3

bir deneme daha bırakayım...


kalbi kırık babanızdan

sen en sevdiğim kulakçım gibisin. gözlerimi kapatıyorum, evden çıkıyorum, eski pazarın ardından aşağı doğru salınıyorum, ne zaman ki yol düzleşiyor hemen senin dükkanını görüyorum. henüz aylığımı çekmedim, cebimde yeterince kulak kirim yok. camdan içeri bakıyorum göz ucuyla. yakından değil ama hem uzaktan hemde sana olan mesafemin en uzağındaki gözümden, en uzaktaki ucuyla. çünkü birazcık olsun içeri gireceğimden emin olursan mutlu olursun, eskiden olduğu gibi poşet poşet götüreceğimi düşünürsün. kimseyi boşuna heyecanlandırmanın bi anlamı yok.

gözlerimi açtım, kızım belime sıkı sıkı sarılmış. ben nasıl uyandırıp okula göndereceğim şimdi bunu, henüz hava aydınlanmamış bile. bu çocuklara yapılan resmen eziyet. uykuya yada hiç yoktan güneş ışığına ihtiyaç duyduğu o kadar belli ki şuan, göğüs kafesi nefes alırken bir şişiyor bir sönüyor. kurban olurum ben sana ama okula gitmek zorundasın, kendin için olmasa bile başka hayatların farkındalığı için her ne kadar eksik olsa da bu sorumluluğa alışmak için, bunu hergün hergün yapmak zorundasın. neyse en azından elimi yüzümü yıkayıp iş tulumumu giyene kadar vaktin var, umarım odaya geri döndüğümde uykun biraz olsun hafiflemiş olur.

kolunu hafiften belimden çekiyorum, yataktan inip ışığı açıyorum. inanılmaz, gerçekten inanılmaz. biricik kızımın kulağını çalmışlar. hemde en sevdiği sağ kulağını. oysaki onu o kadar beğenerek almıştı ki, bir işçi için servet niteliğinde para verdiğimizi sırf kullanırken yenisini alabileceğimden şüphe etmesin diye ona söylememiştim bile. neyse bir güncük okula gitmese de olur. en iyisi o uyanmadan depodan aynısını bulup ona farkettirmeden takayım. ay sonu tutarı ne kadarsa kasaya maaşımdan kesip koyarım artık.

"2 saat sonra"

kızım: baba! neden beni uyandırmadın yine?

ben: dur hemen telaş etme, bugün özel bir gün. hem bir kerecik gitmesen birşey olmaz, hafta sonu notlarını alırsın evde eksiğini kapatırız.

kızım: ama baba bugün benim kulak sınavım vardı!

ben: (mahcup bir şekilde biraz kulağımı önüme eğerek) özür dilerim, benim sorumsuzluğum. sınavlarına daha çok var sanıyordum, biraz vakit geçirmek istemiştim. ne kadar kötü bir babayım ben böyle.

kızım: (gözleri olmadığı için al yanaklarına bir damla yaş dökülemeyip) sen en iyisisin, en ama en ama en iyisi. sakın bir daha böyle birşey deme!

an itibariyle akıl dolu bir gönderme olacakken içimdeki tek bir iyi güne duyduğum özlem herşeyi yokuşa sürüp yazımın sonunu anlamsız ama sıcak bir hale getirdi. anlam dolu olması sizi, böyle sımsıcak bitecek olması ise beni mutlu edecekti. bir karar vermeliydim, umarım yanlış olanı seçmemişimdir. insanların yazılarımı beğenmesi çok hoşuma gidebilir ama benim yazılarımı beğenmem, son zamanlarda daha çok önemliymiş gibi hissediyorum. şurada üç beş yıllık birikimimle bile bambaşka siyasi, politik konulara dikkat çekebilecekken yazımı istemsizce pembe dizi kıvamına getirdim. yazarken bencilleşmeye başladım iyice. hiçbir yere gelmeyeceklerini bildiğim için beni mutlu edecek olanı yazmayı tercih ediyorum. bir de şöyle düşünmek lazım ama. örneğin bu yazı belki kafalardaki birkaç soruya yanıt olabilecekti, insanlara az da olsa yardımı dokunabilecekti fakat hayatın sırrını paylaşmıyorum ya eninde sonunda onu unutacaktınız. şuan ise gelecekteki kızım bunu okuma imkanı bulursa eğer, onu ne kadar sevdiğimi daha annesi hayatımda yokken yazdığım bu yazıyla iyice anlayacak ve sevginin bir ihtiyaç değil, hayatın ta kendisi olması gerektiğini anlayacaktır.

benim hiçbir şeye ihtiyacım yok kızım. ama sen de gerçek olsan fena olmaz yani. en azından beni gerçekleştirmiş olursun. son zamanlarda görünmez olmaya alıştım iyice ama zamanı gelince olur da babam bu hayatın bir parçası demek istersen bak ben buradayım. gel ve beni var et.

oğlum kusura bakma bu arada, muhtemelen bu yazıyı seni sanayiye verdiğimde okuma fırsatı bulacaksın. açık konuşayım seni çok fazla istemiyoruz. senin ben aklını skeyim. senden adam olmaz. sktir git yıldız tornavida falan uzat ustana hadi eyvallah...

afsgsggsgb şaka şaka y*rram seni sevmez olur muyum. yazıya kız diye başladık ne hikmetse ondan böyle oldu. neyse eve gelince görüşürüz. kendine dikkat et ustanı kızdırma agsgdggs.

yazı yazarken duygularımın değişmesi, düşüncelerimi etkilemesi, yazının bambaşka bir şey haline gelmesi. bunların hepsi bir okur için çok sinir bozucu biliyorum. sanki hiç birimizin kırmızı et alacak imkanı yokmuş. canımız da bugün tavuk çekmiyormuş. hepimiz toplaşıp mangala gitmişizde benim balıkları tutup getirmemi bekliyormuşsunuz fakat ben oltayı suya değil toprağa atmışım gibi. umarım kişisel farkındalığımla gönlünüzü almışımdır yine. 😁

hadi bana iyi uykular, size günaydınlar, hayırlı günler, herneyse. umarım gününüz çok ama çok ama çok güzel geçer ! (kalbinde bir gram bile olsa sevgi taşıyabilenler üzerine alınsın sadece. o da yoksa zaten buraya kadar okuyan aklınızı ben s*keyim)

  • yazılar

    kategorisi belli olmayan yazılar

    5 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    www