5

bütün sisteme isyan etmek isterken, oturup sadece sigara yakıyoruz.

büyüyen bedenime sıkışıp kalmış çocukluğumu geri istiyorum sadece. erken acılara boğulmuş benliğimi kurtarmak istiyorum bu çamurlu dünyadan.

oynanmamış bir karede ben,

hatta yazılmamış, senaryosuz,

başrolü yok, kısa metraj bir final.

bir resim yalnızca,
bir hiçin resmi..

ama hiç bilmediğim sokaklarda, hiç tanımadığım insanların arasından yürüyüp giderken anlamıştım..

bir yere yada bir şeye ait olmadığımı.

"ezildikten sonra hepimiz aynı şarabız"

diyen bir şairin topraklarından geliyor olmamım haklı gururu ile döküyorum satırlarımı.


tanılı bir hastayım ben.
bir hasta,
virüslü,

ama benim hastalığımın bir tedavisi yok,
bir umutta yok,
para yada somut değerlerin iyileştirebileceği bir rahatsızlık değil bu. bu yüzden hiç şansım yok. doktorların söylediklerine göre;

"dünya hassas kalpler için bir cehennem"miş..

ne kadar güzel sanatlardan yararlanırsam yararlanayım, neyi tasfir edersem edeyim, bunu tarif edemeyeceğim. etmeyeceğim. zira, bunu anlatmaya başladığım zaman, "içime zor sığdırdığım" neyim varsa taşacak. ve bir daha toplamak için yeterli ömrümün kaldığını düşünmüyorum.

martin luther king'in ne demek istediğini insanlar hiçbir zaman anlamadı.
veya nelson mandela'nın.
yada dostoyevski
veyahut bukowski,

kelimeler, cümleler, ve satırlar öylesine tuhaf bir sihre sahiptir ki, ancak ölesiye anlaşılır. aslında bütün mesele sadece ne söylediğiniz ile ilgili olmuyor. insanlar sanıyor ki;

söylemek istediğin, söylediklerin ile doğru orantılı.


bakın size birşey söyleyeyim. söylemem izin verildiği ve benim dilimin döneceği şekilde elbette. zira haddimi aşmak ve bana bağış edilene ihanet etmek istemem.

bazen insan oğlu bir eşyasını ararken odada gözünün önünde olmasına rağmen onu azımsanmayacak seviyede bir sürede göremez. çünkü beyni kitlenir bir an önce onu görmek ister. ve bundan kaynaklı olarak onu bir süre fark edemez.

bu bilimsel bilgiyi bir kenarda tutun.

dünyada bazı insanlar vardır, bazı satırlar vardır, bazı cümleler vardır, insan oğlu gözünün önündekileri göremez.

bu öyle birşey ki; bunu birşeye benzetmem gerekirse, "hayattan bıkmış ölmek isteyen, ama ölmektende korkan bir nesil" olarak yaşıyoruz diyebilirim. neden böyle diyebilirim, benimle bir süre vakit geçiren insanlar ve arkadaşlarım, diyaloglarımın çok iyi olmadığını bilir, zira yazarken daha keskin birşeyleri aktarabildiklerimi bilirler. bunu bende bilirim. çünkü konuşamam. çünkü anlatamam. ne söylersem söyleyim, ne hissedersem hissedeyim, bunu aktaramam.

aslında bu zor birşey.

birşeyin olacağını bilmek, görmek, hissetmek, ama bu olacak şeyi söyleyememek bazen gerçekten ağır geliyor.

sorun aslında tam olarak şu;

konuşmak istiyoruz, anlatmak istiyoruz, avazımız çıkana kadar bağırmak istiyoruz, herşeyi, sansürsüz, saklambaç olmadan, açık seçik söylemek istiyoruz. çünkü bazen gerçekten bunun gerektiği zamanlar oluyor. çünkü sevdiğimiz ve değer verdiğimiz insanlar söz konusu oluyor bir yerden sonra. ancak bunu yapamıyoruz.

çünkü bize bağış edilen yaşam ve hayatta deniyor ki;

birşeyi açık ve net şekilde söyleyemezsin.
insanlar bazı şeyleri yaşayarak görmeli.
insanların hayatlarına müdahale edemezsin.
her insan farklı yaratılmıştır.
ve en önemlisi kader, nasip, kısmet var. onlara asla müdahale edemezsin. çünkü insanın bunu yapmaya yetkisi yoktur.

bu yüzden bazı insanlar, bazı şeyleri örterek söyleme ihtiyacı duyarlar. çünkü aslında hayatları boyunca hep yalnızdırlar. ne kadar insanı olursa olsun, kimlerle konuşuyor olursa olsun, ne kadar en yakınında tipler olursa olsun, insanların söylemeyeceği, ve insanların anlayamayacağı şeyler var. bundan kaynaklı olarak sizlerin günlük hayatında gördüğü;

basit metinler ve yazıların içlerinde bile aslında bahsedilmek istenen çok önemli şeyler olabiliyor. fakat beyinlerimizin odak noktaları farklı noktalarda oldukları için bunları göremiyoruz.

görebildiğimiz zamanlarda ise,

bir bukowski,
bir dostoyevski,
bir mandela,
bir martin luther king

oluyor.


kelimeler arasındaki şifreleri görmekte bir meziyettir. buda başlı başına bir görü yeteneği ve düşünce gücü ister. hoş.. buda kolay değil ya.


şunu unutmayın;

insanlar üçe ayrılır.

"bana bu kahveyi getirir misin?" diyenler,
"kahve içmek istemeyenler"
"içinde kahve geçmeyen herşeyi söyleyen ama kahve içmek isteyenler"

insan oğlunun malesef ki bir çoğu üçüncü şıkka şakraları kapalıdır.
açık olanlar ise ya bizler gibi bir yerden sonra delirir, ya böyle sağa sola yazar olur, yada avazı çıkana kadar bağırmaya çalışır, susturulur.

bütün mesele bu aslında.

velhasılkelam,

"bütün sisteme isyan etmek isterken, oturup sadece sigara yakıyoruz"

  • 1
    domocono 27 gün önce
    güzel yazı olmuş. oturayım da sabah sigaramı yakayım.
    0
    sjense 26 gün önce
    benim yerimede yak.
  • hayata dair

    Bu bölümde ibretlik hikayeler ve komik paylaşımları bulabilirsiniz..

    1886 takipçi
  • abone ol
  • moderatörler
    gaddarus
    hellomyfriend
    darkier
    polinezyali
    caytiryakisi
    plumerion

  • bu bölüm #karışık bölümünün alt bölümüdür.

  • bölüm kuralları

    • bölümü takip etmeyi unutmayınız..!
    • konu dışında paylaşım yapmak yasaktır..
    • reklam amaçlı paylaşım yapmak yasaktır..
    • bölüm ile alakasız paylaşım yapmayınız..
    • başlıklarınızı her zaman ilgili bölüme açınız..
    • +18 başlıkları +18 içeriği işaretleyerek paylaşınız..
    • kurallara ısrarla uymayıp tekrar eden yazarlar bölümden engellenecektir..
    • başlıklarda ve yorumlarda herhangi bir kişinin ailesine hakaret,küfür ve rencide edici içerikler kesinlikle yasaktır..
    • şahsınıza yapılan küfür-hakaret  gibi içerikleri puiv moderatörlerine bildiriniz..