4

ebu hureyreye(ra) atılan iftiralara reddiye!!!(@samurayolanmohikan)

bu yazıda (pi: @samurayolanmohikan) adlı puvonun kopyala yapıştır tekniğini kullanarakebu hureyre(ra) bir sahabe efendimize(allah ondan razı olsun) atmış olduğu iftiralara yanıt verecem lakiin aramızda bir fark varki bu reddiyenin altında kopyala yapıştır tekniğinden ziyade derin bi çalışma,mutmain olmuş bir de kalp yatmaktadır. (elhamdulillahirabbilalemin)

(1 hafta boyunca derinlemesine araştırılmıştır kaynaklar sahihtir.!!!)

ebu hureyre(ra) kimdir.?

ebu hureyre, çok hadis rivâyet eden meşhur sahâbîdir. adı, abdurrahman b. sahr; künyesi, ebû hureyre 'dir. câhiliye döneminde ismi abdüşşems idi. hz. peygamber (s.a.s) onu, abdurrahman (bazı rivâyetlere göre abdullah, hattâ başka isimler de ileri sürülmektedir) diye adlandırdı. (el-hâkim en-nisâbûrî, el-müstedrek, beyrut, t.y, ııı, 507).

ne sebeple ebû hureyre diye künye edindiğini kendisi şöyle açıklamıştır:

"bir kedi bulmuştum, onu elbisemin yeninde taşırdım; bundan dolayı 'ebû hureyre (kedicik babası)' künyesiyle çağrılır oldum." (ez-zehebî, tezkiretü'l-huffâz, haydarâbâd 1376/1956, ı, 32).

hayber gazvesi sıralarında yemen'den medine'ye gelip müslüman olmuştur. (h. 7/m. 629) (ez-zehebî, a.g.e., aynı yer). bu genel kanaatle birlikte onun, tufeyl b. amr ed-devsî vasıtasıyla daha yemen’de iken, hicretten önce müslüman olduğuna dair rivayet de vardır. (ibn hacer, el-isâbe, 3/287)

o tarihten itibaren hz. peygamber (s.a.s)'ın vefâtına kadar ondan ayrılmayan bir sahabesi olmuş, kendisini onun hizmetine adamıştır. hizmet süresi yaklaşık dört yılı buluyordu. (ibn kesir, el-bidâye ve'n nihâye, beyrut 1966, vııı, 108,113).

ebu hureyrenin naklettiği hadisler

ebu hureyrenin(ra) naklettiği hadislerle ilgili islam uleması 2 tane müstakil çalışma yapmıştır. bunlardan ilki daha az,kısıtlı teknoloji ile yapılmış ve
"ebu hureyrenin(ra) naklettiği hadis sayısını "5374" olarak saptamış. bu hadislerin
396 sında infirad ettiğini (tek kaldığını)belirtmiş.


ikinci çalışma ise günümüz teknolojisinde yapılmış ve naklettiği hadislerin sadece "110"unda infirad ettiğini tespit etmiştir.
yani elhasıl anlaşılacakki ebu hureyre'nin (ra) infirad ettiği hadis sayısı sadece 110'dur. bu demektir ki naklettiği 5374 hadisin 5264'ünü diğer sahabiler de nakletmiştir. yani sorun yok ey mealciler, ey fitneciler bu kadar heyecanlanmanıza da gerek yok.

imam şâfii gibi büyük âlimlerin bildirdiğine göre, ebû hureyre kendi dönemindeki hadis nakledenlerin içinde hafızası en sağlam olanıdır. (ibn hacer, el-isâbe fî temyîzi's-sahâbe, mısır 1328, ıv, 205).

ibn ömer şöyle demiştir: "ebu hureyre benden daha hayırlı ve naklettiğini daha iyi bilendir."
cennet'le müjdelenenlerden biri olan talha b. ubeydullah da:
"şüphe yok ki ebû hureyre(ra) hz. peygamber (s.a.s)'den bizim işitmediğimiz hadisleri işitmiştir."

demiştir (el-hâkim en-nisâbûrî, a.g.e, ııı, 511, 512). mervan'ın sekreteri ebû zuayzia da ebû hureyre 'nin hadis rivâyetinde ne derece güçlü olduğunu gösteren şu haberi nakleder:

