inançsızların inananları test eden ilginç soruları

    4
    yuceltanay 9.8.2018 10:42
    kader ve özgürlük hakkında

    1.kaderimiz çiziliyse kararlarımızdan niye sorumlu tutuluyoruz?

    2.yok eğer hür irademiz varsa, niye bazı şeyleri seçtiğimizde cehenneme atılıyoruz?

    (biz seçimlerimizde özgürüz, kader sadece tanrı'nın bizim seçimlerimizi önceden bilip takdir etmesidir diyerek bu işin içinden çıkmaya kalkmayın. insan verdiği kararları çevresindeki koşullara ve faktörlere göre verir. bu koşullar ve faktörler ise tanrı'nın kontrolü altında, hatta onun sebep olduğu şeyler olduğundan, tanrı eğer denilen vasıflara sahipse, insan gerçekten özgür olamaz. durum bu olmasa ve tanrı insanı gerçekten özgür kılabilecek (ve kılmış) olsa, yani insanın kararları konusunda tanrı'nın hiçbir kontrolü olmasa, o zaman da bu durum tanrı'nın özgürlüğünü kısıtlar. insanın özgürlüğü ve iradesi tanrı'nın mutlak iradesiyle çelişir. insan gerçekten seçimlerinde özgürse ve tanrı'nın bunda hiçbir rolü yoksa, fonksiyonu sadece bunları baştan bilmekten ibaretse, bu tanrı'nın gücüne sınır koyar. tanrı her şeye kadir olduğuna göre, bizim seçimlerimiz de onun onayı ve bilgisi dahilindedir. hatta çevremizdeki her şeyi o yarattığından, seçimlerimiz de dolaylı olarak onun sebep olduğu şeylerdir. dolayısıyla, hem tanrı hem de insan bir arada özgür olamaz. cüz-i irade ve külli irade ayrımı da bu işi çözmeye yetmez. bu çelişki dinlerin doğasında vardır ve din adamları bunun içinden ağızlarıyla kuş tutsalar çıkamazlar. kendilerine sorun, alacağınız hiçbir cevap sizi tatmin etmeyecektir. )

    3.seçme yeteneğimiz var, fakat bazı şeyleri seçmememiz isteniyorsa bu yeteneğin ne kadar anlamı var?

    4.tanrının gerçekten varolduğunu farz edelim. benim niye ona tapınma zorunluluğum var? eğer benim herhangi birine, bu biri benden çok daha güçlü bile olsa, tapınmayı reddetme yeteneğim varsa (eğer bunu seçebiliyorsam, böyle bir yeteneğim var demektir), o zaman bu yeteneği kullanmaktan dolayı neden ceza görmem gerekiyor? eğer itaat istiyorsa, neden itaat etmeme yeteneğini de veriyor insana? yok eğer başka türlüsünden zevk alamıyorsa, o zaman "peki bu tanrı sadist midir?" sorusu gündeme gelir.

    5.tanrı her şeyi biliyorsa (geçmiş, gelecek, vs), o zaman geçmiş de, gelecek de daha yaratılış anında belli demektir. belli olan bir şeyi değiştirmek için, kitap, peygamber, vs göndermenin mantığı ne o zaman?

    6.jean paul sartre’a göre, tanrı varsa bile ona savaş açıp yok etmeye çalışmalıyız, çünkü o bizim özgürlüğümüze engeldir. tanrı varsa bile, eğer iddia edildiği gibi adilse, hür irade verdiği ve istediğini seçme yeteneğiyle donattığı kullarından, bu yeteneği kullanma hakkını esirgememelidir. o zaman kendisi iyi niyetli ve adil olmaz. gaddar, despot ve adaletsiz olur.

    adalet hakkında

    1.farz edelim ki bilimkurgu filmlerindeki o akıllı robotları yapacak kadar gelişti teknolojimiz. ve bu yaptığımız robotlar hem kendi varlıklarının bilincinde, hem de hür seçimlerini yapabilecek varlıklar. bu durumda, biz onlardan, bize köle gibi itaat etmelerini bekleyebilir miyiz? buna hakkımız var mıdır? bunu yaparsak, bu durumun hür insanları köle edinmekten ne farkı vardır? bu bizi, gaddar, acımasız, despot ve adaletsiz yapmaz mı?

