12

sohbet #8

zamanı geldi artık. canınızı sıkan durumları masaya yatıralım. kafa dağıtalım biraz :)
  • 0
    ciddiyetsiz 1 ay önce
    benim gene salak salak değişik değişik cins cins şeylerim tuttu
    0
    bossadam 1 ay önce
    ne gibi
    0
    ciddiyetsiz 1 ay önce
    ben de bilmiyom ki, anlaşılmaz bişeyler.
    0
    bossadam 1 ay önce
    altında bir şey var onun o belli
    0
    ciddiyetsiz 1 ay önce
    çook bi pişmanlık gibi ama değil biraz da sinir, belki de mallık.
    0
    bossadam 1 ay önce
    baya karışık durumlar yani
  • 0
    belloch 1 ay önce
    kafayı nasıl dağıtıyorsunuz benim ki pek bir toplu
    0
    bossadam 1 ay önce
    böyle elimize alıyoruz duvardan duvara
  • 0
    genc1905 1 ay önce
    ama burda olmaz ki
    0
    bossadam 1 ay önce
    olmaması için bir sebep yok
  • 0
    winchester_girl 1 ay önce
    ne yani tam alnımdan vurun mu beni demek istiyosun?
    0
    bossadam 1 ay önce
    mantıklı aslında. ne zaman olur o?
    0
    winchester_girl 1 ay önce
    hapis cezası kaldırıldığında
    0
    bossadam 1 ay önce
    arınma gecesi olursa iyi olur ya
  • 0
    allahdiynantpfistigi 1 ay önce
    ir türlü mutlu olamamak sanırım sorun mutlu edecek hiçbir erkene sahip değilim kafayı yedirir bu insana
    0
    bossadam 1 ay önce
    belki yanlış yoldasın farklı yol denedin mi?
    0
    allahdiynantpfistigi 1 ay önce
    denenecek yollar yok mutsuzluğumu sebepleri belli ve uzun bir süre de kurtulamayacağım
    0
    bossadam 1 ay önce
    öyle de deme şimdi belli mi olur
    0
    allahdiynantpfistigi 1 ay önce
    aileden yana sorunum yok fakat bir tane bile arkadaşım yok ve inanılmaz ciddi kronik iki tane hastalığım var konu tartışmaya dahi kapalı bu ikisi en çok canımı sıkanlar
    1
    bossadam 1 ay önce
    umarım iyi olursun puvo
  • 0
    guglepiley 1 ay önce
    şuan niye çok sıkılıyorum onuda bilmiyorum
    0
    bossadam 1 ay önce
    o dert ben de var. ayrıca hafiften bir baş ağrısı :(
  • 0
    lose_ 1 ay önce
    ınsanların anlayışsız olması çok üzücü
    0
    bossadam 1 ay önce
    herkes değil ama öyle insanların bizi bulması daha kötü be puvo
    0
    lose_ 1 ay önce
    en kötüsü de bu bence
    0
    bossadam 1 ay önce
    aynen öyle
    0
    bossadam 1 ay önce
    belki ilerde çıkar ya
    0
    lose_ 1 ay önce
    zannetmiyorum hep böyle oluyor insanlar artık kendilerini düşünen birileri hâline geldi
    0
    bossadam 1 ay önce
    bencillik ön planda maalesef elden de bir şey gelmiyor
    0
    lose_ 1 ay önce
    söylesen de değiştirmek için çaba sarfetmiyorlar
  • 1
    whiterose 1 ay önce
    ne yazacağımı bilemedim sadece tanımadığım birileriyle konuşmak bazen güzel oluyor o yüzden yazayım dedim :) yazılanları okudum da bizler elimizdekilerin kıymetini bilemiyoruz elimizdekilerle yetinmeyi mutlu olmayı, sonra kaybedince anlıyoruz değerlerini
    0
    bossadam 1 ay önce
    o kadar haklısın ki. şöyle diyeyim o zaman, sen değer veriyorsun ama verdiğini alamayınca kötü oluyosun ama ne olursa olsun vazgeçmiyorsun bazen. koşulsuz değer diyebiliriz.