"mervan, ebû hureyre 'yi saray'da hadis rivâyet etmek için dâvet etmişti. mervan beni divanın arkasına oturtmuştu ve ben de ebû hureyre 'nin naklettiklerini gizlice yazıyordum. ertesi yıl yine onu dâvet etti ve ondan hadis rivâyet etmesini istedi. bana da bir yıl önceki yazdıklarımdan takip etmemi tenbih etti. neticede, onun bir tek kelime bile değişiklik yapmadan rivâyet ettiğini gördüm." (ibn kesir, a.g.e., ııı, 106; m. ebû zehv, a.g.e., 162-164).

ebû hureyre (r.a.) hadîsleri yazmadığı için sık sık tekrar ederdi. o, ilimle meşgul olanlara zamanın nasıl verimli bir şekilde kullanılacağına dâir önemli bir tavsiyede bulunur ve der ki: "ben geceyi üç kısma ayırırdım. bir kısmında namaz kılar, bir kısmında uyur, diğer kısmında da allah resûlü’nün hadîslerini müzakere ederdim." (dârimî, mukaddime, 27) bu durum, tabiî olarak onun hadîsleri daha iyi ezberlemesine önemli bir katkı sağlamıştır.

neden ebu hureyre.?

ebu hureyreyi(ra) diğer sahabelerden ayıran bazı özellikleri ele alalım !

1:) hz peygamber(sav) ile her daim beraber olması

ebû hureyre (r.a.), medine’ye hicret ettiği andan itibaren resûlü ekrem’in (s.a.s.) yanından ayrılmamış; büyük bir iştiyakla ilâhî feyzinden istifade edip hadîslerini hıfzetme konusunda özel bir gayret göstermiştir. diğer sahabiler çoğu kez günlük meşguliyetleriyle uğraşırken, o, hz. peygamber’i (s.a.s.) takip ederek onların bulunmadığı meclislerde bulunmuş, onların duymadığı hadîsleri ezberlemiş, ilmi gizlemeyip başkalarına tebliğ görevini (bakara sûresi, 2/159; buhârî, hacc 131; tirmizî, ilim 3) layıkıyla yerine getirmiştir.

2:) allah resulünün (asm) hususi duasına mazhar olması

resûl-i ekrem’in (s.a.s.) duasına mazhariyet, ebû hureyre’nin (r.a.) ilme olan iştiyakı dolayısıyla kazandığı manevî bir fazilettir. rivayete göre, ebû hureyre ve zeyd b. sâbit (r.a.) gibi sahabîlerin mescid-i nebevî’de dua ve zikirle meşgul oldukları bir esnada, allah resûlü (s.a.s.) gelip yanlarına oturmuş ve her birinden dua etmelerini istemişti. hz. zeyd ile diğer arkadaşlarının dualarına ‘âmîn’ dedikten sonra, ebû hureyre’nin (r.a.): ‘allah’ım sen’den bu iki arkadaşımın istediklerini ve ayrıca unutulmayacak bir ilim vermeni istiyorum.’ şeklindeki duasına da ‘âmîn’ diye mukabele etmiştir. diğerlerinin: ‘ey allah’ın elçisi, biz de unutulmayacak ilim istiyoruz.’ demeleri üzerine, ebû hureyre’yi (r.a.) kastederek, ‘şu devsli genç sizi geçti.’ (ibn hacer, el-isâbe, 7/204) diyerek onun bu konudaki arzu ve iştiyakına işaret etmiştir.

3:)çok soru soran ve ilme ilgisinin çok olması

hz. ebû hureyre’nin bir gün: ‘ey allah’ın elçisi, kıyamet gününde senin şefaatine en çok kim layık olacaktır?’ diye sorması üzerine, resûl-i ekrem (s.a.s.):

"ey ebû hureyre! hadîse karşı düşkünlüğünü bildiğim için senden önce hiç kimsenin bana böyle bir hadîsi sormayacağını tahmin etmiştim. kıyamet gününde şefaatimle bahtiyar olacak en mutlu kimse, tüm kalbiyle veya içten içe ‘allah’tan başka tanrı yoktur/lâ ilâhe illallah’ diyen kişidir." (buhârî, ilim 33; rikâk 51)

buyurarak onun hadîse olan iştiyakını takdirle karşılamıştır.
neden diğer sahabeler az hadis nakletti
çünkü ashab-ı kiram efendilerimiz (allah onlardan razı olsun) resulullahın (sav)sözlerine okadar hassastılar ki sanki onun (sav) sözünü söylemeyi dağları omuzlarına yüklenmekle eşit tutmuşlardı. yanlış söylememek adına bu hassasiyette oldukları için bu hadis rivayeti işini belli başlı o işin mutahassısı olan sahabelere daha çok bırakmışlardır bunların önünde gelen sahabelerden biri de ebu hureyre (ra) tır.

