6

azim

masaya atılan küplerin sesleri odada duyuluyordu, nadiren de olsa bir erkeğin kahkahası da katılıyordu
bu sese. ufak kız elindeki tepsiyle koridorda yürüdü, seslerin bulunduğu odaya doğru, koridordaki
ışıklar kapalıydı, tek aydınlık nokta, odadan gelen beyaz lambanın ışığıydı. ufak kız masaya doğru
yaklaştı, bir süre adama baktı. elindeki tepside bir tabak çorba ve ekmek parçası vardı. adam bir rubik
küpü daha karşısındaki masaya fırlattı ve ufak kıza bakındı. kız onun bakışını havada kapıp
gülümsedi. kızın elinden tepsiyi alıp önündeki masaya koydu, kız bu sırada adamın yanındaki ve karşı
masadaki küplere baktı. karşıdakilerin hepsi çözülmüş küplerdi.
“kaç tane çözdün?”
sesinde bir merak tonu vardı ve bu sırada masanın ucuna iki elini koymuş çorbasını iştahla içen adama
bakıyordu kocaman gözleriyle.
“beş dakikada tam otuz sekiz tane!”
adam bunu gururla ve az önceki derinlerden gelen kahkasının sesine benzer bir şekilde söylemişti kıza
bakarak. kız gülümsedi ve ellerini çırptı.
“yarışmaya katılacak mısın?”
kız biraz çekinerek ve hafifçe sağa sola sallanarak sormuştu bu soruyu, adam ise onun suratına bu
sefer bakmadı, çorbasını içmeye devam etti. bu sırada kız garip garip sesler çıkararak sorusunu tekrar
etti. bir süre sonra adam sinirlenip kaşığı ile tepsiye vurdu.
“git başımdan!”
kız tepsiye vurulan kaşığın sesi ile gözünü sertçe kapatıp açmıştı korkudan, adamın önündeki tepsiyi
alıp odadan hemencecik çıktı. adam yanındaki çözülmemiş küplere baktı, yorulmuştu. aslında zihnen
bitmiş hissediyordu kendini, fiziksel olarak sadece parmaklarının hafif sızısı dışında bir problemi
yoktu. gözlerini kapattı ve rubik küplerini gördü. gözlerini kapattığında bile açık olsa ne göreceğini
görüyordu şimdi, karşısındaki çözülmüş rubik küplerine de baktı. gözleri kapalı olmasına rağmen
hepsini görüyordu. gözlerini açtı, masaya bakarak. masayı görmüyordu. sağ tarafında döndü, rubik
küpleri eline alarak çözmeye ve karşıdaki masaya fırlatmaya başladı.
ufak kız mutfağın yanındaki merdivende elleri yanaklarında dirsekleri dizinde bekliyordu. kısa
saçlarını kulaklarının üstüne attı ve aynı şekilde oturmaya devam etti. elbisesine ve etrafa baktı,
kahkahaları ve masaya atılan küplerin sesini dinlemeye devam etti. masadaki çorba paketleri, tabaklar,
kaşıklar, iki adet ekmek. ev iki katlıydı, kız iki kat içine çekiliyordu sesler arttıkça. dışarıda insanlar
yürüyordu, sokaklar, ardından şehir. şişman ve smokinli bir adam bir gencin elini kaldırdı. “işte yeni
rubik küp dünya şampiyonu!” genç, diğer elini de kaldırdı ve gülmeye başladı, ön iki dişinin dışarıya
çıkmak istercesine duruşu gülüşünü farklı kılıyordu. ufak kız gözlerini kıstı, kahkaha ve masaya
vurulan küplerin seslerini dinledi.
  • 0
    hurshit 7 ay önce
    özlemişiz
  • 0
    mastergamer 7 ay önce
    kardeş bu nasıl sayko bir hikaye böyle? hoşuma da gitti işin tuhaf yanı, keşke devam etse ama devam ettirecek bir yanı da yok.
  • 0
    kawaiiokanes 7 ay önce
    sanırım ben ana fikri kaçırdım ya da ana fikir yok anlamadım valla °~°