12

küçük bir alem içinde ki büyük işler

dna, 3 milyar harften oluşan,canlı ile ilgili tüm bilgileri saklayan muazzam büyüklükte bir bilgi bankasıdır. o bilgileri yazılı hale getirdiğimizde, toplam 1 milyon sayfadan oluşan yaklaşık 1000 (bin) ciltlik bir ansiklopediye eş değerdedir . işte hücre bu 1000 ciltlik ansiklopediyi yirmi dakika içinde kopyalayıp kendisine kaydediyor, hemde hiçbir hata ve eksiklik olmadan... bugün bilinen hiçbir fotokopi makinesi veya teknolojik ürün, bu kadar kısa sürede bu kadar hatasız ve eksiksiz bir kopyalama işlemi gerçekleştirememektedir. üstelik bunu kopyalayan devasa bir alet değil, gözle dahi göremediğimiz bir hücredir.
yani vücudumuzu bir bina kabul edersek, hücre, kullandığımız harcın içindeki bir kum tanesi hükmündedir. harcının içindeki bir kum tanesinin bu kadar muhteşem olduğu bir binayı (yani vücudumuzu) çöp deposu olarak kullanmak veya çer çöp olacak şekilde anlamsız ve gayesizsiz amaçlarla yok edip tüketmek, hangi vicdana sığar, hangi akıl buna "olur" verir? sonra bu yapı öyle statik, sabit bir yapı da değil. her zerresi canlı, hareketli, enerjik ve her daim tazelenen bir yapı...
yürürüz, konuşuruz, hayal kurarız, nefes alıp veririz, gözlerimizi açıp kapatırız.. sayısız hareketler yaparız.
vücudumuzun her bir noktasında cereyan eden hadiseler, kimyasal tepkimeler, o kimyasal tepkimelerin enerjiye dönüştürülmesi, o maddelerin, her biri farklı enerji ve malzeme kullanan hücrelerimize uygun bir biçimde sevk edilmesi, ölü hücrelerin vücuttan atılması, yeni hücrelerin inşa edilmesi ve yerlerine uygun bir şekilde konulması. bütün bunların aynı zamanda muazzam bir akıl, zekâ ve organizasyon gerektirdiğini pekâlâ tahmin edersiniz. mesela, kemiklere gönderilmesi gereken malzemenin yanlışlıkla gözümüze geldiğini düşünelim ve göz hücrelerimizin de boş bulunup o maddeleri aldığını farz edelim. ne olur? allah muhafaza, gözümüz kemikleşir ve görme duyusunu kaybeder! -demek ki vücudumuzun her bir hücresinin aynı zaman da çok yüksek bir zekâ kapasitesi var. ya bu fikri kabul edeceğiz ya da diyeceğiz ki biri var, bizim adımıza bütün bu varlık alemini yaratıyor, tanzim ediyor, sevk ediyor bizi tanıyor.

kaynak ruhun deşifresi

  • 1
    hedap 1 ay önce
    ctrl c+v en sevdiğim
    0
    horseman 1 ay önce
    güzel bi yazı paylaşmış, ben beğendim:)
    -1
    sevde 1 ay önce
    kitaptan yazdım kusura bakmayın suizanınız sizi bir yere götürmez keşke öyle olmasanız fikirlerimi düşüncelerimi paylaştıklarımı beğenmiyorsanız alakadar olmayınız. aksi halde sadece yaptığınız bir yıkım oluyor ki bu da sizi hayatta bir yere götürmez.
    0
    hedap 1 ay önce
    ben bu toplumun en büyük yıkım nedeni olarak siz ve sizin gibileri görüyorum.
    ne kadar saidci tarikatçı bilmem neci insan tanıdıysam hepsi bariz bir şekilde ileriye değil geriye gidiyor.

    mesela, kemiklere gönderilmesi gereken malzemenin yanlışlıkla gözümüze geldiğini düşünelim ve göz hücrelerimizin de boş bulunup o maddeleri aldığını farz edelim. ne olur? allah muhafaza, gözümüz kemikleşir ve görme duyusunu kaybeder!