peki ya neden iftira atarlar.?

ebu hureyreye(ra) iftira atanların derdi vallahi ebu hureyrenin(ra) şahsı değil.! onların amacı ve tek gayesi hadis rivayeti hassasiyeti algımızı zedeleyerek hadislere güvenimizi azaltmaktır. biz buna izin verirsek sıra kuran-ı azimüşşana da gelecektir neizübillah.!!! iftiraların kaynağına baktığımızda mutezile ve şia nın sapkın fikirleri yatmaktadır. ancak türkiyede de bu işi yapan bedbahtlar vardır. mealci tayfa olarakta bilinirler. allah şerlerinden ümmeti korusun(amin)

hz aişe (ra) ve ebu hureyre(ra)

hz. aişe’nin (r.anha) bazı sahabilerin rivayetlerine yönelttiği tenkitleri ve tashihleri "el-icâbe li îrâdi me’s-tedrakethü aişe ale’s-sahabe" adlı eserinde bir araya getiren ez-zerkeşî’nin (v. 794/1391) belirttiğine göre hz. aişe (r.anha), ebû hureyre’nin 5374 rivayetinden sadece on birini tenkid etmiş, ondan çok daha az hadis rivayet eden abdullah b. abbâs’ın sekiz, abdullah b. ömer’in ise on bir hadisini eleştirmiştir. bu da göstermektedir ki hz. aişe’nin (r.anha) hadis tenkidi ebu hureyre’ye has değildir.

ebu hureyre(ra) bir gün hz. aişe’nin (r.anha) yanına girince, aişe (r.anha) ona, "ebû hureyre allah rasûlü’nden ﷺ çokça hadis rivayet ettin." dedi. ebû hureyre de şöyle cevap verdi, "evet hakikaten anacığım! ayna, sürmedan ve güzel koku gibi şeyler beni oyalayıp da bu rivayetleri allah rasûlü’nden ﷺ duymama mani olmadı" deyince, âişe, "belki de öyledir." buyurdu. hz. aişe (r.anha) "belki de öyledir." ifadesiyle ebu hureyre’nin niçin kendisinden daha fazla hadis rivayet ettiğini de izhar etmiş oldu.

bir defasında hazreti âişe’den soruldu: "resûlullahın ( aleyhisselâm ) sözlerini ve hallerini siz mi çok biliyorsunuz, yoksa ebû hureyre mi?" hazreti âişe şöyle cevap verdi: "ebû hureyre ( radıyallahü anh ) bilir. çünkü ben ev işleriyle meşgûl olurdum. yemîn ederim ki, ebû hureyre ( radıyallahü anh ) bütün vaktini resûlullahın ( aleyhisselâm ) huzûrunda geçirmiştir." buyurdu.

zira hz. aişe validemiz, peygamberimiz’le (s.a.s.) çoğu kez hane-i saadette birlikte olduğu hâlde, ebû hureyre (r.a.) o’nu çarşıda, pazarda, hazarda, seferde, hâsılı hemen her yerde takip ediyordu. aişe validemiz, abdullah b. ömer’e gelerek, "ebû hureyre’nin rivayet ettiği hadîslerden reddettiklerin var mı?" diye sormuş; o da: "hayır, o cesaretli, bizse çekingen ve korkak davrandık." demiştir. o sırada orada bulunan ve konuşmaya şahit olan ebû hureyre (r.a.) de: "evet, ben ezberledim, onlar unuttular. bunda benim ne kusurum var?" diye haklılığını dile getirmiştir. (hâkim, el-müstedrek, 3/510; ez-zehebî, siyer, 2/608)

hz. âişe’nin ebû hüreyre’yi çok hadis rivayet ettiğinden dolayı ikaz etmesi o’nun adaletine bir zarar vermez. ne hz. aişe (r.anha), ne başka bir sahabi diğerini yalanlamıştır. sadece kendi zaviyelerinden eksik gördükleri rivayetleri sorgulamışlardır. fakat bütün bunlar ilmi mübahase çerçevesinde olmuş,

hz ömer (ra) ve ebu hureyre(ra)

