19

puiverion'a veda [ışığın kalbi]

not: ooppss! orda durun puvolar... bu hikayenin son bölümüdür, ilk bölüm için arama yerine "puiverion" yazmanız yeterlidir, keyifli okumalar ^^

iki gün boyunca tek kelime etmemişti beyazlar içindeki kız. 7-24 gözetim altında tutulan ve kapısı dışarıdan kilitlenen son derece konforlu odasında ellerini cama yapıştırmış dışarıyı seyrediyordu bütün gün. bu süre zarfında ne bir şeyler yemiş ne de bir bardak su içmişti. karın hiç olmadığı kadar şiddetli olduğu günde, öğle vakti olmasına rağmen göğü kaplayan kara bulutlar adeta bir akşamüzeri havası veriyorlardı.

kilitli tutulduğu odanın kapısından yine o ses geldi. anahtarın kilidi açma sesi... bu lunaria'nın umrunda değildi. o sadece yağan karı izlerken düşüncelere dalmıştı. hizmetçi iki muhafızla birlikte içeri girdiğinde kaşları çatıldı. iki gündür 5. kez yemek tepsisi getiriyordu ve hiçbirine dokunulmamıştı. bunu kraliçeye bildirmesi gerekiyordu. tek kelime etmeden yeni tepsiyi bırakarak odadan çıktı, ardından da muhafızlar çıkarak kapıyı dışarıdan kilitlediler.

"kar taneleri... kar taneleri... kar taneleri... bana yalan söylediniz! geldiğiniz yer! bulutlar diyarı şu an kapkaranlık! ren benim yüzümden öldü, ben... neden ben varım ki!? korkuyorum... korkuyorum... annem veya babam yok mu?! eğer oradaysanız bana yardım edin!"

beyazlar içindeki kız gözlerini kapadı. ışığı görebiliyordu, ancak bu güne kadar hayatının anlamı olan ışık bile yüreğini ısıtmaya yetmemişti. yine geleceği öngörüyor olması gerekiyordu. odaklandı. tek bir demir parmaklıklı pencereden başka bir şey bulunmayan bir odadaydı. kapı bile yoktu odada. pencereye yöneldi ve dışarı baktı. karanlık bir gündü ve şiddetli bir kar fırtınası vardı. ışık giderek artmaya başladı. bekledi , bekledi ve demir parmaklıkların önündeki cam parçalandı, keskin ve sivri bir parça tam gözüne çarpacakken uyandı. ışık şu ana kadar hiç yanılmamıştı. son bir kez ışığa güvenecekti. "hiç varolmamış olmak dileğiyle..." son cümlesini mırıldanırken var gücüyle cama yumruk attı elini kesen cam parçalarının canını ne kadar yaktığını umursamadan aynı rüyasındaki gibi sivri ve uzun bir parçayı eline alarak tereedüt bile etmeden boğazına saplayacaktı ki, bir el kolunu son anda tutarak onu durdurdu. sivri parçayı hala boğazına doğru ittirmeye çalışırken elinin, kolununun hatta tüm bedeninin korkuyla titrediğini fark edememişti. kraliçe beatrice'ti konunu tutan. biraz güç kullanarak sivri cam parçasını kızın elinden aldığında, hala boş elini boğazına doğru götürmeye çalışıyordu. kraliçeden yediği sert tokat ile yeniden kendine geldi. elleri, bilekleri ve kolları çok acıyordu ve kanlar içindeydi.
"madoka! ..." kraliçe beatrice cümlesine başlamadan genç akademisyen sargı ve merhemleri yanından asla ayırmadığı çantasından çıkarmıştı bile. beatrice çok öfkeliydi "aklından ne geçiyordu senin!"
beyazlar içindeki kız yaralarının sarılmaması için direndi ancak kraliçe beatrice hiddetle kızın kollarından tuttu ve onu yere kapakladı. beyazlar içindeki kız kollarını üzerinde olan kraliçenin ellerinden kurtarmak için var gücüyle çırpındı ancak, beatrice göründüğünden ve sandığından çok daha güçlüydü. biraz daha çırpındıktan sonra yorularak durmak zorunda kaldı. karşısında iki buz mavisi göz öfkeyle ona bakıyordu. hala yaşlar boşanan gözlerini kaçırmaya çalıştıysa da kraliçenin emreden, öfkeli ses tonunun etkisi altına kaldı. "gözlerimin içine bak!" "aklından ne geçiyordu!? kendini öldürüp her şeyi geride bırakarak kurtulabileceğini mi sandın !? güçlerin sayesinde kurtarabileceğin insan ırkını hiç mi umursamadın?!" "gratan'ın lanetini tüm puiverion'a yaydığı gerçek'in aralıklı kapısının kapatılabilmesi için tek umudun sen olduğunu ne zaman unuttun?!"

