iç sesim

    7
    ghostrider 9.9.2019 16:06
    profilimde dolaşırken, yazdığım şiir, deneme, öykü vs. arasında, en çok öykü dalında kendimi okunmaya değer buldum. şiirde hep bir şeylerim eksik, denemede çalışırsam başarılı olabilirim; fakat öykü yazarken, içine kendimi de biraz olsun katabildiğim için olsa gerek, kendimde bir şeyler gördüm. egom tatmin olduğu için mi, yoksa kendimi bir yerlere ait hissetmediğim için öykülere dahil ettiğimden mi; bilmiyorum.

    acımı, sevincimi, kederimi en iyi öyküde dışarı vuruyorum. şiire düşkünüm, bunu inkar edemem. inkar edememekle birlikte; düşkünlüğümün peşinden mi gitsem, yoksa ileride bir şeyler başarabileceğimi hissetiğim bir düşün peşinden mi gitsem, bilemiyorum.

    iki şeye birden bulaşırsam ikisi birden yok olur; birine tutunursam bir ihtimal o var olur. ne yapmam lazım sorusu bir süre zihnimi bulandıracak galiba.

    esasında kararsız bir insanımdır. hangi rengi seviyorsun, diye sorduklarında mavi ve yeşil derim. turkuaza da boş değilimdir. özellikle sevdiğim bir yemek yoktur, kendime ait anlamlı bir şeyim yoktur.

    bu kararsızlık aidiyet duygusundan galiba. düşününce, kendimi bir yere ait hissetmiyorum. hatta korkuyorum. ne yani yeşili seviyorum diye maviyi sevmiyeyim mi? tek birini nasıl sevebilirim? yeşil doğayı, mavi gökyüzünü anımsatıyor; turkuaz ikisinin kardeşliğini...

    bu karmakarışık ruh haliyle kendi kendime soruyorum: sen kimsin be adam?

    ben kimim? hakikaten ben kimim? az önce öykü ve şiir üzerine düşünürken, anlamsız bir bağlantı ile aidiyet ve kararsızlık kavramlarını kafa kafaya getiren bir davlkavuk muyum? ya da daha da ilginçi bunları yazarken kendini zeki hisseden bir birey miyim?

    ben birey miyim? soru üstünr soru. o kadar karışık bir kişiliğim ve karakterim var ki, kendi kendime sorular sorarken, beynimin bilmediğim derinliklerine iniyorum. halbuki, az önce roman ve şiir yazmaktaki kararsızlığımı konuşuyordum.



  • 0
    ghostrider 9.9.2019 19:45
    "kendime ben birey miyim?", diye sormuşum. birey olup olmadığıma karar vermek için, bireyin ne olduğunu kavrayabilmem lazım.

    ilk anlamı, "kendine özgü nitelikleri olan ve bunları yitirmeden bölünemeyen tek varlık."

    ikinci anlamı, "toplumu oluşturan kişi."

    ikinci anlamı karşılıyorum; ilk anlamda biraz duraksıyorum. kendime özgü olan niteliklerimi düşünüyorum. ne yapabilirim ben? güzel top oynarım. bu bir nitelik mi? bilmiyorum. o yüzden "nitelik" kelimesinin köklerine iniyorum.

    bir şeyin, iyi ya da kötü; güzel ya da çirkin oluşuna nitelik diyoruz. futbol oynamak bana göre iyi bir şey olduğu için, buna nitelik diyebilirim. fakay bu yeterli değil.

    birey olmak için başka ne yapmam lazım? insanlarla güzel konuşabilmem lazım. güzel nedir? hoşa giden şeye güzel deriz. benim konuşmam ya da insanlarla iletişime geçmemin hoşa gider bir yanı var mı? bence yok. gerçekçi olmak gerekirse güzel konuşamıyorum.

    o zaman ben toplumun belirlediği birey statüsünü bile karşılayamıyorum. mantıken güzel konuşamıyorsam iletişim gücüm zayıflar, toplumun gözünde maddesel olarak var olurum. toplum için birey olabilmek için bundan fazlası lazım.

    o zaman birinci ve ikinci anlamıyla ben bir birey değilim. ikinci anlamda bile bir birey değilim.

    o halde, ben kimim?
  • 0
    ghostrider 21.9.2019 03:17
    en son "ben kimim?", diye sormuşum. kendimi tanıyor muyum? bu sorulara cevap bulmadan yaşamımı sürdüremem.

    kim olduğumu öğrenmek için, kendimi tanımam lazım.

    on dokuz yaşındasın, kitap okuyorsun, kıt kanaat geçiniyorsun, bir kaç arkadaşın ve ailen var... başka neyim var? düşünüyorsun. evet, sürekli düşünûyorsun. bir zamanlar sık sık, şimdilerde nasiren düşündüğün birini hatırlıyorsun. buda nadiren, deyip geçiyorsun.

    kim olduğumu, kendimi tanıyıp tanımadığımı sormadan önce, sormam gereken şeyi sormadım; özüme inmeyi unuttum. insan mıyım?

    insan olmanın nitelikleri nelerdir? -bilmediğim, duymadığım o kadar cevap var ki, soru sormadan ilerleyemiyorum hayatımda.-

    bu çok öznel bir soru. kimine göre iyi olmak yeterlidir, kimine göreyse iyinin ötesinde başka şeyler vardır. mesela, paran olmalı. yüksek mevkilerde olman şarttır kimine göre. okuman lazım; dört yıl, altı yıl... bunları yaptığı zaman insansın "kimine göre". kim o "kimine göreler"? insan mı?

    insanı, statüye göre insanlık derecesine ayıranlarda var. mesela, iki yıl okursan ön lisans, dört yıl okuran lisans, iki yıl daha okursan doktorluk ünvanı alırsın. sanki yeteneğimizi ve becerilerimizi bunlara borçluymuşuz gibi. onlara göre bir tez mezunu, lisans mezunundan daha insandır. çünkü o altı yıl okudu, öteki dört yıl.

    onlara göre ben insan değilim; ama olabilirim. onlara göre insan olmak istemiyorum, kendimi iyi hissettiğim zaman insan olduğumu hissettiğim zamandır. yani, belki de doğarken zaten insandım. insan olmak için yirmi yıl okumama gerek yoktu.

    o zaman insanım. çünkü kendimi hep iyi hissederim; cebimde para olmadığında, yalnız ve mutsuz olduğumda mutluyumdur içten içe. mesela, az önce kendimi kandırdım. kendi kendini kandıran birini insan denebilir mi?

    insan değilim.
  • yazmak üzerine

    deneme, makale, fıkra gibi konular hakkında yazıların yazıldığı bölümümüzde amaç öğretmeyi ve bilgilendirmeyi gütmektedir.

  • =>konu dışına çıkılması yasaktır.

    =>paylaşılan yazılar bölümle alakasız ise kaldırılır. 

    =>+18 paylaşımlarda +18 ibaresi işaretlenmelidir.

    =>küfür, hakaret vb. söylemler kesinlikle yasaktır.

    =>yazarlar uzman olduğu veya deneyimi bulunduğu konular hakkında yazılar yazmalıdır.

    =>yazılan yazının mutlaka bir başlığı olmalıdır.