    0
    whiterose 1 ay önce
    kesinlikle öyle. aslında bir nevi kendi kendimizi boş yere yoruyoruz. yani genelleme yapmak istemem ama hayatımın bi dönemine kadar yanımdaki herkesin birbirini beni sevip değer vermesini bekledim. halbuki bu delilik. şimdiyse kimseden bir şey beklemiyorum sadece saygı ;)
    sizi sormalı sizin canınızı ney sıkıyor
    0
    bossadam 1 ay önce
    öyle genel bir bıkkınlık durumu var. şu ya da bu diyemiyorum. insanlara boş geliyor dertlerim, ne biliyim bunu mu kafaya taktın düşüncesindeler. takıntılı bir insanım ben rn ufak şeyi büyütüp dert edinen bir kişiliğim var. emin olamıyorum hiçbir şeyden. fikir değişikliği de mevcut. öyle garip garip şeyler.
    0
    whiterose 1 ay önce
    sizi bir miktar anlıyorum ben de takıntılı biri olarak. herkesin derdi kendine oluyor zaten durup karşımızdakini anlamaya çalışmıyoruz.
    0
    bossadam 1 ay önce
    öyle evet. yorumsuz kalınabiliyor bazı durumlarda.
    0
    oktayay 1 ay önce
    katılıyorum :)
  • 0
    _devoglu_ 1 ay önce
    heeyoooo
    0
    bossadam 1 ay önce
    hoşgeldin :)
  • 0
    cuhara 1 ay önce
    şimdi fenerbahçeyi yatırsak o masaya taşımaz..
    0
    bossadam 1 ay önce
    o konuyu hiç açmayalım yaramız var :(
    0
    cuhara 1 ay önce
    taşıyamadı
    0
    bossadam 1 ay önce
    imkanı yok
    0
    cuhara 1 ay önce
    babacan 160 boy 50 kilolukları bir de rakı kadehimizi taşısın masamız yeter feneri biz taşırız yine.
    0
    bossadam 1 ay önce
    hayırlısı olsun
    0
    cuhara 1 ay önce
    ameno hımene
  • 2
    kayipunicorn 1 ay önce
    hangi birini anlatayım puvo, aklım o kadar karışık ki... bir yerden başlayayım bakayım, okumasanız da benim anlatmaya ihtiyacım var gerçekten.
    küçüklüğümden beri çalışkan bir öğrenci olarak anılırdım. bunun temel nedenlerinden biri matematik yeteneğim diğeri ise kıskançlığım. en iyisi olmak için çalışmışımdır hep. bunun için emek vermişimdir... ilkokulun ilk yıllarında parkta yaşadığım bir olay yüzünden dışarılardan soğudum ve kendimi daha çok derse verdim. evden çıkmadım ben, oyun oynamadım, insanları tanıyamadım kısacası. bu yüzden daha çok küçük yaşlarda edindiğim arkadaşları dahi kaybettim. yalnız kaldım. tabi okullarda benim gibi kişilere ezik olarak bakıldığı için ezildim. üzdüler beni, ben de bana yaklaşmaya çalışan herkesi üzdüm. başka şeyler de var elbette, beni çok yaralayan şeyler ama beni üzen son şeyin, okuyanlar olursa, neden beni üzdüğünü anlamanız için gerekli bu kısım.
    orta okul yıllarımın başında benimle konuşmaya çalışan herkesi reddetmem beni onların gözünde sert bir insan yaptığı için bu yılları ezilmeden, hor görülmeden geçirmiş olsam da bu durumda hoşnut değildim. bu yüzden altıncı sınıfın sonlarında adım atmaya, arkadaş edinmeye başladım. insanlarla konuştum.
