efsanelerden birisi daha (mona roza)

    6
    gamzeszgin 5.6.2020 18:44
    açıkçası bu şiiri okurken pek duygulanmazdım ama hikayeler gerçekten çok tuhaf. etkileyici.
    sezai karakoç'un dört yıllık, gizli ama apaçık, büyük aşkı muazzez akkayaya yazdığı şiirin hikayesi.

    sezai karakoç, gelecekte başına geleceklerden habersiz üniversiteyi kazanması üzerine ankara üniversitesi siyasi bilimler fakültesine gider. bir zaman sonra derler başlar, normal bir yaşantı sürüp okula gidip gelmeye başlar. o zamanlar yeni bir üniversite öğrencisi olmanın heyecanını taşımaktadır. dersler devam ederken neden sonra gönlünü bir muhacir kızına kaptırır.
    bu kaptırış rüzgarın önüne katılmış bir tüy gibi hayatını da sürükleyecektir. sonu olmayan bu başlangıç ömrü boyunca sürecek bir aşkın habercisidir. kısa bir süre sonra bu aşka dayanamayıp kıza açılmaya karar verir. fakat, kızın kendini terslemesini ve ret cevabını alma riskini göze alamamaktadır ve kıza yakıştığını da düşünmemektedir. anadolu'nun bağrından gelen genç sezai karakoç'un kalbi kırılmıştır. ama bu kırgınlık fazla uzun sürmez sezai geri toparlanır ve şansını tekrar denemeyi hedeflediği aşkı yaşamak için elinden geleni yapmaya karar vermiştir.


    şairimiz dört yıl boyunca bu aşkı sessiz sedasız yaşamış, gönlünü yakmış. gün gelmiş, sene sonu olmuş. ankara üniversitesinin öğrencileri dört yılın yorgunluğu ve okulu bitirmenin heyecanıyla mezuniyet gecesinde birleşir. büyük bir kalabalık ve herkeste heyecan var tabi. genç aşık, o gün büyük bir istek ve şiir yazdığının da bilinmesi üzerine kürsüde bir şiir okumak için bulunur. ve o an gelir sezai karakoç anons edilir. kürsüye çıkan sezai, ana baba, misafir, öğretmen, öğrenci deryasına bir bakar. kalabalığın içinde aşkını arar, gönlünde yer alamadığı kusursuz sevdasını ve neden sonra başlar şiirini okumaya...


    mona roza, siyah güller, ak güller
    geyvenin gülleri ve beyaz yatak
    kanadı kırık kuş merhamet ister
    ah, senin yüzünden kana batacak
    mona roza siyah güller, ak güller

    şiir bitene kadar o kalabalıktan tek tık bile çıkmaz. oysa sezai karakoç şiirin tamamını sevdiğinin gözlerinden gözlerini hiç ayırmadan okumuştur. son kıta da başlayan uğultular, kalabalığın şiiri çok beğendiğini mırıldayan dudaklar ve bu aşk kime diye sorular sorular arasında bir kız?
    o kız ki sezai'nin gönlünün sahibi, dört yıl boyunca nasıl fark edemedim böyle bir aşkı dercesine kalabalıktan sıyrılıp kürsüye yaklaşır. ve bağırarak" seni kabul ediyorum" der. fakat, gurur aşkın önüne geçmiştir. sezai, bu seferde ben seni kabul etmiyorum diyerek arkasını döner. ne kadar yürekten söylediği tartışılsa da gönül susmuş dudaklar konuşmuştur. genç şair sezai karakoç, o günden sonra bir daha kızı görmemiştir. o kız muazzez akkaya'dır.

    evet saçma bir şekilde bazı kaynaklarda muazzez akkaya'nın olaydan sonra intihar ettiği var ancak bu yanlış bir bilgidir.

