efsanelerden birisi daha (mari gerekmezyan)

    1
    gamzeszgin 7.6.2020 17:59
    bedri rahmi eyüboğlu'nun gizli aşkı, ellerinde tutamadığı, ölümün önüne geçemediği sevgilisi. mari gerekmezyan.
    öncelikle mari kimdir?
    diğer birçok şairin gizemli aşkı gibi yüzü hiç görülmemiş, adı bile duyulmamış bir kadın değil.
    mari gerekmezyan, 1913 yılında kayseride doğmuş, ermeni asıllı türk heykeltıraş.türkiye'nin ilk kadın heykeltıraşlarından biri olarak kabul ediliyor.
    ancak bu ününün önüne geçen iki şey var. biri ermeni asıllı olması sebebiyle dışlanmış olması diğeri ise aşağıdaki hikaye.

    gelelim asıl olaya;

    1940’ların başları. evli ve yeni çocuk sahibi olmuş olan bedri rahmi eyüboğlu güzel sanatlar akademisi’nde asistanlık yapmaktadır. o sırada heykel bölümüne misafir bir öğrenci gelir. esmer bir ermeni kızı mari gerekmezyan.

    ikili arasında filizlenen yasak aşk sanat ile beslenir ve ortaya büst, tablo ve şiir gibi sanat eserleri çıkar. mari, bedri rahmi’nin büstünü yapar. bedri rahmi ise mari’ye portreler çizer ve şiirler yazar.
    sanat eserleri ve sonradan ortaya çıkan mektuplar ile ölümsüzleşen bu fırtınalı yasak aşk kısa sürer. çünkü mari, dönemin öldürücü hastalığı tüberküloza yakalanır. tedavi görecek parası da bulunmamaktadır.
    bedri rahmi ise elinden ne gelirse yapmaya çalışır. paha biçilmez tablolarını haraç mezat satıp mari’nin ilaçlarını alır. ancak çabalar boşunadır. mari 1947 yılında henüz 34 yaşında iken hayata gözlerini yumar. bunun üzerine yıkılan bedri rahmi alkolde bulmaya çalışır devasını.


    bir zaman sonra 1949 'da eşi ile katıldıkları bir kulüp toplantısında bedri rahmi’den şiir okumasını istediler. o da ünlü “karadut” şiirini gözyaşlarına hakim olamayarak okudu ve bu şiirin kendisine yazılmadığını bilen eren hanım salonu terk etti.
    paris’e giden eren hanım bir süre sonra eşine bir mektup yazdı ve onu yanlarına gelmeye ikna etti. bedri rahmi aşkını en derinlere gömdü ve ömrünün sonuna kadar eşi ve çocuğu ile mutlu bir şekilde yaşadı.

    mari ise kısacık hayatına kocaman bir aşk sığdırmayı başarmış olsa da, o kısa hayatı evli, çocuklu ve üstüne üstlük tanınmış bir adamın hayatında ikinci kadın olmanın yarattığı ezginlik ile sürdürmek zorunda kaldı. uğradığı etnik ve sanatsal dışlanma da cabası oldu.
    ardında bıraktığı eserlere hak ettikleri değerler gösterilmedi. adına anılması gereken listelerde yer verilmedi. belki bedri rahmi’nin ününden ötürü geride bıraktığı mektupla bulunmasa, bugün adı bile bilinmeyecek ve zikredilmeyecekti.

    işte o ünlü karadut'u da bırakayım şuraya.


    karadutum, çatal karam, çingenem
    nar tanem, nur tanem, bir tanem
    ağaç isem dalımsın salkım saçak
    petek isem balımsın a gülüm
    günahımsın, vebalimsin.

    dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
    yoluna bir can koyduğum
    gökte ararken yerde bulduğum
    karadutum, çatal karam, çingenem
    daha nem olacaktın bir tanem
    gülen ayvam, ağlayan narımsın
    kadınım, kısrağım, karımsın.

    ıı.

    sigara paketlerine resmini çizdiğim
    körpe fidanlara adını yazdığım
    karam, karam
    kaşı karam, gözü karam, bahtı karam
    sıla kokar, arzu tüter
    ılgıt ılgıt buram buram.
    ben beyzade, kişizade,
    her türlü dertten topyekün azade
    hani şu ekmeği elden suyu gölden.
    durup dururken yorulan
    kibrit çöpü gibi kırılan
    yalnız sanat çıkmazlarında başını kaşıyan
    artık otlar göstermelik atlar gibi bedava yaşayan
    sen benim mihnet içinde yanmış kavrulmuşum.

    n'etmiş, n'eylemiş, n'olmuşum
    cömert ırmaklar gibi gürül gürül
    bahtın karışmış bahtıma çok şükür.
    yunmuş, yıkanmış adam olmuşum.

    karam, karam
    kaşı karam, gözü karam, bahtı karam
    sensiz bana canım dünya haram olsun.

    bedri rahmi eyüboğlu