    yedinci sınıfın sonunda antalyaya gittim. burada farklı farklı yurtlarda kaldım. o yıl bana çok şey kattı, çok arkadaş kattı. çoğu ile antalyadan ayrıldıktan sonra konuşmayı kesmiş olsam da özgür olduğumu hissettim. sekiz ve lise bir bu yüzden çok rahat ve güzeldi. ta ki onuncu sınıfta bir erkekle dedikodum çıkana kadar... işte onuncu sınıfta ben bütün kazandığım öz güveni ve özgürlüğü kaybettim. her daim baskı, her daim huzursuzluk içinde yaşamak kötüydü.
    bir sonraki sene, on birinci sınıfta, okul sınava başlamamız gerektiğini vurguladı. herkes çok çalışıyordu. sınıfla birlikte ilerliyorduk, güzel bir tempomuz vardı. tek sorun sınıfta derslerde aşırı gürültü oluyordu. dersi anlamadığım için evde tekrar tekrar videolarla çalışmam gerekiyordu. babamın işleri dönem başlarında kötü olsa da ben odamdan çıkmıyor ve sadece bir şeye odaklanıyordum. sonra anneannem saçma sapan bir nedenden dolayı dayımlarla tartıştığı için bize geldi. odamı benden aldılar, babam işten atıldı... evde oluşan alışık olmadığım gürültü ders çalışırken moralimi bozuyor ve beni sinirlendiriyordu. bu yüzden gece çalışmaya karar vermiştim. odama giremiyordum. annem ve babam ders masasını kendi odalarına aldılar. tabi geceleri ben çalışırken mutfağa gitmek zorunda kalan babam belli bir süre sonra şikayet etmeye başladı. okula 3-4 saatlik uykuyla gitmek zorunda olan ben de bu şikayetlerle birlikte bütün imkanlarımı kaybettim ve çalışmayı bıraktım.
    üst üste gelen bütün olaylar bende psikolojik bir rahatsızlığın başlamasına yol açmıştı: sesler... evde sesler, okulda sesler... kaçmaya çalıştıkça artan sesler... artık beni delirtiyorlardı. ne okulda durabiliyordum, ne de evde... bu yıllarda lisede kazandığım bütün arkadaşlarımı kaybettim, benliğimi kaybettim, geleceğimi kaybettim, hayallerimi, her şeyimi kaybettim... sonunda da pes ettim. on ikinci sınıfa geldiğimde hala iş bulamayan babam bana kitap bile alamıyordu. okulun yakılacaklar kısmına atılan kitapları kurcalıyor ve oralardan bulduğum temiz kitapları alıyordum. insanların o zamanki bakışlarını görmeliydin. ben işte o zaman gururu hiçe sayabilmeyi öğrendim. tabi evde çok ağladım ama kendim olabiliyorum artık. mezuna kalacağımı kendime kabul ettirmeye çalıştım. babamın durumu düzelebilirdi, beni dershaneye yazdırabilirdi, ben toparlanabilirdim. rakibim 20 bine girmişti, ben de yapabilirdim...
    olmadı tabi. babamın durumu düzelmedi, ben bir şeyler isteyemedim ve böyle başladı mezunluğumun ilk dönemi. ikinci dönemin sonlarında dershaneye gönderebiliriz seni dediler. bana kitaplar aldılar. ama artık pes etmiştim, dershaneyi reddettim ve içleri rahatlasın diye onlara her zaman almak istediğim ama alamadığım kitapları aldırdım. şimdi kardeşi kullanacak onları...
    işte bu dönemlerin başında, sekizinci sınıfta tanıştığım ve lisede de beraber okuduğum bir kız arkadaşım, ailesi ile tartışmalar yaşamaya başladı. sınıflarımız ayrılmıştı. okulda benden başka tanıdığı tek arkadaşı da ona kazık atmıştı, sınıfta bu yüzden hiç arkadaşı kalmamıştı. beni nerdeyse her teneffüs dışarı çıkarıyor ve bana sürekli kendi sıkıntılarını anlatıyordu, ben de ona destek oluyordum.
    her gün onu evinden alıyordum. tam buçukta orada olmamı istiyor fakat kimi zaman beni on dakika dahi bekletiyordu. bir kez geç kaldığım, ki sadece beş dakika geç gitmiştim, on beş- yirmi dakika onu beklememe rağmen gelmeyince geç kalmamak için koşa koşa okula gittim. tenefüste onu görünce şaşırdım. bana geriye baka baka ilerlediğini söyleyince çok kırılmıştım...
