3
tūketim kūltūrū içinde sıkışan birey
birey, sosyal ve bireysel yaşamı içerisinde neyi tanımlar ya da neyi ifade eder? istekler, arzular konusunda felsefi olarak őzellikle uzakdoğu felsefesinde düşünceler üretilmiştir. ȍrneğin budizme gőre istek ve arzular bırakılırsa, acılar sona erdirilebilir. barış ve huzura ulaşılabilir. bunu budizm, nirvana’ya ulaşmak olarak adlandırıyor.

kişi, gerçekte yaşamında neyi ister? kuşkusuz kişinin kendi sosyal yaşamına yőnelik çeşitli arzuları, istekleri vardır, ancak bu arzular ve istekler, gerçekte kendi arzu ve istekleri midir, yoksa sistemin ona dayattığı istek ve arzular mıdır? bugün insanlar cep telefonlarını değiştirince mutlu olabiliyorlar, ya da mutlu oldukları yanılsamasını yaşıyorlar. günümüz dünyasında birey, kapitalist sistem tarafından yőnlendirilmekte, gerçekte ne istediğini bilmemekte ve hiçbir şeyden tatmin olmamaktadır. en çok nesneye sahip olduğunda, en az mutlu olmaktadır. sahip oldukça, tükettikçe aslında kendisini de tükettiğinin farkında bile olamayacak kadar kendisine yabancılaşmıştır.

tüketim kültürü, bireyin istek ve arzularını da kendi iradesi dışında yőnlendirmektedir. sistem, bireyde, çeşitli araçları kullanarak bir tüketme isteği, arzusu oluşturur. tüketme kültürü günümüzde kapitalizmin geldiği nokta itibarıyla sınırsız derece de artmıştır. bu tūketim kapitalizminin oluşturduǧu bir kūltūrdūr. ȍrneğin bazı insanlar tanıyorum, dizüstü bilgisayarı sorunsuz çalıştığı halde, bir markanın son model ürününü satın alıyorlar. aslında yeni bilgisayara ihtiyaçları yok bu kişilerin. ya da yine cep telefonları sorunsuz çalıştığı halde, yine son model bir cep telefonu satın alıyorlar. işte bu tüketim kültürü, kapitalizmin bireye verdiği ve onda oluşturduğu bir yanılsamadır; sahte istek ve arzuları kamçılayarak onu tüketmeye, yeniden tüketmeye yőnlendirir. yani aslında kişinin ihtiyacı olmayan bir meta, onun tarafından satın alınıyor. kişi, gerçek ihtiyacı olan şeyler yerine, gerçekte ihtiyacı olmayanları satın alıyor. bőylece kapitalizm de, bir sistem olarak geçerliliğini sürdürüyor.

sistemin tamamen kontrolünde olan insan yaşamı őzünde acıklı bir tiyatro oyunu ya da bir filme benziyor. tiyatronun sonu ise hep şőyle bitiyor, “son”, “the end” ya da “fim”, őtesi yok.

nietzsche,”umut, kőtülüklerin en kőtüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır.” der.

umut bazen acıdan, őlümden başka bir şey getirmez, ancak umutsuz da yaşanmaz.

kapitalist sistemde bir vida kadar işlevi olmayan birey, istek ve arzuları tatmin etmeye yőnelik eylemde bulunmadan őnce, “kimim ve gerçekte ne istiyorum” sorusunu sormazsa, yaşamı hayal kırıklıkları ve yanılsama üzerine kurulu olacaktır. o, gerçekte kendi yaşamını değil de, sistem tarafından ona sunulan yaşamı, robotik bir şekilde yasayacaktır.

o zaman insan neyi umut edeceğini iyi bilmeli ve bunun gerçekleşmesi için mücadele etmeli. mücadeleden yoksun bir umut boştur ve bir hayalden őteye uzanmaz.

bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.



  • bildiğimi bil

    Bildiklerimiz anlatıyoruz düşündücelerimizi yazıyoruz. ufkumuzu açalım

    8 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    keyiftuccari

popi yükleniyor...

popi yükleniyor...

pupu yükleniyor...

pupu yükleniyor...

tepe yükleniyor...

tepe yükleniyor...