    şiiri de şöyle bırakayım.
    bir de beşliklerin ilk harflerine bakarsanız çok hoş bir ayrıntıyla karşılaşacaksınız. :)

    mona roza, siyah güller, ak güller
    geyvenin gülleri ve beyaz yatak
    kanadı kırık kuş merhamet ister
    ah, senin yüzünden kana batacak
    mona roza siyah güller, ak güller

    ulur aya karşı kirli çakallar
    ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
    mona roza, bugün bende bir hal var
    yağmur iğri iğri düşer toprağa
    ulur aya karşı kirli çakallar

    açma pencereni perdeleri çek
    mona roza seni görmemeliyim
    bir bakışın ölmem için yetecek
    anla mona roza, ben bir deliyim
    açma pencereni perdeleri çek...

    zeytin ağaçları söğüt gölgesi
    bende çıkar güneş aydınlığa
    bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
    seni hatırlatıyor her zaman bana
    zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

    zambaklar en ıssız yerlerde açar
    ve vardır her vahşi çiçekte gurur
    bir mumun ardında bekleyen rüzgar
    ışıksız ruhumu sallar da durur
    zambaklar en ıssız yerlerde açar

    ellerin, ellerin ve parmakların
    bir nar çiçeğini eziyor gibi
    ellerinden belli oluyor bir kadın
    denizin dibinde geziyor gibi
    ellerin, ellerin ve parmakların

    zaman ne de çabuk geçiyor mona
    saat onikidir söndü lambalar
    uyu da turnalar girsin rüyana
    bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
    zaman ne de çabuk geçiyor mona

    akşamları gelir incir kuşları
    konar bahçenin incirlerine
    kiminin rengi ak, kimisi sarı
    ahh! beni vursalar bir kuş yerine
    akşamları gelir incir kuşları

    ki ben mona roza bulurum seni
    incir kuşlarının bakışlarında
    hayatla doldurur bu boş yelkeni
    o masum bakışlar su kenarında
    ki ben mona roza bulurum seni

    kırgın kırgın bakma yüzüme roza
    henüz dinlemedin benden türküler
    benim aşkım uymaz öyle her saza
    en güzel şarkıyı bir kurşun söyler
    kırgın kırgın bakma yüzüme roza

    artık inan bana muhacir kızı
    dinle ve kabul et itirafımı
    bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
    alev alev sardı her tarafımı
    artık inan bana muhacir kızı

    yağmurlardan sonra büyürmüş başak
    meyvalar sabırla olgunlaşırmış
    bir gün gözlerimin ta içine bak
    anlarsın ölüler niçin yaşarmış
    yağmurlardan sonra büyürmüş başak

    altın bilezikler o kokulu ten
    cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
    bir tüy ki can verir bir gülümsesen
    bir tüy ki kapalı gece ve güne
    altın bilezikler o kokulu ten

    mona roza siyah güller, ak güller
    geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
    kanadı kırık kuş merhamet ister
    aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
    mona roza siyah güller, ak güller.
  • 3
    horseman 5.6.2020 19:10 ~ 19:10
    her kıtanın ilk harfini birleştirince ortaya 'muazzez akkayam' çıkıyor
    1
    gamzeszgin 5.6.2020 19:33
    (şfrsizemoji)
  • 1
    incekalem049 5.6.2020 19:12
    emeğine sağlık :) +
    1
    gamzeszgin 5.6.2020 19:33
    teşekkürlerr:)) +
    1
    incekalem049 5.6.2020 19:51
    rica ederim :) +
  • 1
    tahref156 5.6.2020 22:14
    muazzez’i bilmem ama sezai karakoç halen yaşamaktadır. :)
    0
    gamzeszgin 5.6.2020 22:24
    muazzez hanım'ın da hala yaşadığı ve amerikada oturduğu söyleniyor ne kadar doğru bilemiyorum tabi. :)
  • 1
    argent 6.6.2020 00:04
    zambaklar en ıssız yerlerde açar...
    1
    gamzeszgin 6.6.2020 01:07
    ve vardır her vahşi çiçekte gurur.