    benim sıkıntılarımı dinlememesini geçtim o benimle ilgili konuşunca sadece, bana destek olacağını düşünerek, hala devam dedikodular hakkında konuşuyordu. (bu dedikodular hiç bitmedi ve hiç kimse benim bu konudaki görüşlerimi önemsemedi. bana sürekli çocuk hakkından bir şeyler anlattılar ve ne kadar rahatsız olduğumu dile getirsem de ondan hoşlandığıma dair imalarda bulunup kendilerince kanıt sundular.) son sınıfta onu istediği bölüm olan dil bölümünü okuması için destekledim ve onu bu zorlu lise hayatından uzaklaştırdım. tabi bu sefer ben yapayalnız kalmıştım.
    mezuniyette geldi bir tek. dans ederken sevdiği kişiye yaklaşmamak için beni bu dedikodumuz çıkan çocuğun önünde dans etmeye zorladı. uyarsam da onu karşıya gitmek istemedi, ortaya da geçmek istemedi. onun istediği olsun istedi. ve ben orada sanki nispet yapar gibi dans ettim. hani diyorum ya dans özgürlüktür. ben özgür değildim. omuz at diyordu, dön diyordu... kalk diyordu otur diyordu... istediği olmayınca kızıyordu... ben bunları hep onun durumuna verdim.
    mezuna kaldığım yıl arkadaşım üniversitesinden memnun olmadığı için ayrıldı, o da tekrar hazırlandı. ailesi kıyafetine karışınca, ablasıyla tartışınca, annesinin en ufak söylediği bir şeyde çok kötüyüm gel deyip olanları anlatıyordu. ben bir kere denedim anlatmayı ama ne oldu bilmiyorum tekrar onun sıkıntılarını dinlerken buldum kendimi.
    dışarı çıkalım deyince çıktık, istemediğimde küstük.
    bana çok saçma ve sıkıcı gelse dahi sürekli kafelerde oturduk. çayı hızlı içiyorum diye azarladı, sokakta yaptığım bir şeylerden dolayı azarladı. çok safsın dedi kızdı, kendine bakım yap dedi kızdı. kıyafetimden saçıma her şeyime her gün kızdı. saçımı erkek tıraşı yaptıracağım dedim şakayla karışık, o zaman arkadaşım olamazsın dedi. sokak ortası veya whatsapp fark etmedi beni azarlarken. hem kendi sıkıntılarımı içimde biriktirdiğim için kızdı hem de ona anlatınca çok abartıyorsun diye kızdı. rahatsız olduğum şeyi söylediğimi belirtince "zaten ben hata yapınca özür diliyorum" dedi
    ben onun için bunca fedakarlıklar yaparken... onun bana yaptıkları açıkçası kalbimi kırdı.
    birkaç hafta önce tatile gittiğimde bana bir mazeret uydurup tatilden dönmem gerektiğini söyledi. yapamam dedim, programım hazırdı. sonra bana kendisi ile hayaller kurduğumu, istanbulu gezeceğimizi falan söyledi. ben de buna çok bencilce düşünüyorsun dedim. o da zaten herkesin karakterine bir şeyler söylediğini ve eğer bunu bir daha yaparsam benimle arkadaşlığını bitireceğini söyledi. çok üzüldüm, çok sinirlendim. peki dedim ve onu her yerden engelledim.
    geri dönmesi gerekirdi.
    özür dilemeli değil miydi?
    benden mi bekliyordu adımları?
    bilemedim. ne yapacağımı da bilemedim. bekledim öylece, hala bekliyorum.
    öyle işte puvo, öyle işte...



    0
    bossadam 1 ay önce ~ 1 ay önce
    böyle bir arkadaşlığı kaybettiğinin farkına varacaktır ama özrünü kabul etme derim ben yine de senin bileceğin durum. devamını burdan yazmak istemiyorum açıkçası denecek şeylerim var tabi boş yere okumadım sonuçta.
