efsanelerden birisi daha (lavinia)

    6
    gamzeszgin 3.6.2020 00:20
    her güzel şiirin altında gerek acı dolu gerek mutlulukla biten hikayeler olduğunu söylemiştim. onları bu günlere getirenlerin de o hikayeler olduğunu da.
    işte şarkılara konu olan şiir, özdemir asaf'ın en sevilen şiirlerinden lavinia'nın hikayesi.



    özdemir asaf, lavinia’yı okul yıllarında aşık olduğu bir kız için yazar. aşkı platoniktir. lavinia, asaf’ın karşılıksız aşkını anlatır. asaf şiirini, daha sonra bir yarışmaya gönderir ve derece alır. birinciliğe layık görülen lavinia, nihayetinde yaşayan bir şiirdir…

    bundan sonrası için şöyle bir rivayet var: sonuçlar açıklandığı sırada asaf’tan, lavinia’yı kürsüde okuması istenir. bu teklifi geri çevirmeyen asaf, kürsüde şiirini okurken lavinia diye seslendiği platonik aşkı da salondaki misafirler arasındadır ve lavinia, salonu terk eder. kalbi bin parçaya dağılan asaf, lavinia’yı hapsettiği şiirinde bırakır ve ona asla duygularını açmaz.

    peki gerçekte kimdir bu lavinia?
    asaf’ın tutkulu aşkı lavinia, mevhibe meziyet beyat’tır. asaf’ın aşkı gerçekten de karşılıksızdır. çünkü mevhibe’nin gönlünde ressam olan hocası edip hakkı köseoğlu vardır.
    bunun dışında birçok hikayeye konu olmuştur mevhibe hanım.
    oyuncu öztürk serengil ile başarısız bir evlilik yaşamıştır.
    şunlar söyleniyor mevhibe hanım hakkında:"ilhan selçuk"a 14 şubat sevgililer günü yazısı yazdıran lavinia ona uzaktan uzağa aşık olan oktay akbal"ın bir hikayesindeki hisya"ydı aynı zamanda. laleli"de harikzadegan apartmanları"nın kapısında buluşup konuşan delikanlıların violetta"sıydı."

    mevhibe, göründüğü üzere çevresinde dikkat çeken, güzelliği dillere destan, ilk bakışta gözden kaçırılmayacak kadar özel bir kadınmış. yakın dostlarından melda kaptana, bir yandan da mevhibe için şöyle bir açıklama getirmiş:

    “öylesine özel ve farklı bir kadındı ki, kitap yazsanız yetmez.”

    mevhibe’ye duyulan bu ilginin sadece güzelliği için olmadığını ise şöyle dile getirmiş:

    “korkunç bir sezgi gücü vardı mevhibe’nin. yüzünüze bakar bakmaz, sizi tanır, anlar, ruhunuzun en derin köşelerine kadar kavrardı. küçücük bir bakıştan, mimikten, jestten tüm karakter haritanızı çıkarabilirdi. özdemir asaf bu yüzden ona ‘öldürmekten daha beter anlıyorsun insanı’ demişti. çok keskin gözleri vardı.”

    özdemir asaf ve mevhibe hanım hiçbir zaman bir araya gelmedi. aşkın başlamadan güzel olduğu, platonik duyguların tadına varıldığı bir duyguydu zamanda asılı kalan. nihayetinde asaf’a da işte dillere dolanan bir şarkıya dönüşen şiiri, lavinia’yı yazdırdı.

    lavinia'nın anlamı ise muhteşem güzellikte zarif bir çiçek; diğer bir deyişle ölüm çiçeği. ayrıca 'hayalimdeki muhteşem sevgili' anlamına da geliyor. kuşkusuz özdemir asaf’ı çeken yanı da buymuş. ne güzel de yakıştırmış imkansız aşkına.

    işte o benim de çok sevdiğim şiir:

    sana gitme demeyeceğim.
    üşüyorsun ceketimi al.
    günün en güzel saatleri bunlar.
    yanımda kal.

    sana gitme demeyeceğim.
    gene de sen bilirsin.
    yalanlar istiyorsan yalanlar
    söyleyeyim,
    incinirsin

    sana gitme demeyeceğim,
    ama gitme, lavinia.
    adını gizleyeceğim
    sen de bilme, lavinia.

    1957
  • 1
    tahref156 3.6.2020 12:27
    monaroza şiirini yazan sezai karakoç'un hikayesi ile birebir. ama insan bazen ulen ne aşklar varmış diyor kendi kendine.
    0
    gamzeszgin 3.6.2020 17:55
    ahh yeni başlığım da meydana çıkmış oldu :)
    evet ben de şaşkınlıkla bakıyorum açıkçası. her ne kadar sinirlendiren aşıklar olsa da ayrıymış o zamanların aşkları.
  • 0
    bablisok 4.6.2020 09:25 ~ 09:45
    bu şiir ve bu olay benim için bir aşkın başlangıcı olmuştu ve o aşk masalının sonunu ise neyzen üstadımız getirmişti