2
kayı yiğitleri söğüt yolunda
rahmetli prof. erol güngör'ün deyimiyle ''bizim medeniyet eserlerimizin ve kültür kıymetlerimizin adeta imbikten geçmiş numunelerini vermiş ve yapıcı gücümüzün en yüksek sembolü haline gelmiş osmanlı devleti'nin başarılarındaki sır'', bugün dahi tam olarak çözülememektedir. zira yetmiş iki millete kendini sevdirmek ve onları yüzyıllarca huzur ve refah içerisinde idare etmek öyle topla, kılıçla, tüfekle, akçe ile olacak işler değildi. peki nasıl olmuştu? nasıl gerçekleşmişti? gelin kayı yiğitlerinin söğüt'e gelişlerine doğru bi uzanalım.

osmanlıların atası gündüz alp'in oğulları sungur tekin, gündoğdu, ertuğrul ve dündar babalarının vefatından sonra bir müddet pasin ovası'ında oturmuşlardı. bunlardan sungur tekin ve gündoğdu buradan tekrar geriye ata yurduna dönerken, ertuğrul ile dündar iç anadoluya doğru harekete geçtiler. ertuğrul gazi'nin yanında seçme dört yüz kadar cengaveri bulunuyordu. sohbet ederek yol alan gaziler bir tepeyi aşmışlardı ki ovada kızılca kıyametin kopmuş olduğunu gördüler.

tam bir ölüm kalım savaşı veriliyordu. biraz daha yaklaştıklarında büyük bir moğol birliğinin selçuklu kuvvetlerini kıskaca almış mahvetmekte olduğunu anladılar. selçuklu askerlerinin hali gerçekten perişandı. acı bir akıbetin onları beklediği belli oluyordu. ertuğrul gazi yoldaşlarına seslendi:

''hey gaziler! cenge rast geldik. yanımızda kılıç taşırız korkak gibi geçip gitmek erlik değildir. ne yapalım? diye sordu.

bazıları:''mağlup durumdakine yardım etmek çok zordur. kendimizi tehlikeye atmayalım'' dediler.

ertuğrul bey ise: ''bu söz merdaneler kelamı değildir. erlik zor durumda olan kardeşlerimize yardım etmektir . işleri kolay olsa yardıma ne gerek vardı. haydi bu dar günde hızır gibi biçarelerin imdadına yetişelim.''

beylerinin bu sözleri üzerine kayı yiğitleri kılıçlarına el attılar. şahin kargaya girer gibi moğolların içine daldılar. kılıçlar şimşek gibi çakıyor her alevinde bir moğolun yıldızı sönüyordu. şimdi galipler mağlup, mağluplar galip duruma geçmişti. az sonra da moğollar selameti kaçmakta buldular. meğer kayıların yardım ettikleri selçuklu birliğinin başında bizzat sultan alaaddin keykubad bulunuyormuş. ertuğrul gazi gelerek hürmetle elini öptü. az evvel moğollar arasında olanca heybetiyle yiğitlik ve merdanelik gösteren ve bir volkan gibi kaynayan genç, şimdi sultanın karşısında el pençe divan duruyordu.

sultan asil soylu, pehlivan yapılı alnında saadet nurları parlayan bu genç muharibi hayranlıkla süzdü. alnından öptü, sonra batı cihetini işaretle:

''domaniç ve ermeni dağlarını yaylak söğüt'ü ise kışlak olarak size verdim. cenab-ı hakk müininiz(yardımcınız) olsun'' diyerek uğurladı. kayı yiğitleri söğüt'e doğru atlarını kaldırıp uçarcasına yol alırken, sultan alaaddin'in gözleri çok uzaklara dalmıştı. bu gidişin viyana kapılarına kadar uzayacağını mı görmüştü acaba?

kim bilir? darda olan kardeşlerine yarım eli uzatanlara
cenab-ı hakk ne devletler ne hilatlar ne servetler ihsan etmezdi.

bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.



  • osmanlıyız biz

    Osmanlıyız Biz Anlı da Şanlıda Osmanlıyız Biz...

    7 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    666siyonist666

  • bizans torunlarının girmesi yasaktır.
    dini ve milli değerlere küfretmek yasaktır.


popi yükleniyor...

popi yükleniyor...

pupu yükleniyor...

pupu yükleniyor...

tepe yükleniyor...

tepe yükleniyor...