efsanelerden birisi daha( tomris uyar)

    2
    gamzeszgin 20.6.2020 21:04
    türk edebiyatının güçlü hikâye yazarı ve çevirmeni, özgür ruhlu kadını tomris uyar, hem eserleriyle hem de aşklarıyla adından çok söz ettirmiş; ikinci yeni döneminde hem yazdığı eserlerle hem de adına yazılan şiirlerle edebiyatımızda büyük bir iz bırakmıştır. tutku dolu yaşamıyla bağımsız bir kadın tomris uyar ve peşinde koşan 4 büyük şair.

    kolej aşkı / ülkü tamer
    kolejden mezun olur olmaz evlendiler. tomris uyar ilk çevirisi olan tagore’den “şekerden bebek”i bu yıllarda tamer soyadı ile tamamladı. birbirini çok iyi tamamlayamayan bu çiftin evliliği trajik bir şekilde sonlandı. evlilikten “ekin” adında dünyaya gelen çocukları birkaç haftalıkken sütten boğularak hayata veda etti, büyük sarsıntı yaşayan çift, kısa bir süre içinde boşandı.

    cemal süreya
    ankara’daki sanatseverler derneği lokali’nde tesadüfen aynı masada rakı içerken tanıştılar. tanıştıklarında ikisi de evliydi, bazı rivayetlere göre birlikte olabilmek için eşlerinden boşandılar.

    sayım / cemal süreya

    ayışığında oturduk
    bileğinden öptüm seni
    sonra ayakta öptüm
    dudağından öptüm seni
    kapı aralığında öptüm
    soluğundan öptüm seni
    bahçede çocuklar vardı
    çocuğundan öptüm seni

    şahsiyet rötarı
    her akşam işten çıkar çıkmaz eve dönen cemal süreya’ya bir gün tomris uyar, “biraz gez dolaş, arkadaşlarınla buluş, vakit geçir” dedi. ertesi gün on dakika geç geldi cemal süreya, bir sonraki gün on beş, daha sonra yarım saat. bu akşamlardan birinde, örtü silkelemek için pencereyi açan tomris’in apartmanın girişinde oturan cemal’i görmesiyle gerçek ortaya çıktı. her akşam iş çıkışı eve geliyor ama aşağıda oturup “gecikiyordu” süreya. tomris uyar bu duruma “şahsiyet rötarı” adını koydu.

    üç yılın sonunda tükenen bu tutkulu aşk, dostluğa evrildi.
    ayrılığın ardından tomris uyar, “beni bıraktı ama rahat edemedi. ona göre bana sahip olunamazdı” dedi. cemal süreya ise tomris uyar’a şu sözleri söyledi: “senden ayrıldığım anda, senin hakkında, hikâyen hakkında sevdiğimi belirtecek hiçbir şey söylemeyeceğim; benim ağzımdan kimse duymayacak” ve o günden sonra hiçbir şey yazmadı.


    uzun soluklu aşk / turgut uyar

    tomris uyar, turgut uyar ile tanışmalarını şöyle anlatır:
    “1966 yılında ben zaten cemal süreya’dan ayrılmak üzereydim. o da eşinden ayrılmıştı. istanbul’a gelmişti çocuklarıyla. burada tanıştık. asıl tanışmamız herhalde o, çünkü o zaman daha bir yakın oturup konuşma fırsatını bulduk ve mektuplaşmaya başladık. bu mektuplar önce sadece şiir üzerine mektuplardı.
    hâlâ duruyor bende. genellikle onun şiir üzerine düşünceleri, benim onun şiirleri üzerine düşüncelerim… ve anladığım kadarıyla çok sıkışık bir dönem geçiriyordu. yani evlilik hayatında bir süredir yaşadığı tedirginlik ve uyumsuzluk şiirini de etkilemişti, yedi yıldır şiir yazmıyordu. esin periliği olarak ifade etmek istemiyorum ama herhalde çok konuştuğum, çok dürttüğüm, yazmasını çok rica ettiğim için diyeyim, yavaş yavaş şiir yazma isteği yeniden doğdu”

    ankara’da tanışan ikilinin şiir üzerine başlayan ilişkisi aşka doğru sürüklendi. 7 yıldır şiir yazmayan turgut’a, tomris esin perisi oldu. 1969’da evlendiler ve bu evlilikten turgut adında bir çocukları oldu. turgut uyar’ın tomris’i kaygıyla, kaybetme korkusuyla sevmesini tomris şu sözlerle anlatıyor: “turgut, her an elinden kaçıracakmış gibi gereksiz bir kaygıyla yıpranacak; ben de hiçbir rekabetin söz konusu olmadığı bir alanda, boyuna birinci seçilmekten yorulacaktım.

    bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur / turgut uyar

    bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur
    ne var ki ıslanır gider coşkunluğum durmadan
    durmadan
    dağ biraz daha benden deniz her zaman senden
    hiçbir dileğimiz yok şimdilik tarihten coğrafyadan

    kimselere benzemesin isterim seni övdüğüm
    seni övdüğüm zaman
    güzel bir çingene yalnız başına dolaşmalı kırlarda
    seni övdüğüm zaman


    fazla şiirden ölen edip cansever

    fazla şiirden öldü, doğru, aynı zamanda platonik aşkından da öldü. “tomris rakıyı çok severdi, bense onu…” yazmıştı peçeteye, tomris ile baş başa oturdukları bir rakı masasında.

    “edip’e şiir yazmayı ben öğrettim” -cemal süreya
    “bu ikisi tartışırken ben de gittim tomris’le evlendim” -turgut uyar

    diğer şairler arasında en şanssızıydı, tomris’i kendine âşık edemedi. turgut uyar’ın en samimi arkadaşlarından biriydi. tomris’e karşı saklayamadığı bir sevgi ve hayranlık besliyordu. cansever, her 15 mart’ta, tomris uyar’ın doğum gününde, yeni bir şiir yazıp yayımlayarak aşkını tekrar tekrar ilan ediyordu.

    “…
    bir adın vardı senin, tomris uyar’dı
    adını yenile bu yıl, ama bak tomris uyar olsun gene
    ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma
    oysa güneş pek batmadı senin evinde
    söyle
    ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç.”

    tomris uyar, edip cansever için şunları söylemişti: “sevgililik ya da aşk duygusu zamanla yara alabiliyor, örselenebiliyor, bitebiliyor. bitmeyen tek aşkın gerçek ve lirik bir dostluk olduğunu edip cansever öğretti bana.”


    yaş değiştirme törenine yetişen öyle bir şiir / edip cansever

    ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
    yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
    bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
    ve yarışırsa ancak monet’nin
    kadınlarına yaraşan giysilerinle
    gördüm de
    ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.