"bir cemaatin içinde resûlüllah (asm)'in etrafında oturuyorduk. yanımızda ebû bekir'le ömer de bulunuyorlardı. derken resûlüllah (asm) aramızdan kalktı gitti ve yanımıza dönmesi biraz gecikti. biz kendisine bir kötülük yapılmasından korkarak endişeye düştük. ve hemen kalktık. ilk telâşa kapılan ben idim, resulüllâh (asm)’ı aramağa çıktım. nihayet ensardan beni neccâr'a ait bir bahçeye gelince, acaba bir kapı bulabilir miyim diye onun etrafını dolaştım. fakat bulamadım. birde baktım ki akar bir kuyudan (meydana gelen) bir râbî' bir bahçenin içine giriyor. -rabi': kanal dernektir-. ben derhal tilkinin büzüldüğü gibi büzülerek resulüllah (asm)'in yanına giriverdim.

"sen ebu hüreyre misin?" diye sordu.
"evet yâ resulâllah" dedim.
"niye geldin?" dedi.

"aramızda idin. sonra birden kalktın, gittin ve yanımıza dönmekte geciktin. doğrusu sana bir kötülük yapılmasından korkarak endişeye düştük. ilk endişe eden de ben oldum da şu bahçeye kadar geldim ve hemen tilkinin toparlandığı gibi toparlaıp (arak içeri dal) dım. öteki insanlar da arkamdadır." dedim.

resûlüllah (asm): "yâ ebâ hüreyre!" dedi ve bana ayakkabılarını vererek: "şu ayakkabılarımı al götür; bu bahçenin arkasında kalbi yüzde yüz inanarak: ‘allah'tan başka hiçbir ilah yoktur.’ diye şehadet getiren her kime rast gelirsen, onu hemen cennetle müjdele." buyurdular.

ilk rastladığım ömer oldu. (bana): "bu ayakkabılar nedir ya ebâ hüreyre?" dedi.

"bunlar resulüllah (asm)'in ayakkabılarıdır. beni bunlarla gönderdi ki, kalbi yüzde yüz inanarak ‘allah’tan başka hiç bir ilâh yoktur.' diye şehadet getiren kime rastlarsam onu cennetle müjdeleyeceğim." dedim. bunun üzerine ömer eliyle iki mememin arasına vurdu. ben de oturağımın üstüne düştüm.

ömer: "geri dön yâ ebâ hüreyre!" dedi. ben de resûlüllah (asm)'in yanına döndüm. ama nerde ise ağlamak üzere idim. meğer ömer de beni tâkib etmiş. bir de baktım izimden geliyor. resûlüllah (asm):

"ne oldu sana yâ eba hüreyre?" dedi.

"ömer’e rastgeldim. benimle gönderdiğin haberi kendisine söyledim. bunun üzerine ömer iki mememin arasına öyle bir vuruş vurdu ki, kalçamın üstüne düştüm. bana: 'geri dön!' diyerek geri çevirdi." dedim. resulüllah (asm) (ona):

"yâ ömer! bu yaptığına seni sevkeden nedir?" dedi. ömer:

"yâ resûlâllah! anam, babam sana feda olsun! sen, 'kalbi yüzde yüz inanmış olarak, allah'tan başka hiçbir ilah yoktur, diye şehadet getiren kime rastlarsa onu cennetle müjdelesin.' diye ebû hüreyre'yi ayakkabılarınla gönderdin mi?" dedi. resulullah(asm):

"evet!.." buyurdu. bunun üzerine ömer:

"bunu yapmayın! zira, korkarım insanlar buna güvenip (amel yapmaktan uzak) kalırlar. bırakın şunları amel etsinler." dedi.

resûlüllah (asm) da: (ebu hüreyre’ye hitaeben) "öyle ise bırak şunları!" buyurdu. (müslim, iman, 52)

hz. ömer istismar edilebileceği ya da insanların yanlış anlayabileceği gibi hususları dikkate alarak az hadis rivayet etmeyi tercih etmiştir. ebû hureyre çok hadis rivayet edenlerin başında geldiğinden hz. ömer diğer sahabileri uyardığı gibi o’nu da uyarmıştır. ebû hureyre’nin güvenilir ve hadis rivayetine ehil olduğuna delalet eden hafıza gücü, dikkati, hatadan uzak oluşu gibi hususiyetlerine şahit olan hz. ömer daha sonra o’na izin vermiş, "git, hadis rivayet et!/ فاذهب فحدث " ifadesiyle de o’nu teşvik etmiştir.


