9

necrotizing fasciitis

( not :bu öykü ilk olarak yine şahsım tarafından aşağıdaki linkte belirtilen sitede paylaşılmıştır.

www.edebiyatdefteri.com/yazioku.asp )

bacağını kesmemiz lazım diye bağırıp duruyordu ızbandut gibi olan kafasında ki saçlarının yarısı dökülmüş yarısı bende geliyorum diye bağırıyordu. sıska ve daha hareketli olan

- aptalmısın bacağını kesersek kanı nasıl durduracağız diye bağırıyordu.

- bakteri iki güne kalmaz bütün vücudu sarar o zaman bacağını kesseydik keşke diye düşünürüz diye çantasındaki kağıt tomarını çıkarıp sıska olana uzattı.

sıska sayfaları karıştırırken izbandut birşeyler anlatmaya devam ediyordu
- bak bu necrotizing fasciitis et yiyen bakteri hastalığıda diyebilirsin eğer bu bacağı kesmezsek tamamen ölecek verdiğim ağır ağrı kesicilerin etkisi geciyor inlemeye başlar birazdan tamamen kendine gelmeden keselim şu bacağı. beklersek bacağı keserken şoktan da ölebilir. ölmesini istemezsin
değil mi

sıska elindeki kağıtları yere bırakıp
- elbette istemem aptal herif yoksa ne lezzeti kalır bunun şoktan ölenlerin eti çok kötü oluyor sakız gibi yenmiyor

- tamam o zaman keselim bacağı gitsin
- keselim tamamda kanı durdurmakla uğraşamam ben kanı yavaş yavaş aksın öyle ölsün o zaman hem terbiye edilmiş gibi oluyorlar o zaman. et insanın ağzında dağılıyor

izbandut gözleri fal taşı gibi açılmış halde sıskanın boğazına yapışıp
- olmaz hemen yemeyeceğiz onu eve götürüp parçalayıp yavaş yavaş yemek gerek burda öldürüp götürürsek yapacağım yemeklerin hiçbir lezzeti olmaz.

sıska izbandutun elinden kurtulmak için çırpınmaya başladı bir iki çırpınıp elinden kurtulunca biraz ilerideki arabaya koşup bir silah alıp dışarı çıktı boğazının sıkılmasının etkisiyle öksürerek
- bir daha bana böyle davranırsan delik deşik ederim seni diye bağırmaya başladı.

izbandut korkmuş gibiydi ellerini özür dilerim der gibi oynatıp benden tarafa baktı
onları dehşet içinde dinliyor duyuyor ve görüyordum ancak ne bir yerimi hareket ettire biliyor nede bağırmak için sesimi çıkaramıyordum sanki sadece gözlerim ve kulaklarım işliyordu . o sırada bacağımda hafif hafif sızılanma başladı karınca ısırığı gibiydi ama sürekliydi.
allahım yoksa gerçekten burdamıydım ben ve o et yiyen bilmem ne bakterisi doğru olamazdı.
bu hale nasıl gelmiştim bunlar kimdi ne oluyordu.
bacağımdaki sızı artmaya başladıkça bende herşeyi yavaş yavaş hatırlamaya başlıyordum.

