• 0
    oxygen 6 ay önce
    kahrolsun kapitalizm :d gerçekten de kapitalizmi insanlar bildiklerinden değil sadece duydukları yeni bir kelime olduğu için onu başka şeylerle karıştırıyorlardı. öğretici bir video olmuş.
    1
    sadurra 6 ay önce
    aynen. komünist yok herhalde puiv'de. hala ''ya bi saçmalamayın bu ikisi kardeştir'' tepkisi almadım.

    ama gel gelelim bugün güçlü olmak için kapitalist ve güçlü olduktan sonra emperyalist olmamızı isteyen, güce tapan ve kendine 'liberal' diyen bir kesim var. kapitalizmi karşı olanlar kadar bu yavşaklar da bilmiyorlar. güya özgürlük savunucusu bu arkadaşlar 'güç' söz konusuysa biat'ın amına koyarlar mesela.
    kardeşim desenize adam gibi ''biz serbest piyasa ekonomisini savunuyoruz çünkü para bizde. kalite falan da sikimizde değil. özelleştirmeleri savunuyoruz çünkü eşi dostu tanıdığı zengin yapmak gibi planlarımız var. her şey bizim tekelimizde ama özel olacak. devlet de arkamızda nasıl olsa'' diye.

    (pi: sınırlar sadece bir devlet uydurmacasıdır -adam kokesh) videosunda da bu bahsettiğim güce tapan özgürlük karşıtı ama 'serbest' yavşaklardan, yani devletlerden bahsediliyor. meraklısına.

  • 1
    lethe 6 ay önce
    kapitalizm iki tarafın gönüllü olmasıyla gerçekleşen ticaret denmiş. buraya kadar güzel. ama orada sadece iki kişi var. toplumlarda bu şekilde yürümüyor işler. kazanılan paralar tahminimce ve basitçe (her ayrıntıya girmeden) büyükten küçüğe şu sırayla:

    1. ürünü üreten şirketin yüksek mevkileri
    2. gemide çalışan yüksek mevkidekiler
    3. getirilen ürünü satın alan veya alanlar
    4. gemideki elemanlar
    5. en başta ürünü toplayan işçiler

    bu kısım hatalı falansa da önemli değil anlatmak istediğim nokta bu değil. tahmin edilebileceği gibi ürünü toplayan işçiler çok az para kazanıyorlar ve ağır şartlarda çalışıyorlar. isterlerse çalışmayabilirler. ama çalışmak zorundalar çünkü yaşamak için başka şansları yok. bir yerden para kazanmaları lazım. orada çalışmaları gerekmiyor, ama onların durumunda başka seçenekleri yok veya diğer seçenekleri gerçekleştirmeleri zor. bu durumda gönüllü (!) olarak işlerini kabul etmiş oluyorlar işte. gerçek anlamda bir sömürü değil, silah zoru yok. ama yapmak zorundalar.

    şehir hayatında da aynısı var şu an. işsizlik var ve maaş düşük. kişi işten çıkamıyor. neden? çünkü işsizlik dolayısıyla yeni iş bulması çok zor. maaşın yükseltilmesine gerek duyulmuyor. neden? çünkü o işi mecburiyetten ancak gönüllü (!) olarak kabul etmek isteyen birçok insan var. kazanan yine şirket sahipleri ve hemen altlarındaki mevkiler. kaybeden ve çırpınan her zaman en aşağıdakiler. işsizlik olması şart değildir de. arz talep ilişkisiyle açıklanabilir bu durum. eğer çok az mühendis ve çok fazla doktor varsa, sonradan gelenler gönüllü (!) olarak mühendis olacaklardır. mühendislik ve doktorluk dediğim için pek de kötü görünmüyor olabilir. ancak aynısını çiftçilik için düşünün. kimse çiftçi olmazsa üretim azalacağından maaşlar düşecektir, diğer işlere yönelindiğinden işsizlik artacaktır ve sonradan gelenler para kazanma mecburiyetiyle çiftçi olma mecburiyetinde kalacaklardır. şartlarda zor tabi, ama birisinin işi yapması lazım.

