teknoloji bizi yalnızlığa itiyor mu? evet ise, ittiği yalnızlıktan mutlu musunuz?

    8
    logic 15.2.2018 22:06 ~ 22:06
    sosyal medya ve akıllı telefonlar ile sanki herkes kendi dünyasını oluşturmuş durumda. hepimizin whatsapp grupları, sosyal medya hesapları vs. var. 1 km uzaklıktaki arkadaşımızla haftada 1 görüşmek yerine, hergün görüşüyoruz ama whatsapp üzerinden.

    bu durumdan mutlu musunuz? buna yalnızlık mı denir yoksa teknolojinin bize sağladığı kolaylık ile daha rahat iletişim mi denir?

    bu işin son noktasında gerçek görüşmelerin daha da aşağı seviyelere ineceğini düşünmekteyim. market alışverişlerinin sanala kayacak olması, insanların giderek evden daha çok çalışması gibi gelişmeleri düşünürsek 50 yıl sonra evden hiç çıkmadan bütün ihtiyaçlarınızı (eğlence dahil) giderebileceksiniz.

    acaba insanoğlu bu durumdan mutlu mu olacak? yoksa mutsuz mu olacak?

    eğer mutsuz olacaksa teknolojik gelişmelerin amacı ne? insan ırkını bilindiği hali ile yok etmek mi?
  • 0
    f242 15.2.2018 22:09
    sanal dünyada kabuğuma çekilmek beni mutlu ediyor. eski çağlarda yaşasam sanki insanlar beni daha fazla darlardı, çok sıkılırdım. şimdi kendi dünyamda dilediğim gibi hareket edebiliyorum, istediğim gibi vakit geçiriyorum. bu dünya olmasa mecbur dışarı çıkıp bir şekilde gönlümüzü eğlendirmemiz gerekecekti, duvarları izleyecek değildik evde.
  • 0
    laxus 15.2.2018 22:18
    bence yalniz aslinda bizi teknolojiye iten ne kadar kalabalik bir toplumun icinde yaşasanda aslinda sen yalnizsindir
  • 1
    deliduman 15.2.2018 22:20
    iki türlüde insanoğlu olarak mutlu olmuyorum açıkçası çünkü insanın etkisiden tamamen kurtulamadıgımızdan yalnızda kalamıyoruz aslında varlığı dert yokluğu dert aga.
  • 0
    mazotcu 15.2.2018 22:21
    beni mutsuz ettiği gibi etrafımda uğraşıp benimle muhabbet etmeyenlerde beni mutsuz ediyor
  • 1
    sims 15.2.2018 22:31
    aslında hep aynı "gül" görünümlü "dikenler" bitiyor coğrafyamızda..
    "d" değişebilen temsili karaktersiz.
    -mış gibi.
    en güçlü, en dinamik ve en güzel hitap / hatip peşindeliği.
    genelde biri iyi şeyler derse, içinde güzel ses biriktirmişim, kötü şeyler söylerse; öyle biriktirmişim derim. zora da gitse böyle!
    durup dururken, bana hiç dahili, yakınlığı olmadığı halde diyorsa benden önce içinde birikenlerin benzerini gördü derim.
    kendimi kandıracak duygusal ve küçürek şeylerin gölgesinde serin oturacak kadar büyüdüm. kurnazlık etmeyecek kadar da hür.
    içimde kin ve intikam yortusunu geleneksel hale getirecek kadar koca koca vaktim yok. etken de edilgen de benim.