dayak mevzuu

"halife hz. ömer ebu hüreyra’ya; "ey allah’ın düşmanı! seni bahreyn’e vali olarak gönderdiğimde ayağında ayakkabın bile yoktu; şimdi asil atların ve 600 bin dinarlık malın olduğunu duydum. bunları nereden aldın?" diye sordu.

o da cevaben; "bunlar halkın hediyeleriydi. onları çalıştırdım, elimdekiler onlardan elde ettiğim kârlardır." dedi.

ömer yerinden kalkıp onu o kadar kırbaçladı ki sırtından kan akmaya başladı. sonra, bahreyn’de biriktirdiklerinden 10 bin dinar alıp beyt’ul- mal’a vermelerini emretti. ömer, sadece kendi halifeliği zamanında değil, resulullah’ın zamanında da ebu hüreyra’yı yere düşene kadar dövdü."

müslimin sahihinde geçen bu hadis doğrudur. ancak arka planına bakacak olursak olay şöyle vuku buluyor. hz ömer (ra) ebu hureyreyi(ra)bahreyne namaz kıldırıp,kaza ve yargı işlerine bakması için görevlendirdi.ve sonrasında görev aldığı bahreynde hz ömer(ra) tarafından iki defa vali olarak atanmıştır.

ebu hureyre(ra) valilikten ayrılıp medineye döndüğü zaman hz ömer (ra) diğer valilere uyguladığı yöntemi aynısıyla ebu hureyreye de(ra) uygulamıştır ve bahreynden ne getirdin diye sormuştur.bunun üzerine ebu hureyre de(ra) 20.000 dirhem getirdiğini bunuda yaptığı ticaretten ve beslediği ve bir hayli üreyen atlarından, biriken maaşlarından ve kölesinin kazancından elde ettiğini söyledi. fakat halife hz ömer(ra) sermayesini ve görev esnasında harcadığı parayı aldıktan sonra geri kalanı ümmetin hazinesine aktardı.

bazı rivayetlerde hz ömerin(ra) ebu hureyreye(ra) "allahın kitabının düşmanı, allaha ait malımı çaldın" diye çıkıştığı ancak ebu hureyrenin buna şiddetle karşı çıktığı ve aksine allahın kitabına düşman olanlara düşman olduğunu ve beytül male ait olan malı zimmetine geçirmediğini söylemiştir. buna da
muaz bin cebelde aynısını yapıyordu resulullah ona bir şey demedi diyerek delil de getirmiştir.

vuku bulan olay şuuraya taşınmış şuurada hz ömerin(ra)
"uyguladığı yöntem" haklı bulunmuştur.
(hz ömerin (ra)uyguladığı bu yöntem ebu hureyreye(ra)has değildir hz ömerin(ra) sert,celalli ve adil mizacından dolayı bu şekli kullandığını söylemek mümkündür. hatta kırbacı kullanan ilk sahabe olarakta bilinir.)


sonuç olarak ise hz ömerin(ra) yapmış olduğu ince tahkikat sonrasında ebu hureyrenin dürüstlüğü ortaya çıkınca hz ömer(ra) ısrarla ebu hureyreyi(ra) görevine iade etmek istemiş fakat ebu hureyre(ra) zan altında kalmak istemediğini ve fazla süre görev aldığını beyan ederek görevi kabul etmemiştir.

hz ömer(ra) gibi adil bir halife ebu hureyreyi(ra) ısrarla görevine iade etmek istemesi onun dürüstlüğünden şüphe etmedediğini göstermektir.!


hasılı kelam:

1.) hz. ömerin(ra) çok hadis rivayet etmesinden dolayı ebû hureyreye(ra) vurduğu iddiası hakikat değil, mücerred bir yalandır.

2.) hz ömerin(ra) hadis rivayet etmeyi yasaklaması ebu hureyrenin(ra) yalan hadis rivayet ettiği için değil .istismar edilebileceği ya da insanların yanlış anlayabileceği gibi hususları dikkate alan hz ömer(ra) az hadis rivayet etmeyi tercih etmiştir.