    işte bu sömürüdür. modern kölelik diyoruz ya, o işte. dolaylı yoldan bir sömürü. daha masum hali. böyle bir ekonomi düzeninde zengin oldukça fakir de olmaya devam edecektir. fakir insan ne denilirse denilsin sömürülen insandır. hiç kimse hayatını ekonomik sorunlara kafa patlatıp istediklerine sahip olamayıp hayalini kurmakla geçirmek istemez.
    2
    sadurra 6 ay önce
    öncelikle en başta iki kişiden bahsediyorsun. fakat video'da diyor ki: ''eğer gerçekten kapitalist olsalardı bir çok şirketin gönüllü olarak ve rekabet içinde ticaret yaptıkları bir ortam oluşmuş olurdu''. yani toplum içerisinde sadece bir kaç kişinin ticaret yapıp geri kalan insanların o iki kişinin işini yapması gibi bir durum söz konusu değil.

    işçilerin çok zor şartlar altında çalışması ve az paraya çalışması gerçekten iğrenç bir durum. bunun farkındayım. yani ben bir çok kişinin 'işçinin çalışmak kaderinde vardır o yüzden çalışır. ne verebiliriz ki?' mantığıyla çalışmıyorum. özel şirketlerin işçi çalıştıracağız diye köle çalıştırması olayı da gayet haklı bir savunma. fakat bu konu da sunulan çözümlerin tatminsizliği söz konusu. açayım biraz.

    devletin vergi politikalarını biliyorsun. her şeyin vergisi bizden alınıyor ve bu vergiler gereğinin fazlası olarak alınıp adeta devlet tarafından bir 'soygun' söz konusu. benim sorum şu. devletin ticarete karışmadığı bir sistemde işçinin rahatlığı ne olacaktır? ticarete karışmamak derken öyle ticaret yapan insanları saldım çayıra mevlam kayıra bırakmaktan bahsetmiyorum. devletin ticaret yapmamasından bahsediyorum. örneğini vereyim. bu ülkede fırıncılar var. fırıncılar ekmeği üretiyor ve belirli bir kâr ile satıyor. sonra devlet tutuyor, bizim fırıncılara rakip oluyor. 'halk ekmek' diye bir şey çıkarıyor. ekmeği daha ucuza satıyor. ucuza mâl ettiği için mi? hayır. devlet olduğu için. fırıncıdan aldığı vergiyle halk ekmeği kurup fırıncıya rakip oluyor. bu devletin dolaylı yoldan 'ben güçlüyüm. ve gücümün kaynağı olan parayı rakip olduğum fırıncıdan alıyorum.' demesi. burada çok saçma bir sistem ve adaletsizlik söz konusu gördüğün gibi. peki işçinin burada olayı ne? fırıncıda ekmeği üreten işçi mi daha kârlı oldu yoksa halk ekmeği üreten işçi mi? halk ekmeği üreten işçi. iyi de diğer işçinin emeğinin amına koydun sayın başkan? geldin o işçiden aldığın vergiyle adamın ekmeğine kondun. peki devletin karışmadığı sistemde ne olur? rekabet ortamının belirlediği kaliteyle hem tüketici yiyeceği ekmeği kendisi seçmekte özgür olur hem de 'tek güçlü' bir fırıncıya çalışmayan diğer fırınlardaki işçiler emeğinin karşılığını alabilir. şimdi şu soruyu sorman çok doğal: ''iyi de o fırıncılar bir olup ekmeği üreten işçiye paralarını vermezlerse?'' işte bu nokta da devlet devreye girecek. daha doğrusu hukuk. bağımsız yargı bu konuyu enine boyuna düşünecek ve getirdiği kanunlarla işçinin ezilmesine engel olacak. bunun için de hukukun üstünlüğünü kabul etmiş bir ülkeye ihtiyacımız var. devletin görevi budur. güvenlik ve adalet. vatandaşın vergiyle anasını ağlatmak değildir görevi.

