17

puiv-yy / son dans

öncelikle hikayeyi okuyacak olan yazarlardan tek bir ricam var. yazının iki yerine şarkı linki bıraktım. sizden istediğim o kısımda şarkıdan bir kesit de olsa dinlemeniz.

genç kadın, istasyondaki banka oturmuş, gözlerini ayakkabılarına çevirmişti. koyu renkli deriden bavulu ayaklarının ucundaydı. önünden geçen insanların gölgesi yüzüne düşüyor ancak bir kez olsun kafasını kaldırıp çevresine dahi bakınmıyordu.

yolcuların trene binmesi için son düdük çaldığında acele etmeden ayağa kalktı. bavulunun içinde birkaç parça eşyası olmasına rağmen katbekat ağırdı.

bu şehre veda etmek zor olacaktı. bundan dolayıdır ki arkasına bile bakmadan trene bindi. hem diğer insanlar gibi vedalaşacağı kimsesi de yoktu. yüreğindeki sızı gözyaşlarını gün yüzüne çıkarıyordu. şapkasının tülünü gözlerine indirip başını cama yasladı.


birkaç gün önce...

kumral renginde olan dalgalı saçlarını özenle topuz yaptı. üzerindeki vatkalı kırmızı elbise dönemin vazgeçilmez kıyafetlerindendi. aynada son kez kendini inceleyip aşağıda kendisini bekleyen faytoncunun yanına indi.

güzel bir akşam olacaktı, buna tüm kalbiyle inanıyordu. gözlerini yeni kararan sokağa çevirdi. her iki yanından geçen faytoncular birbirini selamlıyordu. gazete satan küçük çocuklar akşam saati olmasına rağmen ellerinde kalan son gazeteleri insanlara satmaya çalışıyordu.

yarım saat geçti ki araba bir mekanın önünde durdu. burası lüks bir mekana benziyordu. kapıdan giren insanların çoğu arkadaşıydı. faytoncuya teşekkür edip arabadan indi.

içeri girdiğinde hemen ilk masada tanıdık birilerini görmek ona iyi hissettirdi. zaten gecenin heyecanı ona yetiyordu. etrafa bakındı. aşık olduğu adam belli ki henüz gelmemişti. kapıya bakan sandalyeye oturup beklemeye başladı.

gece ilerliyor, genç kadın ise hala onun gelmemiş olmasından yakınıyordu. buradaki insanlar tek bir amaç için toplanmıştı. üniversitede kurdukları arkadaşlık bağını, yıllar sonra bir araya gelip yad etmekti. ancak genç kadının diğer arkadaşları umrunda değildi. o yalnızca onu görmek istiyordu.

fikrimin ince gülü

başını umutsuzlukla önüne çevirdi. geleceğine dair ümidi kalmamıştı artık. salon gramofondan çalan o güzel şarkıyla dolduğunda etraftaki insanlar dans etmek için bir bir ayağa kalkıyordu.

bir el uzandı önüne. gözlerini elin sahibine çevirdi. ah bu oydu, bu sevdiği adamdı. önce ninni gibi gelen sonrasında hüzünlü bir şarkıdan kuple olacak o sözleri söyledi:

"bu dansı bana lütfeder misiniz, küçük hanım?"

genç kadın gülümseyerek narin elini adamın eline bıraktı. çalan şarkı, dönemin yeni şarkılarından olsa da genç kadının gönlünde büyük yer edinmişti.

etrafta dans eden onlarca çift olmasına rağmen genç kadın için yalnızca ikisi vardı. aralarında bir konuşma geçmiyordu. evet, görüşmeyeli yıllar olmuştu fakat konuşacak bir şey bulamıyorlardı.

dansın son kısmına doğru genç kadın sıkıntıyla nefesini verdi. büyüye kapılmıştı, az sonra olacaklardan asla kendisini sorumlu tutmayacaktı.

belki diye geçirdi içinden, belki tam şu an söyleme vakti.

adam ise genç kadının bu halini farketmiş olacak ki meraklı gözlerle onu izliyordu.

önce hafifçe öksürdü. kelimelerini özenle seçer gibi bir hali vardı.

"ben... ben size aşığım bayım."
sesi oldukça kısık çıkmıştı.

şarkı bitmiş, etraftaki çiftler yerlerine geçmişti. ikisi hala ayaktaydı. adam gözlerini genç kadının ela gözlerine dikmiş, kadın ise ellerine bakıyordu.

aradan bir iki dakika geçti. ikisi de hala konuşmuyordu. genç kadın bu durumdan sıkıldı ve masaya geri döndü. yanakları şu an elbisesinin renginden farksızdı. adam ise kendine anca gelebilmişti, onu çağıran diğer arkadaşlarının yanına gitti.

gecenin sonunda hatıra olsun diye fotoğraf çekimi vardı. genç kadın kimseye görünmeden gitmek istiyordu. bu güzel geceyi çoktan mahvetmişti. kapının önüne geldiğinde hava soğumuştu. kollarını kendine sarıp boş bir faytoncunun geçmesini bekledi.

hayır, ağlamıyordu. ta ki o, kolundan tutup konuşana dek.

"siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz küçük hanım." dedi önce adam.
sonra ekledi:
"aramızdaki yaş farkını görmez misiniz siz? bu sevdanızın bir mümkünatı var mıdır sizce?"

genç kadın sesini çıkaramıyordu. ancak bu sözleri de yediremedi kendisine. adamın yeşil gözlerinin içine baktı son kez, şu an hangi cümleyi kursa yüreğindeki yangını hissettirmeyecekti, bundan emindi.

