6
‘erdoğanizm’le beraber islamcılık devletleşiyor
‘erdoğanizm’le beraber islamcılık devletleşiyor


abd’nin saygın üniversitelerinden stanford’da osmanlı ve islam dünyası tarihi dersleri veren ali yaycıoğlu, türkiye’de siyasal islamcılığın kökenlerini en iyi bilen isimlerden biri. akp’nin siyasal islamcı kimliğini konuştuğumuz yaycıoğlu, bugün türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi durumu “islamın devletleşmesi” olarak tespit ediyor. yaycıoğlu bu “yeni” islamcılığa ise “erdoğanizm” diyor.

bugünün siyasal islamcı ideolojisinin köklerini nerede aramak lazım?

17. yüzyıldan itibaren toplumsal pratikleri yoğun şekilde eleştiren ve toplumu terbiye etmek isteyen aktivist bir islamcılığın ortaya çıktığını görüyoruz. iki ana kolu var sanırım. birincisi, 16’ncı yüzyılda yaşamış ibn teymiyeci mehmed birgivi’yi takip eden ve 17’ncı yüzyılın önemli bir toplumsal hareketine dönüşen kadızadeliler. toplumda yüzyıllardır oluşan gelenek ve pratiklerin islami olmadığı eleştirisi getirmişler. hedeflerinde kahve içme, raks etme, tütün çekme gibi yaygınlık kazanan pratikler var. diğeri ise nakşibendi - müceddi - haledi hareketi. 18’nci yüzyılda osmanlı’daki siyasi ve dini kültürü derinden etkilemiş. şer’î prensipler ışığında, şeyh-mürit ilişkisiyle ümmeti terbiye etmeyi amaçlar. iki akımı da 18. yüzyıl sonunda meşhur nizam-ı cedidcilik, sonra ıı. mahmud reformu içinde görüyoruz. nizam-ı cedidcilik bir batılılaşma hareketi olduğu kadar aynı zamanda islami bir reform hareketidir.

ordu ve islamcılar arasındaki ilişki nasıl kuruluyor?

18. ve 19. yüzyıllardaki askeri reform ve askeri mühendislikle, toplumu disipline etmeye çalışan islamiyet arasında ciddi ilişkiler var. askeri reformda önemli olan matematiktir. matematikte doğru-yanlış vardır, müzakere alanı yoktur. selefi, kısmen de nakşhibendi-müceddidi hareketinde, müzakere alanı daralır. doğru ve yanlış, toplumsal müzakere ile belirlenmez. bu şekliyle reform içine entegre edilmiş islami bir söylem vardır. 18. yüzyılda başlar ve 1908’e kadar devam eder. ordu’nun laikleşmesi oldukça geç bir olgu.

mühendislik ve selefilik ile nakşilik arasındaki ilişki ayrıca çok enteresan. askerî bilimler ve ordu yirminci yüzyılda sekülerleşir ama mühendisler arasında islami, hatta selefi akımlar, gücünü yüzyıl boyunca devam ettirir. necmettin erbakan’ın mühendis olması ve o’na saygı duyanların o’na hep “prof. dr. necmettin erbakan” olarak hitap etmesi tesadüf değil.

bu yakınlığın nedeni nedir?

genel görüşün aksine siyasal islamcılar akli bilimleri önemserler. tabii, akli olanın sınırlarını kendileri çizmek şartıyla. akli metodları, ki bunların başında mantık gelir, kendi inanç sistemleriyle entegre etmişlerdir.

‘islamcılar devletle yakın ilişkiler kurdu’
erdoganizm-le-beraber-islamcilik-devletlesiyor-144702-1.

peki siyasal islam nasıl gelişiyor?