    çünkü kavramların insan aklındaki anlamları başka başka ve genelde boş. sadece afili bir kelime olarak kullanmak yeterli. söz tekrarının yarattığı kesimin, bunları kullanma amacı da zaten bunu sağlamak değilse bile buna hizmet ediyorlar.
    nihayetinde sınıflar bitmediği gibi, sınıflara üst akıllar yerine, sadece idrâk edemedikleri halde bir takım sözcükleri ezberlediği, kullandığı ve tek açılı bakışın getirdiği yeri en ateşli savunduğu için sınıf atladığını var sayan kibirli neferler yetiştiriyorlar. bunlar birer bilge ya da düşünür ya da öğretici değil sadece hayranlık duyulan birer poster insan.
    nefer demişken, ordulaşmanın yeni formasyonu demekte fayda var. artık kılıç kalkan ile savaş olmadığına göre, bunca okul bitirmiş güya okur / yazar kesimin savaşı da nükleer ya da genişlemiş alanda akıl oyunlarına dayalı olacaktı. öyle de oldu.
    modernite “hakların var” dedikçe, haklarını öğrenen kesimin (haklarının ne olduğuna dair tamamen bilmese de) haklarına rağmen çözümsüz adalet sisteminin içine saplanması bu. hakkın olduğunu bilirsen, o hakkı kullanmayı da isteyeceksin. kullanamadığında, o hak senin prangan haline gelecek. “en iyi bildiğim şey bilmediğimdir” sözünün gerçek anlamı da yerini bulmuş oluyor böylece.
    bilerek zerk edilen bu hakların da kullanımda yine güçlü olanı gözetmesi, sözde gelişmişliğin ve sözde bir çok şeyin göstergesi. cioran’ın dediği gibi; modernite bir gün en iyi yeri bulacak ve kendisine; budala diyecek.
    elde bulaşık, çamaşır yıkamamak gibi kolaycılığa alışan insan, düşünce bazında da aynı kolaycılığı, aynı ataleti ve rahatlığı hızla yakaladı. bir çok şey düşünülmüş olduğu için bunların içinden cımbızlama seçtiği, hatta etrafında bunu en iyi okuyan, en ateşli savunanın üç beş cümlesini aklında tuttuğunda, hele de aklına yattığında toplumsal alanda, popülariteyi yakalamanın yolunu buldu.
    çekirdek aile, bireysel hakların getirdiği bu yalnızlaşma da yetmedi, daha da yalnızlaşması, kolektif akıldan uzaklaşması gerekiyordu bunun için sosyal ağlar kuruldu. bu sosyal ağlar aynı zamanda asosyal bireyler yetiştiren birer saadet zincirine dönüştü.
    bunun dün yolu olmayan bir dağ başında yaşamanın o ilkelliğinin, en azından bir ağaca yaslanmanın ilkelliğinden çok daha işe yarar olacağı tespit edilmiş olmalıydı.
    bir şekilde toplumların içinden çıkan; geleneklerin kötüye evrilmiş yanlarına karşı kendince öncelikle “iyi” olarak başlayan ve eyleme dönüşen şeyleri engellemenin yolu, bu tarz güya toplum için çalışan, düşünen fikir insanlarının çoğalmasını, değişik platformlarda birbirinin fikrini çürüten, destekleyen şeyler söylemesini, kitaplaşmasını sağladılar. bu sağlamalar, yarın toplumun fikir seviciliğinin, eylemin çok üzerinde oluşunun getirdiği rahatlık olgusu, ataletinin yansıması ile çoğalan bu tür çarpıklıklara, biata yol açacağını, yani aslında hiçbir şeyin değişmeyeceğini, çoğaldıkça insanla insanın o vasat zekada olanın, üretici zekası olmayanın ama köle ya da işçi olarak anılmak istemeyen insanı güya yüceltecek ama daha çok prangalı hale getirecekti ki öyle de oldu.
    yalnız bırakılan yaşlıların, alzheimer gerçeğinden yola çıkarsak, yalnız bırakılan, sosyal saadet zincirindeki insanların durumu için az çok bir şeyler düşünmek mümkün. süreç "yok oluş", yeniden yeni dünya düzeni ya da başka bir dünya düzeni. kimbilir, belki de ilk kez yaşamıyoruz bu süreci.
  • 0
    babasikilikli 15.2.2018 22:34
    insanlar karşılıklı konuşmayı unuttuğundan birbirleri hakkından ki haberleri sosyal medyadan öğreniyo yanı başında otururken değil.
  • 0
    kovalagelsin 15.2.2018 22:43
    teknoloji gelismeden once de yalnizdik şimdi yapayalniz kaldik herzaman oldugu gibi
  • 0
    kamesrep 15.2.2018 23:09
    "alone together"
  • 0
    stachl58 16.2.2018 09:14
    teknolojiden önce yalnızlığa itecek çok sebep var. ama diğer görüşlerine katılıyorum. ınsan nefsi gün geçtikçe herşeyi yerinden kalkmadan yapmaya çalışıyor. o insanların yerini robotların aldığı bilim-kurgu filmlerinden tek farkımız, et ve kemikten oluşuyor olmamız olacak yakında
  • 0
    kelibis 16.2.2018 14:19
    teknolojik gelişmelerin amacı insanları mutlu etmek değil para kazanmak. insanları mutlu etmek hiç kolay değil, mutluluk, kimilerine göre diyeyim, gelip geçici bir durumdur, başta çok sevinirsin sonra geçer.bence insan ne kadar doğa ile iç içe olursa o kadar mutlu olur. toprakla uğraşan, hayvanla uğraşan, mümkün olduğu kadar sade yaşayan insan mutlu olabilir.