beyazlar içindeki kızın gözleri yavaş yavaş kapanmaya başladı. karşısında kendine bağıran kraliçenin sesi gitgide azalıyor görüntüsü ise bulanıklaşıyordu. sonunda ise tamamen yokoldu görüntü, artık sadece ışık vardı. ışık yavaşça kaybolurken gözlerini açtığında kendini ilginç ve ürpertici bir yerde buldu. etten duvarları sinirlere, damarlara ve beyin kıvrımlarına benzeyen bir mağaradaydı. duvarlar ve yumuşak zemin her ne kadasr midesini bulandırsa da bıkkınlığı bütün bunların önüne geçiyordu. tam önünde simsiyah bir ışık vardı. ona baktıkça her yer karanlığa bürüyordu ve görüşü kaybolduyordu, ancak aynı ışığa bakarmış gibi gözlerini kısmak zorunda kalıyordu. bu kesinlikke karanlık bir ışıktı.

"hey sen! güzellik... arkanı dön bakalım." lunaria bu sesi tanımıştı, o'nun sesiydi bu. korkuyla arkasını döndüğünde kızıl saçlı, geleneksel kırmızı kıyafetleriyle hiç değişmemiş bir şekilde karşısında duruyordu. rüyada ölemeyeceğini bildiğinden yeni bir işkencenin onu beklediğini düşünerek dizleri üzerine düştü. "yeteeerr!!! lütfen biri beni öldürsün!!" başını kollarının içine gizleyerek büzüldü yerde. etrafta sarmaşık olmadığına göre, bu sefer damarlar kollarıni ve bacaklarını saracaktı. ama o bu kadarına izin veremezdi, yıkık bir durumda dahi olsa sonuna kadar karşı koyacaktı ve o'nun ruhunu ele geçirmesine asla izin vermeyecekti. bedeni ve kalbi bir tek kişiye aitti. o kişi ise onun için gözünü bile kırpmadan canını vermişti. ona dokunmasına izin verebileceği tek kişiydi ren, ancak ona dokunmaya bile kıyamamıştı.

"özür dilerim...lütfen beni affet ışığın son mirasçısı" bu ses o'ndan geliyordui. beyazlar içindeki kız başını buna anlam veremeyerek başını kaldırdı . kızıl saçlı oğlan önünde eğiliyordu. "sen olmasaydın lunaria, asla hatamı fark edemezdim. sana işkence ettiğim halde , çektiğin onca acıya rağmen, bana karşı koymaya çalıştın. seni izledim sürekli... başlarda hedefiniz bana aptallık olarak geliyordu. ancak senin sayende asıl aptalın kendim olduğunu fark ettim. "bir canı kurtarmanın, onu almaktan kat be kat daha zor olduğunu öğrettin bana." seni saniyeler içinde öldürüp isteğini yerine getirebilirim ancak bundan sonra sana elimi dahi sürmemeye karar verdim. sen bana doğru yolu göstermiştin, şimdi ise zor anında sana yol göstermeye geldim."

"yalan!!" beyazlar içindeki kız hayatında hiç bu kadar öfkeli hissetmemişti. "insanlar diğer insanları kurtarmanın bencil tarafını görmek istemiyorlar! hiç varolmamış bir insan her ne kadar puiverion'da kalan nadir güzellikleri göremese de asla acı çekmeyecektir! insanlığı kurtardığımız için, gelecek nesillerde milyonlarca acı çeken insan daha dünyaya gelecek. zevk ve sefa içinde yaşayanlar yaşamanın ne kadar değerli bir nimet olduğunu düşünürken zincirlere vurulmuş ve kanlı işkencelere maruz kalan bir insanın ölmek için dua ettiğini umursamayacak! insanları kurtarmak her ne kadar bazılarının işine gelecek olsa da, yeni nesillerde de acı içinde çürüyüp gidecek insanlar olacak!" "kar taneleri puiverion'a temas ettiklerinde kirlenirler! kar taneleri hiç düşmeselerdi bu kasvetli gezegene her zaman masum ve temiz kalacaklardı! aynı bizim geldiğimiz cennet'e geri dönmemiz gibi." "bu yüzden artık istemiyorum! insanlar varoldukça acı, işkence, tecavüz, ölüm, kaza, cinayet, haksızlık... binbir türlü kötülük devam edecek! bu yüzden artık istemiyorum..."