    2.yapay zeka programları üzerine çalışan bir bilgisayar programcısını düşünün. bir program hazırlıyor, test ediyor ve programın istediği kadar zeki davranmadığını görüyor. bu durumda programcı kimi suçlamalıdır? yazdığı programı mı, yoksa kendisini mi?

    3.kuran'da neden devamlı kölelerden bahsedilmektedir? (kölelerinize iyi davranın,vs. benzeri telkinlere kuranda bolca rastlamak mümkündür). yani kuran köleliği doğal karşılar, hatta tasvip eder görünümdedir. inançlılar bu durumla nasıl yüzleşmektedir?

    4.kurana göre tanrı bazılarının kalplerini mühürlemiş, onlardan imanı esirgemiştir. (biz ateistler o kişilerdeniz belli ki). peki bu durumda tanrı bize haksızlık yapmış olmuyor mu? bizim ne suçumuz vardır? bu tanrı'nın adil sıfatıyla çelişmiyor mu?

    5.peki ya ömrü boyunca islamla tanışmamış kişilerin ne sucu vardır? afrika’nın ilkel bir kabilesinde doğmuş birinden tanrı nasıl kendisine iman bekler?

    6.tanrı’nın bizi hem sevdiği söylenir, hem de hayatın bir imtihan olduğu ve eğer bu imtihandan kalırsak, bunun cezasının olduğu söylenir. yani tanrı bizi zorla böyle tuhaf bir imtihana sokmuştur. ve hem hadislerde hem de kutsal kitaplarda cehennemde cennettekinden çok daha fazla insan olacağı söylenir. bu insanın sevdiği birilerine yapacağı türden bir şey midir?

    7.tanrı'nın kadınlara ne garezi vardır? neden gerekirse dövülebileceklerini söylemiştir (nisa suresi, 34. ayet)? neden onlar "aklen ve dinen eksik yaratıklardır" (hadis, kaynak: buhari). neden şahitlikleri erkeğin yarısı değerindedir?

    8.bizim müslüman ülkeler, tanrı katındaki en son ve en hak dine sahipse, neden dünya üzerinde tüm müslüman ülkeler sürünmektedir? neden gavur hristiyanlar ve yahudiler dünyayı yönetmektedir?

    9.tanrı, eğer varsa, hem varlığının tüm kanıtlarını bizden gizleyip, hem de bizlerden kendisine inanmamızı beklerken ne yaptığını zannetmektedir? kendisi saklambaç oynayan bir çocuk mudur?

    uzaylılar hakkında (komik ama ilginç geldi bana)

    1.eğer evrende yaşayan bizden başka pek çok uygarlık varsa (ki modern bilime göre bu kuvvetle muhtemeldir), o zaman bu uygarlıkların bir kısmı bizden geriyse bile, bir kısmı da kesinlikle çok daha ileridir. fakat kurana göre tanrı insanı kainatta kendisinden sonra en değerli varlık tayin etmiştir. meleklerin ve cinlerin bile üstüne koymuştur. peki bizden kat kat zeki ve becerikli, uygarlıkta bizden trilyonlarca yıl ileri uzaylılar varken, tanrı bu şerefi niye bize layık görmüştür?

    2.neden kutsal kitaplarda bu uygarlıklardan bize hiç bahsetmemiştir?

    3.tanrı adem ve havva'yı yaratıp cennetten kovmuşken, uzaylılar nasıl olup da cennetten kovulmuşlardır? (eğer kovuldularsa). ya hepsi yaratılıp yaratılıp cennetten kovulmuş olmalı, ya da sadece insan cennetten kovulmuş, diğerleri kendi gezegenlerinde yaratılmış olmalı. eğer bu ikincisi doğruysa, o zaman yine insan bunların tümünden daha ayrıcalıklı oluyor demektir. (insanı önce cennette yarattığına göre).

