4

başlama noktası - bölüm 1 - takip

üzüleceğini bildiğin halde neden gitmiyorsun ?

evden biraz uzaklaşıp girip çıkanı görebilecek ama dikkat çekmeyecek bir yer arıyorum. yolun karşısında biraz daha yüksekte olan fabrikanın otoparkı fena değildi ayrıca net olarak ev kapısını, ahırı ve ambarları görebiliyordum. duygusal olarak yada nasıl adlandırır birşeyler görmek, psikolojik olarak gerilim yaşamak istiyordum. saat 3'e yaklaştığında evin kapısından 5 kişi çıktı, bizimkiler aralarında yoktu sanırım ama ipeği montundan tanımıştım. üst katın ışığı hiç yanmamıştı bu demek oluyorki banyo üst katta ama alt kattaki oda da neler dönüyordu merak etmeye başladım, tabiki içerideki amcanın neden yalan söylediğini veya beni neden içeri alıpta ipeğin yanına götürmediğini. onlar yola çıktıktan sonra takip edip etmemek arasında kararsız kaldım ama hemen onların ardından çıkmak şüphe uyandırır diye düşünüp sigara içtikten sonra yola çıkıp eve döndüm. aklımda sürekli evin içinde ne olduğu yada neden beni oraya çağırdığı vardı. ama genel olarak sorunları fazla düşünmediğim için nasılsa öğreneceğimide bildiğimden dolayı uyudum.

saat 7:30. günaydın. gri, eskitme görünümlü, dar pantolon. düğme arkaları siyah, spor ve dar kesim beyaz gömlek. bileklik. saat. kolye. cüzdan. telefon. çakmak. sigara. anahtarlar. her şey tam ve işe gitmeye, pardon işe uykusuz gitmeye hazırım. bugünün işini düne sığdırdığım için şefimin yüzünde güller açıyor. tabiki ekibin en genç ve dinamik üyesi olduğum ve boşluğum tüm gün olduğu için iş arkadaşlarım yada iş büyüklerim onlara yardım edeceğimi bildikleri için mutlular. evrak taşımak mı bilgisayar üzerinden fatura girmek mi ? tabiki evrak taşımak, her dokturun sekteri ile kısa kısa muhabbet etmek, doktorlar ile şakalaşmak, hastalara yol göstermek, ısmarlanan kahvelerin falına bakmak, günü hızlı geçirmenin en hızlı yolu. en iyi yanı hastanedeki herkezi tanıyor olmak. çoğunun dertlerini özel olarak biliyorum. araba almak için kredi çıkartmaya çalışmak. sevgilisinin onu aldattığını düşünmeyi bahane ederek çikolata krizlerine girmek ve çikolataları sevgilisine aldırmak. masasındaki kalemleri sürekli sağda solda unutup her gün kalem almak. maaşından memnun olmamak. doktor odasında hemşirelerinde sigara içmesi gerektiğini düşünmek. ufak veya büyük ama onlarca dert ve hepsi dertleri ile mutlular. bende mutlumuyum ? sanırım evet yada mutsuz değilim diyelim mi . 8de inşaata gittim yine girişte ipek vardı sandalyenin ön iki ayağını kaldırıp duvara yaslanmış. kulaklıkları takılı ve gözleri telefona odaklanmış. karanlık bir çekiciliğe sahip. kafamı hafif bir şekilde eğip kaldırırken ufak bir gülümsemeyle selamıma son verdim. biramı açıp bizimkilerin yanına geçtim. ilk soruları dün neden gelmedin olmuştu. aslında gelmiştim oturmuştumda ama farklı kişi ile. "çok yorgunum günlerdir buraya gelirken bile kararsızım şuna bağımlı olmasam evden adımımı atmam dışarı" diyerek geçiştirmeye çalıştım ama kararlılardı. "ipeğin gözleri gece seni aradı oğlum ne dedin bu kıza bizede anlatsana yolumuza bakalım." cevap bile vermeye erinen bi kız beni neden arasın ki yada neden beni beklesin en azından insan hal hatır sorar açık kapı bırakır diye düşündüm. "gizli sırrımı açıklıyorum beyler hazır mısınız ?" diyerek bıyık altından gülümsedim. "bakın şimdi içeri girmeden önce inşaatın etrafında iki tur atıp terleyin sonra merdivenlerden inerken kollarını koşar gibi yapıp parmak ucunda inin ve tam göz göze geldiğinizde tebessüm edin." diyip bastım kahkahayı. hepsi pür dikkat dinlerken bi anda gülmekten çenelerini tutuyorlardı. çok komik değildi ama esrardan mı olsa gerek havasızlıktan mı bilmem çok gülmüştük. saat epey geç olduğundan kalkmak için hazırlandım. montu giyip kaşkolumu bağlarken. "bugün diğer tarafa gitmiyor musunuz ?" diye sordum. "yok bro orası insanın içini burkuyor kahkaha atacağımız bir yer değil ufak çocuklar falan, burası iyi, böyle güzel." ufak çocuklar mı ? esrar kullanan ufak çocuklar mı diye düşündüm kendi kendime. "ufak çocukların ne işi var orada, çok uzak değil mi ben zor giderim." diyip merakımı gülüşlerimle savuşturmaya çalıştım ama olmadı. "vay kardeşim adreside hemen almışız." diyerek ipeği gözleriyle işaret edip güldüler. "hadi işinize bakın lan sizede eğlence çıktı gece gece onu boşverinde harbiden ufak çocuklar ne alaka." diyerek ciddileştim. "mendilciler bro-." diyip devam edecekken ipek araya girdi. yine ufak bi kağıtta telefon numarası vardı. büyük ihtimalle ipeğe aitti ama tam istediğimi öğrenecekken gelmesi sinir bozucuydu. bizimkilerin numarasını verdiği için attıkları kahkahalar arasında selam verip yola çıktım. eve geldiğimde saat 4tü ve arayıp aramamak konusunda kararsızdım. uykusundan uyandırabilirdim. başkası açarsa ne diyecektim. herşeye rağmen aradım. "alo. alo ipek ? alo. sesimi duyuyor musun?" sadece nefes alma sesi gibi bir ses gelmişti. uykusunda açıp cevap vermediğini düşünüp. "umarım mesajımada uykunda cevap vermezsin :)" olarak mesaj bırakıp uyudum.