    sen bugün kontrolsüz bir şekilde suriyelileri alırsan ülkeye, kendi işçine zarar verirsin. bak dikkatini çekerim. almasın demiyorum. ''kontrolsüz'' alırsan.

    oy toplamak için asgari ücreti arttırdılar. yahu asgari ücret artarsa işsizlik aynı oranda artar kardeşim. mesele bu kadar basit. şimdi de oyu toplayıp 1007 tl'ye geri indiriyorlar. al sana devletin işçiyi düşünme kapasitesi.

    bahsettiğin zorunlu gönüllülüğü yapan şey devletin ta kendisi. serbest ticaret değil yani.

    şimdi böyle yapan devlet, işçi haklarının çözümü olarak ortaya sunulan 'komple yetkiyi' eline alınca ise benim gözümde korkunç bir tablo beliriyor.
    sadurra tarafından 6 ay önce düzenlenmiştir.
    2
    lethe 6 ay önce
    teşekkürler açıklaman için :) iki kişi olayını arada çıkan animasyonların yanılttığını düşünerek söylemiştim. verdiğin örnek (3. paragraf) daha önceden üstüne kafa yormadığım için fark etmemiş olduğum bir şeydi. bu konu hakkında bilgilenmiş olmam iyi oldu. son yazdıklarında da güzel şeylere değinmişsin.

    senin yazdıklarına karşılık olarak değil, konu hakkındaki kendi -yorumlarımı değil- düşüncelerim devletin ve politikacıların amacından sapmış olduğu yönünde. yönetimi ele geçiren, yön veren; kurum, iş adamları veya politikacılar her zaman ceplerini düşünüyorlar, düşünecekler. bunun örneklerini günümüzde görüyoruz zaten, birçok defa gördük de. yazdıkların da bunlardan sadece biri. saray işine falan girmiyorum bile.

    ancak zorunlu gönüllülük olayıyla alakalı hala anlamadığım bir şey var. dediğin de işsizliği ortaya çıkaran sebeplerden ancak bir meslek gurubundan fazla insan olursa mecburen diğerine yönelmek zorunda kalınacak. kısaca bu sistem devam ettikçe birileri mutsuz olacak. kimseye doğar doğmaz mimar diye etiket yapıştırıp ona göre eğitemezsiniz zaten. bireyin kendi karar vermesi gerekir ancak kişiler bunlara kendileri karar vereceklerinden her zaman bir yerde eksikler ve bunları tamamlaması gereken mağdurlar olacak. söylediklerim doğal ve normal gibi görünüyor, çözümsüzmüş gibi geliyor kulağa. örneğin doktorluğa çok talep olduğunda doğal olarak eğitiminin görülmesi için yapılması gerekenlerin de zorlaştığının farkındayım. ancak bu atanamayan öğretmenlerin vs olduğu gerçeğini değiştirmiyor. bu entropiye benziyor. sürekli bir düzensizlik oluşuyor. bana kalırsa her bireyin yaşamak istediğini yaşayabilmesi çok önemli, ve bunu devlet veya herhangi bir şirkete bağlı olmayarak (hayatının düzeninden bahsediyorum) gerçekleştirebilmesi gerekiyor. ütopik, ama ben bunu isterim. çözümünün de devletle olacağını sanmıyorum, bana kalırsa çok daha geniş düşünmek gerekiyor.



    2
    sadurra 6 ay önce
    ''bana kalırsa her bireyin yaşamak istediğini yaşayabilmesi çok önemli, ve bunu devlet veya herhangi bir şirkete bağlı olmayarak (hayatının düzeninden bahsediyorum) gerçekleştirebilmesi gerekiyor. ütopik, ama ben bunu isterim.'' buna yüzde yüz katılıyorum. bu kullandığın cümle zaten özgürlüğün temeli olan bir cümle. ben bunu her zaman söyledim. ve sonuna şunu da ekledim: ''bu ütopik mi geliyor? eğer özgürlüğün önüne bağlanmış ipleri koparamıyorsak, en azından o ipleri gevşetelim'' bu ne demek?

