3

roma hukuku ve ilkeleri

hukuk tarihi açısından roma hukuku, roma şehrinin kuruluş tarihi olarak kabul edilen mö 753 yılından, doğu roma ı̇mparatoru ıustinianus’un ms 565 yılında ölümüne kadar geçen zaman içinde roma’da ve egemenliği altındaki akdeniz’i çevreleyen topraklarda uygulanmış olan hukuktur. bu anlamda, bir şehir devletinden krallık, cumhuriyet ve imparatorluğa evrilen; böylece çok farklı toplumsal ilişkileri yöneten ve yaklaşık 1300 yıllık bir tarih dönemine varlığını yayan bir hukuk kültüründen söz etmiş oluyoruz.

hukuk tarihinde roma hukuku bir de doğu roma ı̇mparatoru ıustinianus döneminde (ms 527-565) yürürlükte olan corpus ıuris civilis kaynaklı hukuku ifade etmekte kullanılır. doğu roma ı̇mparatorluğunun 1453’te yıkılmasına kadar geçen süredeki hukuk da roma hukuku’dur, fakat bizans hukuku adıyla da anılır.

roma hukuku’nun ilkeleri

roma hukuku’nun kavramsal yapısını anlayabilmek için başvurulabilecek kaynak ınstitutiones’lerdir. “kurumlar” anlamına gelen ınstitutiones, roma hukuku kurumlarının nasıl anlaşılıp uygulanması gerektiği hakkında bir başlangıç kitabıdır. roma’da hukuk okullarında, hukuk eğitimine giriş amacıyla hazırlanmış ınstitutiones’lerden günümüze intikal etmiş olan büyük hukukçu gaius’unki, corpus ıuris civilis’te yeralan ıns- titutiones’lere de kaynaklık etmiştir: yapıt, hukuk kurum ve kavramlarını genelden özele gidecek şekilde ortaya koyar.

gaius’un ınstitutiones’i, kişiler (perso- nae), şeyler (res) ve davalar (actiones) olmak üzere üç bölümdür. bu bölümleme, orta çağ’da, pandekt hukuku’nda ve günümüz roma hukuku temelli medeni hukuka ilişkin çağdaş yapıtlarda korunmuş olan bir sistematiktir. gaius için kişiler (personae), haklara ve borçlara ehil olan hukuk öznelerini kapsayan bir kavramdı.

roma hukuku’nda kişi, farklı statülerle farklı hukuki kapasitelere bağlanmış kimseleri ifade eden bir kavramdır ve kökenini yunan tiyatro sanatında, sahneye çıkanların farklı karakterleri temsil etmek amacıyla yüzlerine taktıkları maskeyi “persona” olarak adlandırışlarında bulur. böylece hukuk, gerçek yaşamdaki rollerin bir sahnesi gibi düşünülmüş olmaktadır.

gaius, üç kategori insanı birbirinden ayırır: özgür insanlar (roma vatandaşları) ve köleler; aile reisi (pater familias) ve ona tâbi olanlar; yabancılar ve vatandaşlar. daha son- raki dönemlerde içerikleri başkalaşmış olsa da roma kişiler hukuku bu üç insan kategorisi üzerinden çeşitlenmiştir.

köle: roma’da “köle” hâlini almanın bir çok sebebi vardı. bunlardan en önemlisi, roma hukuku dışındaki eski hukuklarda da olduğu gibi savaş esirliğiydi. savaşta esir düşen bir yabancı ve onun alt soyu, onu esir eden veya satın alan roma vatandaşının malıdır. ı̇mparatorluk döneminde, kölenin mallara sahip olmak ve borç yüklenmek anlamında hak ehliyeti yoktur; o bir eşya hükmündedir. klasik sonrası dönemde ise, kölelerin sayılarının azalmasına bağlı olarak, durumları özgür insanlarınkine yaklaşmıştır. köle efendisi adına birtakım işlemler yaptığında, taahhüdleri ve devir işlemleri geçersiz ancak iktisapları geçerlidir. köle borç taahhüdü altına giremez, çünkü o bir hukuk öznesi değildir. klasik dönem roma hukukçuları, kölenin borcunu doğal borç olarak kabul etmişlerdir.

vatandaş: özgür bir kimsenin roma hukuku’na göre hak sahibi olabilmesinin koşulu, onun aynı zamanda vatandaş da olmasıydı. roma vatandaşlığı doğum yoluyla, azat etme ile ve tevcih yoluyla elde edilebilirdi. roma vatandaşı ana babadan doğan çocuk roma vatandaşı idi. efendisi tarafından hukuki usullere uyularak azat edilen bir köle de vatandaş olabilirdi. azat edilen eski köleyi özgür yapan efendisi değil romalılarca devlet olarak tanınan topluluklara dahil oldukları için özgür sayılanlara, senato veya imparatorlar vatandaşlık tevcih edebilirlerdi.

aile reisi (pater familias): roma aile hukukunda aile (familia) kavramı, günümüzdekinden farklı olarak bir aile reisinin (pater familias’ın) egemenliği (patria potestas) altındaki kişilerin topluluğunu ifade ederdi. bu kişilerin aralarında kan bağı olabileceği gibi; aileye evlat edinme yoluyla katılanlar veya bir aile resinin bir başka aile reisinin egemenliği altına girmesi durumlarında olduğu gibi kan bağı olmayabilirdi de. roma şehir devle- tinde, aile içinde hak ehliyetine sahip olan da egemenlik altında olanlar değil, aile reisiydi. aile reisi hayatta ise yaş ve cinsiyete bakılmaksızın çocuklar ve aile hâkimiyetindeki kadınlar, kölelere benzer biçimde hak ehliyetinden yoksundurlar.

anadolu üniversitesi - aöf
  • 0
    muhendisgadget 1 yıl önce
    1- liverpoola asla yenilme
  • 2
    azerkan 1 yıl önce ~ 1 yıl önce
    adalet mi okuyorsun. bende okuyordum bıraktım. rüyalarıma girmeye başladı ya. bi hakim oluyorum, bi suçlu bi avukat. kafayı yedirtti bana. hemde düşündüm mezun olsam ne olacak. ülkede adalet mi var ki
    0
    gameofthrones 1 yıl önce ~ 1 yıl önce
    yok adalet okumuyorum. keşke okusaydın dgs ile hukuka geçebilirdin. öyle deme her zaman adalet lazım. adaletide bilinçli bir şekilde gönlünü verenler gerçekleştirebilir.
  • hukuk

    hukuk'a dair, hukukla ilgili herşeyi paylaşabileceğiniz bölüm.

    2 takipçi
  • abone ol
  • moderatörler
    gameofthrones

  • bu bölüm #kültür-sanat bölümünün alt bölümüdür.

  • -puiv genel kuralları geçerlidir

    -bölümle alakasız sorular ve başlıklar lütfen açmayınız


    ana bölüm: