9

bilemedim ben

bilemedim ben. oturdum, taktım kulaklığımı yine. çalan şarkı diyor ki:

“sen nasıl başardın, yüz yıllık ağaç gibisin.

nasıl böyle kaldın?

büyürken eskimeyen, eskise de değerlenen.”

yine derin düşüncelere daldım. düşündüm ama ruhen neredeyim ne yapıyorum bir türlü anlayamadım. çoğu kez karşılaşırım bu durumla ama farklı olan şey ne?

farklı olan şeyi yine anladım. ben ve karşımda beni derin düşüncelere sürükleyen yeşilin onlarca tonu. korkuyorum her daim düşüncelere daldıkça. karşımdaki heybetli dağlar mı beni korkutuyor yoksa balta girmemiş ormanların gizemi mi? bilemiyorum.

dağları ve ormanları izlemeyi sevmişimdir; kafamı toparlamamı sağlamış, çevremde ne kadar insan olsa da bana hep yalnızlığı anımsatmıştır. yüzlerce ağaç dolu bu ormanda her ağaç nasıl sadece kendinden sorumlu ise bir insanın da düşüncelerinden, hayatından, yaptıklarından ve yapacaklarından kendisininin sorumlu olabileceğini hatırlatmıştır.

fakat aynı zamanda, her ağacın sadece kendisine yararı olmadığını, çevreye ve etrafındakilere de pek çok yarar sağladığını hatırladım. tıpkı insanlar gibi… her insan da çevresine bir şeyler katmaz mı?

düşündükçe daha derinlere gidiyorum ben işte.

gittikçe dertlerimi ve üzüldüğüm şeyleri anımsatıyor ormanlar bana, her ağacın kurdu özünden olur derlerdi. tıpkı bir ağaç gibi benim de sahip olduğum duyguların ve ben de derin yaralar bırakmış olan her şeyin aslında bana ait olduğunu, ben olmasam onların da olmayacağını hatırlıyorum.

derin anlamlar yükleyebileceğimiz bu manzaralar bana aslında hep ne kadar komplike bir dünyada yaşadığımızı ama bir o kadar da sadelikler ardından çoğu şeyi çözebileceğimizi anımsatır. yine karşımdaki ormana bakarak çıkarıyorum bu fikri. her ağacı tek tek inceleyecek olursak o kadar karmaşık geliyor ki bünyeme, tepeden bakıp “orman” olduğunu düşünüp basit bir genellemeyle yetiniyorum. tabii ki bunun her durumda geçerli olamayacağının da farkına varıyorum.

bulutlar gökyüzünde dans ediyor, yağmur damlaları yerçekimine dayanamayıp kendini bırakıyor yavaştan.

ve bu sırada küçüklüğüme iniyorum biraz.

küçükken manzaralardan hiç zevk almazdım. otururdum, öylece bakardım, düşünmezdim neye yarayacağını. hele denizi izlemek, zerre kadar aklımdan geçmezdi; tek istediğim denize girip yüzmekti, eğlenmekti.

ormanlara baktığımda ise tek düşündüğüm şey yeterince izlediğim ve artık gitmem gerektiğim olurdu, anlamsız bulurdum saatlerce bir yere bakmayı. şimdi daha iyi anlıyorum büyüdüğümü, beni saran düşüncelerimin bu manzaralar arasında özgürlüğe kavuşabileceğini.

dağlar, denizler, ormanlar…

sanki her bir düşüncem göğe yükselip derin bir nefes alıyor daha sonra ağaçların arasından zerrelere ayrılarak dağılıp gidiyor, o zaman hissediyorum ne kadar özgür olduğumu.

bu sırada düşüncelerimin içeriğini ise en sık insanlar oluşturuyor.

bunca kötülüğün arasında hâlâ saf kalabildik mi ya da kalabilen var mıdır?

sosyal medyada, gazetelerde ve televizyonlarda zehir zemberek haberlerden sonra akıl sağlığımızı nasıl koruyabildiğimizi ya da bunlara nasıl alıştığımızı, artık nasıl umursamadığımızı düşünüyorum.

insan neden kasıtlı olarak başka bir canlının canını yakar, bunu düşünüyorum.

doğa ana bana kendini hatırlatıyor ve diyor ki; bak işte ben burdayım, ben senin masumiyetinim. daha iyi anlıyorum onunla iyi geçinmem gerektiğini.

ağaçlara bakarak nefes alamayacaksam, gizemli ormanlarla kaplı dağlar beni birazcık ürkütmeyecekse daha ne korkutabilir ki benim ruhumu? zaten onlar yok olmuşsa, insanın hiçbir şeyden korkusu kalmamıştır diye düşünüyorum. doğa ananın kendisine sonsuz faydası olduğunu bilen insan buna rağmen doğayı yok ediyorsa hiç kendi ırkına acır mı?

dertleri düşünüyorum, bize ait olduğu kadar başkalarının da bunlara sahip olmamızda payı yok mudur?

bilemiyorum yüce dağlar, bilemiyorum.

ve ben o kadar çok şey düşünüyorum ki düşündükçe işin içinden çıkamıyorum. doğa bana elini uzatıyor ve yine diyor ki: “derin bir nefes al, çıkarsın.”

sahiden insan ırkı olarak yavaş yavaş mahvettiğimiz bu dünyada hâlâ nasıl ayakta kalabiliyoruz? hiç bilemiyorum. oturuyorum düşünüyorum saatlerce sorumluluklarımı, sorunlarımı ve sonra soruyorum kendime.

nerdeyim, ne yapıyorum?

ama cevabı her daim aynı.

bilmiyorum, bilemedim ben.

bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.

  • hayata dair

    Bu bölümde ibretlik hikayeler ve komik paylaşımları bulabilirsiniz..

    1885 takipçi
  • abone ol
  • moderatörler
    gaddarus
    hellomyfriend
    darkier
    polinezyali
    caytiryakisi
    plumerion

  • bu bölüm #karışık bölümünün alt bölümüdür.

  • bölüm kuralları

    • bölümü takip etmeyi unutmayınız..!
    • konu dışında paylaşım yapmak yasaktır..
    • reklam amaçlı paylaşım yapmak yasaktır..
    • bölüm ile alakasız paylaşım yapmayınız..
    • başlıklarınızı her zaman ilgili bölüme açınız..
    • +18 başlıkları +18 içeriği işaretleyerek paylaşınız..
    • kurallara ısrarla uymayıp tekrar eden yazarlar bölümden engellenecektir..
    • başlıklarda ve yorumlarda herhangi bir kişinin ailesine hakaret,küfür ve rencide edici içerikler kesinlikle yasaktır..
    • şahsınıza yapılan küfür-hakaret  gibi içerikleri puiv moderatörlerine bildiriniz..