11

bir distopya

insanlık tarihi, belli devrimlerin tetiklemesine bağlı olarak hızlı yükselişler göstermiştir. avcı-toplayıcı yapıdan, yerleşik tarıma geçiş ve ardından gelen evcilleştirme ve bitki ıslahları, buharın gücünün farkına varılmasıyla yaşanan sanayi devrimi ve bilginin tek gerçek güç olduğunun kanıtlandığı bilişsel devrim çağı. tüm bunlar bir süreç halinde yaşanmış ve uzun zamanlar almıştı. bir daha hiçbir gelişim arifesi bu kadar uzun sürmedi. insanlık her an yeni atılımları rahminde taşıdı ve iletişimin gücünü fark etti, dünyayı küçülttü. nesnelerin interneti kavramının nasıl hızla internetin nesneleri haline geldiğini anlayamamıştı bile insan ama bu iki kavram yine de, insanların interneti olarak adlandırılıyordu ve bir gün o da değişti; internetin insanları! oldu. artık hiçbir cihaz yok; bilgisayarlar, telefonlar, ipadler, tabletler, mp3’ler dahi. insanlık uzun bir süre, nesneleri daha akıllı hale getirerek, akıllı telefonlar, akıllı evler, robotlar üreterek, cihazları insanlaştırmaya çalıştı; oysa bu girişimler tek bir şeye hizmet etmişti; insanları cihazlaştırmak! artık yeryüzünde hiçbir cihaz kalmadı. internet cihazları değil, doğrudan insanları birbirine bağlıyordu. her yeni doğan çocuğun sinir uçları, devlet tarafından birtakım değişimlerden geçiriliyor ve artık o birey, kocaman bir ağ sisteminin bir parçası haline getiriliyordu. internet adı tamamen unutulmuştu, bu kavramın yeni karşılığı biyonet’ti.

bu çok büyük bir devrimdi! insanlık hiç olmadığı kadar müreffeh olmuştu. örneğin, biriyle mesajlaşmak istediğinizde bunu bir cihazla değil, doğrudan mesajlaşmak istediğiniz kişinin biokodunu, kendi biokodunuzla eşleştirerek, zihninizden yapıyordunuz. müzikler cihazlardan değil, kendi biosisteminizle bağlandığınız geniş müzik ağlarından dinleniyordu. aklınıza gelebilecek, bugün cihazların yaptığı her şey, insanın zihninde gerçekleşiyordu; sabah kalkmak için telefonunuzun alarmını kurmak yerine, melatonin dengenizin yeniden dizayn edilmesini sağlayan bir bioalarm kuruyordunuz; filmleri, dizileri kendi göz kapaklarınızda izliyordunuz. artık insanın tek bir cihazı vardı; kendisi! bu ilk başlarda insanlara inanılmaz faydalar sağlamıştı. çünkü artık tüm hastalıklar, ilk seviyesinde tespit edilip yok ediliyordu. ölüm, unutulmuş bir kavramdı. hırsızlıklar, cinayetler, tecavüzler tamamen yok olmuştu. insanlar bu suçların yok olmasını, artık daha modern bir yaşamlara sahip oldukları için insanların suça meyletmemesi nedeniyle olduğunu sanıyordu, oysa gerçek çok daha farklıydı; düşünceler ve duygular, biyoağları yönlendiren devlet tarafından kontrol ediliyordu. artık devlet insanların düşüncelerini ve duygularını değiştirebiliyordu. biyoağlar ilk ortaya çıktığında bunu başkaları da yapabiliyor, insanlar hacklenebiliyordu. örneğin birisi sizi hackleyip, gözlerinizle gördüğünüz tüm görüntülere erişebiliyordu. ilk zamanlarda kalplerinin hacklenmesi ile cinayetler işlenebiliyordu. tüm suçlar, hack yoluyla yapılıyordu. daha sonraları bu devlet tarafından yok edildi, çünkü devlet tekelhack olmuştu. bütün hormonlarınız, düşünceleriniz ve duygularınız devlet tarafından izleniyor ve kontrol ediliyordu. devlet gözlerinize erişip gördüğünüze, kulaklarınıza erişip duyduğunuza, hatta ağzınıza erişip tattığınıza bile erişebiliyordu. görünürde, bütün insanlık müreffehti. herkes mutluydu, çünkü serotoniniz devlet tarafından kontrol ediliyordu. tüm bu devlet kontrolleri, elbette insanların çoğunluğu tarafından bilinmiyordu, insanlar yalnızca aldıkları hazlardan memnun hayatlarını sürdürmeye devam ediyorlardı. devletler, kitleleri yönlendirmenin en kolay yoluna sahip olduğu için artık bu görevi üstlenen her şey ortadan kalkmıştı; dinler, ideolojiler, fraksiyonlar… hepsi yok olmuştu. işte size; ölümsüz insanların çağı! ölümsüzlük demişken, devlet gerekli gördüğü takdir de, bazı insanları bloklayabiliyordu. hatta, biokodunu silebiliyordu. biokodu silinen bir insanın evcil bir hayvandan farkı yoktu toplumda.

bu hikayenin bir kahramanı olmalı, firavunun sarayında yetişen bir musa’ya ihtiyacı var bu hikayenin, gelsin ve tüm bu makus talihi içeriden yok etsin! ama hayır, devletin bu gücünün farkında olan herkes, bu durumdan memnundu. insanların tüm bu gerçekleri görmesini sağlayacak şey, yakından geçen bir meteorun yarattığı etkiyle, biosistem ağında meydana gelen bir arızalanma sonucu, artık bazı insanların, duygu ve düşüncelerinin devlet tarafından kontrol edilemiyor olmasıydı. işte, bütün insanlığın tarihini değiştirecek olanlar da, bu bir avuç insan olacak.
  • 1
    hedap 12 gün önce
    bu hikâyenin kahramanı tatar ramazan olmalı.
    çıkıp masaya yumruğunu vurup "ben bu biyoneti bozarım" diyen.
    1
    lazcoder 12 gün önce
    hedap olsa olmaz mı?
    1
    hedap 12 gün önce
    yok la ben bozamam öyle sistem felan:)
  • 0
    speace 12 gün önce
    kişinin değil toplulukların etrafında şekillenmesi eleştiriye açık mi anlamak güç. dur bi soluklan diyen de speace yaz 9999'a gnd
  • derin düşünce

    eleştirel bir fikrin varsa, yeni bir teori ürettiysen, kayda değer planların varsa, insanlara bir gerçeği göstermek istiyorsan veya düşünceni akım haline getirip kendine yeni nökerler kazanmak istiyorsan, derin düşünce bölümü emrine amade.

    427 takipçi
  • abone ol
  • moderatörler
    roxic7
    ersals

  • bu bölüm #sosyal bölümünün alt bölümüdür.
  • görünürde bir kural yok. fakat gizli saklı bir kaç kural var. onları ihlal etme. düşün bakalım, sence hangileridir?