saat 8. geç kaldım. siyah pantolon. beyaz düz t-shirt. siyah yelek. koyu lacivert ayakkabı. şefim kızgın, geç kaldım ama her ne kadar geç kalsamda işimi bitireceğimi bildiği için sadece kızması gerektiğini düşündüğünden dolayı kızıyor. ama konu bu değil. 4 yeni mesaj. ipek. "kusura bakma müsait değildim."
"gece yanına gelecektim ama gelenleri kontrol etmeliyim biliyorsun :)."
"sende hemen uyumuşsun."
"iyi geceler." hemen uyumuş muyum ? ya bu kız saatin farkında değil yada sabahları uyuyor. cevap olarak iğneleyeci bir tavırla. "tek hayatım inşaat değil takdir edersin ki uyumalıyım bazen" diyip sonrasında. "günaydın bu arada" yazarak gülümsedim. akşam yediye kadar cevap yoktu. yedide ise. "uyu tabi uyku önemli ama biraz işim var gelirsen görüşüz." diyerek konuyu kapatmıştı. çok yorgundum. tüm gün iş yerinde oraya buraya koşturmuştum ama yinede merak ettiğim için gidecektim. saat dokuz da inşaata gitmiştim. merdivenlerden indim tam gözümle selam verip yanına gidecekken başka iki kişi onun yanına gidip birşeyler sorunca sadece başımla sevap verip boş bir masaya oturdum. biramı açıp sigara sarmaya uğraşırken gözümden kaçırmışım o çıkmıştı. saat on ikiye kadar kimse gelmeyince eve döndüm. "bugün çok yalnız kaldım." diye mesaj attım ve cevap beklerken uyuyakalmışım.

bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.

  • kitap

    Bazen yalnız kaldığınızda en büyük dostunuzdur kitaplar. Dili olmadan bir şeyler anlatan ve sizi olabildiğince yükseğe taşıyan yegane şeylerden biridir. Öneri, tanıtım ve düşüncelerinizi yazabilirsiniz. Abone olmayı unutmayın!

    91 takipçi
  • abone ol
  • moderatörler
    dream0
    doganturgut
    puivundik

  • bu bölüm #kültür-sanat bölümünün alt bölümüdür.

  • karalama, aşağılama vs kesinlikle yasaktır.

    şahıslar, yorumlarve siyasi düşünceler hakkında küfür yasaktır.