gece saçlı kız - kaçış (bölüm 4)

    9
    utopikbeyin 1.3.2018 18:55

    "kaç yaşında?"

    "bilmiyorum. tahmini dokuz-on civarında."

    "çok küçük."

    "evet, biliyorum."

    sessizlik.

    "ne yapacağız?"

    "yaraları çok değil. asıl hastalığı atlattı. birkaç güne iyileşir. belki daha erken. o zamana kadar onu bir başka kafileyle gönderebiliriz."

    sessizlik.

    "ne düşünüyorsun?"

    "onu satabiliriz."

    küçük kızın bedeni irkildi ancak tepkisini tutmayı başardı. uyku numarasına devam etti.

    "saçmalama. o daha küçük bir kız."

    "o şekilde satmaktan bahsetmiyorum. yengemin temizliğe gittiği evlerden birinde hizmetçi aranıyordu. hem bu daha küçük. yetiştirirler onu orada. başını sokacağı bir evi olur işte daha ne?"

    sıkıntılı bir iç çekiş.

    "anası babası var mıdır?"

    "sence olsa burada olmazlar mıydı?"

    "orası öyle ama..."

    "ama ne? kıza iyilik ediyoruz işte."

    "aldığın parayı bölüşürsek olur."

    küçük kızın kalan son umut kırıntısı da hiçliğe karıştı.

    "ne parası?"

    "kiminle dans ettiğini sanıyorsun? bu kızın iyiliğini düşündüğünü söyleme bana. karşılığında ne kadar alacaksın?"

    "bilmiyorum. onların daha bu kızdan bile haberleri yok. orada konuşacağız. üstelik parayı ne için istediğimi sanıyorsun? keyfime bakmayacağım. bu lanet olası yerden bir an önce ailem ile kaçmak istiyorum. aksi halde mezar taşlarımız için ödeme yapmak zorunda kalacağız."

    "haklısın. ben de bunu düşünüyordum."

    sesler küçük kızın bulunduğu odadan uzaklaşınca kız bir müddet daha öylece durdu. ardından gözlerini araladı. bulanık olan görüşünü düzeltmek için gözlerini kırpıştırdı. etrafındaki yataklara ikişer üçer yatırılan bilinci kapalı diğer çocuklara baktı. kurbanlık koyun kelimeleri zihnini doldurdu.

    bakışlarını kendine çevirdiğinde sol kolunun bandajlandığını, sol ayak bileğinin çeşitli bantlarla çevrili olduğunu gördü. vücudunu hafifçe kıpırdatıp yataktan aşağıya inmek istedi ancak sol bileğindeki sancı buna engel oldu. dudaklarından istemsizce dökülen inilti ile içeriye az önce konuşan kadınlardan biri girdi. yüzündeki sahte gülümseme kızın midesini bulandırdı.

    "uykucu uyanmış. bugün nasıl hissediyorsun bakalım?"

    küçük kız cevap vermedi. yalnızca ona karşı olan düşman bakışlarını sürdürdü. kadın görmezden gelip küçük kızın başını okşadı. kız sertçe başını çekti ve var gücüyle kendini yataktan aşağıya attı.

    "ne yapıyorsun be çocuk? deli misin sen?"

    eğer tüm haykırışlarına rağmen hala anlaşılamaması delilikse, evet deliydi ve bununla gurur duyuyordu. ancak hissettiği acı, gurur duygusunu geri plana itmişti. yatağa tutunarak ayağa kalkmaya çalıştığında kadın yanıbaşına geldi. kızı kucağına alıp yatağa geri koyarken küçük kız çırpınmaya başladı.

    "ne yapmaya çalışıyorsun sen be! ölmek mi istiyorsun?"

    evet! sorunun cevabı binlerce kez evetti. ama sustu. çünkü susmak bir haykırıştı onun için.

    "ne oluyor?"

    diğer kadın da içeriye girdiğinde zorla kızı tutmaya çalışıyordu.

    "çabuk uyut şunu. başımıza dert aldık."

    küçük kız cılız bir acı ile çırpınmasını azalttı. içini uzun zamandır hasret kaldığı bir huzur kaplarken gözkapakları ağır ağır kapandı.


  • 1
    ultim 1.3.2018 19:21
    eline sağlık puvo :)
    0
    utopikbeyin 1.3.2018 19:40
    ne demek puvocum :)
    0
    ultim 1.3.2018 19:42
    yeni bölüm ne zaman?
    0
    utopikbeyin 1.3.2018 20:23
    her zamanli gibi yarın 5'ten sonra.
    0
    ultim 1.3.2018 20:24
    pazarlık payı yokmu
    0
    utopikbeyin 1.3.2018 21:35
    üzgünüm.
  • 0
    horseman 1.3.2018 20:08
    noldu ya olaylar nasıl buraya kadar geldi bisi mi kaçırdım :d en son annelerini arıyorlardı bomba patlamıştı ölüyordu galiba
    0
    utopikbeyin 1.3.2018 20:23
    yok yok bir şey kaçırmadın. yıkıntılar içinden çıkarıldıktan sonra böyle yaralıların olduğu bir bakımevine getirildi. oradaki iki hemşire arasındaki konuşmalardı. :)
    0
    horseman 1.3.2018 20:30
    he iyi teşekkürler yazar :) eline de sağlık:)
    0
    utopikbeyin 1.3.2018 21:34
    rica ederim. :)
  • 0
    plumerion 4.3.2018 00:44 ~ 00:47
    hayat ne kadar saçma...


    kimisi en iyi şartlarda doğup büyüyor.
    kimisinin ise çocuk yaşta kolları bacakları kesiliyor ve ömür boyu işkence edilmeye mahkum bırakılıyor.

    nefret ediyorum.



    bu arada ellerinize sağlık √
    0
    utopikbeyin 4.3.2018 09:51
    çok haklısın. teşekkür ediyorum.