3.) ebû hureyre(ra) çok hadis rivayet edenlerin başında geldiğinden hz ömer(ra) diğer sahabileri uyardığı gibi o’nu da uyarmıştır. ebû hureyrenin(ra) güvenilir ve hadis rivayetine ehil olduğuna delalet eden hafıza gücü, dikkati, hatadan uzak oluşu gibi hususiyetlerine şahit olan hz. ömer daha sonra o’na izin vermiş, "git, hadis rivayet et!/ فاذهب فحدث " ifadesiyle de o’nu teşvik etmiştir.

4.) hz. aişe’nin(ra) ebu hureyreye (ra) yaptığı ikazlar ebu hureyrenin (ra) şahsına değil herkese uyguladığı bi yöntemdir.

5.) hz ali(keremallahuveche) şöyle der: "yaşayanlar arasında allah resulüne en fazla yalan isnat eden ebu hureyre’dir." hz alinin (ra) şöyle der diye attığın iftira mutezilenin uydurmasıdır. hiçbir muteber hadiste kaynakta yeri yoktur. ki sen dahi kopyala yapıştır yapmışsın…

6.) kendiyle çelişiyor diye sunduğun hadislerde ebu hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular: "sizden kimse sakın ayakta içmesin. kim unutarak içerse hemen kussun." (k.s. 2246 c.8 s.106 akçağ, alıntısı: müslim, eşribe 116, (2026) ve ibnu abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "resûlullah (aleyhissâlatu vesselâm)’a zemzemden sundum ayakta olduğu halde içti." (k.s. 2241 c.8 s.104 akçağ, alıntıları: buhâri, eşribe 16, hacc 76; müslim, eşribe 120,(2027); tirmizi, eşribe 12,(1883); nesâi, hacc 165, (5,237) suyun ayakta içilmemesi gerektiğini ancak bunun hiçbir zaman böyle olacağı anlamına gelmediğini peygamberizin(sav) bazı durumlarda ayakta içilmesi zaruret ve yoğunluk gibi bir nedenle mümkün olur. şeklinde bir ek kural belirtmek için zemzemi ayakta içtiğini bu nedenle zemzem ayakta da içilir şeklinde bir anlayış doğru olduğunu. ulemamızın zemzemi ayakta içmeyi müstahab gördüğünü. müstehabın ise ‘âlim gözü ile hoş görmek’ anlamında olduğundan haberin olmayabilir ancak ilmin yaşı yok az gayret edersen öğrenebilirsin.

7.) "o gün rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez" (taha/109)

ebu hureyre (radiyallahu anh) şöyle dedi:
"rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):
‘her nebinin, kabul edilmiş bir duası vardır. her nebi bu duasını kullandı. bense duamı kıyamet gününde ümmetime şefaat etmek için sakladım. ümmetimden allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayan kimseler inşallah bu şefaate nail olacaktır!’ buyurdu." (müslim 199/338 )

şefaat hergün güneşin doğup batması kadar haktır.kuranda ve hadiste yeri vardır. ancak onu garanti bilip ibadet etmeyende onu inkar eden ahmaktır,aptaldır.!!!

(pi: @samurayolanmohikan) ben senin bu iftirayı bilerek yaptığını sanmıyorum çünkü bildiklerin zaten yanlış. o ilim olsa kopyala yapıştır yapmazdın. cahilliğindendir umarım ama bundan sonra dikkat etmeni tavsiye ediyorum. bi de tövbe de etmen gerek bi de sahabelere de iftira attın yani waooow !!!

ama unutmaki:

"bütün âdemoğulları günahkârdır, günahkârların en hayırlıları ise tövbe edenlerdir." (ibn mâce, zühd, 30)


vesselam.
  • 1
    sewo 3 ay önce
    yanlış bir izlenim var,bu kaynakların %100 incelemedim ancak baktıklarımdan çoğunluğu literatür değil.
    gerçek makale kaynağı olması yetmez; sayfa, paragraf ve cümle verilmeli. yani arapça bir metin kaynak olaral gösterelip gerçek deniyor. elbette öyle bir metin vardır. elbette o sayfa vardır. ancak o cümle o anlama gelmiyor olabilir. yani o kelime geçiyor olsa dahi hangi anlamda olduğu önceki cümle ve sonra ki cümle ile ilişkisiyle alakalıdır. kaynak verimi yetersiz bir kişiye ait metini incelememizi istiyorsun.