    4.acaba tanrı uzaylılara da peygamberler ve kitaplar göndermiş midir? onları da mı cehenneme atacaktır? bizlere huri kızları ve şaraptan nehirler vaat ederken, acaba uzaylılara ne vaat etmiştir?

    doğa ve evrim hakkında

    1.tanrı her şeyi bir sebep için yarattıysa ve her canlının yeryüzünde bir fonksiyonu varsa, neden 60 milyon yıl önce tüm dinozorları ve o zaman yeryüzünde yaşayan canlıların %95’ini ortadan kaldırmıştır? neden devamlı pek çok canlı türünün soyu tükenmektedir?

    2.insan bugünkü şekliyle yaratıldıysa, bilim adamları kazı bölgelerinde neden iskelet yapısı günümüz insanına uymayan (daha bir maymuna benzeyen) fakat yanı başında taştan delici ve kesici aletler bulunan iskelet örnekleri bulmaktadır? (bunların yüzlerce örneği var).

    3.insanlar ademle havva'dan türediyse, ve evrim, dolayısıyla da bununla bağlantılı olarak "çevre koşullarına bağlı modifikasyon" diye bir şey yoksa, neden dünyanın dört bir yanındaki insanların vücut özellikleri, deri renkleri vs. farklıdır?

    4.canlı türleri yaşadıkları ortamlar içinde ve son halleriyle yaratıldılarsa, neden bilimde evrim denen bir prensibe inanılıyor ve neden bu teorinin yığınla kanıtı vardır? neden bütün saygın bilim adamları bu teorinin doğruluğuna inanırlar? ve neden televizyonda yayınlanan bütün doğa belgesellerinde evrim teorisine doğrudan veya dolaylı atıflar yapılmaktadır?

    mantıksal sorular ve paradokslar

    1.tanrı'nın kendi kendini yok etmeye gücü yeter mi?

    2.tanrı'nın ikinci bir tanrı'yı yaratmaya gücü yeter mi?

    3.tanrı'nın birden fazla olmaya gücü yeter mi?

    4.tanrı'nın kaldıramayacağı bir taşı yaratmaya gücü yeter mi?

    5.tanrı'nın gücü yetmeyecek bir şeyi yaratmaya gücü yeter mi?

    6.tanrı her şeye kadir olmamaya da kadir midir?

    7.tanrı, herhangi bir sıfatına (tanrı'nın 99 ismi olan esma-ül hüsna’da geçen tüm isimleri birer sıfatına karşılık olduğuna göre) aykırı şekilde davranabilir mi? davranabilirse, ve davranırsa, o zaman bu sıfatı nasıl hak eder?

    8.tanrı mantık ilkelerinin üzerinde midir? aynı anda hem doğru olan hem de yanlış olan bir şey yaratabilir mi örneğin? ya da daire şeklinde bir kare?

    9.tanrı evreni yaratmadan önce neredeydi? ne yapıyordu?

    10.tanrı geleceği hem bilir, hem de değiştirebilir mi? (değiştirirse eski bilgisi yanlış olur).

    11.tanrı düşünebilir mi? (düşünme geleceğe ve geçmişe dairdir. tanrı geleceği ve geçmişi bildiği için düşünememelidir. düşünmeye kalktığında kendini yalanlar. bu yüzden tanrı gelecek de kurgulayamaz. kurgularsa geleceği bilmiyordur).
  • 1
    yuceltanay 9.8.2018 10:44
    kader ve özgürlük hakkında