o, ışığın tarafına henüz geçmiş olduğu halde ona doğru yolu gösteren biricik kızın dedikleri karşısında verebilecek cevap bulamamıştı. yoksa seçtiği bu yol gerçekten de yanlış olan yol muydu?

beyazlar içindeki kız ayağa kalktı ve kollarını açtı. "lütfen beni öldür!.. lütfen..." gözlerini kapadı ve böyle bir sona sahip olma hissini iyisiyle kötüsüyle tatmak için bekledi. yaklaşan ayak sesini duydukça ölümünün, yani kurtuluşunun yaklaştığını hissetti. korkmuyor değildi ancak artık çilesi sona erecekti. ayak sesi kesildi artık saniyeden bile az süresi kalmıştı. birden iki güçlü kol sımsıkı sardı bedenini , gözlerini aniden açtığında karşısında rencrow'u görünce az kalsın bayılacaktı. iki yana açtığı kollarıyla sımsıkı sarıldı ona, hatta bununla da yetinmeyerek kucağına zıpladı. genç adam onu tutmak zorunda kalmıştı.
"eh bundan sonrasını ren benden iyi biliyordur." kızıl saçlı günahkar sadece dinlemek üzere arkasını dönerek bir kayanın üzerine oturdu. "r...r..reee..reeen!!!"

"şşş... sadece dinle lunaria... "dedi siyahlar içindeki günahkar, işaret parmağını kızın dudağına götürürken,

"hesaba katmadığın bir şeyler var... sen hangi yolu seçersen seç, insanoğlu varoluşunu sürdürmek için çoğalmaya ve yeni nesillere yelken açacaktır. eğer bütün bunlar gerçekleşirken gerçek'in aralıklı kapısı açık kalırsa, saydığın butün kötü nitelikler misliyle puiverion'u kaplayacaktır. ancak bu kapı kapanırsa gratan'ın uzun yıllardır yaydığı karanlığı etkisini yitirecektir, böylece eskisinden çok daha huzurlu ve barış dolu bir ortam olacaktır. bu yüzden benim gümüş saçlım... senin görevini başarıyla sonlandıracağına olan inancım tam.

"ama..." dedi beyazlar içindeki kız, gözyaşları yağmur olurken. "artık sen olmayacaksın! siyahsız beyazın ne anlamı var?" rencrow gülümseyerek başını iki yana salladı ve sağ elini kızın göğsüne koydu. üzerinde ren'in elini hisseder hissetmez, kalbi çılgınlar gibi atmaya başladı; kızın yüzü kızardı ve nefesi kesildi."

"işte ben, her zaman burada olacağım."

puiverion serisi / ışığın kalbi









  • 5
    plumerion 11 ay önce ~ 7 ay önce
    bir başka kasvetli gece daha...
    pek aksiyonu olmayan ancak, çeşitli mesajlar içeren bir bölüm...

    umutlar tükeniyor ancak savaşmaya devam ediyoruz. en yakın dostlarımız olan gölgeler birer birer can verirken gittikçe yalnızlaşıyoruz. gölgeler tamamen kaybolduğunda beyazlar içindeki kızın durumuna düşmekten de korkmuyor değiliz. ancak ne olursa olsun şu cümle acıya katlanmamızı sağlıyor... her geçen gün daha da kötüye gitse bile "gölgeler ışık saçacak hiç umut kalmadığında."

    elveda puiverion, seninle geçirdiğim zamanlar yalnızlığımı biraz olsun unutabildim. çünkü biliyoruz bizler tek değiliz , bu dünya'da veya plumerion'da belki de çok daha uzaklarda bizler birer gölgeyiz. birbirimizin gölgeleriyiz... tamamen yalnız kalsak da her zaman gölgeler yanımızda.

    <<<<<<<<<<<<<<<<<===

    ne uzun yıllar ne de zorlu sınavlar
    bağıran, çağıran, kıran insanlar
    onlar bunlar ya da şunlar
    hiçbiri bizi yıldıramayacaklar

    biz karanlığın ruhundan gelen
    gerçek kargaşaya tanıklık eden
    biz birer kardeşten de öte
    benzer duyguları temsil eden

    dokunamazlar biz'e uykumuzda bile
    kollarız birbirimizi bütün yüreğimizle
    olsa da birimiz rüyalar aleminde
    diğerimiz bekler hep tetikte

    dostluk denilen şey ne?
    eş, kardeş bile erişemez biz'e
    ben gölgem, gölgem de ben
    bulunamadı biz'e bir kelime

    ~plumerion

    ===>>>>>>>>>>>>>>>>>

    bu yolculukta yanımda olan maceracı yazarlarımıza son kez teşekkürlerimi sunuyorum. bu yazdıklarım muhtemelen sadece onlara ulaşacak. oysaki okumayanlar nereden bilecekler? puiverion'a ışık saçan bizlerdik!!

    (pi: @oschemat) (pi: @gaddarus) (pi: @besiktasli) (pi: @adamlar) (pi: @madam_aylak) (pi: @shewolf) (pi: @horseman)






    1
    oschemat 11 ay önce ~ 11 ay önce
    bu bir final miydi?
    edit: evet tabi ki final olduğunu anladım ama bir umut işte
    1
    plumerion 11 ay önce ~ 11 ay önce
    lütfen yanlış anlamayın hocam. kendi kendime yazarmış gibi hissetmek özellikle de bu sessiz gecelerde daha da üzücü oluyor.

    hikaye onlarca bölüm daha devam edebilirdi, çünkü maceraya atılmak istiyor bu ruh.
    bu sıradan dünya'dan nefret ediyor bu ruh.

    ancak bu sıradan dünya'ya katlanmak zorunda .. bu yüzden umut ediyoruz, kendimizi aptal gibi hissetsek de bizi aptal yerine koysalar sa umut etmekten başka çaremiz yok... bu yüzden umut dolu bir son olmasını istedim. umarım öyle olmuştur.
    1
    oschemat 11 ay önce ~ 11 ay önce
    ne olursa olsun, yazdığın her şey için teşekkürler.
    gecenin dördünde yatmadan önce ya da sabahları uyanınca, yazdıklarını okumak güzeldi.

    en azından ucu açık bir son olmuş, kendimi istediğim şekilde monte edebilirim hikayeye :)

    sanırım yorulmuşsun, biraz uyusan iyi olabilir
    1
    plumerion 11 ay önce ~ 11 ay önce
    ahh hocam ahh =)

    gece tamamen yalnız değilmişim yazarken en azından. ben size teşekkür ediyorum asıl. gerçekten bir yazar olacak kabiliyetin veya niteliğin çok uzağındayım ve ne yazık ki bunun için çaba sarf etmek isterken gelecek kaygısı, ailevi meseleler, hastalıklar, stres, kavga dövüş derken... eskiye göre ne kadar da köreldiğini fark ettim hayal gücümün. ne olursa olsun bu dünya bana göre bir yer değil hocam ne yazık ki. ama yine de hiç istemedigim bir şekilde zorla ayak attım bu dünyaya ve s.. s...'de olsa yaşamak zorundayım.

    artık umudum hayallerimden başka bir şey değil.
    1
    oschemat 11 ay önce ~ 11 ay önce
    ne yazacağımı bilmiyorum henüz ama sansür kullanmadan konuşacağım. saçmalama ihtimalim de var, kusura bakma şimdiden.

    bunu artık kötü anlamda kullanmaktan bıktım ama burası türkiye. amk yerinde biraz takipçisi olan kitap yazıyor, film çekiyor. götünü göğsünü açan şarkıcı veya genel olarak sanatçı olabiliyor.

    yetenekten anladığımı söyleyemem ama sen baya baya yazıyorsun amk. mütevazi olman güzel bir şey fakat kendini küçümsememelisin. hele ki yukarıda saydığım tipler bu ülkede bir yerlere gelebiliyorlarsa. bunu okurken hassiktir amk sen de amma abarttın diyebilirsin, ünlü yazarların hayatlarına bak, çoğu zorluklar çekmiştir. bence vazgeçmemelisin. evet sike sike yaşamak zorundasın ama nasıl yaşayacağını kendin seçeceksin
    1
    plumerion 11 ay önce ~ 11 ay önce
    öncelikle teşekkür ediyorum sevgili dostum.

    aslında bahsetmek istediğim asıl şey isterse en başarılı kişi olayım yine de ne olursa olsun dünya'nın (yaşadığımız gezegenin) beni tatmin edemeyecek kadar sıradan, sıkıcı, acımasız ve monoton olması.
    ancak yazabilirim ben ve hayal edebilirim. sonrasında ise yine gerçek dünya'nın zorunlu kıldığı işlere yönelmek zorundayım.