buraya dört gün önce tatil için gelmiştim herkesten uzak biryer olması için özellikle araştırmış ve bulmuştum. buraya yakın bir köyde kalacak yer bulmuş hem kitap okuyor hem bişeyler yazmaya çalışıyor, hemde denize giriyordum köylüler iyi insanlardı benle ilgilenmişler hatta gitmemem gereken yerleride anlatmışlar.
özellikle yamyam koyu denen bu yerin üzerinde durmuşlardı. ama ben kafama estiği gibi madem buraya gitme diyorlar kesin gitmeliyim diyerek çantamı hazırlamış yola çıkmıştım biraz yürüyüş sonrası koya varmış kendimi çarşaf gibi masmavi denize atmış saatlerce dinlendirmiştim vücudumu. denizde ayağımın tabanını bir istiridye kabuğu kesince ayağımı sarıp geri dönmek için yola çıkmıştım.
yolda duyduğum yardım çığlığına doğru hareket edince bu izbandutu yerde baygın halde görmüş
yardım etmek için üzerine eğildiğim sırada vücuduma iğne benzeri birşey sokulduğunu hissetmiştim sadece sonrası yoktu ve şimdi buradaydım.
bu gerçek değil diye içimden sayıklasamda bacağımdaki sızı bana herşeyin gerçek olduğunu gösteriyordu korkuyordum hatta altıma işemiştim. iki kişi beni yemenin pazarlığını yapıyordu buraya yamyam koyu diyen köylülerin muhtemelen bu ikisinden haberi vardı haberleri yoksa bile buradan korkuyorlardı.

bu arada gözüm sıska olana takıldı elindeki silahı sımsıkı tutmuş halde izbanduta yaklaşırken konuşuyordu.

- yapacağın sadece sağlıklı bir et bulmaktı sen ne yaptın bu yarı canlıyı hatta ölüyü buraya getirdin babam sana ahmak elbesil derken haklıymış. senden bi bok olmaz bu kadar emeği bir yarı leş için harcadık bi işi düzgün yapamıyorsun

izbandut kafasını yere eğip

- bana baba deme seni her gece döven o baba dediğin adamdan ben kurtardım.
her gece seni sadece zayıf olduğun için döven babanımı özledin eğer ben onu doğramasaydım sen hala dayak yiyip bir köşede gizli gizli ağlıyor olacaktın.

bu arada izbandutun eli arka taraftaki baltaya doğru yavaş yavaş hareket ediyordu.

sıska yavaş yavaş ona yaklaşırken sinirinden köpürmüş halde

- oruspu çocuğu sen babamı öldürmesen belki aç kalmayacaktık insan yemeye senin yüzünden başladık evet dövüyordu öldüresiye dövüyordu ama aç bırakmıyordu. sen onu öldürünce ne oldu aç kaldık aç bana kendi babamı yedirdin lan bizi lanetledin babam hep derdi sen oruspu anamız gibi nankörsün nankör olmasa babam onu öldürür müydü. sende nankörsün bende seni öldürücem

izbandut baltaya tutup ayağa kalktı
- oruspu deme lan anama asıl anamız ölmese bu hale gelmezdik. insan yedinde ne oldu açlıktan ölsek daha mı iyiydi şerefsizin evladı gebertirim seni o elindeki silahla mı beni korkutacaksın

sıska hareket etmeden yerinde durup ağlamak ve gülmek arasında bir çığlık atıp bağırmaya başladı

- oruspunun oğlu

bu sırada silahın patladığını duyduğum gibi gözlerimi kapattım ikinci el silah sesi ve bağrışlardan sonra kaderimi kabullenmiş halde beni hangisinin yiyeceğini düşünerek gözlerimi açtım. izbandut yüzü parçalanmış halde neredeyse yanımda denilecek şekilde yerdeydi sıska ise az önce durduğu yere düşmüş gögsünün tam ortasına girmiş baltayı elleriyle tutmuş halde idi.
kurtulmuştum en azından şimdilik beni bunlar değil bu bakteri yiyecekti. bacağımın sızısı artıyordu. giderek kendimi hareket ettirebildiğimin farkına vardım ölmeyecektim burada.
acı içinde ellerimden destek alıp oturur vaziyete geldim izbanduta doğru emekliyip gömleğini yırtıp ip şekline getirip bakterinin olduğu yerin az üzerine dizimle ayak bileğim arasına bağladım.
bildiğim tüm duaları okuyup izbandutun ceplerini karıştırdım bir küçük torbada bulduğum tozu açıp tadına baktım. uyuşturucu birşey olduğu kesindi dilimi peltekleştirmişti neredeyse. torbayıda alıp sıskaya doğru kendimi sürükleyerek hareket etmeye başladım

ellerimi ve bedenimim yere değen kısımlarını dikenler ve taşlar sıyırıyor kesiyordu bacağımdaki sızı öyle dayanılmaz olmaya başlamıştı ki geriye kalanları duymuyordum bile.
bu sürünme birgün sürecek gibiydi.
sonunda zar zor sıskanın yanına varmıştım elimi baltaya attığım anda sıskanın gözlerini bana baktığını gördüm beni görünce hareket etmeye çalıştı

