• 1
    emresen 2 ay önce
    onur, gurur, haysiyet, şeref
    0
    abdik05 2 ay önce
    buda bi bakış acısı sonucta :) dediğin doğru olabilir.
  • 1
    cansuuak 2 ay önce
    nasıl öldüğün
    0
    abdik05 2 ay önce
    sonucta oluyosun bence nasil oldugunun bir onemi yok ne gibi bir ciddiyeti olabilirki
  • 1
    banabubade 2 ay önce
    yaşamak gibi ben ölüme bi kurtukuş olarak bakıyorum bu yüzden yaşamak tuhaf geliyo bide merakda var tabi ama arkada bıraktıkların insanı kitliyo bu yüzden aile ciddiyetdir veya onem verdiklerimiz
    0
    abdik05 2 ay önce
    haklısın geride kalanlar annemiz babamız , eşimiz cocugumuz kardeşlerimiz insani ister istemez kıtlıyo. dunyada ne arkadaşlık ne dostluk (istisnalar hariç) yalan gıbıdır. genelleme yaparsak arkadaslıkların yarısından fazlası menfaat içindir. ama aile... aile başkadir..
    0
    banabubade 2 ay önce
    işte bu yuzden yaşasın yaşamak! :sda
  • 1
    cyranodb 2 ay önce
    pamuk!
    0
    abdik05 2 ay önce
    yok artık :)
  • 2
    orr 2 ay önce
    ego.

    insanın egosu var, bu konuda hemfikirdir herkes, yalnız iş doğru olanı söylemeye gelince işler değişiyor. çok alçakgönüllü gözüken, bilinen kamil insan portresi çizen tipler bile menfaat olayında özellikle çığırından çıkıp, kendi sınırlarını belli etme gereksinimi güdüyorlar. bunun tartışma konusu basit bir konu değil. öyle herkesle konuşulacak mesele de değil. çünkü değerli konular ciddi anlamda ciddi konuşulacak olursa öze dönük parlamasını belli ederler.

    marketlerde kasiyer olarak çalışanları bilirsiniz. hizmet sektöründe işverenin en vefasız davrandığı işçi hükmünde çalışırlar. bu insanlarla sohbeti, muhabbeti özellikle değerli bilirim. cinsiyet gözetmeksizin demek zorundayım çünkü mesele o zaman farklı anlaşılıyor. yeri geldiğinde maaşı, iznini ve çalışma süresini paylaşır muhabbet ettiği insanla bu çalışanlar. ortada değerin paylaşımı ve elde edilecek bir kazanım olmasa dahi bir rahatlama hissi vardır.

    değerli şeyler de aslında böyledir. asgari ücretle yeni ise başlamış bir çalışan için gün geçtikçe çevre edinmek -bunda daha iyi işte çalışayım mantığı yoktur, rahatlama büyük oranda- ona rahatlama hissi verir. çalışan kendini kaybetmez .

    ego problemini yenmek için fakirlik-zenginlik olayı çare olmaz. klâsik iktisat tarihinde çalışan ve işveren arasındaki bağ, üretimin fabrika örneğin de sistemine ait değildir, başta tarıma yönelik bir düşünce sistemi vardır ama teknolojik gelişmeler ile tarım da fabrika örneğine çeşitleme olarak bir tür meseleye dahil edilmişliği vardır. ricardo elbette ufakken dinlendiği şeyleri zekasıyla devşirip teori konularında iyi prim yapmıştır. tarımın elemanlarından rant konusunda iyi çıkış kapısı aralamış, bir nevi yüce kapital alemin de kapısını aralamıştır.

    meseleyi, egoyu, iktisat üzerinden değerlendirmek saçma gelse de öyle değil. mevzu açısından mevduat (bildiğimiz faiz) bir sınıflar kümesi oluşturur. evrensel küme de ise herkes aynı parçadır. yani dışarıdan bakıldığında fark gözetilmeden davranılır. ego konusunda zengin-fakir ayrımı yapılmaz dediğim kısım da gazalî bu açıdan yorumlanmasına bakmak iyidir. ha, gazalî sevmeyen gidip avrupa felsefecileri okusun diyeceğim de, ne o ne o denilecegi için bir şey fark etmiyor.

    elbette sınırlar dahilinde insanın kendi aklı yeterli gelebilir. ya da her şeyi anladığını filan da düşünebilir. kendi ölümüne bile korkuyla yaklaşan bir insan için akıl olayı aldatıcıdır. önemli olan bal tutan parmağı yalamak değil, bal üretmek için çabalamak. burada ego menüsü çeşitleniyor. konu o kadar çetrefilli ki, kısa bir sürede anlatmak ya da anlamak da zor.

    her neyse gülmek güzeldir. fakat birini güldüren şey, başkasına hüzün vermemeli. yani asıl mesele şöyle bağlansın, tanrıyı hoşnut etmek ( eylemsel bakmamalı, onu gülümsetmek hoş kaçmaz, hoşnut etmek daha etken, yapılması kabul görülür) egolar haricinde herkesin de güleceği bir şeydir. bu bir nevi hoşnut olmadır. hemen menfaatleri doğrultusunda hareket gelmesin. bilakis hiçbir işine yaramayan bir şeye bile memnun olmak, ondan hoşnut olmak gibi.

    sanırım acılar da bu yönüyle değerlendirmeli. bizim öğrenmemiş olduğumuz kısım hoşnut etme/olma meselesi. gerçek bir hüzünle bile bunu başarabilir insan. bedensel rahatsızlık ruh için eziyet midir? bunu kavrama döküp, incelemeli.

    yani ruhumuzu acıtan şeylerin saçma oluşunu incelemekte fayda verir. bir insanın acı çektiğine inandığı şeyler ne kadar gereksiz ve kimbilir hiç hükmündedir ama o büyütür de büyütür. bu işin psikolojik uzmanlık alanı. onlar da sonuca yönelik tedavi uygularlar ancak. oysa köken de var olan bağımlılık gibi ortada olan gereksiz acı çekilen, çektiğine inandığımız şeylere ne demeli?

    ve ölüm bu tür acıları yok etmiyorsa?


    ...


    bu uzun kıytırık şeyden sonra kısaca şunu söyleyeyim; ölüm mü ciddi doğum mu? filme yönelik düşünülmüş haliyle ciddi etki bırakan da bir replik bu,ben de seviyorum. bazıları da yaşamak önemli,daha önemli derler.

    işte kıytırık ego atfetme hastalığı yüzünden bunlar.
    0
    abdik05 2 ay önce
    bu replikden sonra hayatta sorgulamam gereken seylerı sorguladım iş para eglence vs. gibi. ve farkettim ki bunların hepsi gelip geçici bir şey.

  • film replikleri

    İster fotoğraflı ister metin şeklinde sadece film değil dizi replikleri de paylaşacabileceğiniz, herkese açık bölüm.

    14 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    pentaigo

  • kurallar

    lütfen replikler çok fazla küfür içermesin.

    replikleri çarpıtmadan, düzgün bir şekilde paylaşınız.

    eğer yabancı bir yerden alıntıysa, mümkünse orijinal halini de yazınız.