18’inci yüzyılın sonlarından beri püriten islami söylem modern ve siyasi bir dil geliştirmeye başlıyor. osmanlı modernleşmesi islami bir modernleşme hareketidir ve hareket içinde püriten islami ve toplumu islami kodlar ile terbiye edici bir söylem vardır. bu 1790’larda iyice gözle görünür hale gelir. 19. asır boyunca devlet ile islamcılık arasındaki ilişki kâh geriler kâh yoğunlaşır. 1925’ten sonra, radikal bir laikleşme hareketi başlar ama 1950’lerle tekrar islami akımlar, çok değişmiş ve yıpranmış bir şekilde devletle yeni bir ilişki kurmaya başlar. islami tecdid ve ihya, devletle beraber yapılır. onu yıkarak değil, ele geçirerek.

ya islamcıların kendisi devlet olursa?

bilmiyoruz henüz, şimdiye kadar hiç olmadı. belki şimdi bu dediğinizi yaşıyoruz.

islamcılar devlet içinde koalisyonun ortağıydı ve devleti şu ya da bu şekilde etkileme, devlet için gizli ya da kapalı kadrolaşma amacı güderlerdi. soğuk savaş’ta islamcılar, milliyetçilerle beraber, abd ve nato’nun yanında saf tuttular. uzun süre yine de asıl güçlü kesim hep bu milliyetçilikten çok uzak durmayan, anti-komünist milliyetçi-mukadesatçı, türkçü-islamcı kesim oldu. necip fazıl bu çizgiyi popülist bir tarzda başka bir noktaya çekti. iran devrimi, “islam devrimcisi” diye bileceğimiz anti-emperyalist, anti-amerikan, anti-israilci bir islamcı kanalın ortaya çıkmasını sağladı. bir ara islamcılık arasındaki mücadele abd ve türkiye’de merkez sağa daha yakın duran nurcular ile islam devrimcileri arasında devam etti. milli görüş hareketi, milliyetçi-mukadesatçı çizgi ile devrimci çizgiyi bir anlamda sentezlemeye çalıştı. bütün bu süreç içinde farklı yöntemlerle (başta kadrolaşma) devleti islamileştirmek fikri yaygındı. şimdi yeni bir islam söylemi ortaya çıkıyor ve bu “yeni” islam aynı zamanda devletleşiyor. ben bu yeni islamcılığa “erdoğancılık” ya da “erdoğanizm” diyorum.

ne demek erdoğanizm?

tarihsel olarak, islamcılık devlete karşı bir hareket değildir, devletle ittifak etmiş, ezildiğinde geriye çekilmiş bir harekettir… bütün güvenlikçi yapısıyla ve teknolojisiyle yeni bir devlet formu var ortada. erdoğan bu yeni devletin oluşumu sürecinde devletin başına geçti. şimdi bu devlet islami bir nitelik kazanıyor. islami söylem, devletin resmi ideolojisi oluyor. yalnız bu eski islamcılıktan farklılaşıyor. liderin, devletin ve milletin birliği ve bu birliğe ruh veren islami ve tarihi bir söylem. buna “islami bonapartizm” ya da “erdoğanizm” diyebiliriz. diğer yandan islam’ın devlet olmaması gerektiğini açıkça ifade eden, erdoğanizmin şehvetine kapılmayan az da olsa islamcı var. önümüzdeki dönemde bu iki kesim arasında enteresan tartışmaları gözlemleyebiliriz.

‘imam hatiplerde resmi ideoloji üretiliyor’

davutoğlu’nun tasfiye edilişini nasıl okuyorsunuz?

islamcılık açısından bakarsak, davutoğlu’nun tasfiyesi islamcılığın erdoğanizm altında bir bileşenden ibaret olması, liderlik karşısında özerkliğini kaybetmesi demektir gibi geliyor bana.

islamcıların bilimle olan ilişkisi bağlamında, okulların imam hatipleşmesi nereye oturuyor?

akli bilimlerle nakli bilimlerin sentezi olan imam hatip, anlattıklarımı çok iyi açıklıyor. bu okulları, bunların bir arada öğretildiği, doktrin haline geldiği yer olarak düşünmek lazım. imam hatiplerin resmi dinin ve artık resmi ideolojinin de üretildiği yerler haline geldiği bir dönem yaşıyoruz. resmi ideolojide “resmi din” de var. imam hatibin olağan okullara dönüşmesinin arkasında toplumu terbiye etmek fikri yatıyor.