    1. bu serüvene katılmayı "ezelde" insan istemiştir, cennet cazip gelmiştir, ve insan ilk seçimini "insan olmayı kabul ederek" yapmıştır. anne karnında hazırlanan minik bedene de böylece ruh getirilir, bebe canlanır. insan, kendisine verilen minik bedenle çıkar hayat serüvenine. rabbisine söz vermiştir, "sana teslim olucam, ve göndereceğin kılavuzu takip edeceğim.." ancak oyunun kuralları bellidir: "verilen bu söz, dünyadaki yaşamda hatırlanmayacaktır." ve böyle bir sözü daha önce rabbimize verdiğimiz bize bildirilecektir, ki bildirildi. kılavuzumuz kuran, muhammed (s.a.v.) dir. dört yaşındaki bi çocuğun meraklı gözlerle keşfe çıkması da temelde "kılavuz arayışı"dır. kaderimiz elbette bellidir, bütün bu sistemi var eden allah'ın, bilmeyeceği zerre kadar bilgi olabilirmi. ancak, o yüksek ilmiyle, bize seçim yapma hakkı tanımıştır. "madem bana söz verdin, senden 'beni sevmeni ve bu sevginin gereğini yerine getirmeni' istiyorum" demiştir. irade bizdedir, bu iradeyi dilediğimiz yönde kullanabiliriz, seçim bizim. seçimlerimizin ne olacağının allah tarafından bilinmesi, özgür iradeye sahip olmamızı engellemez. seçimlerimizden sorumlu tutulmamızın nedeni de vermiş olduğumuz bu sözdür, hatta söz vermemiş olsaydık bile, bunca nimete nankörlük etmek, allahı işaret eden bunca delili görmezden gelmek bile sorumlu tutulmamız için yeterdi. akıl var mantık var, muhabbet kuşunun desenine tesadüf diyenlere bu sözlerin tesiri nasıl olabilir ki. şüphesiz allahın dilediğinden başkası hidayete ermez, hidayete ermemelerinin sebebi ise kendi seçimleridir. allah hakedene hakkını fazlasıyla verir, sınırsız adaletlidir.

    2. ikinci sorunun cevabı da yukarıda yazılı zaten. bu arada parantez içindeki yorum gözüme ilişti, çevresel faktörlerden falan bahsediyor. ortada bir imtihan söz konusuysa, seçim yapabilmek için elbette faktörler olacaktır, iyi ve kötü olacaktır. babasından dayak yiyen bir çocuğun, büyüdüğünde oğlunu dövdüğü sık görülür. etki- tepki. oysa iradesi vardı ve dayak atmanın yanlış olduğunu biliyordu. hata yaptı, ve hatalar cezayı hakettirir. "şeytanın ihlaslı müminlere bi etkisi yoktur". olumsuz çevre koşullarına vesile olan da; şeytanın insanı kışkırtmasıdır. dolayısıyla insan seçimini olumlu yönde yapma şansına herzaman sahiptir. yaratılışı gereği hata da yapacaktır elbette. hatalar olmasa nasıl af dileyip göz yaşı dökerek yücelirdik. allah tüm eksiklerden münezzehtir, kötülüğü şerri allah yaratır, ancak bu yaratmayı da şeytanın ve özgür irade verilenlerin seçimleriyle yapar. dolayısıyla mükemmel bi sistem söz konusu, zaten aksi beklenemezdi.

    3. seçme yeteneğimiz var, fakat bazı şeyleri seçmemiz bekleniyor, ne anlamı var denmiş. gülmemek için özel çaba sarfediyorum çünkü gülmek esnemeyi beraberinde getiriyor uyumamalıyım. varsayalım ki seçme yeteneğimizle ne seçersek seçelim farketmeyecekti. e asıl şimdi ne anlamı kaldı seçme yeteneğimizin??? seçme yeteneği= irade. iradenin veriliş amacı da, bu imtihanda "doğruyu, güzeli, temizi, sevgiyi" seçmektir. iyiliği seçiyorum ve seçimimin bi anlamı oluyor, aksi takdirde seçmemin ne anlamı olurdu ki. bakalım daha komik soru varmı.

