etiket - etiket (bölüm 2)

    8
    utopikbeyin 17.2.2018 18:37

    kız simsiyah okul kıyafetinin içerisinde ön sırada oturuyordu. sınıfta renk adına hiçbir şey yoktu. pencereler perdelerle sıkı sıkı kapatılmıştı. akıllı tahta, siyah arka planıyla onlara bakıyordu. herkes önündeki elektronik aletiyle, oldukça disiplinli duran öğretmenlerini dinliyorlardı.

    "çocuklar, bugün işleyeceğimiz dersin adı etiketleme." kedigözü çerçeveli gözlüklerini düzelterek sınıfa göz gezdirdi. "etiketlemenin ne demek olduğunu bilen var mı?"

    sınıf sessizce öğretmenini izlemeye devam ediyordu. bir öğrenci elini kaldırdı.

    "söyle bakalım burak."

    "kullandığımız eşyaların üzerinde olanlar."

    öğretmen burak'a kısa bir bakış attı. "hayır değil. daha zekice bir cevabı olan var mı?"

    öğretmenin bu sorusu tüm sınıfa kahkaha attırmıştı. ancak küçük kız bu kahkahaya katılmak yerine burak'ın sarı saçlı kafasını önüne eğip sırasına oturmasını izledi.

    küçük kız, burak'ın etiketlendiğini düşündü. başarısız ve ezik biri olarak etiketlenmişti. asıl kötü olansa burak'ın bu etiketi kabullenmesiydi. küçük kız bu durumu onaylamayarak başını iki yana sallarken önüne döndü.

    öğretmeni bu durumu fark etmişti. "neden gülmüyorsun?"

    küçük kız tereddüt etti. "komik bir şey yok."

    sınıf derin bir sessizliğe bürünmüştü. öğretmen kollarını göğsünde birleştirdi. "buna sen karar veremezsin. olmasa bile topluma uymak zorundasın. anlaşıldı mı?" küçük kız hızlıca başını salladı. öğretmen tatmin olmuş bir gülümsemeyle kıza bakmayı sürdürdü. "sence neden olabilir?"

    kız, burak'a ardından da öğretmene baktı. iki yandan topladığı saçları yüzünün iki yanında sallanıyordu. sorunun bir anda kendisine yöneltilmesi karşısında ne söyleyeceğini bilememişti.

    öğretmen kaşlarını kaldırarak kıza baktı. "verecek cevabın yok mu?"

    kız, başını olumsuzca salladı.

    "çok yazık." öğretmen dalga geçercesine gözlerine kondurduğu acılı bakışlarını kız ve burak'ta dolaştırdı. "nasıl bir sınıfa eğitim veriyorum ben böyle?"

    sınıfta bulunan bütün öğrencilerin bakışlarında onlara karşı bir öfke belirdi. bir el kalktı.

    "sen söyle umut."

    umut siyah saçlarını hafifçe kaşıdıktan sonra ayağa kalktı. "etiketlenme bizim hayatımızda gerekli olan her şey."

    öğretmen büyük bir gururla umut'a baktı. "işte benim öğrencim. aferin sana." sınıfta yavaş yavaş yürümeye başladı. "etiketlenme kesinlikle bizim hayatımızdaki birinci önemli şeydir. düşünsenize olmadığını." burak ve kızın sıraları arasında kısa bir an durakladı. "garip insanların bizden ayrışmasını nasıl sağlardık?" yürümeye devam etti. "bu dünyanın bize ihtiyacı var. bizim örgütlenmemize, örgütlenip daha da büyümemize ihtiyacı var. hepimiz kim olduğumuzu bilmeli ve ona göre hareket etmeliyiz. herkes etiketine uygun davranmalı. yoksa her şey çığırından çıkar. anlaşıldı mı?" sınıftan yüksek sesli onaylama yükseldi. öğretmenin gözü kızın üzerindeydi. "şimdi çıkabilirsiniz." sınıf bir anda ayaklanıp sessizce çıkarken öğretmen kıza seslendi. "gel buraya."

    kız tereddütlü bir şekilde öğretmenin yanına gitti. "buyurun öğretmenim."

    "neyin var senin?"

    "bir şeyim yok." dedi kız.

    "öyle olsa iyi olur. yoksa ailenle görüşmek zorunda kalacağım. sonrasında ne olacağını biliyorsun değil mi?" kız hızlıca başını salladı. "peki, tamam, git hadi."

    küçük kız koşarak öğretmeninin yanından ayrıldı. merdivenleri ikişer ikişer atlarken büyükleri hiçbir zaman anlayamayacağını düşündü.

    bahçeye çıktığında gözleri burak'ı aradı. bahçenin köşesinde oturduğunu gördü ve koşarak yanına gitti. yanı başında dururken burak'ın başını kaldırıp kendisini fark etmesini bekledi. öyle de oldu.

    "ne istiyorsun?" diye sordu burak.

    kız yere çömeldi ve burak'ın yüz hizasına geldi. "sen salak değilsin."

    "buna sen karar veremezsin."

    burak'ın sesindeki hüzün kızın yüreğine dokunmuştu. "hayır. asıl salak olan o kadın. sen ondan bile akıllısın."

    burak tereddütlü bir bakış attı. "sus."

    kız hızlıca ayağa kalktı. "neden susacakmışım?"

    burak da oturduğu yerden ayaklandı. "sana kapat çeneni dedim. bizi tehlikeye atıyorsun." dedi ve koşarak kızın yanından uzaklaştı.

    kız onun arkasından baktı. ardından başını iyice arkaya çevirdi ve okulun penceresinden öğretmeninin başını iki yana olumsuz bir yüz ifadesiyle sallarken ona baktığını gördü. bakışlarını tekrar burak'ın koştuğu yöne çevirirken nerede hata yaptığını düşünüyordu.


  • 1
    horseman 17.2.2018 19:17
    farkliysan dislanirsin. güzel hikaye eline sağlık puvo. yalnız bu tür hikayelerde türkçe isimlere alışamadım hala kafa otomatik olarak "yerine otur sebastian" ya da "steven" gibi isimleri arıyor:d
    0
    utopikbeyin 17.2.2018 19:23
    çok haklısın ve ben de buna karşıyım. tamam, farklı ülkelere dayanan bir hikaye yazdığında o ülkelere ait isim kullanabilirsin ancak eğer bir türk isen kendi ülkene ait isim kullanman kanaatindeyim. günümüzde fantastik yazan insanlara bakıyorum da hepsi yabancı isim kullanıyor. kendi tercihidir bir şey diyemem ancak milliyetçi kanım kaynıyor yapacak bir şey yok. ben böyle devam edeceğim. :)
    0
    horseman 17.2.2018 19:27
    öyle empoze etmişler hep bende isterim yerli ve milli karakterleri:) benjamin olunca sorun yok bünyamin olunca hemen bi yadırgama geliyor bunu kırmak lazım
    0
    utopikbeyin 17.2.2018 19:41
    kesinlikle öyle.
  • 0
    plumerion 18.2.2018 22:11 ~ 22:46
    insan ırkı ve dayattıklarını mükkemmel anlatmışsınız yeniden (=
    ellerinize sağlık. çok hoşuma gitti. ne yazıkki en fazla bir artı verebiliyorum. keşke daha çok ilgi görse.
    0
    utopikbeyin 19.2.2018 15:38
    çok teşekkür ederim kibar sözlerin için. :)