2

bir deneme daha (hayal gücü mü? ankara gücü mü?)


hayal gücü mü? ankara gücü mü?

23/08/2033 alarmın çaldığı anı çok iyi hatırlıyorum, önemli bir işin parçası olmak için aldığım genel eğitim programı gözümü çok korkutuyordu, bu yüzden alarm müziğimi beyin sarsan cinsten bir melodi yapmıştım ki tek seferde uyanabileyim. öyle de olmuştu hatta sabah biraz fazlası olmuştu ama hereyse alarm çalmıştı ve ben zıpkın gibi yerimden fırlamıştım. henüz 10 dakika bile geçmeden kahvaltımı yapmış, kıyafetimi giymiş, müstakil evimizin kapısını aralamıştım bile. haftanın 6 günü ve günlük 8 saat çalıştığım işimle aldığım orta halli arabama doğru ilerlerken tam önümden geçip ağızındaki sakızla selam veren yan komşumun porsche'ye biniyor olması ve yaptığı tek işin popüler dergilere boy boy poz vermek olması o an yeni işime olan heyecanıma büyük ölçüde darbe vurmuştu. neyse ki bu iş aktif olarak sahada yer alabileceğim ve çalışma saatlerinin eskisine göre daha ideal olduğu makul bir işti. asla bir porsche'ye binemeyecektim tabiki ama en azından bu sefer yaptığım işten zevk alacaktım. son eğitimimiz de bittiğinde hepimizi konferans salonuna götürdüler ve bir video başlattılar. ekranda yüzü puslu tam ortasında da kurumumuzun logosu olan bir herif konuşuyordu. salon görevlisi bu kişinin yeni iş sahamızın mimarı olduğunu ve onu can kulağıyla dinlememiz gerektiğini söyledi. neyse, herifin genel kurallardan başka bahsettiği bir konu yoktu. hemen önümdeki bayan sırt çantasını taktı ve ayağa kalktı, onu gören biri de "can kulağım sızladı aına koyim" dedi ve salonda oluşan ufak kıkırdamanın ardından ayağa kalktı, bu iki kişi geriye kalan herkesi cesaretlendirmiş olsa ki herkes yavaş yavaş toparlanmaya başladı. tam o sırada büyük bir gürültü koptu. "size kalkın diyen oldu mu" bu ses video kaydında sandığımız adamın ta kendisine aitti. oysaki bize canlı bir bağlantıda olduğumuz söylenmemişti. eğer öyle olsaydı bahse varım ki durum tamamen farklı olurdu. çünkü insanlar bu işe gerçekten sahip olmak istiyordu ve eğitim sırasında gerçekten iyi sonuçlar çıkarmıştık. herkes yerine geri oturdu ve kim olduğu bilinmeyen troll reis tekrar konuşmaya başladı. son olarak söylediği şey şuydu "yarın herkes sahaya birer 4 bacaklı canlı ve onun sol arka bacağını kesecek bir alet getirsin. iyi günler" eğitimin ilk günlerinde diş hekimleri gibi birer farenin dişini çekmemiz istenmişti tabiki ama bu da ne demek böyle, ben bembeyaz bir atın sol arka bacağını keseceğimi düşünürken herkes benim gibi geri zekalı olmadığı için herifin biri çoktan google'a 4 bacaklı böcekler yazmıştı bile. hemen yanına yanaşıp bana da bir tane temin edip edemeyeceğini sormuştum. düşünüyorum da beleşçiliğin anasını skmişim. yeni bir iş ve yeni insanlar arasında ne güzel izlenim vermişim yav. neyse, herif allah'tan uysal biri çıkmıştı ve ertesi güne bana da yanında cımbızla birlikte getireceğine söz vermişti. gece yatarken bu işin gerçekten olacağına ve bana getireceklerinden emin olduğum için güzel bir uyku çekmiştim, huzur içinde gözlerimi kapayip saniyeler içinde uykuya dalmıştım bile.