    ancak artık daha fazla böyle şeylerden bahsederek sizleri de üzmeyi istemem.
    o yüzden şimdi gülümseyin lütfen.
    evet ben de gülümsüyorum =)
    1
    oschemat 11 ay önce
    ben üzülmem, düşünmene gerek yok. yani böyle şeylere üzülmem, en azından şu an.
    bi siktir git artık gülümsemesi yapıyorsun sanırım, mesaj alınmıştır :)
    1
    plumerion 11 ay önce ~ 11 ay önce
    "bi si*tir git artık" böyle bir şeyi söylemeyi bırakın düşünmem bile sevgili oschemat.

    isterseniz sabaha kadar, pardon sanırım sabah zaten, sohbet edebiliriz.

    aksine... gecenin mi sabahın mı karar veremeidm bu vaktinde okuyup cevap yazdınız yetmedi moral mesajı yazdınız. daha nasıl gitmenizi isteyebilirim.
    1
    oschemat 11 ay önce
    benim için sıkıntı yok ama sanırım sen yeteri kadar yoruldun bu gece, daha fazla tutmayayım :)

    işte bahsettiğim gülüş buydu :d
    1
    plumerion 11 ay önce ~ 11 ay önce
    | ̄ ̄ ̄ ̄ ̄ ̄ ̄ ̄ ̄ ̄ ̄ |
    | iyi geceler oschemat! '''' |
    |_____ ____________l
    (\__/) ||
    (•ㅅ•) ||
    /   づ



    yoksa günaydın mı demeliydim =]
    1
    oschemat 11 ay önce
    iyi geceler plumerion, iyi geceler.
    1
    plumerion 11 ay önce
    seviliyorsunuz, unutmayın ;)
    1
    plumerion 11 ay önce ~ 11 ay önce
    bu arada unutmadan, sizleri hikayesiz bırakma gibi bir niyetim yok. elimden geleni yapıp yazacağım.

    olur da bir gün çıkarsa bu roman "aaa ben bu terimleri hatırlıyorum uleen" diyeceksiniz =)
    o zamana kadar bekleyiniz dostlarım =)
    zaten buralardayım hep. bir mesaj kadar uzağız maksimum.

    bu arada hazırlanın bomber'a yeniden bekliyorum en kısa zamanda 4'leyip grubu patlatalım az ortalığı!!!!,
    1
    oschemat 11 ay önce ~ 11 ay önce
    beklemedeyiz. aynı şekilde ben de buralardayım. gerçi çoğu gece karşılaşıyoruz, artık biliyorsundur :)

    bomber yer kaplıyor diye sildim ama 5 dk sürmez indirmek, sen 3. ve 4. bul yeter :)
    1
    besiktasli 11 ay önce
    bu ne havalı bi iyi geceler olmuş. bende istiyorum
    1
    plumerion 11 ay önce
    (\_/)
    ( •,•)
    (")_(")


    1
    besiktasli 11 ay önce
    hiçbir ücret talep etmeden bizi bu güzel yolculuğa çıkardığın için teşekkür ederiz. yeni bi polisiye bekliyorum senden.
    1
    plumerion 11 ay önce
    öncelikle çok teşekkür ediyorum ilginiz için ancsak polisiye yazacağımı sanmıyorum pek. eğer fantastikle polisyeyi karıştırabilirsem olabilir de =)
  • 1
    madam_aylak 11 ay önce
    plumerion 😢 yazar gibi hisset çünkü öylesin. sadece daha az tecrübeli ama öylesin. yazdiklarini ve yorumlarını her okuduğumda ne kadar benzer duygular yaşadığımızı anlıyorum. belki de yola yeni çıktığımız içindir hepsi. yine de bu dünyaya ait olmadığın için üzülmemelisin. başkalarının hayal bile etmeyi beceremeyeceği dünyalara sahibiz. yazmaya devam et. kalemin bütün diyarların kapılarını açacak gizemli bir anahtar
    0
    plumerion 11 ay önce
    biz neden varız? savaşmak için tabi ki!

