15

kâinat neden bu kadar büyük?

insan aslında çok küçük bunu bir kez daha hatırladım kara deliğin fotoğrafı ilk defa gösterilince. kâinat o kadar büyük ki aklımız almıyor. aklıma şöyle bir soru geliyor cenabı allah neden bu kadar büyük bir kâinat yaratmış kimsenin asla göremeyeceği güzellikler var. biraz araştırınca kâinatta hiçbir yer boş değilmiş onu öğrendim. her yerde allah'a ibadet eden mahluklar var ve onlar temaşa ediyorlar. bize de bu büyüklüğü düşünüp rabbimizin kudretini anlamak düşüyor ve daha çok sevmek. bir ölçü aleti gibi adeta ben evimi tanzim edip düzenliyorum cenabı hak koca kâinatı tanzim ediyor hemde milyonlarca yıl..
  • 1
    hukuk582 10 gün önce
    kâinat büyük değil dünya çok küçük
  • 3
    siyahmaytap 10 gün önce
    insanı düşününce ne kadar da önemsiyoruz kendimizi..
  • 2
    samurayolanmohikan 10 gün önce
    şimdi milyonlarca yıl kısmı sadece bize uzun geliyor çünkü allah zamandan bağımsızdır. aslında kaninatın bu kadar enterasan ve devasa olması allah'ın yaratma kudretini gösterir. yani kainat aslında sadece bize büyük. bize düşen ise akledip allah'ın yarattıklarını öğrenmek öğretmek düşüyor sevmek düşüyor iyi insan olmak düşüyor.
    0
    sevde 10 gün önce
    evet çok doğru yani şu da çıkıyor ki insan çok aciz ancak allaha dayanırsa bir kudrete dayanmış oluyor
    1
    samurayolanmohikan 10 gün önce
    kesinlikle yalnızca allah'a dayanmak gerek. şeyh hoca mezhep gibi mevzuları islama katmadan yalnız allah'a inanıp yalnız ona kulluk etmek gerekiyor ki yaratılış amacımızı kavrayabilelim.
  • 3
    hedap 10 gün önce
    yok mu şöyle sizin hurafecilerin rivayetleri felan araya serpiştirseydin
    2
    sevde 10 gün önce
    bir şey demiyorum çok ön yargılısınız
    0
    anarchist 9 gün önce
    lütfen bilgi kaynağınızı sorgulayın. pardon sorgulamak yasaktı :d
    -1
    sevde 6 gün önce
    (pi: islam'da sorgulama) kur'anı okumadığın ne kadar belli bir şey demiyorum sayın (pi: @anarchist)
    1
    anarchist 6 gün önce
    sevde hanım bahsettiğim şey nötr bir sorgulamama yapamamanız. tanrının varlığını, birliğini, muhammedin onun elçisi ve kuranın onun sözü olduğunu mutlak doğru olarak kabul edip daha sonra ne kadar tarafsız bir sorgulama yapabilecek olmanızdan bahsediyorum. mesela nisa 82'den bahsetmişsiniz yazınızda; aslında o kadar çok çelişki görüyorum ki ben ama size bunu idrak ettirmem imkansız. çünkü siz bunu sorgulayamaz, çelişki olduğunu düşünemezsiniz. ayrıca en az sizin kadar kuran bilgim yeteri kadar tefsir, fıkıh, hadis ve siyer bilgisine de eğitimim gereği fazlasıyla sahibim.
    -1
    sevde 6 gün önce
    bilginize saygı duyup ona göre yorumlar beklerim o zaman
    -1
    hedap 9 gün önce
    kapına o kadar çiçek bıraktık insan bir sağol der puh yazıklar olsun
  • 1
    ferhattt 9 gün önce
    insanları üreten, insanlardan önceki varlıkların oralara erişebildiği düşüncesini destekliyor.
    0
    sevde 9 gün önce
    insanları üreten derken?
    0
    ferhattt 9 gün önce
    öyle bir teori işte. insanlardan önceki varlıklar. kurandan bir kaç ayet ve arkeolojik kazılarla kanıt da sunuyorlar
  • 0
    bizanskurdu 9 gün önce
    sonunu bulamayalım diye zira küçük olsa bulurduk
  • 0
    banabubade 9 gün önce
    büyük olduğunu söyleyen kim?

