geçmektedir. hadisin farklı rivayetinde geçen ali beyt kelimesi ile de sünnet kast edilmiştir ama sen gibi kıt akıllı olanlar bunu anlamakta zorlanabilir. bir başka hadiste ise ali (ra) “ya resulellah! senden miras alacağım şey nedir?” diye sorunca, “peygamberlerin bıraktıkları miras türü şey” diye cevap verdi. “senden önceki peygamberler ne gibi şeyleri miras bırakmışlar?” sorusuna da “onlar allah’ın kitabını ve peygamberlerinin sünnetini...” diye cevap verdi.(bk. taberanî,-el-kebîr/şamile, 5/163). bu şekliyle geçer elhasıl hadis müttefikan aleyhdir kuranı okuduğunda da sünnete yöneltir. ha sen inkar edebilirsin senin sorunun ama delil yönünden ehli sünnetle yarışamazsınız elhamdulillah bunu öğren artık
    0
    hedap 26 gün önce ~ 26 gün önce
    koskoca kutibi sitte yazarlarının kitaplarında "yalnızca allah'ın kitabını" bıraktim hadisini niye inkâr ettin?
    niye red ettin?
    niye kutibi sitte de ki sahih hadislere değil de başka ravilerin güvenilmez hadislerine sarıldin?

    dikkat ettiysen burda kutibi sitte hadislerini reddeden inkar eden sensin😀

    ve o müthiş soru geliyor;
    yoksa sen hadis inkarcisi misin zindih?
    -1
    piiuv 26 gün önce
    kardeşim aklında büyük bi boşluk olduğu her haliyle aşikar😂 buharinin hadisini yazıyorum bana kütübi sitte diyorsun buhari zaten o 6 eserin içinde yer alır ayrıca tirmizide kütübi sittede yer alır

    biz inkar etmeyiz kardeş sen rahat ol biz sadece iman ederiz 😊 darısı başına...
    0
    hedap 26 gün önce ~ 26 gün önce
    buharinin hadis kitabında, sünnet kelimesi geçmediğini sende bal gibi biliyorsun ama kıvıriyosun. varsa elinde hem arapçasıni hemde tercümesini yaz, inanalim ama yok. o yüzden onu zaten beklemiyorum zaten.

    ama sen müslimin, ebu davudun, ibn mace nin kitaplarında, açık ve net bir şekilde "allah'ın kitabı bıraktım" dediği hadisi reddettin ve inkar ettin.

    ona karşılık, muvatta da bulunan hadisin doğru olduğunu ve kutibi sitte karşısında daha inanılır olduğunu iddia ettin ki ben bu iddiayı da bizzat muvatta kitabından yola çıkarak çürütttum.

    kaçacak yerin kalamadı kardeşim. kaçacak yerinize yok, ya kutibi sittede ki sahih olduğunu söylediğiniz hadisleri reddecek, muvatta ya itimat edeceksiniz, yada muvatta ya itimat etmeyip, nebinin yalnızca allah'ın kitabıni bıraktığını söylediğini kabul edeceksiniz:)

    işin komik tarafı; her iki durumda da hadis inkarcisi olacaksınız 😀
    -1
    piiuv 26 gün önce
    ben kaçmıyorum kardeşim benim kaçtığımı gördünmü hiç ? bak hep burdayım yeterki öğrenmek iste :)

  • 0
    piiuv 26 gün önce
    allah razı olsun çoktandır benimde aklımdaydı çok iyi oldu
  • 1
    cagrialaf 22 gün önce
    içerisinde ne çok eşliliğin fenalığından ne de köleliğin kaldırılmasından söz yer almıyor. diğer modern düşünce tarzlarını zaten aramıyorum ama en azından bu ikisi hakkında da konuşsaymış
  • peygamberimiz sav

    Efendimizi daha iyi tanımak adına.. Yazılarınızı paylaşabilirsiniz :)

    5 takipçi
  • abone ol
  • moderatörler
    sevde

  • bu bölüm #kültür-sanat bölümünün alt bölümüdür.