    4. bu soru komik değil, üzücü. allaha ezelde söz verdiğimizi söylemiştim, dolayısıyla sözünde durmayan elbette cezayı hak eder. ayrıca, insan neden kendisini yaratana aykırı davranmayı seçmek istesin, yoksa allah o insana kötü şeyler mi emrediyor. yoksa git kan dök, tecavüz et, zinaya yelten, teşhirci ol, alkole batıp batıp çık trajikomik hallere gir, şehevi duygularının peşinden git, konserde ittirmece oyna, yeme içme kendine eziyet et mi diyor rabbimiz. hayır, su gibi temiz olun diyor, arının yücelin diyor, tövbe edin ki paçanıza bulaşan çamurlardan kurtarıvereyim sizi diyor. sonsuz cenneti vaadediyorum size diyor. sevin sevilin diyor. kul hakkını gözetin diyor. ama laf ebesiyiz ya, "ilginç" sorular sorup kafa bulandırmaya çalışıyoruz cılız bakışaçımızla. bu cevaplar da tatmin etmediyse, bizahmet "tanrının var olduğunu farzedelim" yerine, "tanrının olmadığını farzedelim" sorusunu sorun da içine düştüğünüz çıkmaz sizi belki dehşete düşürür.

    5.allah elbette herşeyi biliyor, aynı şeyi kaç kere vurgulamam gerekiyor bilmiyorum, soruların seviyesine bakılırsa bir iki defa vurgulamam yetmeyecek. ortada bir imtihan söz konusu, özgür iradeli bireyler söz konusu, ezelde verilen söz yani yapılan bir anlaşma söz konusu, bu anlaşamada kılavuzun gönderileceğine dair veri söz konusu, seçim yapma yetisinin gereği olarak kılavuza uyanlar ve kılavuzdan yüz çevirenler ayrımı söz konusu. yaratılan bu müthiş sistemin özeti budur. evrim de güzel neyse siz onla takılın, "banane bana uymasaydın" demesin de peşinden koştuklarınız size sonra. "belli olan birşeyi değiştirmek için değildir kılavuzların gönderilme sebebi, kılavuzların peygamberlerin neyi değiştirip değiştirmeyecekleri de zaten bellidir".. hey allahım ya.

    6. yukarıyı okursanız bu zırvanın cevabını satır aralarından bulursunuz. neyse azimliyim bu gece. sen kim oluyorsun da tanrıya savaş açıyorsun, seni var eden seni yok edemeyecekmidir, tanrının yarattıklarının sayısı arttıkça, yaratılanların yaratana karşı bir üstünlüğü olacak öyle mi. o da güzel. ayrıca, tanrı diye kestirp attığın, senin varolma sebebin. seni rızıklandıran, hareketlerini yaratan o. o olmadığı zaman sen nasıl varolacaksın, yoksa onu yok etmeyeceksin de ellerinden zincirleyecekmisin. soru sayısı arttıkça ateistlerin elleri güçleniyor sanmıyordur umarım kimse. çünkü soruların kalitesi ortada. allah adildir, adaletiyle herşeyi kuşatandır, ölümden sonrasına inanmayanlar için dünya adaletsiz gelir. tanrı tanrı diye zırvalıyorlar hatta o üztün zekalarıyla tanrıya savaş açalım diyorlar da, ölümden sonrasını nasıl göremiyorlar. yoksa kısacık hayatlarında mı yenecekler tanrıyı. değmez ki kısacık hayat için tanrıyı dövüp azarlamak. zaten öleceksin. ha pardon tanrıyı öldürürsen sen ölemezsinki, yoksa yaşaman için neden mi kalmaz tanrı ölürse. yanı görüldüğü gibi kocaman bi zırva. tut neresinden tutarsan. imtihan bilinci olmayanlar, ölümden ötesine bakamayanlar adaletten söz ediyorlar, sen önce nefsine adaletli ol, çünkü şüphesiz kendine zulmediyorsun ve bu zulmü itiraf edeceksin zamanı gelince.