    şu açıklamanin komedisine bak gülmemek için kendimi zor tutuyorum.
    bilim ve din ayrı alanlardır.
    fakat bilim ve din aynı gerçekliğin farklı lisanlarla açıklanma biçimidir.
    birbirlerine düşman veya zıt değildir, müthiş tamamlayıciliklari vardır.
    eğer ikisininde diline yeterince hakimsen ikisinin de birbirini tamamlayıcı olduğunu bilirsin. ama en iyi ihtimal maalesef ikisini de bilmiyorsun.
    yaratılışı açıklarken, tesadüflere başvuran bir kitabın gerçek anlamda okuma anlama kabiliyetine sahip bir insana için yapıcı tarafı olamaz.
    bir de alakadar olmayınız diyor şaka gibi.
    0
    horseman 1 ay önce
    "mesela, kemiklere gönderilmesi gereken malzemenin yanlışlıkla gözümüze geldiğini düşünelim ve göz hücrelerimizin de boş bulunup o maddeleri aldığını farz edelim. ne olur? allah muhafaza, gözümüz kemikleşir ve görme duyusunu kaybeder!" her hücrede inaktif hâlde reseptörler bulunur. gözümüzde de kemik hücresinde bulunan reseptörler var. inaktif hâldedir hepsi. o reseptörü çalıştıran enzimi vücut tanır ve doğru substrat ile ilişkilendirir. buna benzer yaziyi daha önce bi makalede okumuştum. farkli şekilde anlatıyordu orada.

    kısaca senin saçında gözünde bütün renk pigmentlerin geni vardır fakat sadece mevcut halinde bulunduğun özellikler aktif hale gelerek şu anki görünümüne sahipsin
    0
    hedap 1 ay önce
    sıkıntı yazının değil, yazının anlaşılmadan kopyalanmasinda.
    bill gates cd ile çekilmiş bir fotoğrafi var yillar öncesinde çekilen.
    bilmem kaç metreye kadar dizilmiş sayfalarda ki bilgilerin elinde ki küçücük cd ye sığabilir olduğunu söylüyordu.
    şimdi şu yazıyı okuyunca, bilimin ve teknolojinin geldiği noktadan habersiz ise pek tabi paylaşılır bulabilir.
    ama bu yazıda bahsedilen binlerce anksiklopedinin kat ve kat fazlası fiber optik kablo teknolojisi ile beraber artık çok hızlı bir şekilde taşınabiliyor ve kopyalanabiliyor.
    "
    bugün bilinen hiçbir fotokopi makinesi veya teknolojik ürün, bu kadar kısa sürede bu kadar hatasız ve eksiksiz bir kopyalama işlemi gerçekleştirememektedir. "

    niye allah'ın yarattığı bu mükemmelliği teknoloji ile kiyasliyorsun? yarın bir gün bu teknolojiye ulaşıldığında(ki ulaşıldı) okuyan adamin aklı karışmayacak mi?
    allah'in yaratmış olduğu bir düzen bir kanun bir işleyiş ve ilerleme var.
    bunu bir fotokopi makinesi ile kıyaslamak, bunu bu kadar aşağı bir örneğe çekmek, yaratılışa da büyük bir ihanet olur.
    0
    piiuv 1 ay önce
    kardeşim sen istersen o bişey bildiğini sandığını sanan aslında birşey bilmeyen o cahilleri alıp ileri gidebilirsin mesela caner taslaman mustafa islamoğlu vs... bunlarla beraber uzağa gidebilirsiniz kardeşim belki siz giderseniz islamda geriye gitmekten vazgeçerde ileri gitmeye başlar he nedersin o denizler dolusu ilminle uzaklara gitmeye varmısın ? (pi: @hedap)

  • biliyor muydun

    başkalarının bilmedi şeyleri paylaş herkes bilsin bilgilensin

    4 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    samurai

  • bir şey paylaşmadan önce takip et yoksa banlanırsın !

    küfür etmek yasaktır