130/03/35k30 (24/08/2033) gözlerimi açtığımda alarmın çalmadiğini farkettim ve hemen baş ucumda duran saate baktım. çoktan öğlen olmuş bile. garip bir şekilde gram endişe duymadan yataktan kalktım ve kendime kallavi bir sofra hazırladım. tam oturdum yemeğimi yerken asansör müziği diye tabir ettiğimiz yıkık bir müzik çalmaya başladı ve hemen karşımdaki sandalyeye güler yüzlü bir bayan oturdu. o oturduğu an boğazımda kalan lokma sanki evde bir başkasıyla yaşıyormuşum da bu bayan da o kişiymiş gibi yumuşacık yemek borumdan süzüldü, üstüne bir de yıkık asansör müziği en sevdiğim rap parçaları gibi mutlu etmeye başladı ve kadın başladı seri seri konuşmaya. şuan bilmem kaç milyonuncu dünya benzeri yapay paralel yapılardan birindesin, iş arkadaşın senin sol bacağını kesti ve dün itibariyle kan kaybından öldün. kadın anlatırken ben sanki günlük 3 öğün matrix dünyasına dalıyormuş gibi sakin sakin dinliyorum. gerçi menemenin verdiği lezzet baya bir heyecanlandırıyordu ama o sayılmaz tabi. tonlarca laf kalabalığının ardından sonunda sustu, inanılmaz güzel bir gülümseme bıraktı ve yok oldu. yok olurken anlık beyaz bir toz bulutu gördüm. yine hiç umursamadan yemeğimi bitirdim ve bütün bulaşık kendi kendine temizlenip raflara dizildi. bi an düşündüm hazırlarken niye kendiliğinden hazırlanmadı diye, sonra biraz daha fazla düşündüm ve yemek yapmayı, kendi soframı kurmayı sevdiğim aklıma geldi. burası cennet olsa gerek diye düşündüm ve en az deminki kadın kadar kendi kendime güzel bir gülümseme bıraktım. ayağa kalktım ve birşeylerin cennet için düşündüklerimden biraz farklı olduğunu idrak ettim. deminki toz bulutu gerçekmiş ve hepsi yerde birikmiş. yere eğildim ve parmağımı ıslatıp hafifçe bandırdım, "cennette toz, pislik olmaz herhalde" dedim ve tadına baktım. bu bildiğimiz un. hemen gözlerimi kapattım ve yok olmasını diledim (sanki doğumgünü pastamın mumlarını üfleyecem de dilek tutuyom a*ına koyim, gözlerimi niye kapatıyorsam) neyse geri açtığımda un olduğu gibi duruyor. bu sefer biraz öfkelenmeyi başardım. aynı kadın birden odaya ışınlandı ve burada sadece hayal gücünün yetersizliğinin cezasını cekersin dedi. buraya gönderilmek için özel olarak seçildiğim düşüncesiyle ve birazda her yeni ortamlarda yaptığım gibi kendimi kanıtlama amacıyla "anladım, tekrar görüşmek üzere şuan işim var" dedim ve bunu söylerken kendiliğinden kaybolan birinin ardından bırakacağı şeyi "buraya gelmeden önceki dünyamda huzur ve barış" olarak hayal ettim. onların acımasızlığı beni buraya göndermiş olmalı değil mi? sonuçta onlara bir borcum olmalıydı yani. gerekeni yaptım ve kadının yok oluşunu içim kıpır kıpır bir şekilde izledim. işe yaramış olmalı ki etraf tandıra dönmedi...


23/08/2033 sol bacağım gelin olmuş gitmiş, hastahanede gözümü açtım ve kan kaybından tenim bem beyaz olmuş. eski eşim ve ikinci kocasından olan küçük kızı yanıbaşımda. gerçekten mi? ne bu düşünceli görünme tavırları? hayatımı skerken iyiydi. ben neyden bahsediyorum ya, zaten herşey rüyaymış ana koyim...


Küçük, psikopat, hiçte sevimli olmayan kız: Rüya değildi sadece yetersiz hayal gücünün cezasını çekmen lazım, daha önce de söylediğimiz gibi burada sadece hayal gücünün yetersizliğinin cezasını çekersin !


01/11/2018 Ulan yazının sonunda farkettim, yarım saattir dinlediğim müziği yutuptan 720p açmışım s*kildi internetin kotası, hadi geçmiş olsun...


×°/^{/¶~>` talk tu yu, hmmmmm. acaba sadece notlara uzun yazılınca mı klavye kafayı yiyor?


???: yalan! ana temayı oluşturmak için yazdın p*ç!


01/11/2018 hadi geçmiş olsun...

bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.


  • yazılar

    kategorisi belli olmayan yazılar

    5 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    www