tübitak’ın dönüşümünün de zemini bu mu?

aynı çerçevede islamcıların tübitak’ı kontrol etmek arzusu üzerinde durmak lazım. islamcı gelenek içinde bilimsellik çok önemsenir ama sınırlarının naklî (tefsir, kelam, hadis) delillerle belirlenmesi kaydıyla. dolayısıyla uygulamalı bilimlere, yani amelî (fiili) olana karşı ilgi, teorik bilimlerden çok daha fazladır.

‘uydurulmuş tarihi ve dini referanslar kullanılıyor’

siyasal islamcılığın doğuşunu, dinin toplumu disipline etme yönelimiyle anıyorsunuz. bugün için ne demeli?



akp, islamcılığı, utangaç da olsa, siyasi merkeze oturtabildi. ama henüz bu proje tamamlanmamıştı ki, akp’nin taşıdığı islamcılık bir anda eridi ve yerine başka bir islamcılık hakim olmaya başladı. dediğim gibi, buna islami bonapartizm ya da erdoğanizm diyebiliriz. yeni bir islamcılık bu; islamı oldukça basit ve formel bir şekle indirgeyip, devlet eliyle insanlara empoze eden bir model. modern devlet, kurumlar, dijital imkânlar ve kapitalizm enstrümanlarıyla tek düze ve jenerik bir din tanımlanıyor. ve formal enstrümanlar aracılığıyla, bu tek düze islam sadece laiklere değil; dindarlara da bu benimsetilmeye çalışılıyor. gerçek cami budur, müslüman böyle olur, baş böyle örtülür… hepimizi terbiye etmeye yönelik dini muhafazakâr bir jenerik din oluşturuluyor. bu aslında devletin islamileşmesi değil. islam’ın devletleşmesi sürecidir. islam devletleştikçe basitleşir, jeneriklerşir, standartlaşır ve toplumsal alanın karmaşık inanç pratiklerini buldozer gibi ezer. erdoğanizmle beraber islam devletleşiyor. bu devlet, islami türkiye’deki tarihsel, karmaşık ve farklı boyutlarıyla yaşanan islami pratikleri yok ediyor. bu yapılırken de çok sorunlu, kısmen uydurulmuş, tarihi ve dini referanslar sunuluyor.

son olarak, ensar vakfı skandalında da gördüğümüz gibi, onları çocuk tecavüzünü bile savunmaya iten şey nedir?

islami kesim karşı tarafa kesinlikle güvenmiyor. halil ibrahim yenigün’ün deyimi ile islamcılık müslümancılık haline geldi. mütedeyyin kesimlerin kazanımlarını her hal ve kârda koruma güdüsüyle, olan bitene ses çıkarmayan büyük bir kesim var. işler kötüye gidince savunmaya geçiyor, kazanımlarının yok olacağını sanıyorlar. kendi aralarında da güvensizlik var. erdoğan çevresi davutoğlu çevresine güvenmiyordu ve bu güvensizlik davutoğlu’nun tasfiyesi ile sonuçlandı. bende, yeni türkiye hiper güvensizlikten ortaya çıkacak yapısal bir krizle çökecek fikrini uyandırıyor.

*

‘ellerinde metin yok’

sizce akp bugün nasıl bir rejim inşa etmeye çalışıyor?

akp en azından resmi söylemde, türkiye’de kalkınmacı, demokratik bir toplum modeli öngörüyor ve bunu da başkanlık sistemiyle yapacağını söylüyor. ancak, islami bir kökten gelen bu hareketin demokrasi, sosyal devlet ve hukuk devleti ile ilişkisini kuracak bir metin yok. türkiye’yi çok derinden değiştirmeye çalışıyorlar ancak kafalarındaki proje çok net değil, elimizde bir metin yok. bu işi yolda halletmeye çalışıyorlar, devamlı zigzag çizmelerinin, değişen ittifakların nedeni bu.