- seni öldüreceğim diye sayıklıyordu

korkmuştum hareket dahi edemiyordum demek ki balta daha tam içerilere girmemişti
bedenimde bulduğum tüm güçle baltaya abanıp içerilere doğru sokmaya başladım. kırılan kemiklerin seslerini duyabiliyordum.
sonunda gözlerindeki ışığın söndüğüne emin olunca baltayı önce onun ellerinden çıkardım parmaklarını zar zor açıp baltayı elime aldım.
hışımla baltayı çekerken etrafa dağılan kanı her tarafıma bulaştı.
artık korkmuyordum aksine ya ölecektim ya yaşayacak baltayı elime alıp yüksek bir taşı sol ayağımın altına koyup izbandutun gömleğinden yaptığım ip tarzı şeyi iyice sıktım. izbandutun cebinde bulduğum tozun hepsini ağzıma boşaltıp beklemeye başladım.
bacağımdaki sızı tozun etkisiyle azalmaya başlayınca son kuvvetimle baltayı tutup kaldırdım gömlekten yaptığım ipin az aşağısına hizalayıp iki kere kaldırıp indirdim.
deneme yapıyordum hem doğru yeri tutturmam gerekti hemde tek seferde kesmeliydim yoksa ölürdüm. tek seferde kesemezsem muhtemelen acıdan ikinci hamleyi yapamaz kalırdım yanlış yere vurursam ya kan kaybından ölürdüm yada bakterili kısım kalırdı.
evet bunu yapmam gerekti ölmek falan istemiyordum hayat bazen bomboş olsada boş hayatımı yaşamak istiyordum
baltayı sıkıca tutup kaldırdım ve son kez bacağıma indirdim bu seferki deneme değil gerçekti. fışkıran kan vardı sadece ve sızı….

*********************************

allah belanı versin diyerek yattığım yerden fırladım kan ter içinde kalmıştım. elim gayri ihtiyari direk sol bileğime gitti bacağım yerindeydi gözlerim karanlığa yavaş yavaş alışmaya başladı.
evimdeydim oturma odasında uyuya kalmıştım herşey rüyaydı.
ayağa kaltım hemen
rüyanın etkisinden olacak topallıyordum ancak bir sorun vardı sol değilde sağ bileğim acıyordu sanki. allah allah diyerek anahtara uzanıp ışığı açtım.
önce yattığım koltuğa baktım bu kan izi neydi nasıl olabilirdi.
yürüdüğüm yerden kan çizgi halinde bana doğru geliyordu gözlerimi kapatıp sağ ayağıma bakmadan önce dua ettim. gözlerimi açtığım anda gördüğüm manzara ile yere düştüm. sağ ayak bileğim yarısına kadar kesilmişti parçalanmış kemiği görebiliyordum.
bu arada odanın kapısı açıldı bu oydub sıska olan
bana bakıp gülerek
- abicim yemeğimiz uyandı diye neşe içinde ıslık öttürmeye başladı.
gözlerimi kapatıp
bağıra bağıra ağlamaya başladım bu sırada büyük bir gürültü koptu bir yerden düşüyordum sanki kolumda acayip derecede ağrı hissedip gözlerimi açtım. koltuktan düşmüştüm ışık acıktı.
ne oluyordu bana ilk işim ayaklarıma bakmak oldu ikiside sağlamdı.
televizyonda bangır bangır bir korku filmi oynuyordu
  • 0
    tazekan 7 ay önce
    konu iyi, yetenekli olduğunda açık