  • 0
    adamlar 7 gün önce
    ya ben de değiştiğini sanmıştım :dd
  • 4
    mokoko 6 gün önce
    bir sanatkâr yaptığı bir eserini, her şeyden önce kendisi defalarca seyreder. sanatının güzelliğiyle iftihar duyar ve yaptığı bu eserini, sanattan anlayanlara da göstererek, onların hayret ve takdirlerini toplamak, kendisini onlara beğendirmek ve sevdirmek ister. hatta bu istek ve arzusunu gidermek için bazen bir sergi açar, eserlerini sergiler, bakanların kendisine teşekkür etmesini ve onu övmelerini ister. bu, her sanatkârda olan bir özelliktir.
    bu kâinata ve içinde bulunan tüm mevcudata, sanatkârın sanatını göstermek istemesi sırrı ile bakmamız gerekir. sonsuz kudret sahibi allah (c.c) kendisinde bulunan güzel sıfatlarını ve bu sıfatların yansımalarını yani; esmâ-i hüsna, güzel isimlerinin cilvelerini, gizli ve sonsuz rahmet hazinelerini, yarattığı eserlerinde hem bizzat kendisi görmek ve seyretmek, hem de başkalarına göstermek ve tanıttırmak istemiştir. bu sebeple de bu ihtişamlı kâinat sarayını, bu geniş âlemi içindeki seyirci mahlûkatla birlikte sonsuz kudret ve hikmetiyle yaratmıştır.
    kâinat yaratılmasaydı allah’ın sıfatlarının ve isimlerin o sonsuz kemali ve güzelliği bilinmeyecekti. bu bilgi sadece allaha mahsus kalacaktı. bediüzzaman hazretleri ifade eder ki; “her cemal ve kemal sahibi kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek ister.” cenab-ı hak isim ve sıfatlarının manevi güzelliklerini tecelli ettirmekle, kendi cemal ve kemalini yarattığı eserlerinde kendisi bizzat müşahede ettiği gibi, melekleri, insanları ve cinleri de bu şereften, bu lütuftan hissedar etmek istedi. allah’ın bu âlemi yaratması haşa! bir ihtiyaçtan geldiği düşünülemez. unutmamak gerekir ki; bu muazzam büyüklükteki kâinat, allah’ın arşının yanında çok küçük kalır. her şey o’na muhtaç, o ise hiçbir şeye muhtaç değildir.
    evet, allah (c.c) kâinatı kendisini tanıtmak için yaratmıştır. yaşadığımız dünya kâinata nispeten çok küçük olabilir, ama bu küçüklük içinde kâinatın büyüklüğe baktığımız zaman bu büyüklük bizlere bir hayret uyandırmalı ve allah’ın ne kadar büyük kudret sahibi olduğunu aklımıza getirmelidir. yaratılışımızın gayesi ve amacı ise hiç şüphesiz ki allah’ı tanımaktır. allah (c.c) insanı kendisini iman ile tanıması, şu kâinata hayret ve tefekkür ile bakmayı ve kendisine ibadet etmesi için yaratmıştır.
    bir ayette rabbimiz buyurur ki; “onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) rabbimiz! sen bunu boşa yaratmadın. seni tesbih ederiz...” (2)
    evet, allah şu kâinatı çok ciddi gayeler için yaratmıştır. kuran bunu şöyle bildirir: "biz göğü, yeri ve bu ikisi arasında olanları oyun olsun diye yaratmadık." (3) başka bir ayette ise "göğü, yeri ve bu ikisi arasında olanları boşuna yaratmadık." (4) buyurur.
    allah'ın yarattığı bu kâinatın ne kadar büyük olduğunu düşünmeli ve üzerinde tefekkür etmeliyiz. yukarıda da ifade ettiğim gibi, bizim için önemli olan, bu muazzam büyüklüğü tefekkür etmek ve  allah'ın sonsuz kudretini düşünmektir. böylece imanımız kuvvetlenir. şöyle bir misal verirsek; şu koskoca kâinatta içinde yaşadığımız dünya gezegeni top sahasında belki gözle görünmeyen bir toz tanesi kadar yer kaplar. daha açık ifade etmek gerekirse; kainatı bir top sahası kadar düşünelim ve bu top sahasında dünyamızın bulunduğu güneş sistemi de dahil olmak üzere, gözle görülmeyen çok küçük bir yer kaplar. işte bu muazzam büyüklük karşısında kendi küçüklüğümüzü düşünmeliyiz. kul acz ve fakrını bilmeli, yani insan acizliğini ve küçüklüğünü bilmeli ve sonsuz kudret sahibi allah'ın yarattığı şu âlemin büyüklüğünü düşünürken hayret etmeli, hayret secdesine kapanmalı ve o’na (c.c) kullukta bulunmalıdır.
    allah (c.c) tek dünya ve içindekilerini yaratsaydı ve başka hiçbir şey yaratmamış olsaydı belki insanoğlu diyecekti ki haşa! “allah tek bu kadar mı yaratmış, başka şeylere gücü yetmiyor mu” diyecekti. o halde şu âleme bakıp allah’ın nasıl sonsuz kudret sahibi olduğunu görmeliyiz ve düşünüp üzerinde derin derin tefekkür etmeliyiz. hem tefekkür etmek imanı kuvvetlendirir ve insanı sarsılmaz bir imana kavuşturur.
    konuyu daha iyi anlamak adına şöyle bir misal ile açıklık getirebiliriz; çok maharetli sanatkâr bir zat, şehrin göbeğine sanat eserlerini sergilemek için bir sergi açıyor ve sonra tüm halka duyuru yapılıyor. duyuruyu alanlar ve merak edenler gidip sergiye bakıyorlar ve bu güzel sanat eserleri karşısında hayrete düşüyorlar. sonrasında bu serginin sanatkârını merak ediyorlar, “nasıl yapmış, nasıl sergilemiş, ne güzel dizayn etmiş” diyorlar. hatta bu güzel sanat eserlerini sergileyip gösterdiği için sanatkarı görmeseler bile ismini öğrenirler, özelliklerini öğrenirler, teşekkür ederler ve onu överler. sonuçta ortada bir sanat eseri ve temaşa için açılmış bir sergi varsa bunu yapan bir sanatkârında olması kaçınılmazdır. aynen bu misal gibi her şeyi sanatlı yaratan cenab-ı hakk, kâinat sergisini açmış ve kullarını temaşa ve tefekküre davet ediyor. kâinat sergisine mana-i harfi ile yani allah'ın adı ile bakanlar hem hayret eder hemde hayretin verdiği netice ile imanları kuvvet bulur.
    evet bu muhteşem kainat kitabının elbette okuyucularına ihtiyacı vardır. kainat kitabını mana-i harfiyle okuyan akıl sahipleri, imana ve tevhide koşar hak ve hakikati görür.
  • güncel

    Güncel olan her türlü olay tarzındaki konuların paylaşıldığı bölümdür.

    22 takipçi
  • abone ol
  • moderatörler
    canki

  • bu bölüm #olaylar bölümünün alt bölümüdür.

  • paylaşılan içeriğin yeni olmasına dikkat ediniz.