*

‘naif hareketler gibi görmek yanlış’

islamcıların siyaset yapma tarzı nasıl?

islamcılık her zaman ittifaklar kurar. dikkatli, tedbirli bir geleneği vardır. nerede ne yapacağını bilir. soğuk savaş içinde kendini son derece kritik bir yerde konumlandırmayı bildiler. anti-komünist mücadelenin iyi bir aktörü oldular. islamcılara çocuk muamelesi yapılmaması lazım. bazı arkadaşlar gibi, ‘bunlar henüz olgunlaşmamış siyasi bir heyet, bunları fikirler vererek düzeltebiliriz’ söylemleri, onları naif hareketlermiş gibi görmek yanlış. bütün bu islamcı geleneği kesinlikle ciddiye almadan, bütün bu geleneği öğrenmeden bunlara akıldanelik (akılcılık) yapmamak lazım.

*

kimdir?

ali yaycıoğlu, stanford üniversitesi tarih bölümünde öğretim üyesi olup, ‘osmanlı ve islam dünyası tarihi’ dersleri veriyor. partners of the empire: the crisis of the ottoman order in the age of revolutions adlı kitap stranford üniversitesi yayınlarından bu yıl çıktı. kitabın türkçe çevirisi imparatorluğun ortakları: devrimler çağında osmanlı nizamının krizi başlığı ile koç üniversitesi yayınlarından 2017’de yayınlanacak.

ömür şahin keyif

kaynak: birgun.net/...ik-devletlesiyor-114769.ht
  • 2
    lanedersun 6 ay önce
    sıkıntıda burada zaten islam değil islamcılık. islamı kullanarak bir yere gelmeye çalışan insanların kurduğu imparatorluk. zalimler için yaşasın cehennem !
  • 1
    balporsugu 6 ay önce
    +1
  • 1
    lazcoder 6 ay önce
    adım adım iran'laşıyoruz
  • 0
    kek 6 ay önce
    iyi bok yiyor.
  • 1
    mrclove 5 ay önce
    şu bir gerçek ki tamam elhamdulillah müslümanız ama herşeyi dine dayatırsak arkadaşında söylediği gibi iranlaşırız. dine dayalı yönetimden önceki iran'ı hiç araştırdınız mı. ben bi bakın derim. herkese iyi puivler👍🏻


  • siyaset

    başlık ve yorumlarınızda yapıcı olmaya özen gösteriniz taraftarı olduğunuz ideolojiyi bu platformda temsil ettiğinizi unutmayınız . ideolojinizi övmek diğerlerini aşağılamak yerine davranışlarınızla nerede olduğunuzu gösteriniz .

    49 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    mortal

    kaygusuzyazar
    sbb3
  • -başlıklarınız içerik hakkında aydınlatıcı olmalıdır dikkat çekmek için saçma başlıklar açmayınız 

    -herhangi bir ideoloji,siyasi parti hakkında aşağılayıcı küfür içeren tahrik edici başlıklar yasaktır

    -t. c. veya herhangi bir uluslar arası organizasyonda terör örgütü kabul edilen oluşumlar hakkında propaganda yapmak , övmek  yasaktır . hakkında bilgiler verebilirsiniz 

    -herhangi bir olay hakkında paylaşım yapıyorsanız tarih belirtmeye özen gösteriniz .

    -yazı yazdığınız konu hakkında ufak bir bilgilendirme yada kaynak ekleyiniz

    -kaynak göstermekten çekinmeyin direk haberleri de kopyala yapıştır yapmayınız . haberi kaynak gösterip kendi yorumlarınızı yazın 


popi yükleniyor...

popi yükleniyor...

pupu yükleniyor...

pupu yükleniyor...

tepe yükleniyor...

tepe yükleniyor...