    elimizden geleni yapalım madoka!
    0
    madam_aylak 11 ay önce
    yapalım dostum. keşfedilmeyi bekleyen çok yer var
  • 1
    hedap 11 ay önce
    senin başlıkları gördüğüm zaman işi gücü bırakıp başlıyorum okumaya. şuan bile.
    1
    plumerion 11 ay önce
    saolasınız, yetenekli ama taşeron orman korucusu.
  • 1
    horseman 11 ay önce
    puvo hakikaten böyle bisi yok {duygulandım valla (ilk defa yazdığına da inanmayabilirim :))} içindeki vermiş olduğu mesajlar günümüzdeki insanlara da yapılan göndermeler muazzam ya valla. şiir yazmak tek başına çok maharet isteyen bi yetenek bence ve sen bunu hikayeye uygun o kadar güzel derlemişin ki ( şiirler her şeyiyle size mi ait gerçekten :) çok güzel içine çekiyor. bunu bırakma puvo yazmaya devam et senin kaleminde güzel bisiler var :)
    0
    plumerion 11 ay önce
    yorumları okuduktan sonra da ben duygulandım =") şiirler ve içerik her şeyiyle bana aittir hocam.
    yazmaya devam etmek için elimden geleni yapacağım. çok teşekkür ediyorum güzel yorumunuz için.
    0
    horseman 11 ay önce
    güzelll hocam :) beklemede kalalım o zaman bizde yeni maceralar için :)
  • 1
    gaddarus 11 ay önce
    ellerine sağlik puvo gerçekten çok iyi yaziyorsun yazmayi birakma sakın sen böyle sürükleyici, etkileyici ve akıcı yazmaya devam ettikce biz de merakla okumaya devam edicez bu güzel hikaye serisi için teşekkürler..
    1
    plumerion 11 ay önce
    rica ediyorum , her şey için saolasınız =)
  • 1
    aydakigunes 6 ay önce
    ah kalbimin nasıl attığını tahmin edemezsin.
    çok harika bir hikayeydi, kelimelerin kifayetsiz kaldığı şu anda nasıl bir yorum yapılır bilmiyorum.
    ben hikayeyi okudum, kafamı kaldırdığımda odama karanlık çökmüştü.
    bir an hikayenin süregeldiğini düşündüm ve heyecanlandım.
    o kadar güzel o kadar fantastik hikaye yazmışsın ki plu, senden yeni bir hikaye daha bekliyorum.
    çünkü asla bununla yetinmeyeceğim, yeni bir kurguyu okuyana kadar da içim rahat etmeyecek :)

    eline emeğine, o güzel yüreğine sağlık.
    1
    plumerion 6 ay önce
    ahh puvocum ahh, beni de duygulandırdı bu cümlelerin {= değerli zamanını kurguma ayırdığın için de, güzelim yorumların için de sana ve tüm okurlara çok teşekkür ediyorum.

    elimden geleni yapmalı ve sizler için nice kurgular oluşturmalıyım√
    1
    aydakigunes 6 ay önce
    merakla bekliyor olacağım :))
  • 2
    ghostrider 5 ay önce
    hortlatalım ya şunu.
    hortlatma ekibini toplayalım.
    (pi: @banabubade) (pi: @bossadam) (pi: @aydakigunes)
    0
    banabubade 5 ay önce
    selamın aleyküm ben voltranın sol bacagıyım
    0
    bossadam 5 ay önce
    benden bahsedilmiş atladım geldim
    0
    banabubade 5 ay önce
    nereye atladın reiz yavaş atla bi yerini kırıcan aa
    0
    ghostrider 5 ay önce
    başqan hortlatamadık galiba. vitrinde değiliz.
    0
    banabubade 5 ay önce
    hortlatmak bi sanattır
    öyle aceleye gelmez yavaş yavaş tadına vara vara
    0
    ghostrider 5 ay önce
    ağağağağağaağağağ

    hortlata hortlata çıkıcaz vitrine.

    vitrine ileriiii.

    0
    banabubade 5 ay önce
    ordular ilk hedefiniz vitrin
    0
    ghostrider 5 ay önce
    başardık üstadım başardık.
    hortlatma görevi....
    mişın kompleytıd.
    0
    banabubade 5 ay önce
    daha iyisini yapabiliriz durmak yok yola devam
    1
    ghostrider 5 ay önce
    o zaman...
    hort
    hort
    hort
    hort
    hort
    hort
    hort
    hort
    1
    banabubade 5 ay önce
    bencede
    hort hort
    hort hort
    hort hort
    hort hort
    hort hort
    1
    bossadam 5 ay önce
    hort hort
    hort hort
    hort hort
    hort hort
    0
    aydakigunes 5 ay önce
    aleyküm selam