kimin hayatı?

    5
    whyysoserious 9.6.2018 11:07
    düşüncelerimizin, arzularımızın, hedeflerimizin ne kadarı kendimize ait?  her gün standartların dışına nadiren çıkarken hayatımıza yön verme yetisini elimizde bulundurduğumuzdan söz edebilir miyiz?  varoluşumuzda bireysel olarak hiçbir hükmümüz yokken, ömür dediğimiz, doğumdan ölüme yaşantımızı başkalarına tabir i caizse kiralamak ( isteyerek veya istemeyerek) ne kadar saçma. dünya cahilce kendi sonunu kendi “aptalıklarıyla” getiriyor. planlı eskitmeler, şuursuz tüketim ve şuursuz tüketiciler. sözde saygın birkaç kişinin iki dudağının arasında alınan savaş kararları. güçlü olmak için her yolu mubah hale getiren insanlar. peki, güç ne için var olabilir? belki adaleti sağlamak adına bir nebze ihtiyaç duyulabilir. içinde yaşadığımız zaman diliminde adalet ne kadar zuhur ediyor aşikâr. bir insanın hayatını diğer insandan değerli kılan ne? ihtirasların kurbanı hayatların çağı diyebilirim kendimce şu zamana. kavramların içi birer birer boşaltılıyor. birçok mefhum kendi anlamından uzaklaşıyor. normalliği kaybettik. anormalliğe çok çabuk alışıyoruz, tepki göstermemiz gereken olaylara hâkim bile değiliz. her olaya bir kılıf bulup normalleştirdiğimiz vakit kaybetmeye başlamıştık zaten. mefhumların içiyle birlikte insanoğlunun kafasının içi ve toplumsal değerleri de yavaş yavaş anlamını yitirmeye başladı. “ benim hayatım kimseyi ilgilendirmez, kime ne?”  gibi kalıplarla benliğimizin sırtını okşarken, onun isteği doğrultusunda yaşantımıza yön veriyoruz. adeta benliğimizi ilahlaştırıyoruz. ya benliğimiz algılarımızı yönetenlerin kontrolü altında ise? rahat yaşamlar peşinde ömür tüketiyoruz, isteklerimiz eğlence ve keyfi zaman tüketmek üzere. fikir üretmekten çok uzaklardayız. bırakalım fikir üretmeyi var olan fikirlerden bile faydalanmıyoruz. popüler gruplara üye olmak veya dâhil olduğumuz toplumsal grupların popülerliği amaç haline geldi, gittiği yolu veya toplum içindeki etkisine bakılmaksızın. birde para dediğimiz kağıt parçası var. her şeyin üzerinde hayatlarımızı, zamanımızı ve yaşanabilecek güzel anlarımızın yerini işgal eden. “ hayatlarımızı idame etmemiz için gereken olmazsa olmazımız”, yerseniz. dünya çoktan sonunu getirmiş bile. kurtuluş yok, tıpkı tıp ilminde çürüyen veya hastalıklı organın iyileştirilememesi gibi. belki bu yok oluş daha yaşanılabilir bir sistemlerle yavaşlatılabilir zorda olsa durdurulabilir. maddiyatın ve gücün egemen olduğu bir dünya değilde, fikrin, ilmin insanlığın faydasına kullanmak maksadıyla çalışıp çabaladığı bir dünyada. sistem kendi sorunlarını kendi varlığını sürdürebilmek amacıyla sürekli ortaya çıkarıyor. insanlarda oluşan yaşam kaygısı ve tüketim çılgınlığı bulunmaz nimet.
  • 0
    ghostrider 13.6.2018 15:55
    konun güzel. güzelde anlatmışsın fakat gereksiz kelimeler kullanmışsın. sade bir şekilde yazmaya çalış yazılarını. eleştirilerim seni kırmasın. bu eleştiriler daha iyi yazman için.
    0
    whyysoserious 13.6.2018 16:01
    teşekkürler:)