abdülhamid'in üst düzey istihbaratı ve zekası

    5
    ferhatt 19.5.2018 17:02 ~ 17:07
    -uygun bir bölüm bulamadım-

    "dünyadaki en iyi istihbarat ingilizlerindir." denilir. gerçekten de öyle. çok derin bir istihbaratları vardır. tabii ki abdülhamid'e kadar...
    simdi pkk'yi kullandıkları gibi eskiden de ermenileri kullanırlardı. o zamanda abdülhamid, şimdiki bebek katili oç(öcalan) ayarında 5-6 tane onemli ermeni yakalamıştı. bu durum ingilizler açısından çok büyük bir boşluk doğurmuştu elbette. yok edilmeliydi. çünkü abdülhamid'in casusları, ortada hiç ingiliz casusu bırakmıyordu.
    ingilizler abdülhamid'e iftiralar ettikten sonra bir elçi gönderdi. bu elçi, abdülhamid'e iftiralar üzerinden yürüyüp dolaylı yoldan da ölümle tehdit edecekti.
    elçi saraya vardı. elçi, sarayda bir hafta kadar bekletildikten sonra abdülhamid'in karşısına çıkarıldı.(abdülhamid ingiliz elçileri bir hafta felan bekletirmis)
    elçi abdülhamid'e karşı kibirli haller takınıyor, abdülhamid ise alaycı tavırlar sergiliyor.

    a-evet, seni dinliyorum.

    çeşitli iftiralarla, alttan alta "bize engel olursan sonun olur." cümlelerini kurduktan sonra, sözünü şunlarla bitirdi.

    e-kralım"bu zulüm ne zaman bitecek, daha ne kadar ermeni öldüreceksiniz?" diye sormaktadır.

    abdülhamid yerinden kalkıp elçiye yaklaştı. elçinin gözleri, abdülhamid'in belindeki kılıca yönelmişti. öyle ya, haddini gerçekten aşmıştı elci.

    a-bana amcamın ölümünü hatirlatirsin. beni amcam gibi bir sonla tehdit edersin.

    e-hasa onu demek istemedim...(sözü kesilir)

    a-git o efendilerine söyle, bizi korkutan ölüm değildir. haddinden fazla yaşamaktır. o yüzden biz ne haddimizden fazlasını yaşarız, ne de fazlasını yaşatırız.

    sözler elçiyeydi. elçi korkmuş ve gotunden solumaya başlamıştı bile. öldürülmesi an meselesiydi.

    a-bu arada son soruna da cevap vereyim. dersin ki, "daha ne kadar elçi öldüreceksiniz?" ey elci, git o efendilerine söyle üç gün önce çarşamba gecesi istanbul-balta limanına yaklaşan ingiliz gemisinden ermenilere "ortaligi karistirsinlar"diye ne kadar silah verdiyseniz, o kadar ermeni öldüreceğim.

    elçi şaşıp kalmıştı. bunları bilmesi imkansızdı. anlıyordu ki abdülhamid'in istihbaratı gerçekten de muhteşemdi. abdülhamid alaycı tavırla, noktalamak için devam etmişti.

    a-şimdi sana ne kadar ermeni öldüreceğimi de söyleyeyim. belki ermenilere ne kadar silah verdiğinizi hesaplarsınız.

    elçi inkar eder ama her şey ortadaydı. artik yavaş yavaş geri çekilirken aniden durdurdu.

    a-bu arada yarın başlatacağınız isyan hareketi için artik yeni silahlar lazım size. ne de olsa depolandığı yerde patlatıldı.

    elçinin şaşkınlığı devam ederken, sanki elçinin aklını okurcasına devam etmişti.

    a-eğer milletimin kanı şu kahpe ellerinde olmasaydı, seni korumama almak isterdim. çünkü bana verilen rapora göre patlattigimiz deponun ikinci sorumlusu senmissin. ama gel gör ki koruyamadın ve ne yazık ki ölduruleceksin.

    (elçi kendini birinci sorumlu zannedermiş)