    tüm kaynaklar umre koordinatörü, adnan şensoy ait olup, asıl kaynağın paylaşılmasını rica ediyorum.

    yani bu kişi hangi vasıf ve bilgi birikimle araştırmalarına inanacağım.
    literatür gerçek makale kaynağı verilmesi gerekiyor, yoksa sadece kahvehane dinciliğini daha kaliteli yapmış oluruz. islamiyeti diğer dinlerden ayıran bir özellik vardır o da akıl ve mantıkla paralel gitmesidir.
    tüm kaynakları inceleyeceğim yarın, çünkü elimde olan kaynaklar evimde yetersiz geri kalanlar yarın öğlen incelemiş akşam düzeltirim yorumumu, şuana kadar baktıklarım kabul edilebilir gerçeklikte değiller.
    0
    piiuv 3 ay önce
    eğer samurayolanmohikan ın vermiş olduğu asılsız kaynaklara da aynı yorumu yapsaydın sana dürüst belki de samimi diyebilirdim ancak anlık kopyala yapıştır yapmaktansa hakkıyla araştırınca ve emek gösterince galiba size göre bu işler olmuyor. ama sıkıntı yok tabii ki araştır lakin verdiğin hüküm islam ulemasının 1400 yıldır verdiği hükmü kaldırmayacaktır.
    1
    sewo 3 ay önce
    tek kaldırılamayacak hüküm yüce yaratıcının hükmüdür, onun yarattıkları işe yaramaz birer kullardır. artık insana tapmasanız.
    peygamberler bile sevgi duyulasıdır, onlara bile tapılmaz iken siz karşınıza çıkan her şey neden tapıyorsunuz.
    peygamber o putları yıkarken siz neden yeni putlar dikiyorsunuz.


    1
    piiuv 3 ay önce
    “allah ve resulü bir meselede hükmünü verdiği zaman, bir mü’min erkeğin yahut bir mü’min kadının artık işlerinde başka bir yolu seçme hakkı yoktur. kim allah’a ve resulüne isyan ederse, apaçık bir sapıklığa düşmüştür.” (ahzab, 33/36)

    “peygamber size ne emretmişse alın, neyi yasaklamışsa ondan da kaçının. allah’tan korkun. muhakkak ki allah’ın azâbı pek şiddetlidir.”(haşir, 59/7)

    “peygambere itaat eden allah’a itaat etmiş olur. kim bundan yüz çevirirse, seni öylelerinin üzerine muhâfız olarak göndermedik; sen ancak doğru yolu gösterip tebliğ etmekle mükellefsin.”(nisa, 4/80)

    “o, hevadan (nefsine göre, yani, kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz. o(nun konuşması kendisine ) vahyedilenden başkası değildir."(necm suresi 3 ve 4.ayetler)

    "onun yarattıkları işe yaramaz birer kullardır." derken kendin ve ben gibi günahkar kullardan bahsediyorsun evet haklısın ama inşaallah bizde birgün işe yararız. umudunu kesme...
    0
    sewo 3 ay önce
    hala kesmedim belki birgün işe yararız.
    0
    piiuv 3 ay önce
    ama sahabeye iftira atarak beklersen işe yarayamazsın.!
    0
    sewo 2 ay önce
    bunu sen bilemezsin. yüce yaratıcı bilir. ancak sahabe kölelikten para kazanıyorsa ve alenen kurana ters düşüyorsa neden yanlışa yanlış demiyim.
    0
    piiuv 2 ay önce
    galiba sende islamiyetin köleliği köktenn kaldırmadığını sadece belli bir şarta bağladığını ve kölelere haklar tanıdığını bilmiyorsun.!!! bu konuyuda aydınlatığımıza göre başka bi dayanağınız ya da sığıncağınız birşey kalmadı... elhamdulillahirabbilalemin
    0
    sewo 2 ay önce
    köleliği kaldırmadı? sen kafayı sıyırmışsın.
    0
    piiuv 2 ay önce
    araştırırsan görürsün !?
  • 0
  • gündem

    Herkesin fikrine ihtiyacımız var..

    595 takipçi
  • abone ol
  • moderatörler
    systemfailed

  • bu bölüm #olaylar bölümünün alt bölümüdür.
  • puiv kuralları ve avrupa insan hakları bildirgesi geçerlidir.