    0
    kayipunicorn 1 ay önce
    boşver be güzel insan. içimi döktüm sadece...
    0
    bossadam 1 ay önce
    boşverme gibi huyum yok maalesef
    0
    kahvelipuding 1 ay önce
    sana zarar verdiğini düşündüğün her şeyden uzak ol. o insan özür dilerse kabul et ama samimiyetini kes. etrafındaki dedikodular bi gün kapattığın kitap gibi kapanıp gidecek. sen sadece kendine olan güvenini yitirme. herkes 1+1 e 3 diyorsa sen 2 demeye devam et. içindeki seni ve iyiliği asla öldürme. kendin kal.
    0
    kayipunicorn 1 ay önce
    bunları bu yıl kendimi sorguladıkça keşfettim güzel insan. maalesef tecrübe edinmeden, yaralanmadan öğrenilmiyormuş hayat. inşallah kendim olunca mutlu olduğumda arkadaşlar edinirim.
    1
    kahvelipuding 1 ay önce
    kendin olduğunda hep kendin kaldığında mutlu olacaksın inan. içinde art niyet bulundurmayan insanları sevebilecek, iyi dostluklar kurabileceğin insanlar çıkacak karsina. fark etmeyeceksin bazen bu kişileri ama olur öyle. sanma ki herkes arkadaşlarıyla hep mutlu. değiller. bunu da göreceksin ilerde. az öz dediklerini bulacaksın. o zaman sıkı tutunup bırakmayacaksn. umarım her şey gönlünce güzel ve duru olur. sen inanç yitirme. 😊
    0
    kayipunicorn 1 ay önce
    teşekkürler güzel insan... insanın hislerini anlayan biri olması çok iyi hissettiriyor. bu yüzden yazıyı okuduğun ve yorum yaptığın için teşekkürler
    0
    kahvelipuding 1 ay önce
    ben paylaştığın için teşekkür ederim. önce tereddütte kaldım kırmak gibi bi hataya düşer miyim diye. umarım öyle bi şey olmamıştır, yoksa amacımdan sapmisim demektir. güzel insanlar hep gülsün. sevgiler benden.
    0
    kayipunicorn 1 ay önce
    iyi ki yazmışsın, iyi dileklerimle...
  • 0
    akdmrahmt 1 ay önce
    yarın makro ekonomi sınavım var...
  • 0
    kahvelipuding 1 ay önce
    ben başlayayım anlatmaya.. ama benimkisi kişiselleştirilmiş bi can sıkıntısı. mesela dünya. nefretlik gezegen değil mi insan hükümündeyken. olmasaydık ne güzel olurdu. benim bu dünyayla derdim var ve kazanamayacağıma göre ölene kadar böyle olacağım. kendi kendime verdiğim kabullenme savaşı asla bitmeyecek. dünyayı ben nasıl kurtarabilirim ki.
    1
    bossadam 1 ay önce ~ 1 ay önce
    o kadar mantıklı konuşmuşsun ki neden yaşıyoruz sorusunu ete kemiğe büründürmüş hali oldu resmen
    0
    kahvelipuding 1 ay önce
    bazısı derdin yok dert yaratıyorsun demez mi bunu duyunca.
    1
    bossadam 1 ay önce
    o bazısını duymak ne kadar doğru? ben cevaplıyım değil. herkesin ağzı var ve konuşur. önemli olan mantık çerçevesinde konuşmaktır. yapanların sayısı azdır belki ama olduğu kadar işte.
    0
    kahvelipuding 1 ay önce
    ne güzel dedin. oysa hepimizin en büyük derdi bu iken..
  • 0
    jack_sparrow 1 ay önce
    cahil insanların her dediğine göz yummak çok koyuyor
    bide yaşça büyük olduğundan bişey dersek saygısız oluyoruz. karmaşıklardayım puvo.
    kahrolası cahiller
  • 0
    aydakigunes 1 ay önce
    bensiz bir sohbet başlığı
    iyi sevdim