gece saçlı kız - sessiz haykırış (bölüm 7)

    12
    utopikbeyin 3.3.2018 16:47

    "eee? söyle bakalım, aslen nerelisin?"

    gece saçlı kız önünde duran tabaktaki yemeğini kaşığıyla karıştırıyordu. yıkanmış, uzun zaman sonra ilk kez güzel kokmuştu. ela'nın rahat kıyafetlerinden birini giymişti. nemli saçları iki yanında sallanıyordu.

    kız, önündeki yemeğin adını hatırlamaya çalıştığı sırada babanın sorusu ile başını tabaktan kaldırdı.

    "buralıyım."

    baba sekiz kişilik büyük masanın başında oturmuştu. sağ tarafında oğlu mehmet, onun yanında da yanından ayrılmayan arkadaşı -hizmetçisi- vardı. mehmet'ın karşısı boştu. oranın anne için olduğunu düşündü. boş sandalyenin yanında ela, onun yanında da gece saçlı kız oturmuştu. sofra üç aileyi rahatça doyuracak kadar doluydu. baba bir ailenin yiyeceği kadarını mideye indirmişti bile. tepeleme doldurulan bir kaşığı daha ağzına götürürken kız ile gözgöze geldi. garipsemiz gibi gülümsedi.

    "ne o? lokmalarımı mı sayıyorsun?"

    kız hemen başını önüne eğdi.

    "hayır. yalnızca çok yiyorsunuz."

    "büyük adamların çok yemesi lazım."

    kız bunu fiziksel anlamda algıladı ve doğruluğu konusunda imzaya gerek kalmadığını düşündü.

    "birey, yesene yemeğini." dedi ela.

    "birey mi?"

    ela başını kızdan, babasına çevirdi.

    "evet babacığım. adı birey."

    "birey diye isim mi olur yahu?"

    mehmet alaycı bir şekilde gülümserken tombul yanaklarına tıkıştırdığı tüm yemekler ortaya çıktı.

    "mehmet!"

    babasının sert şekilde bağırması ile anında sustu. kız. babanın sessiz mırıltısını duymuştu. oğlum olduğuna inanamıyorum. hafifçe gülümsedi.

    "yemeyeceksen odama çıkalım mı?"

    ela çatalını masaya bırakırken kıza baktı. kıskançtı ve çabuk sinirleniyordu ancak kinci değildi. kızın hoşuna gitti. başıyla onaylayıp masadan kalktı. ela da sandalyesini sürdü. birlikte salondan çıkıp asansöre yöneldiler. kız, asansörü ilk kez burada görmüştü.

    asansörden indiklerinde gece saçlı kız direk kendi odasına yöneldi. ela hayal kırıklığına uğramıştı.

    "gelmeyecek misin? sohbet ederdik."

    kız, odasının kapısında durup ela'ya baktı. onu daha fazla kırmak istemediği için istemeyerek de olsa teklifini kabul etti. kız oadaya girince ela arkalarından kapıyı kapattı.

    "nasılsın?"

    "görmüyor musun?"

    ela, kızın yatağına oturmasını işaret etti. o da karşısında durdu. odaya bir göz attı.

    "bir arkadaşım olduğuna göre odama geniş bir koltuk almalıyım. böyle olmuyor."

    gece saçlı kız gözlerini devirdi. ela bunu görmüştü.

    "sohbetin de baldan tatlıymış."

    "beni sen çağırdın, ben gelmedim."

    "çok kabasın birey."

    "sen de çok bilmişsin."

    "öyleyim tabi. şu kitapları görüyor musun? hepsini okudum."

    "keşke okuduğun kadar anlamış da olsaydın."

    ela şiddetli bir kavgaya doğru koştuklarının farkındaydı. susup derin bir nefes aldı.

    "neden böyle davranıyorsun?"

    "nasıl davranıyorum?"

