7

nazım hikmet

hayatı

bir şiir okyanusu. evet, onu en güzel böyle tanımlayabiliriz. tarih için heredot neyse, şiir için nazım hikmet odur. şiirin babası nazım hikmet.

20 kasım 1901 yılında selanik'te doğdu. annesi ilk kadın ressamlarımızdan cemile hanım, babası hikmet beydir. nazım, ilk eğitimlerini sanatçı ruhlu annesi ve bir mevlevi şairi olan dedesi nazım paşa'dan alır. ilk şiirini 10 yaşlarındayken yazar. ilk şiirleri aşkla ilgili olsa da, sonradan yaşayacağı olaylar onu memleket şiirleri yazmaya yönlendirir.

orta öğrenimini galatasaray ve nişantaşı sultanilerinde gören nâzım, 1915 yılında bahriye mektebi’ne girer. 1918 yılında ilk kez bir dergide şiiri yayınlanır.

mezuniyetine 3 ay kala bir hastalığa yakalanır ve bahriye'den ayrılır. bundan sonra anadolu'ya gider ve öğretmenlik yapar. daha sonra kısa aralıklarla iki kez moskova’ya gider. ilkinde iki yıl kalır.

ilkinde ekonomi eğitimi için, diğerinde zorunlu kürek cezası için uğrar moskova'ya. 1928 yılındaki anayasal değişiklikten dolayı ülkesine geri döner. kısa bir süre ceza evinde kalır, daha sonra serbest kalır.

daha sonraları çeşitli gazetelerde şiirleri yayımlanır, kitapları basılır ve tanınırlığı artar. siyasal ve entellektüel yaşamda aktif bir rol üstlenen ünlü bir şairdir. şiirleri ders kitaplarına girer, oyunları devlet tiyatrolarında oynanır ama koğuşturmalardan da kurtulamaz.

düzmece davalar görür. 17 yılı hapiste geçer. hapis yıllarında piraye adlı sevgilisine mektuplar yazar. piraye onun annesi, babası, kardeşi aynı zamanda bacısıdır... ekmek gibi sıcaktır piraye'sinin elleri, toprak gibi mahzundur yüreği. yıllar sonra bu hapishane mektupları kitap olur. piraye, tozlu raflardan çıkarır o haksız yılların avuntularını.

piraye'ye mektuplar

950 yılında ulusal ve uluslararası düzeyde düzenlenen kampanyalar sonunda çıkarılan genel af yasası’yla serbest kalır. ne var ki yaşamına yönelik komplolar nedeniyle yeniden yurtdışına çıkar. ve ölene dek yurduna, halkına, sevenlerine hasret şiirleri yazacağı göçmenlik yılları başlar…

bu yıllarda belçika'da iken ceviz ağacını yazar. memleketini bin tane gözle gördüğü ceviz ağacına sırtını yaslar;

**başım köpük köpük bulut içim dışım deniz
ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkı'nda
budak budak serham serham ihtiyar bir ceviz
ne sen bunun farkındasın ne polis farkında

ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkı'nda
ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında
ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkı'nda
yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl
yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril
koparıver gözlerinin gülüm yaşını sil

ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkı'nda
ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında
yapraklarım ellerimdir tam yüz bin elim var
yüz bin elle dokunurum sana istanbul'a
yapraklarım gözlerimdir şaşarak bakarım
yüz bin gözle seyrederim seni istanbul'u
yüz bin yürek gibi çarpar çarpar yapraklarım
ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkı'nda
ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında**


yıllar sonra cem karaca anımsar nazım hikmeti;
cem karaca - ceviz ağacı

göçmenlik yıllarında uluslararası barış ödülünü alır. dünya barış konseyi başkanlık divanı’na seçilir. ünlü şostokoviç’e, şarlo’nun yaratıcısı charlie chaplin’e ve fransız parlamentosu başkanı eduard heriot’a uluslararası barış ödülü’nü veren jürinin başkanlığını yapar.

cezaevi yıllarından kalan hastalıklar onu rahat bırakmaz ve acılı yüreği 3 haziran 1963 günü sabahı moskova’daki evinde durur.
bkz:
piraye'ye mektuplar


edebi kişiliği

şiirlerini hece ölçüsüyle yazmıştır. memleket hasreti ön plandadır. toplumcu-gerçekçi şiirin öncüsü ve en büyük temsilcisidir. hem kendi kuşağını, hem de ondan sonraki kuşağı etkilemiştir.

şiirlerini okuyanlar duru bir dili olduğunu fark etmiştir. dili oldukça anlaşılırdır. onu diğer yazarlardan ayıran da budur.

şiirlerinde hep bir şarkı havası vardır. "akın var güneşe akın! / güneşi zaptedeceğiz güneşin zaptı yakın!" dizeleri yıllarca miting alanlarında marş olarak okunmuştur.

memleket aşığıdır; devlet tarafından bu düşünce pek benimsenme bile. zaten vatan haini olarak sürgün edildikten yıllar sonra, yani 2009 yılında vatandaşlığa geri alınır. aferin size!


nazım hikmeti anlatırken ne diyeceğini bilemeyen kişilerdenim. çünkü bir okyanusu içmek kolay değil, kaldı ki size eksiksiz anlatabileyim. yazımda nazım'ı anlattıysam da, elbette bir eksiğim olmuştur. yazımı nazım'ın en sevdiğim şiiriyle sonlandırmak istiyorum.

*dörtnala gelip uzak asya'dan
akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket, bizim.

bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benziyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.

kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim....

yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...*
  • 0
    ghostrider 5 ay önce
    eserleri

    şiir:
    835 satır (1929)
    jokond ile si-ya-u (1929)
    varan 3 (1930)
    1+1=1 (1930)
    sesini kaybeden şehir (1931)
    benerci kendini niçin öldürdü (1932)
    gece gelen telgraf (1932)
    portreler (1935)
    taranta-babu'ya mektuplar (1935)
    simavne kadısı oğlu şeyh bedreddin destanı (1936)

    tiyatro:
    kafatası (1932)
    bir ölü evi (1932)
    unutulan adam (1935)

    diğer:
    şeyh bedreddin destanına zeyl, millî gurur (1936)
    it ürür kervan yürür (orhan selim adıyla fıkralar, 1936)
    alman faşizmi ve ırkçılığı (inceleme, 1936)
    sovyet demokrasisi (inceleme, 1936)
  • 0
    ofsaytsizburak 5 ay önce
    büyük adamdır,büyük edebiyatçıdır. iyi ki bu topraklardan geçmiştir.
  • yazmak üzerine

    deneme, makale, fıkra gibi konular hakkında yazıların yazıldığı bölümümüzde amaç öğretmeyi ve bilgilendirmeyi gütmektedir.

    193 takipçi
  • abone ol
  • moderatörler
    ghostrider
    plumerion

  • bu bölüm #sosyal bölümünün alt bölümüdür.
  • =>konu dışına çıkılması yasaktır.

    =>paylaşılan yazılar bölümle alakasız ise kaldırılır. 

    =>+18 paylaşımlarda +18 ibaresi işaretlenmelidir.

    =>küfür, hakaret vb. söylemler kesinlikle yasaktır.

    =>yazarlar uzman olduğu veya deneyimi bulunduğu konular hakkında yazılar yazmalıdır.

    =>yazılan yazının mutlaka bir başlığı olmalıdır.