şanslıydı ki boş bir araba durdu önüne. arabaya binip adamı arkasında bıraktı. artık hiçbir şeyin önemi kalmamıştı onun için.

ertesi sabah genç kadın uyandığında aklına bir fikir geldi. bu şehri terkedecekti. burada kalması için bir sebebi yoktu artık. eşyalarını toplayıp bavuluna yerleştirdi. ayakkabılarını giyip istasyona yürümeye başladı. böylesi onun için daha iyi olacaktı

sezen aksu - büklüm büklüm

adam içkisinden bir yudum daha alırken sabahın çoktan olmuş olduğunu farkediyordu. dün geceden beri yalnızca genç kadını düşlüyordu. onu ne kadar kırdığının farkındaydı. aklına gelen fikirle kendine geldi. genç kadının nerede oturduğunu biliyordu. onun yanına gitmeliydi, ondan özür dilemeliydi.

bir buket kırmızı gülü taşırken elleri terliyordu. taş sokaktaki sarı renkli evin önünde durduğunda derin bir nefes verdi. zili çaldı. önce açan olmadı, tekrar tekrar çaldı. belki uyuduğunu düşündü.

ancak karşı evden bir hanımefendi çıkıp adama seslendi:
"boşuna çalma evlat. küçük hanım gideli bir iki saat oluyor."

adam sesin geldiği yere doğru başını çevirdi:
"ne zaman gelir küçük hanım?"

kadın tebessüm ederek ekledi:
"gelmemek üzere gitti beyefendi. küçük hanım uzaklara gitti."

adam önce şaşkınlığını atamadı, elindeki gül buketi düştü. nereye gidecekti, ne yapacaktı şimdi? güzel bir kalp kırmıştı, kendini nasıl affedecekti?

genç kadın trenden indiğinde batmakta olan güneşin ışığıyla gözlerini bir iki kez kırptı. yüreğindeki boşluğu hiç bilmediği bir şehirde tamamlayacaktı.
adamın ise yüreğindeki sızı günden güne artacaktı.

  • 0
    banabubade 28 gün önce
    vaaay iyimiş
    0
    aydakigunes 28 gün önce
    sanırım aklımdakini tam yansıtamadım
    yorumun için teşekkür ederim :)
    0
    banabubade 28 gün önce
    şimdi fazla övemiyorum rakibiz sonucta :d
    şaka şaka güzel yazmışsın
    1
    aydakigunes 28 gün önce ~ 28 gün önce
    rakipliğin gözü kör olsun buba
  • 1
    ghostrider 28 gün önce
    aydakigüneş ne güzel yazmışsın.
    her yazının içinde biraz gerçeklik vardır. biraz da göz yaşı...
    ben bu yazıda senin güzel yüreğini hissettim. bunu içten söylüyorum.

    aşk, sevgi zor konular. herkes aynı şeyi yazar genelde. aşkı bize güzel ve özgün bir şekilde anlatmışsın. soluksuz okudum. tebrik ederim.
    0
    aydakigunes 28 gün önce
    güzel yorumun için çokça teşekkür ederim.
    belki genç kadının ruhuna kendi ruhumdan bir şeyler katmış olabilirim.
  • 0
    kahvelipuding 28 gün önce
    yüreğime bir burukluk girdi. kaçırılan fırsatlar bazen bu kadar ağır olabiliyor. ellerine sağlık güzel insan çok iyiydi :)
    0
    aydakigunes 28 gün önce
    çok teşekkür ederim :)
  • 0
    plumerion 27 gün önce
    ellerine sağlık puvolin, açıkçası olay örgüsü biraz klasikti ama bunu yeterince özgünleştirebilmeyi başarabilmişsin.

    şşş... seni tanımamızın bu özgünlükte payı büyük.

    yazmaya her daim devam etmen ve kendini üzmemen dileğiyle√



    0
    aydakigunes 27 gün önce
    çok teşekkür ederim plu :)
  • 1
    zenginmutfagi 27 gün önce
    çok güzel, ellerine sağlık,
    daha da uzun olmalıydı ( kaç kişiye bunu diyorum, hikayeleriniz çok güzel yetmiyor ya :)
    insanın ağzına bir parmak bal çalıp kaçıyosun :d
    1
    aydakigunes 27 gün önce
    çok uzun olunca korkup kaçıyorlar :))
    1
    zenginmutfagi 27 gün önce
    haklısın sanırım :d
  • 1
    ben_sizofren_degiliz 26 gün önce
    cok guzel bir hikaye, ama eksik olan birseyler var sanki,
    daha yazasim vardi ama burada bitirmek zorundayim demissin sanki,
    bu hikayenin devami olmali bence burada bitmemeli :)
    0
    aydakigunes 26 gün önce
    sonuna kadar haklısın :))

  • yazmak üzerine

    deneme, makale, fıkra gibi konular hakkında yazıların yazıldığı bölümümüzde amaç öğretmeyi ve bilgilendirmeyi gütmektedir.

    188 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    ghostrider

    plumerion
  • =>konu dışına çıkılması yasaktır.

    =>paylaşılan yazılar bölümle alakasız ise kaldırılır. 

    =>+18 paylaşımlarda +18 ibaresi işaretlenmelidir.

    =>küfür, hakaret vb. söylemler kesinlikle yasaktır.

    =>yazarlar uzman olduğu veya deneyimi bulunduğu konular hakkında yazılar yazmalıdır.

    =>yazılan yazının mutlaka bir başlığı olmalıdır.