    hani diyorsun ya. ''yön veren her zaman cebini düşünüyor'' diye. bu engellenemiyor değil mi? ne yaparsak yapalım biz yönetenleri adam edemiyoruz. o zaman iki seçeneğimiz var. ya yönetimi kaldıracağız (bu ütopik gelen öneri) ya da yönetimi sınırlandıracağız. o yüzden devletin bir kaç konu dışında çoğu şeye karışmamasını istiyorum. çünkü devlet başlı başına ''güç'' demek. herhangi bir ideolojinin getirdiği hükümet bunu değiştirmiyor. 'güç' gösterisi yapılıyor bireylere karşı başka hiç bir şey değil.

    entropi örneğin çok güzel. sürekli düzensizlik oluşuyor. ama entropi bize ne diyor? ''düzensizliğin içindeki düzeni görmelisin'' ve biz ''düzen'' takıntımız yüzünden ''düzensizlik'' gibi bir nimeti harcıyoruz. anarşi dediğimizde aklımıza gelen şey, düzensizliğin dizginlediği bir düzen değil, elinde molotoflarla sağa sola saldıran insanlar.

    ve yine söylediğin bir şey. ''böyle olmaya devam edecek''. öyleyse insanın tabiatına aykırı bir sistem sunmak yerine, insan tabiatına uygun daha ılık bir sistem sunmak gerekiyor. anarşizm yerine minarşizm gibi. çözüm sunmak istediğimizde eşyanın ve insanın tabiatına aykırı şeyler söylersek bu bizi sadece ''aykırı'' yapar, çözüm sunmuş sayılmayız.

    ha gel gelelim ben insanların ''ütopya'' dediği düzensizliğin insan tabiatına en uygun şey olduğunu düşünüyorum. bunu da açmama gerek yok sanırım, sen beni anladın.

    ve son cümlelerin. ''çözümün devletle olacağını sanmıyorum, geniş düşünmek gerekiyor.'' ben bu konuda en geniş çözümün ''devletsizlik'' veya ''yönetimsizlik'' veya ''az yönetim'' olduğunu düşünüyorum. bizler evrimsel süreç içerisinde zekası en gelişmiş canlılarız. koyun değiliz, güdülmeye ihtiyacımız yok. sadece insanız, adalete ihtiyacımız var. yönetimse adaletsiz olmak için elinden geleni yapıp bizi gütmekten başka hiç bir şey yapmıyor.



    0
    lethe 6 ay önce
    gerçekten çok güzel ifade etmişsin. şu an benimle aynı düşünen birini bulduğum için çok mutlu hissediyorum :) ben asla bu kadar iyi ifade edemezdim.
    0
    sadurra 6 ay önce
    ben de hiç ithamda bulunmadığın için teşekkür ediyorum :) genel de bir kaç kişi dışında dinleyen pek olmuyor ve bunu anlatmak istediğimizde ''yavudi misin sen e gardaşım?'' gibi alakasız ve komik tepkiler alıyoruz :) ve favorim olan ''vatan haini'' tepkisini. böyle ithamsız tartışmalar hala bir yerlerde birilerinin bir şeyler anlayabildiğini gösteriyor.
  • 2
    keyiftuccari 6 ay önce
    (pi: @lethe)(pi: @sadurra) beyler bu konuşmalarınız puive ağır gelmesin.şaka maka sohbetiniz hosuma gitti bölmek de istemedim :

    bende sunları şöyle bırakıp ilerliyim

    (pi: modern zaman tuzağı; ‘sevdiğin işi yap’)
    (pi: bir orta sınıf mücadelesi; kariyer!)
    keyiftuccari tarafından 6 ay önce düzenlenmiştir.


  • video

    17 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    uye

    serbestdusunur
  • doğrudan video paylaşınız.

popi yükleniyor...

popi yükleniyor...

pupu yükleniyor...

pupu yükleniyor...

tepe yükleniyor...

tepe yükleniyor...