saat sekiz

    7
    ghostrider 11.3.2019 12:15 ~ 13.6.2019 19:15
    saat sekiz, uyandım. üzerimde akşamdan kalma bir yorgunluk vardı. sabahın ilk ışıkları tül perdeyi aşarak, yüzümün sol tarafına vurdu. gelen ışıkla beraber, vücudumun hiç bir uzvunu kullanamadığımı fark ettim. üzerimdeki yorgunluğu bir türlü atamıyordum.

    bir aralık ayağa kalktım ve kalkmamla kendime gelmem bir oldu. dünkü kule yapma oyunundan arta kalan bir taş, ayağıma "ya allah" diyerek girmişti. etrafıma bir göz attığımda karşımda duran "türkan şoray" posteriyle karşı karşıya kaldım. bakıştık. belki on, belki yirmi dakika.

    ruhumu tanrıya teslim etmiş gibiydim.

    yataktan çıkıp çıkmamakta kararsız kaldığım bir vakit hayatım gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti. önceleri ne olduğunu bilmediğim bir duyguyu, şimdi derinlerde bir yerde hissediyordum. bu duyguyu daha önce hiç hissetmediğimi, hissetsem de umurumda olmadığını anımsadım. bunları düşünürken karşımda duran kitap rafına ilişti gözüm. raflarda dostoyevski'yi gördüm. kitaplara bakar bakmaz o duyguyu hissetmeye başladım. öyle ki kitapların rengi bile, gözümde artık zift gibiydi. -bu zift belki de dostoyevski'nin bana bir armağanıydı.-

    o karanlığın artık içime yavaş yavaş işlendiğini hissettiğim vakit, beynimi kaygılar, kalbimi sanrılar sarmıştı. yıllanmış kalbimde çaresizliği hissettim.

    evet! çaresizlik! yıllardan beridir hissetmediğim o duygu çaresizlikti. insanın vücuduna kanser gibi yayılan kasvet.

    aslında beyinde başlayan bir düşünce süreci çaresizlik. düşün, düşün, düşün... şunu yapmalıyım, bunu yapmalıyım... gün geliyor, sabah sekiz, türkan şoray, ayağıma saplanan odun parçası, ölümsüz bir ışık, gözlerime siper olmuş ellerim; çaresizlik ilk kez dile geliyor. dank ediyor bir anda kafama; doğduğum zaman dilime, öldüğüm zaman hatırıma gelmesi gereken o soru: nasıl yapacağım?

    ece ayhan zamanında "şiirimiz mor külhanidir abiler." demişti.

    galiba hayatımız mor külhani abiler.

    saat sekiz. uyandım abiler.

  • 0
    dream_ofdawn 11.3.2019 18:06
    insan gücünün yetemeyeceği hayaller kuruyor,
    tüm çaresizliğimiz bu işte, gerçekleşmelerini ummak.
    gerçekçi olmak zorundayız, gerçeklere tahammül etmeye değil onları değerlendirmeye odaklanmalıyız.