    "tamam beni istemediğinin farkındayım. sonuçta yarım bir kızım..."

    kız yine gözlerini devirip mırıldandı. "yine başlıyoruz."

    "... ama gerçekten iyi bir insanım."

    "bırak da başkaları sana bunu söylesin."

    ela şaşkın bir kahkaha çıkarttı. "başkaları diye bir şey yok birey! benden bir yaş büyük ağabeyimin aklı bir karış havada. hizmetçisi sakarın teki. annem şehir şehir dolaşıyor ve babamın da başını işten kaldırdığı yok. ben de bu iki tekere çakılıp kaldım anlamıyor musun? tutsak kaldım ben!"

    birey, ela'nın tüm haykırışını ifadesiz bir yüzle izlemişti. sakince ayağa kalkıp kapıya yöneldi.

    "kaçıyor musun?"

    eli kapının kolundayken durdu.

    "şımarık davranmayı bırak. kendine çok acıyorsun."

    "öyle mi? sen ne bilirsin ki? ne yaşadın ki bu hayatta da gelmiş benimle böyle konuşuyorsun?" diye bağırdı ela.

    gece saçlı kız öylece durdu. gözlerini kapattı.

    "ben kim miyim? ben beş senedir yürüyerek ailesiyle oradan oraya giden kızım. ben minicik bebekler vebadan ölürken onları izleyen kızım. ben bir ananın feryadını işiten, bir babanın oğlunun saçlarını son kez kokladığını gören kızım. benim ninnilerim silah sesleri, döşeğim taşlı toprak oldu. annemin vuruluşunu, babamın bombalanışını gören kızım ben.

    "ama tüm bunların ötesinde, kilom kadar çantalar taşıyıp babasını gururlandıran kızdım ben. sen bu hayattan şikayet ederken bu hayat için canını verecek binlerce insan gördüm. aşağıda sofradaki yemeklerden biriyle çocuğunun karnını doyurmak için böbreğini satabilecek insanlar tanıdım. ve sen hala gelmiş bana şikayet ediyorsun. bacakları kötürüm olan ve o tıkılıp kaldığını söylediğin sandalyeye muhtaç olan o kadar çok insan var ki. ama sen fil dişi kulende durmakla o kadar meşguldün ki, tüm bunları yalnızca okuduğun o romanlarda romantik aşk hikayelerinden ibaret olduğunu sanıyorsun."

    sustu gece saçlı kız. kapattığı gözlerini araladı ve aklından geçen tüm bu cümleleri yuttu. hiçbir şey söylemedi. yalnızca üç kelime döküldü dudaklarından.

    "iyi geceler ela."


  • 0
    ultim 3.3.2018 16:51
    eline sağlık puvo,
    gece şaçlı kız benden ciddi biriymiş onu bu bölümde kesinlikle anlamış oldum
    0
    utopikbeyin 3.3.2018 17:17
    teşekkür ederim. :) evet, hatta biraz da aşırı biri.
  • 0
    stardogs 4.3.2018 02:16
    ellerine sağlık gerçekten güzel hikaye.
    0
    utopikbeyin 4.3.2018 09:52
    çok teşekkür ederim beğendiğinize sevindim. :)
  • 0
    horseman 5.3.2018 11:05
    haha baba fena ya "büyük adamların çok yemesi lazım." baba yüzünden tam moda giremedim babayla ilgili böyle ince şakalar iyi olur bence. güldürürken şaşırtsin şoka soksun mafetsin bizi
    0
    utopikbeyin 5.3.2018 15:55
    mazoşistlik mi seziyorum. :)
    0
    horseman 5.3.2018 19:31
    mazişt fasişt ben anlamam okurların beklentisi bu yönde sayın yazar :d
    0
    utopikbeyin 5.3.2018 19:46
    ahahh pekala :)
  • 0
    plumerion 5.3.2018 12:38
    çocuk yapmak zulümdür zulüm.
    0
    utopikbeyin 5.3.2018 15:55
    katılıyorum.